16 Mayıs 2017 Salı

BURSASPOR 0 - 2 BEŞİKTAŞ (15/MAYIS/2017)


Beşiktaş, 2016 - 2017 sezonu otuz birinci maçında, Bursaspor'a misafir oldu. Ev sahibi takımın son dönemde çizdiği olumsuz grafiğe rağmen zorlu geçeceği şüphe götürmeyen mücadelede, Beşiktaş üç puanı alan taraf oldu ve şampiyonluk yürüyüşünü sürdürdü. 

Konuya bir soru ile giriş yapmak istiyorum. Sizce sözde futbol camiasının Beşiktaş'ın şampiyonluk yürüyüşünden duyduğu rahatsızlık şaşırılacak bir durum mudur? Elbette hayır. Bakınız her fırsatta dile getiriyorum. Bu kulübü yönetenler, ortaya beş yıllık bir kalkınma planı koydular. Bu plan dahilinde önce bin bir türlü siyasi zorluk, doğru hamleler yapılarak aşıldı ve İnönü Stadyumu yıkıldı. Yeni stadyum inşa etmeyi bir kenara koyun, mevcudu yıkmak için izin almak bile bir mücadeleydi. Yerine, tabiri caiz ise kulübe çağ atlatacak modern bir stadyum yapıldı. Sözde futbol camiasından kimsenin, Beşiktaş stadyumu olmaksızın her maçta oradan oraya sürüklenirken ve bir önceki basiretsiz yönetimin kendisini içine düşürdüğü bataklıkta çırpınırken, sesi çıkmıyordu. Bu takım geçen sene maçlarının yüzde doksan sekizini dışarıda oynadıktan sonra şampiyon oldu. Biz inandık. Çocuklar da inandı. Şimdi Beşiktaş, maddi kaostan adım, adım uzaklaşıyor ve bununla birlikte her gün yükselen bir grafik çizerek sportif başarıyı da elde ediyor. Bu işin sonunda kara kartal ulaşılamaz bir noktada olacak. Şimdi tekrar soruyorum. Sizce sözde futbol camiasının Beşiktaş'ın şampiyonluk yürüyüşünden duyduğu rahatsızlık şaşırılacak bir durum mudur? Cevap değişmedi değil mi? Elbette hayır. O zaman kara kartalın yapması gereken tek bir şey var. Gözünü kulağını tüm dış etkenlere kapatıp, hedefine yoğunlaşmak. Bu hafta deplasmanda oynanan Bursaspor maçı, camiamızın bu yoğunluğu sağladığını cümle aleme gösterdi. 


İkili mücadeleler kıran, kırana geçti.

Bursaspor her zaman değerli ve güçlü bir rakip olmuştur. Elbette doksanlı yılların ortalarında, hain medyanın desteğiyle zirve yapan tribün terörü döneminde yaratılmış sanal bir düşmanlık var ise de bu, benim yeşil Bursa'nın değerli ve köklü kulübü hakkındaki olumlu düşüncelerimiz değiştiremez. Tabi kendini haksız bir şekilde spor izleyicisi olarak tanımlamak suretiyle sahaya patlayıcı ve yabancı maddeler atıp oyunun durmasına sebep olanları bu olumlu düşüncelerimin dışında tutuyorum. Onlar ne yazık ki her stadyumda hala varlar. Bir türlü bitemediler. Bence spor camialarının en büyük hastalığı bu kesimlerdir ve artık camialarla olan bağları tamamen koparılmalıdır. Son bir kaç maçta adeta tepe taklak olan Bursaspor, iyi bir takım olmasına rağmen zorlu bir dönem geçiriyor. Son haftalarda yenilen fazla gol sayısı, takımın dengesini bozmuş durumda ve tam da o dönemde Beşiktaş ile karşı karşıya gelmeleri, kara kartalı kaçınılmaz bir şekilde 'Çıkış noktası' pozisyonuna yerleştirdi. Bursaspor, yeni stadyumu Timsah Arena'da vefakar seyircisini de arkasına alarak kara kartalın karşısına çıktı. Maç kıran kırana geçti desek yeridir. Hakem bir çok pozisyonda sert ikili mücadelelere izin veridi ki bu durum, Avrupa arenasına çıkacak takımlar için iyi bir tecrübe zira o sahalarda her temasta faul düdüğü çalınması söz konusu değil. Maç sonrası sözde spor medyasının yine Quaresma'yı hedef tahtasına oturttuğu ve Beşiktaşlı arkadaşlarımın bile bu algı operasyonundan etkilendiğini gözlemledim. Yahu adamlar bizim oyuncumuzun centilmen olmamasından değil, takımı başarıya sürükleyen bir oyuncu olmasında rahatsızlar. Biz neden oyuncumuzun arkasında değil de Beşiktaş'ın başarısını istemeyenlerin yanında duralım? Maçı tamamını değil ama sadece özet görüntülerini izlediğimizde bile sahanın her yerine adım atan, rakibi zorlayan, topu direkten dönen, ikili mücadelelerde hedef olan bir tek oyuncu vardı. O da Quaresma'ydı. Bu adam yine tek başına sürükledi takımı başarıya ama medya, Bursaspor Beşiktaş maçlarının doğasında olan sert ikili mücadelelerden bazılarını cımbızla seçip servis etmekten geriye durmadı. Quaresma'nın rakibine arkadan tekme attığını gösteren fotoğraflar boy, boy paylaşılırken, Quaresma'ya savrulan karate tekmesi pozisyonları medyada yer bulmadı. Kaldı ki Quaresma, servis edilen fotoğraflardaki o pozisyondan hemen sonra rakibine sarılıp onu başından öptü. Kötü niyeti olan adam arkasına bile bakmadan çekip gider. Herkesten önce ben eleştiririm. Quaresma kullandığı müthiş serbest vuruşu kurtaran Bursaspor kalecisi Harun'u bizzat tebrik ederken objektifler o tarafa dönmedi. Quaresma her zamanki gibi maçı aldı ama medya onu yine günah keçisi yaptı. Taraflı olduğu ve bir takımı tuttuğu açıkça belli olan bir eski futbolcu spor yazarı, hakemi Quaresma'yı oyundan atmadığı için suçladı. Hatta bu durumu sayın başkanımıza bile sormaya cesaret edecek kadar ileri gittiler. Elma veren ağacı taşlamak ne tatlıymış böyle. Tabi elmayı yiyen kendisi olmayınca kıskançlık ne yazık ki lanet insan oğlunun doğasında var ve ilk fırsatta açıkça ortaya çıkıyor öyle değil mi? Peki bütün bu olanlar Quaresma'nın değerini bir Beşiktaşlı olarak benim gözümde düşürebildi mi? Hayır. 

Düşünülenin aksine, başarısından sebep eleştirilerin hedefi olan Quaresma,
sahada basılmadık tek bir nokta bırakmadı.

Şartlar, zaten hep iki tarafın da yüksek beklentide olduğu Bursaspor Beşiktaş mücadelesini, bir tık daha ileriye taşıdı. Maçın ilk yarısında Beşiktaş adeta dalga dalga geldi ve Bursaspor'da elinden geleni yaptıysa da, geçmiş haftalarda çizilen profilin gölgesinden kurtulmakta sıkıntı çekti. Aslında durumu kurduğum cümlelerle biraz fazla süsledim. Tek seferde ifade etmek gerekirse, Beşiktaş, rakibinden en az iki gömlek daha üstündü ve bu açıkça görülebiliyordu. Bu arada takımımın maçtaki performansı, bana Beşiktaş'ın şampiyon olmayı ne kadar çok istediğini gösterdi ve mutlu oldum. Demek ki aynı geçen senede olduğu gibi biz inandık ve çocuklar da inandı. Hala üç hafta var ligin bitimine ama olsun. Bu inanç her şeye bedel. Neyse efendim dakikalar hızla ilerledi ve ilk yarı golsüz geçildi. İkinci yarının altmış beşinci dakikasında Beşiktaş, ders kitaplarında okutulması gereken müthiş bir atağa kalktı. Kendi sahasında paslaşmaya başlayan oyuncularımız, topu bir ileri bir geri öyle bir çevirdiler ki, Bursasporlu oyuncuların adeta başını döndürdüler. Bu gözle takip etmesi bile zor olan paslaşmanın sonucunda topla buluşan Cenk, iki oyuncu ve bir kaleciyi soğukkanlılıkla geçtikten sonra şık bir gole imza attı. Bu arada gol pozisyonunu Beşiktaş'ın ceza sahasında başlatanın Cenk olduğunu ve pozisyonun sonunda topla son buluşan oyuncunun yine Cenk olduğunu ekleyelim. Bu adam atağı kendi başlattı ve golü de kendi attı. İnanılmaz güzel bir atak kurgusuydu ve tabi çok güzel bir goldü. Hiç bir yerde okumadım ama kesin sözde spor yazarları, gol pozisyonunu başlatırken Cenk'in rakibine faul yaptığını yazmışlardır. Hayır efendim. Faul filan yapmadı Cenk. Adam ikili mücadelede kendini yere attı. Olacakları biliyordu ve şansını denedi. Yaptığı hata döndü dolaştı ve gol oldu. Bu arada şunu eklemek istiyorum. Geçen hafta sözde spor yazarları Cenk'i en gaddar şekilde eleştiriyorlardı. Utanmadan takıma olan katkısını tartışıyorlardı. Fenerbahçe maçında son dakikada kendi kalemize attığımız gol, onlara mesnetsizce konuşma fırsatı vermişti. Şimdi bakalım ne yazacaklar Cenk için. Ben söyleyeyim. Hiç bir şey olmamış gibi davranacak ve hiç bir şey yazmayacaklar. Tabi bu Cenk'in gerçek bir Beşiktaşlı olduğu ve çok iyi bir golcü olduğu gerçeğini değiştirecek mi? Tabi ki hayır. 


Cenk, attığı şık gol ile kara kartalı uçurdu !

Kara kartalın ilk golünü takiben, oyuna olan yoğunluğu adeta incecik bir ipliğe bağlı olan Bursaspor, kendini bıraktı. Bundan sonra sahada sadece Beşiktaş vardı ve ilerleyen dakikalarda, Beşiktaş'ın gelmiş geçmiş en Beşiktaşlı yabancı oyuncusu Quaresma'nın topu direkten döndü. Bu adamı izlerken gözlerim yaşarıyor. Ah! Şunu da eklemek istiyorum. Quaresma'yı baltalamak isteyenler, yönetimin bu adamla üç sene sözleşme imzaladığını ve maaşında da iyileştirmeye gittiğini biliyorlar mı? Yönetimin arkasında durduğu bir oyuncuyu yıkamazsınız. Boşuna beklemeyin. Maçta bir gol daha olur mu olmaz mı derken, dakikalar doksanı gösterdi ama Aboubakar ben demeden maç bitmez diyerek, Beşiktaş adına bir gol daha attı. Çok açık söylüyorum, Bursaspor maçını kara, kara düşünüyordum. Kara kartal endişelerimi boşa çıkarttı ve net bir skorla Bursaspor'u yenmeyi başardı. Şimdi ne olacak? Elbette bayrakları asmayacağız daha balkona ama en azından geçen hafta yaşanan hayal kırıklığının etkisi silindi gitti takımımın üzerinden. Şampiyonluk yakın mı bilmiyorum ama en azından içim rahat artık. Üç hafta daha bekleyip, izleyip göreceğiz. 



BURSASPOR 0 - 2 BEŞİKTAŞ
STAT: Bursa Büyükşehir Belediyesi
HAKEMLER: Bülent Yıldırım, Serkan Olguncan, Asım Yusuf Öz
BURSASPOR: Harun Tekin, Erdem Özgenç, Sivok, Ertuğrul Ersoy, Aziz Behich (Dk. 55 Onur Atasayar), Şamil Çinaz, Jorquera, Kubilay Kanatsızkuş, Bilal Kısa, Emre Taşdemir (Dk. 46 Bogdan Stancu), Sinan Bakış
BEŞİKTAŞ: Fabricio, Gökhan Gönül(Dk 79 Andreas Beck), Marcelo, Tosic, Adriano, Hutchinson (Dk. 63 Cenk Tosun), Tolgay Arslan, Oğuzhan Özyakup, Quaresma (Dk. 90 Necip Uysal), Babel, Aboubakar
GOLLER: Dk. 65 Cenk Tosun, 90+5 Aboubakar (Beşiktaş)
SARI KARTLAR: Bilal Kısa, Sivok, Ertuğrul Ersoy, Jorquera, Şamil (Bursaspor), Quaresma, Babel (Beşiktaş)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder