17 Mart 2017 Cuma

BEŞİKTAŞ 4 - 1 OLYMPIAKOS (16/MART/2017)


Beşiktaş, UEFA Avrupa Ligi son on altı turu ikinci maçında, Yunanistan'ın Olympiakos takımını misafir etti. İlk maçtan altın değerinde bir puan çıkartan kara kartal, Vodafone Arena'da on kişi kaldığı maçta rakibine şans tanımadı. 

Dedik ya Olympiakos çok ciddiye alınması gereken bir rakip diye, gerçekten de öyleydi. Biz bu turu geçeriz inancıyla geldiler İstanbul'a. Oyunları da öyleydi. Hesaba katmadıkları iki detay vardı. Birincisi, Beşiktaş'ın bir Osmanlıspor olmadığıydı. İkincisi ise, Vodafone Arena'dan çıkma yüzdelerinin istatistikleri incelediğimizde neredeyse imkansız seviyede olduğuydu. O sahaya çıktığınızda, sadece profesyonel bir futbol takımı ile mücadele etmiyorsunuz. Aynı zamanda stadyuma ruhunu veren izleyicilerle mücadele ediyorsunuz. Stadın kendi ruhu da buna eklenince oldu mu sana Beşiktaş on üç kişi? On sene önce hayalini bile kuramayacağımız günler yaşıyoruz. Vodafone Arena, Beşiktaş tarihinin en büyük kazanımıdır ve nice sportif başarıların hem ev sahibi, hem de ortağı olacaktır. Şimdi biraz maça bakalım. İki takım da iyi başladı oyuna. Aboubakar onuncu dakikada fileleri havalandırdığında, kara kartal rüzgarı arkasına alıp yükselmeye başladı ve Olympiakos'u gölgesinde bıraktı. Yirmi ikinci dakikada Bablel ben de varım dedi ve Beşiktaş'ı Olympiakos'un yükselemeyeceği kadar yükseklere, bulutların arasına çıkardı. O kadar hızlı gelişti ki olaylar, 'Bundan sonra ne olacak?' diye geçirdim içimden zira maç başladığı gibi bitmiş gibi bir görüntü olmuştu. Sonra 'Neyse' dedim 'tadını çıkartalım zaferin' Keşke ayağımı uzatıp aşırı rahat bir ruh haline girmeseydim. Olympiakos hamlesini yaptı ve Elyounoussi'nin ayağından golü buldu. O zaman kara kartal omzunun üzerinden bakıp, Olypiakos'un adeta bir kelepçe gibi, kendisinin pençesine kenetlenip bu yükselişe eşlik ettiğini gördü. Gol gerçekten dengesini bozdu takımın. Sendelemesine sebep oldu. Bulutların arasında yavaşça aşağıya doğru alçalmaya başladı kara kartal. Birden içime soğuk bir su serpildi. Ya kartal çakılırsa düşüncesi hızla geçti aklımdan. Otuz dokuzuncu dakikada Aboubakar sinirlerine hakim olamayıp rakip oyunculardan birisine centilmenlik dışı tavır sergileyerek kırmızı kart gördü. Kara kartal on kişi kalınca bulutların arasından, ardında Olympiakos olmak üzere serbest düşüşe geçti. İlk yarı bu kabusla tamamlandı.

Golünü atıp tura büyük katkı sağlayan Aboubakar,
amatörce öfkelenerek gördüğü kırmızı kartla izleyicileri üzdü.

İkinci devreye geçmeden önce biraz Aboubakar'ın durumundan bahsetmek istiyorum. Maç sonrası ulusal gazetelerin birisinde, ulusal bir gazeteye yakışır yazılar yazması gereken bir spor yazarı, 'Ey Aboubakar efendi, boyun posun devrilsin' gibisinden skandal kategorisine yakışan bir köşe yazısı yazmış. Bunu hiç anlamıyorum. Ben bir blog yazarı olarak bile ve kimseye karşı sorumluluğum olmadığı halde, olabildiğince üslubuma dikkat ederken, ulusal bir gazetede böyle bir yazı nasıl var olabiliyor aklım almıyor. Spor yazarlığı bu kadar ucuz olmamalı. Belirli bir seviyesi olmalı. Madem futbolun her şeyi profesyonel, köşe yazısı da profesyonel olsa fena mı olur? Kaldı ki Beşiktaş tek bir oyuncuya endeksli değil. Aboubakar üç ceza aldı bu kırmızı kart ile ama kapı gibi Cenk var golcümüz. Hiç bir şey dünyanın sonu değil. Kimsenin boyunun devrilmesine de gerek yok. Gelelim ikinci yarıya. Beşiktaş beni gerçekten korkutmuştu ilk yarıda. Rüzgar öylesine hızlı tersine dönmüştü ki, 'Yoksa bu yıl o yıl değil mi?' düşüncesi erken düştü kalbime. Dakikalar yetmiş beşi gösterirken Babel tekrar sahne aldı ve İkinci golü attı. Biraz rahatladık bu golle ama Olympiakos hala direniyordu. Her kalemize gelişleri yüreğimizi hoplatıyordu. Şenol Güneş hocamız yine o alıştığımız hamlesini yaptı ve seksenlerden kalma küflü zihniyetler gibi defans güvenliği saçmalığı yerine, oyuna yeni golcü koydu. Cenk'in oyuna girişi, şüphesiz hocamızın daha çok gol istediğine işaret ediyordu. Tam da bir Beşiktaş hocasına yakışacağı gibi. Bu arada her zaman olduğu gibi maçta kilit rol oynayan Quaresma'nın, şiir gibi oynadıktan sonra yerini Cenk'e bıraktığını ekleyelim. Ayrıca elli dokuzuncu dakikada maç içerisinde tekleyen Oğuzhan'ın yerine Necib'in girmesi de çok akıllıca bir hamleydi. Böylelikle Beşiktaş orta sahasını toparlamıştı ve meyvesini de yetmiş beşinci dakikada gelen üçüncü golle yemişti. Üçüncü golden sonra iş bitti dedik ancak Cenk'in son sözü söylemeyi ne kadar çok sevdiğini unuttuk. Ayrıca bu adam oyuna boşuna girmemişti değil mi? Seksen dördüncü dakikada bir imza da Cenk attı maça. İkinci yarıyı on kişi oynayan kara kartal, adeta Olympiakos'dan daha kalabalık gibiydi ve maçı söke, söke aldı. Beşiktaş çeyrek finalde! 



Maçtan önce çok dikkatimi çeken bir haber okudum. Türkiye Süper Ligi'ni büyük yatırım yaparak satın alan Bein Sports, 'Beşiktaşlı izleyicilerin dikkatine' başlığıyla, UEFA Avrupa Ligi turnuvasının final maçının biletlerinin piyasaya sürüldüğünün haberini veriyordu. Bu haber gerçekten de çok ilgimi çekti zira Beşiktaş değil final, ilk on altı mücadelesinin ikinci maçını bile oynamamıştı. Sanırım Bein Sports, Türkiye Süper Ligi'ni, 'UEFA şampiyonu Beşiktaş'ın ligi' sloganıyla tüm dünyaya pazarlamanın hevesinde. Onları bunun için bir şekilde eleştirdiğim düşünülmesin. Bir yatırımcı elbette yatırımından en iyi şekilde kazanç sağlamak ister ama bu haber biraz fazla fantastik geldi bana. Şimdi bu takım UEFA kupasını kaldırırsa, arkama dönüp bu habere baktığımda, 'Adamların kalbi temizmiş' diye geçireceğim herhalde içimden. Başka ne düşünülebilir ki? 



Beşiktaş, daha önceki yazılarımda da dile getirdiğim üzere, tarihin en iyi neslini yakaladı. Takım kemik gibi ve tam profesyonel bir takım. Quaresma gibi Portekiz milli takımına Avrupa kupası kazandıran, Adriano gibi Barcelona'da efsane olmuş bir oyuncuyu barındıran takım elbetteki başarılı olmalıdır. Bunun yanında istikrarlı bir yönetim ve onların desteklediği istikrarlı bir teknik kadro ile, o teknik kadronun incelikle oluşturduğu takımın başarılı olmaması için hiç bir sebep yok. Çeyrek final tüm camiamıza hayırlı olsun. Bu daha bir şey değil. Beşiktaş çok daha iyilerine layık ve umuyorum ki zamanla o günleri hep beraber izleyeceğiz. 



Beşiktaş 4 - 1 Olympiakos
Stat: Vodafone Arena
Hakemler: Michael Oliver, Stephen Child, Stuart Burt (İngiltere)
Beşiktaş: Fabricio, Gökhan Gönül, Mitrovic, Tosic, Adriano, Hutchinson, Oğuzhan Özyakup (Dk.59 Necip Uysal), Quaresma (Dk.82 Cenk Tosun), Talisca (Dk.90 Gökhan İnler), Babel, Aboubakar
Olympiakos: Leali, Figueiras, Da Costa, Retsos, Cissokho, Cambiasso (Dk.67 Marco Marin), Romao (Dk.76 Andre Martins), Elyounoussi, Fortounis, Manthatis (Dk.56 Seba), Ansarifard
Goller: Dk.10 Aboubakar, Dk.22, Dk.75 Babel, Dk.84 Cenk Tosun (Beşiktaş), Dk.31 Elyounoussi (Olympiakos)
Kırmızı kart: Dk.39 Aboubakar (Beşiktaş)
Sarı Kartlar: Oğuzhan Özyakup (Beşiktaş), Seba, Da Costa, Retsos (Olympiakos)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder