30 Nisan 2018 Pazartesi

GALATASARAY 2 - 0 BEŞİKTAŞ (29/NİSAN/2018)


Beşiktaş, 2017-2018 sezonunun otuz birinci maçında Galatasaray'a misafir oldu. Muhtemel şampiyonu belirleyecek olan maçta kara kartal sahadan mağlubiyetle ayrıldı. Aldığı sonuçla dördüncü sıraya gerileyen Beşiktaş, şampiyonluk şansını diğer takımların eline bıraktı. Diğer bir deyişle Galatasaray son üç maçında puan kaybetmediği sürece Beşiktaş'ın şampiyon olması mümkün değil.


Puan kaybetmelerini beklemek hayalcilik olur. Futbol sürprizlere açık bir oyun ama sürprizin böylesi de kolay görülmez.Şimdilik lig bitmiş gibi görünüyor. Şüphesiz Beşiktaş kalan son üç maçına yine galibiyet parolasıyla çıkmalı. Moraller bozulmamalı. Oynanan maç bir derbi maçı. Ligin ilk yarısında Galatasaray'ı yenen kara kartal deplasmanda aynı başarıyı gösteremedi. Bu beklenmedik bir durum değil. İnşa edilen yeni stadyumlar ve seyircinin oluşturduğu atmosferde üst sıralara oynayan takımları geçmek eskisinden daha zor. Haftalardır gizli şampiyon adayı Beşiktaş parolasıyla yazdığım yazılar, ironik bir şekilde takımı gerçekten gizli şampiyon adayı konumuna getirdi. Galatasaray'ın imkansız gibi görünen bir puan kaybı durumunda tekrar zirveye oturacak ve şampiyon olacak bir Beşiktaş izleyebiliriz. "Halamın bıyığı olsaydı amcam olurdu," özdeyişimizi akıllara getiren bir duruma geldik.


Daha önce de yazdığım üzere kariyerinde sona doğru ilerleyen Fatih Terim'in ayağına kadar gelmiş bu fırsatı tepmesi zor görünüyordu. En azından güzel ve iki takımın da birbirini zorladığı gerçek bir derbi maçı oldu. Zaten beklentimiz de o yönde olmalı. Mağlubiyete üzülmek olanlara çare değil. Bunu işi sondan dördüncü haftada oynanacak Galatasaray derbisine bırakmadan önce düşünmek gerekirdi. Olmadık yerlerde kaybedilen iki puanlar şimdi ne kadar kıymetli oldu değil mi?

Derbi bitti ve şimdi diğer bir önemli konuya değinmek istiyorum. Beşiktaş'ın yarım kalan Türkiye Kupası maçına çıkmama kararı aldığını öğrendim. Bunu kulüp resmi internet sayfasından da duyurdular. Efendim Beşiktaş duruşu dediler, camia kenetlenmesi dediler, dediler de dediler. Sonuçta Beşiktaş yarım kalan Fenerbahçe maçına çıkmayacak. Bunun bedeli önümüzdeki sene kupadan men olmaktır elbette ama beni rahatsız eden konu bu değil. Karar açıklandığında olumlu veya olumsuz bir fikir beyan etmedim. Haklıdır da demedim haksızdır da demedim. Beni düşündüren tek bir konu var. Beşiktaş, olası bir ters esen rüzgarda kimsenin istemediği sonuçlar alarak başarı grafiğini düşürürse, kenetlenmek sözcüğünü kullanan çoğunluk aynı duruşu sergileyebilecek mi? Şimdi Galatasaray'a yenilen takım şampiyonluk potasından uzaklaştı. Daha sonuç alınmadığı için derin bir sessizlik var. Olası Galatasaray şampiyonluğu sonrası birileri çıkıp yönetimin kupa hakkındaki kararını sorgulamaya kalkarsa ve elbette Şenol Güneş'in artık başarısız olmaya başladığını söylerse büyük bir hayal kırıklığı yaşarım. Madem böyle bir karar alındı, sonuna kadar arkasında durulması gerekir. Lig kupası gidince hemen Türkiye Kupasında da olmamayı eleştirecek olanlar gerçek Beşiktaşlı değildir. Ben kulüp iyi yaptı veya kötü yaptı demiyorum ama bugün iyi yaptı diyen çoğunluk yarın da bu kararın arkasında durmalı. Durmaz ise bana hiç anlatmasınlar Beşiktaş duruşu bilmem ne. Tabi ben bunu camia için söylüyorum ama hain medya ve sözde spor yazarları aksini zaten yapacaklardır. Onlara yeter ki kaostan malzeme çıksın. Oturun izleyin televizyonları, çoktan başlamışlardır Şenol hocayı göndermeye, kupa maçına çıkmama kararını eleştirmeye ve hatta utanmadan Cenk'in satılması konusunda olumsuz konuşmaya.


Yıllardır görmeye aşina olduğumuz kaybedilen maç sonrası kulübün tesislerini basıp otobüse saldırma türünden ilkelliklerin bittiğini görmek de sevindirici. Bir taraftan hala sahaya bir şeyler atarak futbolcuları ve teknik kadroları hedef alan cahil sürüleri henüz tükenmemişken, diğer taraftan mağlubiyet sonrası tesislere gidip meş'alelerle ve tezahüratlarla takımını destekleyen izleyiciler olduğunu görmek güzel. Kötü şeyler devam ediyor ama iyi şeyler de oluyor. Eskiden sadece kötü şeyler olurdu. Bilinçlenme ve aydınlanma ışığı görmek beni mutlu ediyor. Demek ki bazı adımlar doğru atılıyor ve sağlam temeller oluşuyor. Aşağıdaki fotoğrafta küçük kızını omuzlarına almış Beşiktaş'ı karşılayan bir baba görüyorum. Bu kare yıllardır dile getirdiğim ve özlemini çektiğim tribünlerin ailelere teslim edilmesi projesini haklı çıkarıyor ve uygulamadan sonuç alındığını gösteriyor. Demek ki neymiş? Tribünlerde sadece bağıranlara değil maçı izleyenlere de ihtiyaç varmış. Öyle olunca da otobüsü taşlayanlar silinip gidiyor, yerine medeni ve bilinçli seyirciler geliyormuş. Helal olsun. 


Söyleyecek başka bir söz olduğunu sanıyorum. Sessiz ve sakin bekleyişimiz son haftaya kadar sürecek. Yeter ki kara kartal gündemden etkilenmeden son üç maçta dokuz puan toplamaya yoğunlaşsın.

Stadyum: Türk Telekom Arena
Hakemler: Fırat Aydınus, Serkan Ok, Aleks Taşçıoğlu
Galatasaray: Muslera, Mariano (Dk. 22 Linnes), Maicon, Denayer, Nagatomo, Fernando, Donk, Feghouli (Dk. 78 Sinan Gümüş), Belhanda (Dk. 84 Selçuk İnan), Rodrigues, Gomis
Beşiktaş: Fabricio, Gökhan Gönül, Pepe (Dk. 61 Vida), Tosic, Adriano, Tolgay Arslan (Dk. 81 Oğuzhan Özyakup), Medel, Quaresma, Talisca, Babel, Negredo (Dk. 35 Lens)
Goller: Dk. 23 Fernando, Dk. 70 Rodrigues (Galatasaray)
Kırmızı kart: Dk. 65 Tosic (Beşiktaş)
Sarı kartlar: Dk. 4 Belhanda, Dk. 90+2 Fernando (Galatasaray), Dk. 44 Adriano, Dk. 76 Talisca (Beşiktaş)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder