1 Ekim 2015 Perşembe

BEŞİKTAŞ 1 - 1 SPORTING LIZBON (01/EKİM/2015)


Beşiktaş, UEFA Avrupa ligi H grubu ikinci maçında Sporting Lizbon’u ağırladı. Atatürk Olimpiyat stadyumunda oynanan maç beklendiği üzere çok zorlu geçti.

İlk yarı başladıktan ve ilk on dakika geçtikten sonra açıkçası biraz tedirgin oldum çünkü rakip gerçekten de kemik gibi bir takımdı. Sert futbol oynadıkları gibi, gol pozisyonuna girdiklerinde çok rahat hareket ettiklerini ve kendilerine fazlasıyla güvendiklerini görmek beni ürküttü. O zaman içimden ‘Eğer Beşiktaş bu maçı alırsa gecenin galibiyeti olur’ diye geçirdim. Deplasmanda böyle rahat oynayan bir takıma karşı kazanmak için çok dikkatli olmak ve sahada sadece onların olmadığını gösteren güçlü bir duruş sergilemek lazım. İlk yarıda Beşiktaş’ın bu duruşu sergileyebildiğini söyleyemeyeceğim. Gol pozisyonları bulmakta zorluk çektiğimiz gibi, misafir takımın baskıcı oyununa karşı aynı şekilde karşılık verme duruşu da sergileyemedik. Bu durumu sezen Sporting Lizbon’lu oyuncular, oyunu daha da sertleştirip tehlikeli ataklarını sıklaştırdılar. Bunu takiben de on altıncı dakikada gol atmayı başardılar. O zaman maça olan yoğunluğum çok düştü çünkü ne yalan söyleyeyim, Beşiktaş’ın bu maçı çeviremeyeceğini geçirdim içimden. Gol sonrası kendine güveni pekişen misafir takım, ilk yarının kalan dakikalarında oyunun çoğunluğuna hakimdi. İkinci yarı başlamadan bir gol daha yemediğimiz için şanslıydık.

İkinci yarı başlamadan önce Şenol hocanın Quaresma’yı oyundan alma ihtimalini aklımdan geçirdim ve içim karardı. Bu maç onun maçıydı ve bence doksan dakika oynamalıydı. Neyse ki hocamız beni hayal kırıklığına uğratmadı. Quaresma ikinci yarıda da sahnedeydi. Bu arada defansta İsmail’e şans verilmesi ve onun da bu şansı çok iyi değerlendirmesi, takım adına büyük kazançtı. Sanki haftalardır oynuyor gibi bir performans çizen İsmail’i ayrıca tebrik etmek isterim.  Takımın ikinci yarıya yoğunlaşmada zorluk çekip çekmeyeceği konusu da aklımı meşgul ediyordu ama kara kartal sahaya daha farklı bir havayla çıktı. İlk yarıdaki karamsar ve kısmen de olsa kabullenmiş gibi görünen çizgisinden uzaklaşan Beşiktaş, ilk yarıda gerçekleştiremediği organize ataklardan birini gole çevirmeyi başardı. Gökhan’ın ayağından atmış birinci dakikada gelen gol, heyecanlanmamıza sebep oldu. Yine yalan söylemeyeceğim. Beşiktaş’ın bu maçta gol atabileceğini hiç düşünmemiştim çünkü rakip öylesine organize ve dikkatli oynuyordu ki, beton duvar gibi kartalın önünde dikilen defans, bana yıkılmaz gibi gelmişti. Maç bir birlik skora gelince işin rengi değişti. Sporting Lizbon atakları yine yüreğimizi ağzımıza getiren türden olsa da, Beşiktaş ‘da artık daha derli toplu oynuyor ve bize güven veriyordu. Bir çok gol pozisyonunu da oyuncularımızın ceza sahasında aceleci davranması sebebiyle kaybettik. Bunlardan en net olanı, yetmiş yedinci dakikada Oğuzhan’ın ayağından gelen şuttu.

Dakikalar sekseni gösterirken Beşiktaş ataklarını sıklaştırdı. Bunu yaparken defans emniyetinin en alt seviyede olduğunu dehşetle fark ettim ve dakikalar giderek yavaşlayıp eziyete dönüşmeye başladı. Böyle bir maçta gol atmayı başardıktan sonra yenilmek büyük kayıp olurdu. Tabi Beşiktaş’ın atağa kalkarken topu çok fazla çevirdiği ve sanırım bir vesile ile oynuyor gibi görünüp vakit geçirdiği de gözümden kaçmadı. Bilemiyorum. Belki benim kuruntumdur. Öyle ise de maçı bitirmek için defansa on bir kişi kapanan rezil bir görüntüden daha estetik göründüğü şüphe götürmez. Seksen dördüncü dakikada organize atakta Atiba’nın kaçırdığı gol ve sonrasında gelen kontra atak yüreğimizi ağzımıza getirdi. Her şeye rağmen Beşiktaş’ın gol yeme endişesi taşımaksızın böylesine cesur oynaması beni etkilemedi diyemem. Hakem maça üç dakika ilave ettiği anda Quaresma yerine Kerim oyuna dahil oldu. Ek vakitte Oğuzhan’a yapılan faulü takiben ceza sahasına yakın mevkide kullanılan serbest vuruş ne yazık ki sonuç getirmedi. Doksan ikinci dakikada tehlikeli geldiler ve korner kazandılar. O korner kullanılana kadar sıkıntıdan patlayacağım sandım. Neyse ki bu pozisyonu boşa harcadılar ve maç bitti.

İlk yarısı bittiğinde bu maçta Beşiktaş’tan değil galibiyet, tek bir gol bile beklemiyordum. Sporting Lizbon gerçekten çok tehlikeli ve dinamik bir takım. Beşiktaş bu gün altın değerinde bir beraberlik aldı. Şunu unutmamak gerekli. Deplasmanda oynayacağımız ikinci maç çok daha zor olacak. Beşiktaş orada farklı ve akıllı bir stratejiyle sahaya çıkmalı yoksa sonuç hüsran olur. İstanbul’da böylesine rahat oynayan bir takımı kendi sahasında hayal etmek bile ürkütücü. Öyle yada böyle kara kartal için iyi bir tecrübe olacağı da şüphe götürmez.


BEŞİKTAŞ 1 - 1 SPORTİNG LİZBON

STAT: Atatürk Olimpiyat

HAKEMLER: Paolo Tagliavento, Matteo Passeri, Fabiano Preti (İtalya)

BEŞİKTAŞ: Tolga, Beck, Rhodolfo, Ersan, İsmail, Atiba, Necip (Dk 46 Oğuzhan), Gökhan Töre, Sosa (Dk. 68 Cenk Tosun), Quaresma (Dk.90 Kerim Frei), Gomez 

TEKNİK DİREKTÖR: Şenol Güneş

SPORTİNG LİZBON: Patricio, Cristian Silva, Joao Pereira, Naldo, Figueiredo, Aquilani (Dk. 79 Gelson Martins) , Carvalho, Gutierrez Teofilo (Dk. 69 Slimani islam), Ruiz, Mane, Matheus Pereira (Dk. 55 Adrien Silva)

TEKNİK DİREKTÖR: Jorge Jesus

SARI KARTLAR: Rhodolfo, Ersan Gülüm (Beşiktaş), Cristian Silva, Joao Pereira (Sporting Lizbon)

GOLLER: Dk. 61 Gökhan Töre (Beşiktaş) Dk. 16 Bryan Ruiz (Sporting Lizbon)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder