14 Aralık 2015 Pazartesi

BEŞİKTAŞ 2 - 1 GALATASARAY (14/12/2015)


Beşiktaş, 2015 yılının son derbi maçında, Olimpiyat Stadyumunda Galatasaray'ı misafir etti. Kara kartal, mutlak üstün oynadığı ve bir çok gol pozisyonunu değerlendiremediği maçın sonucunda sahadan iki birlik skorla ayrılmayı başardı. Şimdi önce maçı hatırlayalım ve sonra da değerlendirmelerimizi yapalım.

İkinci dakikada Quaresma orta sahada bir top kaptırdı ve bu durum kalemizde tehlikeli bir pozisyonun oluşmasına sebep oldu. Q7 her zaman benim bir numaralı adamım ama maalesef kaptırdığı topların fazlasıyla riskli durumlar doğurduğunu da söylemek zorundayım. Dördüncü dakikada Sosa önünde kalan topu ağlarla buluşturmaya çok yaklaştı ama kaleci golü önledi. Bu pozisyona son anda Mario'da dahil oldu ama sonuç alamadık. On ikinci dakikada Beck sağ kanattan müthiş bir orta yaptı ama topla buluşan Mario'nun bu şutu da gol olmadı.Yirmi dördüncü dakikada Q7 misafir takım ceza sahası önünde topu kaptı ve o anda ceza sahasına dalan İsmail'i topla buluşturdu ama golü yine bulamadık. Bu arada defans oyuncumuz İsmail'in kendi mevkisindeki başarısını aşıp gole de oynadığını görmek büyük keyifti. Yirmi sekizinci dakikada Olcay, Oğuzhan'ın topuk pasında kale ile karşı karşıya geldi ama yine golü kaçırdık. Dikkatiniz çektiyse Beşiktaş bu maçta istikrarlı bir şekilde misafir takım kalesini yokladı. Kırk ikinci dakikada Galatasaraylı Selçuk yaptığı faul ile İsmail'in adeta havada uçmasına sebep oldu. Zaten Selçuk maç boyunca sahanın en agresif oyuncusuydu. Bu da yaptığı ilk sert hareket değildi. Kırk üçüncü dakikada Sosa ve Oğuzhan arasındaki paslaşma sonrası top yine Mario'nun ayağına geldi ve Mairo her ne kadar bu şutu ile de gol atamamış olsa bile, artık gelen golün habercisi olmaya başlamıştı. İlk yarı golsüz beraberlikle sonuçlandı. 


Galatasaraylı oyuncular Mustafa Denizli'nin sağlamcı taktiğiyle sahaya çıkmışlardı. Bu taktiği en son Mustafa Denizli Beşiktaş'ı çalıştırdığı sene görmüştüm. Doğrusunu söylemek gerekirse gerçekten çok sıkıcı bir oyun tarzı. Oyunu kendi sahan ve orta saha arasında bir yerde kabullen. Rakibin ataklarını ne olursa olsun karşıla ve bezdirmeye çabala. Rakibin bu taktikten bunaldığı ve boş bulunduğu bir anda cesurca atağa kalkıp golü bul ve üzerine yatıp oyunu bitir. Bu taktiğin işe yaradığını, 2008 - 2009 sezonunda Mustafa Denizli Beşiktaş'ı hem ligde hem de kupada şampiyon yaptığında gördük. Ne var ki o sezon izlediğimiz Beşiktaş'dan hiç bir keyif almadık. Maç özetleri arşivimde izlerken en çok sıkıldığım sezon bu sezon olsa gerek. Futbol sonuç oyunu diyorsanız kabullenebilirsiniz elbet ama insan biraz gösteri de görmek istiyor. Neyse efendim tekrar maça dönelim. Elli ikinci dakikada Galatasaraylı Sinan, taban girdiği pozisyon sonrası itirazlarda bulununca sarı kartı gördü. Elli üçüncü dakikada Sporting Lizbon maçında yediğimiz ilk golde, rakibi karşılamak için çıkmayan Tolga'nın aksine Günay şimşek gibi yerinden fırlayıp gole giden rakibini ceza sahasının fazlasıyla dışında karşıladı ancak şanssızlık bu ya, topa düzgün vuramadı. Sneijder bu durumdan faydalanıp golünü attı. Maç boyunca atak oynayan kara kartal golü kalesinde gördü. Kameralar Günay'ı gösterdiğin deki yüz ifadesi oturduğum yerde benim bile ruhumu çökertti. Neyse ki elli beşinci dakikada Mario imdadına yetişti ve ilk yarıda sinyallerini verdiği golünü attı.

Elli dokuzuncu dakikada Şenol Güneş Olcay'ı oyundan aldı. Olcay oyundan çıkarken hocasına sitem edip 'Hocam beni niye alıyorsun ya!' diyerek tepkisini dile getirdi ve bu tepki kameralara olduğu gibi yansıdı. Olcay şüphesiz amatör bir heyecanla oynadığı ve gerçek bir Beşiktaşlı olduğu için bu tepkiyi vermişti ve altında kötü niyet aramak bize yakışmazdı. Tabi eminim ertesi gün anti Beşiktaş medya bu durumu ağzına sakız etmekten geriye durmayacaktır. Olcay'ın yerine oyuna giren Kerim, altmış ikinci dakikada sol kanattan falsolu bir orta yaptı ve kaleci son anda topu dışarıya attı. Yetmiş birinci dakikada oyuna Gökhan dahil oldu ve bu sefer Q7 seyircinin alkışları arasında oyundan ayrıldı.Yetmiş üçüncü dakikada ikinci orta şansını sağ kanattan deneyen Kerim, topu Gökhan ile buluşturmayı başardı ve Gökhan'da golünü attı. İşte o anda teknik direktörlerin direk gibi dikilsin diye saha kenarına koyulmadıklarını bir kez daha görmüş olduk. Olcay hocasına itirazda bulunmuştu ama Şenol Güneş'in sahaya sürdüğü iki oyuncudan biri gol pasını verdi, diğeri de golünü attı.Demek ki neymiş? Herkes işine bakmalıymış. 


Böylelikle de Beşiktaş üstün oynadığı mücadelede, Mustafa Denizli'nin klasik taktiğini darmadağın edip üç puanı kendi hanesine yazdırmayı başardı. Sporting Lizbon maçı sonrası Beşiktaşlı oyuncular derbiye yoğunlaşacaklarını verdikleri röportajlarda hararetli bir şekilde dile getirmişlerdi. Arzuladıkları yoğunluğu sağlayıp şehzade muhteşem Fenerbahçe'yi, sefere çıkan padişah Beşiktaş'ın yerine bir günlüğüne oturduğu tahttan indirdiler. Aptal medya şu maçların hepsi bitmeden liderlik safsatasını gözümüze sokmasa Fenerbahçe ile bu kadar uğraşmazdım. Yine de çok eğlenceli olduğunu itiraf etmeliyim. 

Stat: Atatürk Olimpiyat Stadyumu

Hakemler: Mete Kalkavan, Ekrem Kan, Esat Sancaktar, Tolga Özkalfa(4. Hakem)

Beşiktaş: Günay, Beck, Rhodolfo, Ersan, İsmail, Atiba, Oğuzhan, Quaresma(Dk.72 Gökhan), Sosa(Dk.87 Necip), Olcay(Dk.60 Kerim), Gomez

Yedekler: Hüseyin, Serdar, Tosic, Kerim, Necip, Gökhan, Cenk

Teknik Direktör: Şenol Güneş

Galatasaray: Muslera, Sabri, Semih, Hakan, Olcan, Chedjou, Selçuk, Yasin(Dk.73 Tarık), Sneijder, Podolski, Burak(Dk.37 Umut)

Yedekler: Cenk, Koray, Rodriguez, Emre, Tarık, Bilal, Umut

Teknik Direktör: Mustafa Denizli

Goller: Sneijder (Dk.54), Gomez (Dk.56), Gökhan (Dk.74)

Sarı Kartlar: Gomez (Dk.45), Yasin (Dk.52), Oğuzhan (Dk.58), Olcan (Dk.61), Selçuk (Dk.67), Chedjou (Dk.90), Semih (Dk.90+3)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder