3 Aralık 2017 Pazar

BEŞİKTAŞ 3 - 0 GALATASARAY (02/ARALIK/2017)


Beşiktaş, 2017-2018 sezonu on dördüncü maçında Galatasaray'ı misafir etti. Bu maç, bir derbi maçı olmasının yanında, ligde Beşiktaş'ın lider Galatasaray'ı yakalaması için çok büyük önem arz ediyordu. Ayrıca kaybedilecek üç puan, yaratacağı psikolojik etkiyle Beşiktaş'ı kağıt üzerinde olmasa bile akıllarda en az on puan geriye itecekti. Bu durum, medyanın ve onu kullanan kesimlerin harekete geçerek yapılan bir çok değerli iş göz ardı edilmek suretiyle her açık kapıdan Beşiktaş'a saldırmalarına sebebiyet verecekti. Takımımızın şampiyonluk serisini sürdüreceğine gönülden inanıyorduk ama bu maçın bahanesi yoktu. Galatasaray Vodafone Arena'da ya yenilecekti ya da yenilecekti.

Maçtan önceki gece bir rüya gördüm. Skor altı iki Beşiktaş lehine sonuçlanmıştı. Uyandığımda bunun fazlasıyla abartılı bir rüya olduğunu düşünmüştüm ama maç oynanırken kaçan goller bana rüyamın paralel bir evrende gerçekleşmiş olabileceği düşüncesini verdi. Galatasaray'ın attığı iki gol ise o paralel evrende dahi gerçekleşmiş olamazdı zira yaşadığımız evrende oynanan maçta kalemize bir elin parmakları kadar çok sayıda bile gelemediler. Yazımın başında da dediğim gibi bu maçı alacaktık, başka yolu yoktu. Burada kaç puan aldığın veya kaybettiğin önemli değil. Derbinin getirdiği psikolojik etki puan veya puanlardan çok daha değerli. Galatasaray, maçı kazanmak için olabildiğince sert oynamaya müsait bir takım. Bunu defalarca izledik ve dile getirdik. Özellikle kendi sahalarında gözleri kararıyor. Vodafone Arena'da da aynısını yapacaklarını düşünmüştüm ve yapmaktan da geri durmadılar. Özellikle Gomis, işi şova dökerek adam öldürmeye kasıt sayılabilecek fauller yaptı. En dikkat çekici olanı şüphesiz Tolgay'a kafa attığı pozisyondu ve hakem bu pozisyonu es geçti.

Biz inandık, çocuklar da inandı.

Bu maç sektöre dünya derbisi olarak sunulmadı zira Türkiye'de dünya derbisi oynayabilecek sadece bir takım var o da Beşiktaş. Bir takım kültürüyle, yönetimiyle, tesisleriyle ve gerek sportif gerekse finansal anlamda çizdiği profille ülke standartları üzerinde olunca rakipsiz kalıyor. Diğer takımlar ile arasında seviye farkı belirginleşince de oynadığı hiç bir maç dünya derbisi olmuyor. Kısaca artık Türk futbolu Beşiktaş ve diğerleri durumunda olduğu için büyük derbi konusu bizim için kapanmış bir konudur. Ligin iyi takımlarından Galatasaray, şampiyonluğun tek adayı Beşiktaş'ın karşısına çıkarak prestij mücadelesi vermiştir. Sonucu da hüsran olmuştur. Bundan sonra böyle. Biraz iddialı mı oldu? Gelecek bize ne getirir bilemiyorum ama şu anda durum budur ve birer Beşiktaşlı olarak bize de tadını çıkartmak düşer. Neyse efendim biraz maçtan bahsedelim. Galatasaray ilk yarıda beraberliği korumayı başardı ama kalesinde de bir çok pozisyon gördü. Beşiktaş adeta nefes aldırmadı. Daha maçın otuzuncu saniyesinde Cenk'in topu sol kanattan kaparak yaptığı atak, olacakların habercisiydi. Sağ kanattan Quaresma'nın kullandığı bir serbest vuruş var ki, bir insanın kendine öz güveni bu kadar yüksek olur mu yahu. Q7, topu metrelerce uzakta olan kaleye doğrudan  göndermeyi denedi ama maalesef sonuç alamadı. Otuz yedinci dakikada gelişen ve Rodrigues'in kaçırdığı gol pozisyonu, Galatasaray'ın ilk yarıdaki tek önemli pozisyonu olmalı. İlk yarıda Beşiktaş adına verilmeyen bir penaltı pozisyonu var ki yuh demekten kendimi alamadım. Asıl üzücü olan bu pozisyonun hakemin gözü önünde gerçekleşmiş olması. Göremedim deme şansı sıfır. Bu pozisyonda hakem ne düşündü bilmiyorum ama Oğuzhan'ın rakibi tarafından düşürüldüğü ve Beşiktaş'ın bariz penaltısının vermediği çok açık.

Hakem'in gözü önünde gerçekleşen faul pozisyonu sonrası penaltı kararı çıkmadı.

Beşiktaş ikinci yarıya adeta fırtına gibi başladı. İlk yarıda da çok iyiydi ama bu sefer çok daha farklıydı. Bu fark kendini daha maç başlar başlamaz gösterdi ve ilk dakika dolmadan Gökhan'ın sağ kanattan çıkarttığı ortada Cenk topla buluştu ve beş kişiden oluşan güçlü Galatasaray defansının içerisinden topu ağlarla buluşturmayı başardı. Gökhan bu maçta gerçek bir Beşiktaşlı oldu. Onu bu kadar iyi oynarken gördüğümü hatırlamıyorum. Adam resmen bu maçta patladı. Helal olsun. Orta sahada Talisca yerine Oğuzhan tercihi de çok zekice yapılmış bir hamleydi. Galatasaray gibi sert futbol oynayan bir takımın karşısına da en az onlar kadar sert bir oyuncu çıkartmak gerekiyordu. Medel bu tarife en çok uyan oyuncuydu ve sahadaydı. Şenol Güneş bu maça kusursuz bir kadro ile çıktı ve meyvelerini topladı.

Cenk ilk golü atarken ceza sahasında kaleci dahil altı Galatasaraylı oyuncu vardı.

Gol sonrası Beşiktaş adeta avının üzerine hızla süzülen bir kartal gibi oynamaya başladı. Artık Galatasaray topu alamıyordu bile. Beni en çok şaşırtan ise, defansın arkasına atılan toplardı. Galatasaray gibi bir takımın böyle ataklara maruz kalacak kadar aciz duruma düştüğünü görmek beni gururlandırdı. Beşiktaş defalarca bu şekilde rakip kaleyi yokladı. Bir Quaresma kaçırdı bir Gökhan kaçırdı bir o kaçırdı bir bu kaçırdı ama olmadı olmadı sayın seyirciler. Sonunda Tosic baktı olmayacak, çıktı gerilerden geldi ve yetmişinci dakikada ikinci golü attı. Aslında atmadı resmen çaktı golü. Sonrasında hakem kararıyla kırmızı kart görmeden oyuna devam eden Gomis bir iki kez cılız ataklar gerçekleştirdi ama futbol ilahları onun artık sahada olmasının adil olmadığını biliyorlardı. O da havasını aldı. Doksanıncı dakikada gelen üçüncü gol çok güzeldi ama Negredo'nun o golü atmak için iki defans oyuncusunu birden aynı anda çalımladığı sahne de neydi öyle. O sıyrılış en az golün kendisi kadar şıktı. Tabi topu ağlara göndermeden önce kaleciyi de çalımladığını notlarımıza ekleyelim. Adam matador lakabını sonuna kadar hak ediyor. O golü atmak için üç kişiyi iki çalımla geçmeyi başardı Negredo.


Beşiktaş kendi sahasında Galatasaray'ı misafir edip yenerek aradaki puan farkını üçe indirdi. Bir kaç hafta önce on puandan fazla bir fark oluştuğunda Galatasaray'ı şampiyon ilan edenler havalarını aldılar. Ben o zaman da yazdım bugün de yazıyorum. Beşiktaş bu sene de şampiyonluğun en güçlü değil tek adayıdır. Güç konusunu zaten aştık. Şampiyonluk hayali kuranlar Beşiktaş Şampiyonlar Liginden elenmesin de yoğunluğunu lige çevirmesin diye dilek tutuyorlar. Beşiktaş'tan başarılı olabilmek için Beşiktaş'ın başarılı olmasını diliyorlar. Çok traji komik bir durum. Bu maç bir kırılma maçıydı ve Beşiktaş bu kırılma noktasını başarıyla geçti. Üç sıfırlık net skor da pastanın üzerindeki çilek oldu. Öyle son dakikada tek gol veya bir penaltı golü filan değil. Üç sıfırlık net skor ve eze eze galibiyet. Şimdi biraz tadını çıkartalım sonra yola devam zira daha yapılacak çok iş var ve unutmayalım ki Galatasaray maçı bu işlere açılan kapının altın bir anahtarıydı.

Stadyum: Vodafone Arena
Hakemler: Fırat Aydınus, Serkan Ok, Aleks Taşçıoğlu
Beşiktaş: Fabricio, Gökhan Gönül, Pepe, Tosic, Adriano, Hutchinson (Dk. 82 Talisca), Tolgay Arslan (Dk. 65 Medel), Quaresma, Oğuzhan Özyakup, Babel, Cenk Tosun (Dk. 88 Negredo)
Galatasaray: Muslera, Mariano, Maicon, Serdar Aziz, Denayer (Dk. 85 Linnes), Fernando, Ndiaye, Rodrigues (Dk. 58 Yasin Öztekin), Belhanda (Dk. 69 Selçuk İnan), Feghouli, Gomis
Goller: Dk. 46 Cenk Tosun, Dk. 70 Tosic, 90+1 Negredo (Beşiktaş)
Sarı kartlar: Dk. 25 Pepe, Dk. 53 Tolgay Arslan, Dk. 61 Cenk Tosun (Beşiktaş), Dk. 35 Feghouli, Dk. 48 Fernando, Dk. 65 Gomis (Galatasaray)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder