27 Ağustos 2017 Pazar

BEŞİKTAŞ 2 - 1 BURSASPOR (26/AĞUSTOS/2017)


Beşiktaş, 2017 - 2018 sezonu üçüncü maçında kendi sahası Vodafone Arena'da Bursaspor'u misafir etti. Kaliteli bir mücadeleye sahne olan maçta, kendi seyircisi karşısında oynayan Beşiktaş, misafirine puan kaptırmadı ve iki birik skorla üç puanı alan taraf oldu.

Geçen yıl ligden düşmenin eşiğine gelen Bursaspor, İstanbul'da gösterdiği performansla geçen yılki kabusu geride bırakmış göründü. Maçın genelinde iki takım da iyiydi. Maçla ilgili en çok dikkatimi çeken detay, Teknik Direktörümüz Sayın Şenol Güneş'in önderliğinde son üç yıldır hücum futbol oynamayı tek taktik olarak kendine belirlemiş olan Beşiktaş'ın defans oyuncuları ile sonuca gitmiş olmasıydı. Genelde en az iki ve hatta bazen üç forvetle rakiplerini zorlayan Beşiktaş, Atiba ve Tosic'in goleriyle aldı maçı. Düşünsenize ileride Talisca, Babel, Cenk ve Quaresma'nın oynadığı bir Beşiktaş, defans oyuncuları ile sonuca gidiyor. Tabi asıl olanın bir puan maçında kayıpsız çıkmak olduğunu unutmamamız lazım. Beşiktaş kendi sahasında işi bitirdi ancak nedense yine sözde futbol çevrelerinin gözüne giremedi. Şüphesiz Beşiktaş'ın üst üste üçüncü şampiyonluğunu istemeyenlerin yorumları bunlar ama açıyorsun televizyonu oradalar ve susturamıyorsun kardeşim. İster istemez keyfi kaçıyor insanın. Neyse maça bakalım biz. Beşiktaş on sekizinci dakikada Quaresma'nın kullandığı korner atışında, defanstan seken topun Tosic'le buluşmasıyla ilk golü atan taraf oldu. Tosic ne zaman geldi oraya kadar anlamadım. Maçın daha başı olmasına rağmen bir defans oyuncusunun rakip ceza sahasının içine kadar sarkması, o takımın ne iştahlı bir hücum futbol oynadığının göstergesi adeta. Mustafa Denizli'nin defansa yaslanmış ve hücuma kalkmak yerine rakibin hatalarından faydalanarak gol arayan taktiği ile oynayan Beşiktaş'ını hatırladıkça o zamanlar ne kadar sıkıcı maçlar izlediğimizin farkına varıyorum. Şüphesiz hücum oynayan Beşiktaş'ı çok seviyoruz ama her şeyin de bir dozajı olmalı değil mi? Yirmi üçüncü dakikada yediğimiz gol neydi öyle? Bursaspor atağa kalktığında defansta onları karşılayacak kimse yoktu. Olması gereken iki kişi de ataktaydı. Atak oynayın elbette oynamayın demiyoruz ama karşındaki takımın da arada atağa kalkabileceği gerçeğini gözardı etmemek lazım öyle değil mi? Defansta oyuncumuz ayağının önünden geçen topu kaçırınca adamlar üç oyuncuyla ceza sahamıza dalarak kalecimizle karşı karşıya kaldılar. Haliyle gol de geldi. Şimdi Şenol Güneş hocamız demiş ki yahu böyle hata yapılır mı? Yapılır efendim. O kadar ileride oynarsan yapılır. Ben şikayetçi değilim. Olacak böyle pozisyonlar. Zamanla daha dikkatli takip edecek defans oyuncuları. Agresif pres taktiğinin handikapları bunlar.

Sadece hücumu düşünerek oynayan Beşiktaş, taktiğin dozajını kaçırınca
defansta büyük bir boşluk verdi.

Benden başka kimse fark etti mi bilmiyorum ama maçı televizyondan anlatan spiker bariz taraflıydı ve bunu gizlemek için herhangi bir çaba içerisinde değildi. Yediğimiz golün ardından "Beşiktaş'ın sevinci beş dakika sürüyor" diyen spiker, daha sonra ikinci yarıda Oğuzhan'ın Bursaspor ceza sahasına girdiği pozisyonda Ekong tarafından düşürülmesine "İkili mücadelede Ekong ayakta kalıyor" diyecek kadar ileriye gitti. Pozisyon yüzde yüz penaltıydı ve hakem bunu es geçti. Kale arkası kameranın açıkça görüntülediği pozisyon, tarihin defterine kara bir sayfa olarak eklendi. Altmış dördüncü dakikaya gelindiğinde yine Quaresma o kendine özgü vuruşlarından biriyle korner atışını kullandı ve Atiba Beşiktaş'ın ikinci golünü attı. Beşiktaş'ın resmi sosyal platform sayfasında, Q7'nin artık gönderilmesi gerektiğine dair yorum yazıldığını gördüm. Bu türden yorumları yazanlar maçı nereleriyle izliyorlar çok merak ediyorum. Takıma galibiyeti getiren iki golün de pasını Quaresma verdi. Yine onun adrese teslim yaptığı bir ortada Cenk'in direkte patlayan topundan bahsetmiyorum bile. Adam daha ne yapsın?

Oğuzhan'ın düşürüldüğü pozisyon, hakem ve maçı anlatan sözde spiker tarafından 
ikili mücadele olarak yorumlandı.

Maçtaki tek hakem skandalı Oğuzhan'ın pozisyonunda verilmeyen penaltı değildi. Daha öncesinde orta sahada Agu'nun Talisca'ya uçan tekme attığı pozisyon da hakem ve maçı televizyondan anlatan sözde spiker tarafından basit bir faul olarak değerlendirildi. Oysa bu pozisyon kırmızı kart olmalıydı. Yani şöyle söyleyeyim. Ya bende bir acayiplik var ya da gerçekten bir şeyler dönüyor. Pozisyonları elli defa izlediğim halde kendimden şüphe etmeme sebep oluyorlar. Neyse ki tüm bu üzerinde durulmayan pozisyonlara rağmen Beşiktaş üç puanı alan taraf oldu ve seyirci de benim yaptığım gibi bu detaylarla uğraşmak yerine tribünlerde galibiyetin tadını çıkartmayı tercih etti. Öyle olmalı tabi ama üç puan almış olmamız, bize yapılan haksızlıkları göz ardı etmemize sebep olmamalı.

Talisca, bacağına isabet eden uçan tekme sonrası sakatlanmadığı için 
hakem faulü yapan oyuncuya kırmızı kart gösterme gereği hissetmedi.

Son olarak maç dışı ama Beşiktaş'ı ilgilendiren bir konuya değinmek istiyorum. Biliyorsunuz kadim hoca Mircea Lucescu sadece dört maç görev yapmak üzere Milli Takımımızın başına geçti. Hayatımda böyle saçma sapan bir uygulama görmedim. Bir ülkenin Milli Takımı nasıl oluyor da böylesine hedefsiz ve amaçsız olabiliyor anlamak mümkün değil. Üstelik bu adama vatandaşların ödediği vergilerden akıllara zarar miktarda para verilecek. Buraya kadar yazdıklarım asıl bahsetmek istediğim konunun giriş paragrafıdır. Kısa süre önce Barcelona forması giyen güzide oyuncumuz Arda'nın Milli Takım forması giyemiyor olması basında pek bir yer buluyordu. Basın bu konuyu gerçekten umursuyor görüntüsü vererek servis ediyordu ancak asıl amaçları kirli bir gündem yaratmaktı. Şimdi Lucescu'nun gelişiyle Arda'ya Milli Takım kapıları açıldı. Konuşacak konu kalmadı tabi. Sıra geldi Oğuzhan'a. Efendim neden Oğuzhan Milli Takım'da oynamıyormuş. Maksat gündem olsun, laf olsun torba dolsun. Oynamasın kardeşim Oğuzhan Milli Takım'da filan. Hatta Beşiktaş'ın hiç bir oyuncusu oynamasın Milli Takımda. Beşiktaş çok önemli hedeflere uzanmak için yola çıkmış bir takım. Oyuncuları değerli. Hiç bir hedefi veya amacı olmayan, kısa veya uzun vadede vatandaşın göğsünü kabartacak başarılara imza atmak gibi bir hedefi aklından bile geçirmeyen bir Milli Takımda benim oyuncularımın ne işi var? Oynatsınlar torpilli oyuncularını sırf etiket olsun diye, kendilerince takılıp gitsinler yenilsinler elensinler gelsinler. Şunları yazıyor olmam ne kadar acı. Bir vatandaşın kendi Milli Takımına inanmıyor olması ne büyük skandal ama gerçek bu işte. Nitekim Oğuzhan'da bugün Beşiktaş forması ile Bursaspor karşısında geçek performansını sergileyemedi ve isabet oldu efendim. Çok iyi oldu. Oğuzhan zaten iyi değil deyip peşini bıraksınlar oyuncumuzun. Basın da kendine başka oyuncak bulsun.

Quarsema kullandığı iki korner ile atılan gollerin hazırlayıcısı oldu.

Beşiktaş üçüncü haftayı eksiksiz geçerek yoluna devam etti. Haftaya Karabükspor deplasmanına gidiyoruz. Gidiyoruz derken takımımız gidiyor. Yönetimin aldığı kararla artık deplasmanda izleyicimiz olmayacak. Böylelikle sahaya şunu attınız bunu yaptınız bilmem ne diye sahamızı kapatamayacaklar. Kusursuz doğrulukta bir karar. Zaten takım profesyonel. Nerede olursa olsun gidip işi bitirip dönecek gücü var. Umuyoruz ki Karabükspor deplasmanında da öyle olacak.

Beşiktaş: 2 Bursaspor: 1
Stat: Vodafone Arena
Hakemler: Mete Kalkavan, Ceyhun Sesigüzel, Esat Sancaktar
Beşiktaş: Fabricio, Adriano (Dk. 79 Beck), Pepe, Tosic, Caner Erkin, Hutchinson, Oğuzhan Özyakup, Quaresma (Dk. 85 Tolgay Arslan), Talisca, Babel, Cenk Tosun (Dk. 72 Negredo)
Bursaspor: Harun Tekin, Barış Yardımcı, Ekong, Titi, Aziz Eraltay, Agu, Badu, Batalla, Deniz Yılmaz (Dk. 66 Ekoko), Delarge (Dk. 77 Sinan Bakış), Stancu (Dk. 82 Jorquera)
Goller: Dk. 18 Tosic, Dk. 64 Hutchinson (Beşiktaş), Dk. 23 Delarge (Bursaspor)
Sarı kartlar: Dk. 8 Adriano, Dk. 86 Beck (Beşiktaş), Dk. 36 Barış Yardımcı, Dk. 68 Agu, Dk. 90+4 Ekoko (Bursaspor)

2 yorum:

  1. Mete Kalkavan maclarımizi hep takdir haklarini rakip takım lehinde kullanarak yonetmistir. Kirmizi kartlik pozisyondada iki metre onündeki bu hareketi gormeme tercihini kullanarak yine bir skandala imza atti. Maalesef bu tür hakemlerin kökünü kurutamadik.Birilerinin miadı doluyor yerine bir kaç tane daha geliyor.Böylesine bereketli bir yeteneksiz hakem tarlamız var.
    Aynı hareketi Talisca yapsaydı, bugün bütün spor kanal ve gazeteleri bu olayla calkalanir ve Taliscaya en az 4 maç ceza istenirdi. Eskiden beri galibiyetlerimizi hakemide yenerek aliyoruz.Bu bir futbol kuralı oldu.

    YanıtlaSil
  2. Kesinlikle katılıyorum. Galibiyet seyircilerin gözünü boyadı. Kimse üzerinde durmadı ama bu maçta Beşiktaş'a büyük haksızlıklar yapıldı.

    YanıtlaSil