27 Eylül 1989 Çarşamba

BORUSSIA DORTMUND 2 - 1 BEŞİKTAŞ (27/EYLÜL/1989)


Beşiktaş, Kupa Galipleri Kupası birinci tur ikinci maçında, Almanya'nın Borussia Dortmund takımına misafir oldu. İlk maçta kendi sahasında bir sıfır yenilen kara kartal, deplasmana tur ümidiyle gitti. Bakalım soğuk bir sonbahar gecesi Almanya'da oynanan maçta neler olmuş.

Beşiktaş ilk maça, yeni transferleri Walsh ve Wilson ile çıkmıştı. Yönetim, teknik kadro ve şüphesiz izleyiciler, İngiliz oyunculardan yüksek performans bekliyorlardı. Ne yazık ki Beşiktaş o maçta yeterli performansı gösteremedi ve kendi sahasında tek golle yenildi. İkinci maç için futbol otoriteleri Alman takımını favori gösteriyordu ama kimse o takımın karşısına tur endişesi taşımadan rahat bir futbol sergileyecek bir Beşiktaş çıkacağını düşünmemişti. Kara kartal, ilk maça göre bakıldığında, oyunun başlarında daha etkili bir performans çizecek gibi görünüyordu. Yine de Dortmund işi şansa bırakmadı ve on birinci dakikada Driller'in golüyle turu sağlama alma yoluna gitti. Daha önceki bir pozisyonda, defansına yardımcı olan Feyyaz'ın çıkarttığı bir top vardı ki, o top golün habercisiydi. Doğrusunu söylemek gerekirse Dortmund, Beşiktaş'dan bir gömlek üstün bir takımdı. Tabi bu üstünlük teknik kapasiteden çok mental anlamda değerlendirilmeli zira Beşiktaş aslında bu takımla başa çıkabilecek güçteydi. Nedense Avrupa kupalarında, ligde çizdiği çizgiyi çizemiyordu kara kartal. Dediğim gibi mental olarak hazır değildi takım. Sonra oyuncular birden açıldı ve çok güzel futbol oynamaya başladılar. Belli ki kara kartal yenilen golden sora tur ümidinden iyice uzaklaşmıştı ve o baskı üzerinden kalkınca rahat bir futbol sergilemeye başlamıştı. İlk maçta kendisini tam olarak gösteremeyen Wilson, bu maçta orta sahada harikalar yarattı.Sağ kanatta Rıza, her zamanki gibi iyi top çeviriyor ve Mehmet ile yaptıkları organizasyonlarda, topu Metin Ali ve Feyyaz ile buluşturuyor, tükenen ümitlerimizi alevlendiriyorlardı. İlk yarı tamamlandığında heyecandan yerimizde duramıyorduk. Beklentimizin üzerinde bir oyun sergiliyordu kara kartal. Beşiktaş acaba bu oyunla turu geçebilir miydi?


İkinci yarı başladığında sahada yine dikkatli ve organize bir kara kartal vardı. Güçlü rakibinin ataklarını dikkatle takip edip, onlara hareket alanı vermiyorlardı. Nihayetinde bu oyun meyvesini verdi ve yetmiş altıncı dakikada Beşiktaş, Ali'nin ayağından golü buldu. Sevinçten havalara uçtuk. Bir gol daha olur muydu? Olurdu ama bir problem vardı. Beşiktaş gözle görülür şekilde yorulmuştu. Sarı fırtına Metin'in, sağ kanattan yaptığı ataklarda açıkça yorgun olduğu ve o her zamanki sağlı sollu çalımlarını atamadığı gözlemleniyordu. O zaman içime bir soğukluk geldi. Alman takımı en ufak bir hatayı bile affetmezdi. Buna karşılık yorgun Beşiktaş'ın tur için hala gol atması gerekiyordu. Seksen beşinci dakikada yedi numaralı formayı giyen Dortmund oyuncusu, sol kanattan yaptığı atakta, Recep'i çalımlayarak yaptığı ortada topu Wegmann ile buluşturdu ve o da çok şık bir kafa gol attı. Kaleci Engin'in pozisyonda yapabileceği bir şey yoktu. Bu dakikadan sonra kara kartalın maçı çevirmesi çok zordu zira oyunun bitmesine sadece beş dakika kalmıştı. Beşiktaş bir gol daha bulamayınca kupadan elendi.

ALİ'NİN ATTIĞI GOL, BEŞİKTAŞ İZLEYİCİSİNİ 
ÇOK HEYECANLANDIRMIŞTI
 
Maç sırasında içime fenalıklar gelmesine ve ruhumun daralmasına sebep olan bir şeyler vardı ve o gün ben buna neyin sebep olduğunu anlayamamıştım. Sözünü ettiğim his, maç sebebiyle yaşadığım heyecandan ayrı bir histi. Daha sonra bu hisse sebep olanın, maçı devlet televizyonunda anlatan spiker İlker Yasin olduğunu fark edecektim. Adam resmen dramatik bir ses tonuyla, tamamen duruma ümitsiz bakan bir tavırla anlatıyordu maçı. Kara kartalın kalesinde gördüğü ikinci golden hemen önce, atak yapan oyuncuyu takip eden Recep için, 'Karşısında...Recep' deyişi, sonrasında gol gelince 've onlar kolay olanı yapıyorlar' diyerek durumu ifade etmesi, adeta ruhsal çöküntüye uğramama sebep olmuştu. Bu sanal trajik atmosferi, daha sonraları da yaşattı bize İlker Yasin. İlerideki senelerde ise, Beşiktaş seyircisinin koyduğu tepkiyle, bir daha ona Beşiktaş maçı anlatma görevi asla verilmeyecekti.

Beşiktaş bu maç ile turu maalesef geçemedi ama ortaya koyduğu performans ile gerek Türkiye'de, gerekse Almanya'da büyük ses getirdi. Dediğim gibi eğer takım yorulmamış olsaydı ikinci gol gelebilirdi. Doksan dakikasını tamamen izlediğim ilk Beşiktaş maçı olan Borussia Dortmund Beşiktaş maçı, benim için bir tarihin başlangıcı oldu. O günden sonra, benim için bu bir yaşam tarzına, bir tutkuya dönüştü. Şimdi o heyecanı, yazılarımda siz okuyucularımla paylaşmaya devam ediyorum.

Birinci maçta sahaya çıkan kadronun seremoni fotoğrafı. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder