11 Aralık 2015 Cuma

SPORTING LIZBON 3 - 1 BEŞİKTAŞ (10/12/2015)


UEFA Avrupa Ligi H grubundaki altıncı ve son maçına Sporting Lizbon takımına misafir olan Beşiktaş, ev sahibi takıma üç birlik skorla yenilerek kupaya veda etti. Lider olduğu grupta şansı son maçta tersine dönen kara kartal, şanssız bir şekilde üç golle rakibine yenilmekten kurtulamadı.

Dün gece seksenli yıllardan kalma travma sebebi Avrupa kupası maçlarına geri dönüş yaptık. O dönemde çocuk olan ben, kupaya veda etmemize sebep olan maçlardan sonra sabaha kadar mücadeleyi rüyamda görürdüm. Şimdi aklımı meşgul eden çok daha önemli konular olduğundan bu kabus tekrarlanmadı ama maçı izlerken o günlerde hissettiklerimi tekrar hissettiğimi söyleyebilirim. Maçın ilk yarısında ev sahibi takıma göz açtırmayan ve İstanbul'daki mücadelenin aksine oyuna çok daha hakim olan kara kartalın turu geçeceğinden her geçen saniye daha da emin oluyordum. Sporting Lizbon Beşiktaş'ın üstünlüğünü kabul etmiş gibi görünüyordu. En azından kara kartal kadar iştahlı değillerdi tur için. Bu durum beni çok şaşırtmıştı zira İstanbul'da oynadıkları oyunu gördükten sonra bu takımı geçmemizin çok zor olduğuna kanaat etmiştim. Beşiktaş'ın atakları ardı ardına geldi. Ataklarda Olcay'ın ön plan çıktığına şahit olduk. Öyle ki net gol pozisyonlarına girerek bizi fazlasıyla heyecanlandırdı. Takım hiç oynamasa bile yıldız oyuncuları ile bu turu kotaracak bir çizgi çiziyordu. 


İkinci yarıda tempo daha da yükseldi. Sporting Lizbon'da tehlikeli bir takım ataklara kalkıyordu ama benim beklediğim ve korktuğum türden ataklar değildi bunlar. Bu iş bu gece bitecekti. Kesin inanmıştım artık. Sonra sahneye İsmail çıktı. Gerçi bu maçta sahneden hiç inmedi İsmail. Kaptığı topu çok şık bir pasla Quaresma'ya aktarmayı başardı. Quaresma da sağ kanattan o beklenen sağ ayak dışı vuruşu ile orta yaptı. Top Mario'nun önüne düştüğünde artık golden başka bir alternatif kalmamıştı. Öyle de oldu. Elli sekizinci dakikada kara kartal deplasmanda Sporting Lizbon gibi güçlü bir takıma karşı gol atıp öne geçmeyi başarmıştı. Bir rüya olmalıydı bu. Asla biteceğini düşünmemiştim. Eminim Beşiktaşlı futbolcular da düşünmemişlerdi zira oyuna olan yoğunlukları en üst düzeydeydi. Peşinden sahneye maalesef Tolga çıktı.Onun için gerçekten çok üzüldüğümü söylemeliyim çünkü gerçekten iyi niyetli ve bulunduğu pozisyonu hak eden bir kaleci. Ondan beklenmeyecek şekilde defansın ardına atılan pası takip etmek ve rakip oyuncunun tepesine çıkmak yerine kalesine geri dönmeyi tercih edince ev sahibi takımın golü geldi. Altmış yedinci dakikada gelen bu beklenmedik gol, maç sonrası kendisiyle yapılan röportajda Olcay'ın da dile getirdiği üzere adeta Beşiktaş'ın dağılmasına sebep oldu. Beraberlik bile turu getirecek iken Beşiktaş resmen darmadağın olmuştu. Bunun üzerine bir de uyuyan Sporting Lizbon takımının uyanması ve galibiyet için iştahlanması, diğer bir deyişle kim olduklarını hatırlamaları, Beşiktaş'ın sonu olacaktı. Kim uyuttu ise çok iyi uyutmuştu bu takımı. Şimdi ne yazık ki gerçek kimliği ile oynuyordu ev sahibi takım. Yetmiş iki ve yetmiş yedinci dakikalarda iki gol daha bulmayı başardılar ve buldukları ikinci golde de kalecimiz Tolga'nın büyük hatası vardı. Kapattığı köşeden golün ağlarla buluşmasını engelleyemeyen Tolga, Sporting Lizbon'un ismini tura yazdı. Beşiktaş, daha iyi oynadığı, golü bulduğu ve tura çok yakın olduğu bir anda birden ayağı takılarak merdivenden yuvarlanmış, kendini özenle tırmandığı basamakların dibinde bulmuştu. 


Maçtan sonra eski Beşiktaşlı futbolcular Feyyaz ve Ali, haklı olarak Tolga'yı gaddarca eleştirmekten ve gerçeği katıksız bir şekilde dile getirmekten geri durmadılar ama mikrofonların uzatıldığı Beşiktaşlı oyuncular, başarısızlığın kişilerle ilgili değil takımın kendisiyle ilgili olduğunu vurguladılar. Bu yapılabilecek en doğru ve centilmence hareketti. Tam da kolej takımı Beşiktaşlı oyunculara yakışır bir tavırdı ama şüphesiz onlar da ne yazık ki mağlubiyetin baş rol oyuncusu olarak Tolga'nın isminin tarih kayıtlarına geçeceğini biliyorlardı. 

Beşiktaşlıların maçlarımızı anlatmasından hiç hoşlanmadığı İlker Yasin'in bir lafı vardı. Bir rüya da böyle bitti sayın seyirciler. O karanlık ve derin ses tonuyla bu sözleri söylemesinden her ne kadar nefret etsek de, haklı olduğunu bilmek daha da acı bir his veriyor insanın içine. Bu sefer gerçekten de bir rüya böyle bitti sayın seyirciler. Önümüzde Galatasaray derbisi var. Takımın kısa sürede toparlaması ve aslında çok daha önemli olan Galatasaray maçına yoğunlaşmaları tek dileğimiz.


Stat: Jose Alvalade

Hakemler: Manuel Grafe, Guido Kleve, Mark Borsch, Christoph Bornhorst(4. Hakem)

Beşiktaş: Tolga, Beck, Rhodolfo, Tosic, İsmail(Dk.85 Kerim), Atiba, Oğuzhan, Quaresma, Sosa(Dk.80 Cenk), Olcay(Dk.72 Necip), Gomez

Yedekler: Günay, Serdar, Milosevic, Kerim, Necip, Pedro, Cenk

Teknik Direktör: Şenol Güneş

Sporting CP: Patricio, J. Pereira, Nascimento, Oliveira, Naldo, Carvalho, Silva(Dk.64 Gutierrez), Mario, Ruiz, Montero(Dk.46 Martins), Slimani(Dk.88 Pereira)

Yedekler: Boeck, Figueiredo, Martins, Aquilani, Gutierrez, M. Pereira, Esgaio

Teknik Direktör: Jorge Jesus

Goller: Gomez (Dk.58), Slimani (Dk.67), Ruiz (Dk.72), Gutierrez (Dk.77)

Sarı Kartlar: Carvalho (Dk.18), Quaresma (Dk.28), Silva (Dk.49), Gutierrez (Dk.77), Mario (Dk.90+2), Oliveira (Dk.90+2)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder