21 Nisan 2017 Cuma

BEŞİKTAŞ 8 - 8 OLYMPIQUE LYON (20/NİSAN/2017)


Beşiktaş, UEFA Avrupa Ligi çeyrek final ikinci maçında Fransa'nın Olympique Lyon takımını misafir etti. Deplasmandaki ilk maçta rakibine iki birlik skorla yenilen kara kartal, kendi sahası Vodafone Arena'da Lyon'u aynı skorla iki, bir geçmeyi başardı. Uzatma dakikaları başka gol getirmeyince penaltı atışları yapıldı ve Beşiktaş yedi altı biten vuruşlar sonunda kupaya veda etti. 

1989 yılından beri izlediğim Beşiktaş maçlarında şimdiye kadar en heyecanlandığım maç bu maç oldu. Bütün pozisyonları hala gözlerim fal taşı gibi açık vaziyette izleye bildiğime göre, hala genç olduğumu düşünerek kendimi mutlu hissedebilirim zira yaşıtlarımın bir çoğu artık bu türden maçlarda sırtlarını sahaya dönmek zorunda kalıyorlar. Ne yalan söyleyeyim, baktım ama ömrümden ömür de gitti. Böyle bir heyecan olamaz! Adamı götürür, öldüğünü de anlamazsın. Öyle fenaydı yani. Şimdi biraz maçtan bahsedelim. Beşiktaş oyuna çok hızlı başladı. Belli ki ilk dakikalarda yapacakları şok atakla işi bitirmek istiyordu futbolcular. Cenk kaleyi yanlış hatırlamıyorsam iki defa uzaktan yokladı. Çok net gol pozisyonlarıydı bunlar. Sonra maç dengelenmeye başladı. Lyon zamanla seyircinin baskısından kurtardı kendini ve oyuna yoğunlaştı. Bu durum  maçı dengeye getirdi. İlk yarının ortalarından itibaren oyuna hakimdiler ve ben üzülerek defansımızın bu maç için çok zayıf olduğunu gözlemledim. Ne yazık ki Mitrovic ve Tosic oyuna bir gömlek hafif kaldılar. Özellikle Tosic'in Fenerbahçe maçında gördüğü kırmızı karttan sonra hala ders almamış bir şekilde hakemle didiştiğini görmek, beni öfkeden kıpkırmızı yaptı. Sonra Lyon, deplasmanda oynadığını tamamen unuttu ve orijinal kimliğine bürünerek kara kartalı yıpratmaya başladı. Yaptıkları her atak yürekleri ağza getiriyordu. Bununla birlikte Beşiktaş, ayarı kaçmış terazi gibiydi. Oyuna kısmen tutunabilen bir orta saha, her şeyini ortaya koyan ileri dörtlü ve takıma yakışmayan, zorunluluktan oluşturulmuş bir defans bloğu ile karşı karşıyaydık. İşte o terazinin dengeli olan tarafında bulunan Talisca, yirmi yedinci dakikada ağları havalandırarak resmen mutluluktan gözlerimin dolmasına sebep oldu. Demek ki futbol ilahları, olumsuzluklara rağmen bizimle beraberdiler. Ardından otuz dördüncü dakikada Lacazette çıktı sahneye ve Lyon'un golünü attı. Bu gol adeta çökmeme sebep oldu çünkü Beşiktaş'ın böyle bir oyunla bu takımı iki farklı yenebileceğine inanmıyordum. Tam performans çalışan bir araba, benzin kaçıran bir depoya bağlıysa, yolda kalacağımızdan şüphemiz yoktur değil mi? İlk yarı bu şekilde bitti ve ben ikinci yarıyı seyretmeme düşüncesiyle kapattım televizyonu çünkü yüreğim kaldırmayacaktı yenilgiyi. 



Öyle dedik böyle dedik ama televizyonu açtık şüphesiz. İkinci yarı kara kartal beni şaşırttı. Şenol Güneş hocamız her ne dediyse, takım sahaya bambaşka bir kimlikle çıktı. Tabi atak anlamında demek istiyorum zira defans bloğu aynı tas aynı hamam şeklinde oynuyordu. Elli sekizinci dakikada Talisca ikinci golü atınca bu iş bitti dedim. Demek ki Beşiktaş bu sene kupayı gerçekten hak ediyordu. Demek ki kupa gerçekten kara kartalın kaderinde vardı. Lyon, sağdan yüklendi, soldan yüklendi, topları direkten döndü, artık ne yaptılarsa oyunu çeviremediler. Beşiktaş muhteşem oynadı demek ayıp olur. Lyon çok şanssızdı demek daha doğru olur. Elbet bizim de talihsizce kaçan gollerimiz oldu ama şu açıkça görülüyordu. Sadece futbol ilahları istiyor diye Beşiktaş maçı önde götürüyordu. Maç Beşiktaş'ın iki birlik üstünlüğüyle sonuçlandı. İlk maçla skor aynı olunca uzatmalara gidildi. Beşiktaş uzatmalarda da iyi direndi ama iyi futbol oynamadı. Bakın bunu söylerken takımıma haksızlık ediyor gibi görünmek istemiyorum. Sahadaki kurgu, sakatlıklar ve daha önce görülen kartlar sebebiyle zorunluluktan oluşturulmuştu ve o bagajdaki yedek lastik, tamirciye gitmeden patlayacaktı. 

Futbolcuları tek, tek değerlendirecek olursak, Quaresma her zamank gibi takımın ağabeyi olarak üzerine düşen her şeyi yaptı. O yaşta bu performans her yiğidin harcı değil. Atiba sanırım biraz yorgundu ve mu maçta yıldızı çok parlamadı. Babel ayağına gelen her topta karşı takım defansını birbirine kattı. Müthişti. Kaleci Fabri, ilk maçta yediği hatalı golü belki de yüz elli defa telafi etti. Adeta maçın yıldızıydı. Cenk iyiydi ama çok daha iyi oynaması gerekiyordu. Beck oyuna girdiği andan itibaren defansı toparlayan ve rahatlatan bir kimlikte oldu ki zaten işi de o. Mitrovic ve Tosic bu maçta asla oynamamalıydı. Şanslarına tesadüf etti bu maç onlara ve değerlendiremediler. Elbette takım onların defans oynadığı maçta yenilmedi ama Lyon karşısında çok fazla pozisyon verdi. Oğuzhan iyi ama bir Quaresma kadar takımı sırtlayacak durumda değildi. Talisca iki gol atarak kara kartalı uçurdu. 

Penaltı atışlarında da kara kartalın tur inanışı sürdü. Futbolcularımız tek, tek görevlerini yaptılar ve gollerini attılar. Ta ki seri atışlara geçildiğinde, aslında sahada değil yedek kulübesinde olması gereken Tosic ve Mitrovic'e sıra gelene kadar. Elbette penaltı atışları şans işidir ama sen o topa inanmadan, kaleciyi çalıştırıyor gibi vurursan, golü atamazsın. Maç boyunca patlamayan lastik, yolun bitimine kilometreler kala öyle bir patladı ki, adeta gıcır gıcır arabaya on takla attırdı. Oyun içerisinde yaptığı değişikliklerle on üzerinden on beş puan alan Şenol hoca, seri penaltılar için seçtiği iki oyuncu ile yanıldı. Beşiktaş UEFA Avrupa Kupasında veda etti. Bununla birlikte Beşiktaş'ın rakibini yendiğini ve Vodafone Arena'da oynadığı Avrupa maçlarında yenilgisizliğini sürdürdüğünü unutmayalım. Beşiktaş, yapabileceği her şeyi yaptı. Tur bizim olmalıydı demeyeceğim çünkü iki takım da tura yakışıyordu ve nihayetinde birisi geride kalmak zorundaydı. Beşiktaş artık kulüp olarak üst seviye bir noktaya ilerliyor. Bu sene olmadı ama seneye belki de önümüzde durabilecek tek bir takım bile olmayacak. Son saniye hüsranı gözümüze perde indirmesin. Bu kara kartal zirvede. Bu Beşiktaş en iyisi. Bu Beşiktaş bize daha nice zaferler tattıracak. Onurla ve gururla 'Her zaman her yerde en büyük Beşiktaş!' 

BEŞİKTAŞ 8 - 8 OLYMPIQUE LYON
STAT: Vodafone Arena
HAKEMLER: Milorad Mazic, Milovan Ristic, Dalibor Djurdjevic (Sırbistan)
BEŞİKTAŞ: Fabricio, Gökhan Gönül, Mitrovic, Tosic, Adriano (Dk. 77 Beck), Hutchinson, Oğuzhan Özyakup (Dk. 95 Necip Uysal), Quaresma (Dk. 117 Tolgay Arslan), Talisca, Babel, Cenk Tosun
OLYMPIQUE LYON: Lopes, Jallet, Nkoulou, Diakhaby, Morel (Dk. 120 Rybus), Tousart, Gonalons, Tolisso, Cornet (Dk. 77 Fekir), Lacazette (Dk. 91 Rachid Ghezzal), Valbuena
GOLLER: Dk. 27, 58 Talisca (Beşiktaş), Dk. 34 Lacazette (Olympique Lyon)
SARI KARTLAR: Tosic, Adriano, Gökhan Gönül (Beşiktaş), Gonalons (Olympique Lyon)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder