18 Ekim 2017 Çarşamba

MONACO 1 - 2 BEŞİKTAŞ (17/EKİM/2017)


Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi G Grubu üçüncü maçında Fransa Birinci Ligi'nin Monaco takımına misafir oldu. Grubundaki ilk iki maçını galibiyetle geçen Beşiktaş'ın Monaco deplasmanında nasıl bir profil çizeceği herkesin merak konusuydu. Benim ise bir takım çekincelerim vardı. Karşılıklı atılacak birer gollü beraberliğe razıydım. Manşetleri de daha maç oynanmadan görebiliyordum. "Kartal Avrupa'da da frene bastı" Büyük keyifle atacaklardı bu manşetleri. Son günlerde yurt içinde yapılan bir takım yıpratma operasyonlarının kara kartalı etkileyebileceğinden şüphelenmiştim. Böyle düşünüyor olmam çok normal çünkü bu türden durumların yaşandığı seksenli ve doksanlı yılları görmüş bir Beşiktaş izleyicisiyim ben. Oysa ne tarih artık o tarihler ne de Beşiktaş artık o Beşiktaş değil.

Maçın oynanacağı saat geldi çattı. Stadyumdaki izleyiciler beklediğim üzere gayet modern ve bir takım şeyleri aşmış bireylerden oluşuyordu. Bunun anlamı basitçe maçı izlemekten keyif alıp onunla yetinecekleri ve "Seyirci baskısı" dediğimiz o rahatsız edici atmosferin olmayacağıydı. Zaten tribünleri de doldurmamışlardı. Gerçekten anlamakta zorluk çekiyorum. Geçen senenin yarı finalisti olan takımın izleyicileri neden maçı izlemeye gelmez anlamak mümkün değil. Belki de bizden daha güçlü öngörüye sahiptirler. Ben bir Beşiktaş izleyicisi olarak bu maçta beraberliğe razıyken onlar çoktan kendi takımlarının iyi bir takım olmasına rağmen Beşiktaş karşısında yeterli olamayacağını düşünmüşlerdi. Bu sadece bir varsayım. Maça genel olarak baktığımızda Monaco'nun üstü seviye futbol oynayan çok kaliteli bir takım olduğunu gördük. Bu da seyircilerin takımlarına haksızlık yaptıklarının bir göstergesidir. Beşiktaş ise Süper Lig'de oynadığı ve yenildiği Gençlerbirliği maçındaki kimliğinden tamamen uzak müthiş bir motivasyonla sahaya çıktı. Takım kendinen o kadar emin bir futbol oynuyordu ki izlerken beraberliğe razı olduğumu hatırlayarak utandım. Bu yeni Beşiktaş gerçekten de hayallerimin ötesinde bir takım. Kara kartal, Monaco deplasmanından Cenk'in attığı iki golle galip ayrılınca, tüm rekorları alt üst etti. Türk takımlarının tarihte daha önce böyle bir performans ortaya koyduğu görülmedi. Şampiyonlar Ligi, bir futbol takımının kendini sınayabileceği en üst seviye organizasyon. Beşiktaş grubunda oynadığı ilk üç maçın ikisi deplasmanda olmasına rağmen tam dokuz puan topladı. Henüz matematik olarak kendini garanti altına almış değil ama bu tek bir maça bakıyor. Ben hala eski Beşiktaşlı kafasıyla bu garanti bilmem ne sözlerini söylerken, kara kartal gruptan yenilgisiz lider çıkmanın hesabını yapıyor. Gerçekten bir tarih yazılıyor ve biz bunu izleyen şanslı nesil olarak bu tarihin bir parçası oluyoruz.

Cenk iki gol atarak kara kartalı uçurdu.

Takım gerçekten müthişti ama ileri üçlü olan Babel Quaresma ve Cenk'in yeri bir ayrıydı. Quaresma her zamanki gibi adrese teslim pas vererek golün yolunu açan oyuncumuz oldu. Adam şarap gibi eskidikçe tatlanıyor. Böyle bir performans görülmedi. Daha önce de söylediğim gibi onun bir ağabeye ihtiyacı vardı ve Şenol Güneş bu ağabey rolü için en uygun adaydı. İkisi bir araya gelince izlemeye doyulmaz bir Q7 resitali ortaya çıktı. Cenk için neler demediler ki. Beşiktaş'ın golcüsü olamaz dediler. Nöbetçi golcü olur dediler. Tek başına santrfor pozisyonunu dolduramaz dediler. O da cevabını her zaman olduğu gibi sahada verdi. Babel ise zaten bir marka. Sözde Süper Ligin yetersiz hakemleri onu yanlış kırmızı kart kararlarıyla oyun dışı bıraka dursun o Şampiyonlar Liginde resitalini sürdürüyor.

Sözde spor gazeteleri maçtan sonra yine aldı eline sazı. Geçmişten ders alınmadığını gösteren şımarık manşetlerle galibiyetimizi gölgelemekten geri durmadılar. Neymiş efendim Fransa'da neresiymiş, çıkış yokmuş filan türünden saçma sapan görgüsüz manşetlerlerle kendilerini utandırdılar. Her şeyden önce Monaco Fransa'da değildir. Monaco bir krallıktır. Takımın Fransa Birinci Liginde oynuyor olması onu Fransız takımı yapmıyor.

Maçtan sonra Quaresma'nın bir açıklaması vardı ve o gerçekten beni fazlasıyla keyiflendirdi. Adam Monaco maçı bitti artık Süper Lig'deki durumumuzu toparlamak üzere hafta sonunda oynayacağımız maça konsantre olmalıyız gibisinden bir söz etti. Belli ki oluşturulmaya çalışılan sanal şampiyon adayları Q7'yi hiç bağlamıyor. Kafaya koymuş bir kere, Beşiktaş'ı üst üste üçüncü şampiyonluğa taşıyacak. Kimse oynamasa kendi kendine oynayıp şampiyon olacak. Helal olsun sana. Bu tavrıyla gençlere de çok iyi örnek olduğundan kendisini ayrıca tebrik etmek isterim. Belki futbolu bıraktıktan sonra da kulüp bünyesinde görev alır ve daha nice şampiyonluklarda bizimle beraber olur. 

Şimdi sırada Vodafone Arena'da oynayacağımız Başakşehir maçı var. Rakip güçlü ama Beşiktaş'ın artık puan kaybına tahammülü yok. Birilerine kimin gerçekten şampiyonluk adayı olduğunu gösterme vakti geldi de geçiyor bile.


Stadyum: II. Louis Stadyumu
Hakemler: Milorad Mazic, Milovan Ristic, Dalibor Djurdjevic (Sırbistan)
Monaco: Subasic, Sidibe (Dk. 79 Boschilia), Glik, Jemerson, Toure, Fabinho, Moutinho, Tielemans (Dk. 57 Lopes), Lemar, Balde, Falcao
Beşiktaş: Fabricio, Adriano, Pepe, Tosic, Caner Erkin, Hutchinson, Tolgay Arslan (Dk. 74 Medel), Quaresma, Talisca (Dk. 75 Oğuzhan Özyakup), Babel, Cenk Tosun (Dk. 89 Negredo)
Goller: Dk. 30 Falcao (Monaco), Dk. 34 ve 54 Cenk Tosun (Beşiktaş)
Sarı kartlar: Dk. 16 Pepe, Dk. 36 Tolgay Arslan (Beşiktaş), Dk. 49 Balde (Monaco)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder