13 Ağustos 2016 Cumartesi

BEŞİKTAŞ 1 - 4 GALATASARAY (13/AĞUSTOS/2016)


Beşiktaş, 2015-2016 sezonunu şampiyon olarak tamamlamasını takiben, yeni sezon öncesi Türkiye kupasını müzesine götüren Galatasaray karşısında Süper kupa mücadelesine çıktı. 

Maç öncesinde, alışıla geldiği üzere yine kendine taraftar adı altında anlamsız bir etiket yapıştıran ve futbol sporunun izleyicileri ile bir bağı olmayan karanlık kitlenin gösterisine maruz kaldık. İçinde ülkeyi işgal etmeye gelmiş düşman askeri varmış gibi otobüslerin camlarına taş atmak ve paramparça etmek sureti ile masum insanları hedef alan gaddar zihniyet, ne yazık ki her zaman olduğu gibi sporun önüne geçmeyi başardı. Futbol seyircilerini taraftar ismi ile lanse etmekten ısrarla vazgeçmeyen basın, televizyon kanallarında olayları kırmızı şeritlerle flaş haber olarak geçmekten geri kalmadı malum onlara göre sporcunun zeki, çevik aynı zamanda ahlaklısından çok yönlendirilmiş öfkenin daha fazla haber değeri var. 

İşte bu anlamsız olayların gölgesinde sahaya çıkan iki takım, şüphesiz yeni sezon öncesi müzelerine götürecekleri bir Süper Kupa ile morallerini en üst seviyeye taşımak istiyorlardı. Türkiye kupası şampiyonluğunu, basın ile beraber neredeyse Beşiktaş'ın yerine Türkiye Süper Lig kupasını almış gibi abartılı tepkiler ile kutlayan Galatasaray, Süper kupayı gerçek şampiyonun elinden almayı başarırsa kim bilir neler olacaktı?


Stadyum, yazın sıcak havasına rağmen tıklım, tıklım doluydu. İki takım da maça fırtına gibi başladı. Birbirlerinin gücünü tartma gereği bile duymadan karşılıklı ataklara yöneldiler. Bu arada bir not. Maçı anlatan spikerin, Beşiktaş, Galatasaray maçı değil de Galatasaray maçı anlatıyor gibi bir tavrı sergilediği gözümüzden kaçmadı. Alıştığımız bir durum olduğundan çok üzerinde durmadık ama not düşmeden de edemedim. Neyse biz maça dönelim. On ikinci dakikada Cenk, defans oyuncusunun hatasını değerlendirerek kaleci ile karşı karşıya kaldı ama golünü atamadı. Kara kartal sahaya tek forvet ile çıkmıştı ve o da Cenk'ti. Bu, Cenk'in kendisini takımın as golcüsü ilan etmek için eline geçen büyük bir fırsattı. İlk on beş dakikada dikkatimi çeken, Beşiktaş'ın hızlı ataklarına rağmen ceza sahası içerisinde çoğalmakta sıkıntı çektiğiydi. On altıncı dakikada Podolski Kerim'i karate hareketi ile yere indirdi ve ortam gerildi. Tipik Galatasaray taktiği. Rakip çok dişli ise faul ile sindir. Neyse ki Beşiktaş bu ucuz oyunlara pabuç bırakacak bir takım değil. 

Yirmi altıncı dakikada Galatasaray izleyicileri kendi kalecilerinin olduğu tarafa meş'ale yakıp atmaya başladılar. Stadyuma sokulması bile yasak olan işaret meş'aleleri, maçın durmasına sebep oldu. Oyunun tüm büyüsü bozuldu. Bu tür olaylarda cezaları adil uygulamak yerine kendince adamına göre adalet dağıtan yetkililer de asık suratlarla olayları izlediler. Bakalım tarik tekerrür mümedecek yoksa tarihten ders mi alınacak, hep birlikte göreceğiz. Otuz ikinci dakikada Kerim ceza sahasının sol tarafında düşürüldü ama Oğuzhan'ın serbest vuruşu direkten döndü ve gol getirmedi. Genel olarak ileri çıkışlarından çok memnun olduğum kara kartal, son vuruşlarda etkili değildi ama şüphesiz bu doğru hamlelerle kısa sürede giderilebilecek bir durum. Otuz sekizinci dakikada Tosic, Bruma tarafından ceza sahası içinde düşürüldü. Olay hakemin gözü önünde cereyan etti ama pozisyon penaltı getirmedi. Böylelikle Beşiktaş, daha yeni sezon başlamadan hakem hatası kurbanı olma durumuna düşmüş oldu. İlk kırkbeş dakika, hakemin ilave ettiği üç dakika da oynandıktan sonra beraberlikle tamamlandı. Oyunun son bölümlerinde Beşiktaş'ın gol yollarında daha atak bir oyun sergilediğini ve maçın başındaki tutukluğu attığını söylemeliyim.


Beşiktaş ikinci yarıya bir değişiklik ile başladı. Kerim'im yerine Q7 oyuna girdi. Kırk yedinci dakikada Galatasaraylı Selçuk bir pozisyonda ayağı takılıp yere düştü ve maçı televizyondan yorumlayan eski hakem, pozisyonu faul olarak değerlendirdi. Bu vesile ile maçın stresinden biraz uzaklaşıp gülme fırsatı bulduk. Elli üçüncü dakikada Olcay defansın arasından sıyrılıp topu Cenk ile buluşturmayı başardı. Cenk aldığı pası çok iyi değerlendirdi ve top kaleciyi aştı ama ne yazık ki direği adeta yalayarak dışarıya çıktı. Bu arada Q7'nin varlığı orta sahayı toparladı ve ikinci yarı Beşiktaş daha tehlikeli olan taraf görüntüsüne büründü. Galatasaraylı oyuncuların profesyonel faullerine göz yuman, hatta penaltımızı vermeyen hakem, uyduruk bir ikili mücadelede maçın ilk sarı kartını Beck'e gösterdi. Komik olan, bu ikili mücadelede yere düşenin Beck olmasıydı. Nasıl olduysa altmış birinci dakikada ceza sahasının solunda düşürülen Q7 için hakem lehimize faul verdi. Beşiktaş çok kritik bir serbest vuruş kazandı. Çalışılmış bir pas taktiği deneyen kara kartal golü bulamadı. Altmış dokuzuncu dakikada Galatasaray ani bir atakla geldi ve yapılan orta neredeyse Necip'in ayağından kendi kalesine gol olarak Galatasaray hanesine yazılacaktı. Yetmiş ikinci dakikada Tolgay'ın yerine Ömer oyuna dahil oldu. Seksen altıncı dakikada Olcay rakibinin itmesi ile yeri boyladı. Pozisyona itiraz eden Oğuzhan hakem tarafından sarı kartla cezalandırıldı. Böylelikle maçın ikinci haksız kartını da görmüş olduk. Seksen dokuzuncu dakikada Ömer'in pası ile ceza sahasına giren Cenk net gol pozisyondan yararlanamadı. Hakem maça üç dakika ekledi. Ömer doksan ikinci dakikada sağ kanatta iki kişi tarafından düşürüldü. Hakem faulü verdi ama elbette sarı kart göstermedi. Serbest vuruş gol getirmedi ve doksan dakika golsüz sona erdi. Buraya kadar şunu söyleyebilirim. Beşiktaş çok diri ve seri futbol oynayan bir takım olmuş ancak gol yolu fazlası ile tıkalı. Cenk'in iyi niyeti ve golcülüğü tartışılmaz ama bir çok kulvarda hatta Şampiyonlar Liginde mücadele edecek Beşiktaş'da tek golcü olarak boy göstermesi, onu çok ağır bir sorumluluk altına sokar. Takımın bir golcüye daha ihtiyacı olduğu tartışma götürmez.


Yarım saatlik uzatma bölümüne Beşiktaş başladı. Doksan yedinci dakikada Q7 kendisine verilen pasta topa gelişine vurdu ve top üst direği yalayıp geçti. Doksan dokuzuncu dakikada sağ kanattan yapılan atağı Necip sarı kart göreceği bir faul ile durdurdu. Serbest vuruş Hakan'ın ayağından Galatasaray adına gol getirdi. Beşiktaş daha atak oynadığı uzatmalarda golü yemeyi başardı. Galatasaray izleyicileri sahaya yine meş'ale atınca maç durdu ve hakem ilk uzatma devresine üç dakika ekledi. Yüz altıncı dakikada Q7 müthiş bir serbest vuruş kullandı ama kaleci topu dışarıya tokatladı. Peşinden gelen korner gol getirmedi. Q7 sol kanattan bir korner daha kullandı ama Tosic kafa vuruşunu gol yapamadı. Ardından ilk uzatma devresi bitti. 

İkinci uzatmada Necip oyundan çıktı ve yeni transfer Adriano oyuna girdi. Yüz yedinci dakikada Olcay'ın ortasında Q7 top ile buluşup vuruşunu yaptı ve defans oyuncusu topu kendi ağlarıyla buluşturdu. Beşiktaş aradığı beraberlik golünü buldu. Q7 gole inanılmaz sevindi. Bizler de en az onun kadar sevindik şüphesiz. Beşiktaş gol sonrası sanki yüz on beş dakikadır sahada değilmiş gibi yüksek bir performans ortaya koymaya başladı. Ardı ardına yapılan ataklar ne yazık ki gol getirmedi ve yüz yirmi dakika bir bir beraberlikle sonuçlandı. Kupanın kaderi penaltı vuruşlarına kaldı. 

Cenk, Oğuzhan ve Atiba attıkları penaltıları kaçırınca ve Galatasaraylı oyuncular hiç bir penaltıyı kaçırmayınca, Süper Kupa Galatasaray'ın oldu. Yazımın ilk bölümlerinde de ifade ettiğim üzere, Beşiktaş'ın mutlaka bir yıldız golcüye ihtiyacı var. Bugün iyi olan taraf kara kartaldı ama gol yolları tıkalı olunca kupa kaçtı. Kısa vadede acil önlemler alınması adına da iyi bir sonuç olduğu söylenebilir. Dersimizi alıp yola devam edeceğiz.


STAT: Konya Büyükşehir Stadyumu
HAKEM: Mete Kalkavan
BEŞİKTAŞ: Tolga, Beck, Marcelo, Necip (Dk.106 Adriano), Tosic, Atiba, Tolgay (Dk.73 Ömer Şişmanoğlu), Kerim (Dk.46 Quaresma), Oğuzhan, Olcay, Cenk
GALATASARAY: Muslera, Linnes, Chedjou, Hakan, Carole, Selçuk, Tolga Ciğerci, Sneijder, Sinan (Dk.88 Yasin Öztekin), Bruma, Podolski (Dk.44 Eren Derdiyok)
GOLLER: Dk.100 Hakan Balta (Galatasaray), Dk.107 Chedjou k.k (Beşiktaş)
SARI KARTLAR: Beck, Oğuzhan Özyakup, Necip Uysal (Beşiktaş), Tolga Ciğerci (Galatasaray)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder