14 Eylül 2017 Perşembe

PORTO 1 - 3 BEŞİKTAŞ (13/EYLÜL/2017)


Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi G Grubu ilk maçında Porto'ya misafir oldu. Porto'nun favori olarak görüldüğü maçta Beşiktaş, Avrupa Kupaları ile ilgili geçen seneden kalma bir hesabı olduğunu hatırlattı. Rakibini üç birlik net bir skorla geçerek üç puanı hanesine yazdırdı. Gruptaki diğer iki takım Monaco ve RB Leipzig'in berabere kalmasıyla liderlik koltuğuna oturan Beşiktaş, geceye adeta damgasını vurdu.

Yakın arkadaşlarıma da dile getirdiğim üzere bu maçtan beklendim sıfır sıfırlık beraberlikti. Beşiktaş, böylesine zor bir deplasmandan bir puan çıkartarak gruptaki şansını üst seviyede tutacaktı. Oysa Beşiktaş'ın daha farklı hesapları varmış. Teknik Direktörümüz Sayın Şenol Güneş, maçtan önce çıktığı basın toplantısında Beşiktaş'ın kazanmaya geldiğini dile getirdiğinde, bunun psikoloji üzerine oynanan bir taktik olduğunu düşünmüştüm. Oyuncu değişikliklerinde hep ileriye oyuncu koyan Şenol hocamızın gerçekten de kazanmak için Porto deplasmanına geldiğini söylediğini anlayamamış olmam benim ayıbımdır. Öğrencileri de hocalarının sözünü yanlış çıkartmadı ve oyuna çok iyi başlayan Beşiktaş, Porto seyircisinden yüksek kabul gören Quaresma'nın pasında topla buluşan Talisca'nın ayağından ilk golü atan taraf oldu. Bu gol on üç gibi çok erken bir dakikada gelmişti. Yedikleri gol ile kendine gelen Portolu oyuncular, yirmi birinci dakikada kullanılan korner ile golü buldular. Golün Tosic'in kafasından kendi kalesine olduğu yazıldı ama ben defalarca izlediğim görüntülerde sanki on bir numaralı Portolu oyuncu golü attı gibi gördüm. Biraz daha detaylı incelediğimde, topun tuhaf bir şekilde fizik kurallarına aykırı gibi görünen bir yön çizdiğine şahit oldum. Tosic'in kafası korner çizgisine dönükken o top nasıl gelip kaleye doğru yönlendi anlayamadım.

Top korner atışından geliyor ve Tosic'in kafası da o yöne doğru dönük. 
Belli ki topu tekrar kornere atmak için başını uzatıyor.
Top Tosic'in başıyla buluşup yön değiştirdiğinde 
Tosic hala korner çizgisine doğru dönük vaziyette duruyor.
Kornerden gelen top, Tosic'le buluştuğu noktadan doksan derece açı yaparak 
kaleye yöneliyor ve iğne deliğinden geçip gol oluyor.

Beşiktaş öyle tuhaf bir gol gördü ki kalesinde, oyuncular yüzlerce defa korner kullansalar bir daha aynısı olamaz. Şanssızlığın böylesi görülmemiş. Neyse maç öyle heyecanlı ve iki takım da öyle çok golü istiyordu ki, yirmi sekizinci dakikada Babel'in pasında topla buluşan Cenk, kendisinden görmeye alışık olduğumuz o inanılmaz gollerinden birine daha imza attı. Ceza sahasının dışından ayağına çok iyi oturan topla öyle bir şut çekti ki, kalecinin yapabileceği hiç bir şey yoktu. Bu kadar kısa zamana üç gol sığınca heyecanlanmamak elde mi? İlk yarı bittiğinde skor tabelasında iki birlik sonuçla Beşiktaş'ın önce olduğu yazılıydı. Peki kara kartal bu skoru koruyabilecek miydi? Korumak ne kelime. Artık kaldı mı skor korumak için arkaya yaslanıp oyunu çirkinleştiren takımlar? Beşiktaş oyuna olan yoğunluğundan bir gram bile kaybetmedi ikinci yarıda. Gel gör ki Porto'nun seyircisi önünde boyun eğmeye niyeti yoktu. Yüklendikçe yüklendiler. Hatta maç içinde bir topları da direkten döndü. Ellerinden gelen her yolu denediler ama sonuç alamadılar. Kalecimiz Fabri'nin dikkatli oyunu karşısında attıkları şutların hükmü olmadı. Son sözü yine kara kartal söyledi. Hani demiştik ya Negredo zamanla bir açılır pir açılır diye, yine gol atmadı ama büyük profesyonel olduğunu bir kez daha gösterdi. Soğuk kanlılıkla verdiği pas sonucu topla buluşan Babel, Beşiktaş adına son golü attı. Beşiktaş, deplasmanda Porto'yu üç birlik net skorla geçerek kupada ben de varım dedi.

Negredo gol atamadı ama oynadığı oyunla ve 
verdiği gol pasıyla büyük bir futbolcu olduğunu gösterdi.

Maçtan sonra Şenol Güneş, Beşiktaş'ın grubun en iyisi olduğunu söylemeyeceğini ama diğer rakiplerin bu maçtan sonra Beşiktaş'a karşı daha dikkatli olacaklarını dile getirerek zekice kurgulanmış bir açıklamaya imza attı. Stadyumdaki seyirciler Beşiktaş ve Porto'yu evi olarak gören Quaresma'yı bağırlarına bastılar. O da verdiği gol pası sonrası sevinme gösterilerine girmeyerek tribünlere olan saygısını gösterdi. Aslında tam da şu dönemde yani Quaresma Beşiktaş'da oynarken iki takımın karşı karşıya gelmesi çok dramatik bir eşleşme oldu. Yaşananlar bir anı olarak zihinlerimize yerleşti. 

Beşiktaş adım adım hedeflerine doğru ilerlemeye devam ediyor. Bunlardan ilki şüphesiz üçüncü kez üst üste şampiyon olmak, ardından da Şampiyonlar Liginde tüm dünyanın dikkatini çekecek kadar potada kalmak var. Türkiye Kupası'da bir şekilde müzeye taşınabilirse, o da pastanın üzerindeki çilek olacak. Yönetim değişikliği ile küllerinden doğan ve sağlam temeller üzerine geleceğini inşa eden kara kartalı keyifle izlemeye devam ediyoruz efendim.

Talisca, Avrupa Kupalarındaki gollerine kaldığı yerden devam etmesini bildi.



PORTO 1 - 3 BEŞİKTAŞ (13/EYLÜL/2017)

Stat: Estadio do Dragao
Hakemler: Anthony Taylor xx, Gary Beswick xx, Adam Nunn xx

Porto: Casillas xx, Ricardo Pereira xxx, Alex Telles xx, Felipe Augusto xx, Ivan Marcano xx, Yacine Brahimi xx, Danilo Pereira x (Hernani Fortes dk. 82 x), Jesus Corona x (Andre dk. 46 xx), Oliver Torres x (Otavio dk. 46 x), Moussa Marega xx, Tiquinho Soares xx
Yedekler: Jose Sa, Diego Reyes, Miguel Layun, Hector Herrera
Teknik Direktör: Sergio Conceiçao

Beşiktaş: Fabri xx, Pepe xx, Adriano Correia xx (Necip dk. 87 ?), Caner Erkin x, Tosic x, Ryan Babel xx, Talisca xx, Atiba Hutchinson xx, Quaresma xxx (Negredo dk. 73 xx), Oğuzhan xxx (Medel dk. 65 xx), Cenk Tosun xxx
Yedekler: Tolga Zengin, Matej Mitrovic, Jeremain Lens, Mustafa Pektemek
Teknik Direktör: Şenol Güneş

Goller: Talisca (dk. 13), Cenk Tosun (dk. 28), Babel (dk. 86) (Beşiktaş), Tosic (dk. 21 k.k.) (Porto)
Sarı kartlar: Ricardo Pereira, Andre (Porto), Caner (Beşiktaş)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder