3 Şubat 2018 Cumartesi

BURSASPOR 2 - 2 BEŞİKTAŞ (02/ŞUBAT/2018)


Beşiktaş, 2017-2018 sezonunun yirminci maçında Bursaspor'a misafir oldu. Ev sahibi takımın izleyicileri Beşiktaş'ı iyi karşılamadı ve kara kartal Bursa'da bir misafirden çok düşman gibi görüldü ama tüm olanlara rağmen bir puanı almasını bildi.

Sene olmuş 2018, hala sahaya eline geçeni fırlatıp atanlar var. Tribünlerde oturanlara "Taraftar" ismi yakıştırıldığında olacağı budur. Basitçe para verip hafta sonu hobisi olarak maça giden insanlarız biz. Kimsenin bir şeye taraf olması gerekmiyor. Kimse bir takımı tuttuğumuz için cebimize para koymuyor. Bu bir çıkar ilişkisi değil. O yüzden taraf olmak da söz konusu değil. Bunu dile getirdiğimde öne atılıp taraf olduğunu ısrarla vurgulayanlar var. Endişeye mahal yok arkadaşlar. Karşınıza dikilip "Sen taraftar değilsin!" dediğim zaman bu sizin Beşiktaşlı olmadığınız anlamına gelmiyor. Artık dogmatik düşüncelerden sıyrılıp özümüze dönmenin zamanı geldi. Gelişmiş ülkelerde tribünlere gelen kimse futbolu bu gözle görmüyor. Neredeyse yüz seneyi devirmiş bir cumhuriyetin çocukları olarak aşalım artık bazı düşünceleri lütfen. Ne demek istediğimi anlayın. Taraf olmakla Beşiktaşlı olmak aynı şeyler değil. İnsanları taraflarda karşı karşıya getirdiğinde olacağı budur. Normal hayatında bir spor kulübü ile hiç bir organik bağı olmayan insanların sahadaki oyuncuların kafasına eline geçeni fırlatmasının sebebi nedir? Sanal olarak yaratılan taraf olma algısıdır. Bu zehirli kelime zihinlere işlememiş olsa herkes maçını keyifle izler, sosisli sandviçini yer, içeceğini içer, takımı yense de yenilse de tezahürat yapar, eğlenir ve evine döner. Bizim hayatta tutunacak hiç bir dalımız yok mu ki tribüne çıktığımızda sahadaki bir takıma taraf olacağız? Sonuçları ortada işte. Quaresma korner kullanacak, kafasına bir şeyler atıyorsun. Ne geçiyor eline? Haftaya kapatırlar tribününü, gider kahvede izler rahatlarsın. Tüm Türkiye'de son teknoloji stadyumlar inşa ettiler. Gelip maç izleyenler doğru yönlendirilmemiş bilinçsiz kitlelerden oluştuktan sonra gökyüzünde asılı duran stadyum yapsan ne önemi var? Yine de tatmin olmadıysak çok daha net bir örnekle anlatayım. Milli futbol takımını izlerken, takım gol atarsa yanındaki adama "Goool" diye bağırıp sarılıyorsun. Kimsenin aklına yanında oturan şahsın hangi takımı tuttuğunu sormak gelmiyor. Oysa o sarıldığın adam bir hafta önce başka bir takıma "Taraf" olduğu için parmağını karşı tribüne sallayarak küfür ettiğin adam olabilir. Ne kadar anlamsız olduğunu göremiyor muyuz?

Türk futbolu adına skandal bir utanç tablosu çizen tribünler ve 
sahaya atılan cisimleri engellemeye çalışan kahraman Türk polisi. 

Gelelim maça. Takıma golcü alacağız diye ortalığı velveleye verdik ama meğer ne çok gol atmaya meraklı oyuncu varmış takımımızda. Yedek kulübesine mahkum olmuş Mustafa'dan defans oyuncularına kadar herkes gol atmaya başladı. Adriano on üçüncü dakikada kaleyi karşıdan çok iyi gördü ve jeneriklere layık bir gol attı. Kariyerinde böyle golleri sıkça gördüğümüz Adriano'nun bu önemli deplasmanda kara kartal adına o şık golü atması güzel oldu. Otuz yedinci dakikada Beşiktaş kalesinde golü gördü ve maç beraberliğe geldi. Maçı anlatan spiker, önündeki son teknoloji ürünü elli açıdan görüntü veren kameralara rağmen golü hemen Negredo'nun üzerine yazdı. Öyle ya Negredo gol atamıyor diye biz kendimizi yerken "Alın size gol" vurgusuyla oyuncumuzun golü kendi kalesine attığını söylemek pek bir eğlenceli olsa gerek. Oysa Negredo ayağını topu dışarıya çıkarabilmek üzere uzatmıştı ama çabası yeterli olmamıştı. Top o dokunmasa bile çoktan ağlarla buluşmuştu. Maçı radyodan anlatsan belki yedirirsin ama göz var nizam var. Ayıp diye de bir şey var. Benim tüm bu yazdıklarıma rağmen tarih golü Negredoya kaydetti o ayrı. Yapacak bir şey yok. Talihsiz evladım benim. Kurşun mu döktürsek ne yapsak bu çocuğa? Bir de bunun üzerine Bursaspor'un ikinci golü atıp öne geçmesi bizi çok tedirgin etti. Zaten seyirci baskısıyla mevcut performansının üzerine çıkarak oynayan Bursaspor'u yenmek kolay değilken işler sarpa sardı. Beşiktaş öyle geldi, böyle geldi, her türlü gol atağını denedi ama olmadı. Sonunda sakatlığı atlatmasının ardından sahalara bomba gibi dönen Caner'in müthiş pasında topla buluşan Negredo, Bursaspor'un ilk golünü büyük bir keyifle kendisine yazan spikere nispet beraberlik golünü attı.

O nasıl bir goldü Adriano? Defalarca izledik ama doyamadık.

Bu maçın ardından paniğe kapılıp şampiyonluk gitti hesapları yapanlar ve komik bir şekilde Teknik Direktörümüz Şenol Güneş'e tepki gösterenler var. Oysa bu durum olaya nereden baktığınızla ilgili. Beşiktaş mevcut şartlarda üç puan değerinde bir puanı kapıp evine döndü. Matematiksel olarak kayıp var ama kazanç da var. Beşiktaş şampiyonluğun güçlü adayı olmayı sürdürüyor. Bizim yapabileceğimiz tek şey, ısrarla sonuna kadar takımımızı desteklemek.

Stadyum: Bursa Timsah Arena
Hakemler: Halil Umut Meler, M.Emre Eyisoy, Cevdet Kömürcüoğlu
Bursaspor: Harun Tekin, Barış Yardımcı (Ricardo Faty dk. 89), William Ekong, Titi, Aziz Behich, Dzon Delarge (Josua John dk. 73), Abdullahi Shehu, Emmanuel Badu, John Bostock, Yusuf Erdoğan, Bogdan Stancu (Jires Kembo dk. 76)
Yedekler: Muhammed Şengezer, Sinan Bakış, Geoghe Grozav, Furkan Soyalp, Onur Atasayar
Teknik Direktör: Paul Le Guen
Beşiktaş: Fabri, Gökhan Gönül (Caner Erkin dk. 69), Pepe, Domagoj Vida, Adriano Correia, Ricardo Quaresma, Gary Medel, Oğuzhan Özyakup (Mustafa Pektemek dk. 80), Talisca, Jeremain Lens (Vagner Love dk. 57), Alvaro Negredo
Yedekler: Tolga Zengin, Utku Yuvakuran, Fatih Aksoy, Necip Uysal, Tolgay Arslan
Teknik Direktör: Şenol Güneş
Goller: Titi (dk. 37), Dzon Delarge (dk. 45) (Bursaspor), Adriano Correia (dk. 13), Alvaro Negredo (dk. 90) (Beşiktaş)
Sarı Kartlar: Abdullahi Shehu, Dzon Delarge, Jires Kembo, Aziz Behich (Bursaspor), Gary Medel, Ricardo Quaresma (Beşiktaş)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder