7 Şubat 2018 Çarşamba

GENÇLERBİRLİĞİ 0 - 1 BEŞİKTAŞ (06/ŞUBAT/2018)


Beşiktaş, 2017-2018 Türkiye Kupası çeyrek final ikinci maçında Gençlerbirliği'ne misafir oldu. İlk maçı üç birlik skorla alan Beşiktaş, deplasmanda da rakibini tek golle geçince, Türkiye Kupası'nda ismini yarı finale yazdıran taraf oldu.

Bu maçta sahaya çıkan kadro, yedek kadro gibi görünse de aslında daha çok ikinci Beşiktaş olarak değerlendirmek daha doğru olur. Bu ikinci Beşiktaş görevini gayet de iyi yapıyor. En çok da Mustafa'nın golcü kimliğini tekrar sergilemeye başlamış olması sevindirici. Önünde öyle isimler vardı ki, as kadroda yer bulması neredeyse imkansızdı ama o çalışmayı bırakmadı ve fırsatını bulduğunda da o çalışmanın meyvelerini vermeye başladı. Bu, hem kendisi için hem de Beşiktaş için çok önemli bir gelişmedir. Kara kartal en güçlü gol ayağı olan Cenk'i Everton'a transfer ettikten sonra orada açılan boşluğu Mustafa'nın doldurup dolduramayacağı şüphesiz tartışmaya açık ama bu durum onun görev verildiğinde layıkıyla yaptığı gerçeğini de değiştirmiyor. Nitekim Mustafa bu maçta da bir gol atarak dikkatleri tekrar üzerine çekmeyi başardı. Maç boyunca Beşiktaş'ın direkten dönen iki tane topu var. Sadece bu iki pozisyon bile kara kartalın maçta üstün olan taraf olduğunu göstermeye yeterli.


Maçın önüne geçen bir olay oldu ki futbol dışı konuların maça yansıması hiç sevmediğim bir durumdur. Beşiktaş Teknik Direktörü Şenol Güneş ve Gençlerbirliği Teknik Direktörü Ümit Özat arasında bir çekişme söz konusuydu ve bu basında oldukça fazla yer buldu. Bu atışmanın başladığı nokta tam olarak neresi bilmiyorum ama ben konuyu Şenol Güneş'in basın toplantısında Ümit Özat için "O cüssesiyle bana doğru koştu" diye başlayan cümlesinden itibaren takip etmeye başladım. Gördüğüm kadarıyla herkes şahsi düşüncesini dile getirmiş. Şimdi ben de bir kaç kelam edeyim. Ümit hoca, Şenol hocanın öğrencisi olduğu için Şenol hoca samimiyetle böyle bir söz etmiş olabilir ama bunun kameralar karşısında dile gelmesi, büyük ihtimalle Ümit hocayı rahatsız etti. Bu diyalog ikili arasında yaşanan bir diyalog olsa belki Ümit Özat bu kadar tepki göstermezdi. İnsanların bedeniyle ilgili rencide edici bir sözü dile getirmek herkesin rahatsız olacağı bir durumdur. Şenol hocanın talihsizliği, bunu samimiyetin sıfır olduğu medya karşısında yapmış olmasıdır. Zaten anti Beşiktaşlı olan medya, bu malzemeyi Beşiktaş'a karşı kullanıp takımın başarısını gölgelemeyi çok iyi başardı. Beşiktaş şu anda Şampiyonlar Ligi'nde grubunu lider ve yenilgisiz bitiren, Türkiye Kupası'nda  yarı finale yükselmiş ve tüm puan kayıplarına rağmen Süper Lig'in en güçlü şampiyonluk adayı durumundadır. Böyle bir atışma gündeme gelince Beşiktaş'ı konuşmak yerine bulanık sohbetlerle gündemi gölgelemek medya için bulunmaz bir fırsattı. Onlar da bu fırsatı tepmiş olsalar pek şaşırırdım. Şimdi gelelim Ümit Özat'a. Eğer Şenol Güneş'in kameralar karşısında söylediği talihsiz sözlere hiç cevap vermemiş olsaydı, kendisini bir adım yukarıya taşıyacaktı. O ise kontrolü kaybedip söylememesi gereken inanılmaz sözler söyleyerek yanan ateşin üzerine benzin döktü. Tercihinin bu yönde olmasına saygı duyuyorum çünkü fiziki durumu ile ilgili rencide olduğu için iplerin kopmuş olması ve kontrolü kaybetmesini normal karşılıyorum. Yine de atalarımızın "Keskin sirke küpüne zarar" dediklerini unutmamak gerekir. Böyle olunca suçlu olan taraf kendisi oldu. Şimdi gelelim tribünlere. Bu karşılıklı atışmaya tribünlerin dahil olması ve Ümit Özat'a bir hayvan yakıştırması yaparak seslenmesi, ne bir Beşiktaşlıya ne de bir bireye yakışmaz. Herkes yaptığı hatanın bedelini öder ama bu bedeli günlük hayatta tanımadığın bir insana hakaret ederek ödetmeye kalkmak da kimsenin haddi değildir. Bu tartışmanın sonunda hem Şenol hoca, hem Ümit hoca, hem de Beşiktaş tribünleri sınıfta kalmıştır. Kazanan sadece kaostan beslenmeyi seven medyadır. "Fairplay" sadece sözde kalmış ve spor çirkin bir yüze bürünmüştür. Keşke bunları konuşmak zorunda kalmasaydık ama maalesef iş birden kontrolden çıktı ve bu hale geldi. Bundan sonra yapılacak tek şey herkesin yaşananlardan ders almasıdır.

Mustafa yine verilen görevi yerine getirdi ve golünü attı.

Geçen hafta Bursaspor deplasmanında kaybedilen iki puana kazanılan bir puan olarak bakmamız gerektiğini söylemiştim. Şampiyonluğun diğer adaylarının tümü oynadıkları maçlarda puan kaybedince, o bir puanın ne kadar değerli olduğu ortaya çıktı. Fikstüre baktığımızda Beşiktaş'ın artık çok dikkatli olması gerektiği açık. Bununla beraber kara kartalın hala şampiyonluktaki en güçlü aday olduğunu açıkça görebiliriz. Bunun yanında ne kadar gölgelenmek istense de takımımızın Türkiye Kupası'nda yarı finalist olduğunu da unutmayalım ve keyfini çıkartalım. Beşiktaş'ın önünde çok zorlu bir takvim var. Nefesimizi tuttuk heyecanla şubat ayının getireceklerini beklemeye devam ediyoruz.

Stadyum: Ankara 19 Mayıs Stadyumu
Hakemler: Özgür Yankaya, İsmail Şencan, Süleyman Özay
Gençlerbirliği: Taha Demirtaş, Ahmet Oğuz, Milinkoviç, Luccas Claro, Kamal İssah (Jailton dk. 34), Alper Uludağ (Yıldırım Mert Çetin dk. 67), Florentin Pogba, Skuletic (Rahmetullah Berisbek dk. 62), Khalili, Aydın Karabulut, Zeki Yavru
Yedekler: Hopf, Numan Soysal, Uğur Çiftçi, Palitsevich, Scekic, Guidileye, Stephane Sessegnon
Teknik Direktör: Ümit Özat
Beşiktaş: Tolga Zengin, Caner Erkin, Pepe, Vida, Necip Uysal, Medel, Tolgay Arslan, Mustafa Pektemek (Talisca dk. 81), Lens (Quaresma dk. 86), Babel, Vagner Love (Adriano dk. 76)
Yedekler: Fabri, Utku Yuvakuran, Gökhan Gönül, Fatih Aksoy, Oğuzhan Özyakup, Larin, Negredo
Teknik Direktör: Şenol Güneş
Gol: Mustafa Pektemek (dk. 25) (Beşiktaş)
Kırmızı Kart: Necip Uysal (dk. 71) (Beşiktaş)
Sarı Kart: Tolga Arslan (Beşiktaş)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder