9 Mayıs 2018 Çarşamba

BEŞİKTAŞ 2 - 0 KAYSERİSPOR (07/MAYIS/2018)


Beşiktaş, 2017-2018 sezonunun otuz ikinci maçında Kayserispor'u misafir etti. Bir önceki hafta şampiyonluk iplerini Galatasaray'ın eline bırakan kara kartal, moral bozmadan tekrar işine yoğunlaşarak kalan maçlarından ilki olan Kayserispor mücadelesinden başarıyla çıkmasını bildi.

Maçı izlerken ilgimi ilk çeken, tribünlerdeki yer yer boşluklardı. Seyirciler bu kadar kolay pes etmeseydi daha çok sevinirdim ama görünen köy de kılavuz istemez. Galatasaray'ın bu noktada puan kaybetmesini beklemek biraz hayalcilik olur. Bununla birlikte maça gelen ve Beşiktaş'ı destekleyen büyük çoğunluğun da hakkını vermek lazım. Özellikle maç sonunda oyuncuları ve özellikle teknik direktör Şenol Güneş'i tribünlere çağıran gerçek Beşiktaşlıları tebrik etmek istiyorum. Seyircilerin Beşiktaş'ın bu sene şampiyonluk ipini göğüsleme ihtimalinin düşmesine rağmen ligin en iyi takımı olduğunu unutmaması ve gerek Avrupa kupalarında gerekse ligde gösterdiği performansı tek kalemde silip atmaması taktire şayan bir görüntüydü. İşte bu yıllarca özlemini çektiğim bir tabloydu. Tribün kültürünün değişmeye başlaması ve bilinçlenmenin hızlı bir şekilde yükselmesi elbette kulübe büyük katkı sağlıyor. Peki her zaman hain olarak nitelendirdiğim basın ve onun sözde spor yazarlarına ne demeli? Onlar tarihin tozlu sayfalarında çoktan kaybolması gereken zihniyetleriyle boy göstermeye devam ediyorlar. Bir hafta boyunca Beşiktaş'ı rahatsız ettikleri yetmediği gibi takım net skorla galibiyet aldıktan sonra daha da agresif saldırmaya başlamaları fazlasıyla manidar. Beşiktaş'ın tepetaklak olması, Şenol Güneş'in kulüpten ayrılması, yönetimin değişmesi gibi beklentiler sadece kaostan beslenmeyi seven hain basının işi olabilir. Tabi arkalarında onları tetikleyen birileri de var mıdır onu bilemem zira Beşiktaş artık çok değerli bir marka ve hakkı olmasa bile onu isteyecek pek çokları olduğundan şüphem yok. Bu yüzden yönetim kurumsal kimliği sağlamlaştırmanın temellerini çok güçlü atmalı. Kötü niyetle şahsi çıkarlar için gelen birileri kulübü talan edememeli. Beşiktaş rant kapısı asla olmamalı.


Hatırlarsanız geçen hafta utanmadan Cenk'in satılması konusunu bile dile getirip Galatasaray yenilgisini ona bağlayacak birileri çıkabileceğini söylemiştim. Dar görüşlü sözde spor yazarlarından birisi hemen atladı ve bu klişe yaklaşımı sergiledi. Onunla da kalmadılar, Şenol Güneş'in gönderileceği konusunda yalan haber yaptılar. Bu haberi yapan sözde spor yazarını tanımıyordum ama internet üzerinde kısa bir araştırmayla karşıma başkanımız Fikret Orman ile çekilmiş fotoğrafı gelince kafamdan kaynar sular döküldü. İnsan bu kadar iki yüzlü ve kişiliksiz olmaz. Yalan haber yazmak bir spor yazarına yakışmaz. Gerçek bir spor yazarının yazılarını okumayalı ne çok zaman geçti? Bu böyle gitmemeli. Basında kalite çok önemli. Böylesine averaj adamlar kendilerine bu mevkilerde nasıl yer buluyorlar aklım hayalim almıyor.

Bu maçın önemli bir özelliği vardı. O da Şenol Güneş'in Türkiye Süper Ligi'ndeki yüzüncü maçına çıkmasıydı. Bu haber Avrupa basınında bile yer aldı. Avrupalı meslektaşları Şenol Güneş'i tebrik ettiler. Fenerbahçe maçında başına cisim isabet ederek yaralanması konusundaki üzüntülerini içtenlikle dile getirdiler. Anadolu'nun yani bu vatanın kalbinden çıkıp gelmiş, büyük başarılara imza atmış, ülkesinin al bayrağını göğsünde gururla taşıyıp en iyi şekilde temsil etmiş bu değerli insana hakkını verdiler. Buna karşılık aile hayatından iş hayatına, özel sektörden devlet kurumlarına kadar adaletsizliğin, saygısızlığın, değer bilmezliğin, yozlaşmanın en üst seviyeye çıktığı ülkemizde, bu yükselen değer nerede takılsa da kafasına çekici indirsek beklentisinde olanlar karanlık alçak yüzlerini bir kez daha gösterdiler. Hepsine yazıklar olsun demeyeceğim. Bu kanserin başladığı ilk noktada kimler varsa ve bu ülkenin bu günlere gelmesine ilk defa kim ışık yaktıysa onlara yazıklar olsun diyeceğim. Artık siz deyin on yıl geriye git, ben diyeyim elli yıl geriye git. Bir yerlerde ülkenin kanser olduğu bir gerçek ve bu hastalık kendini ne yazık ki sporda da en açık şekilde gösteriyor.


Beşiktaş haftayı lider Galatasaray'ın dört puan arkasında kapattı. Galatasaray maçından önce, bu maçı alanın şampiyon olacağını söylemiştim. Bunu görmemek enayilik olur zira derbiyi geçip son üç maçında takılan bir takımın olacağına hala inanmıyorum. Matematiksel şans devam ediyor olsa da, sanırım tribünlerdeki yer yer boşlukları oluşturan izleyiciler de benimle hem fikir olmalılar. Lig neredeyse bitti ama daha iki maçımız daha var. Öyle ya da böyle şanlı şerefli Beşiktaş'ın bu iki maçı alnının akıyla bitirmesi, güncel durumda en öncelikli beklentimizdir.

BEŞİKTAŞ 2 - 0 KAYSERİSPOR

STADYUM: Vodafone Arena
HAKEMLER: Barış Şimşek, İsmail Şencan, Mehmet Metin

BEŞİKTAŞ: Fabricio, Gökhan Gönül, Vida, Tosic, Adriano (Dk. 84 Mustafa Pektemek), Medel, Tolgay Arslan, Quaresma (Dk. 90+2 Larin), Talisca, Babel, Vagner Love (Dk. 63 Necip Uysal)
KAYSERİSPOR: Lung, Lopes, Kucher, Kana Bıyık, Atila Turan, Şamil Cinaz, Badji (Dk. 60 Güray Vural), Deniz Türüç, Boldrin (Dk. 67 Kravets), Mendes (Dk. 72 Amorim), Umut Bulut

GOLLER: Dk. 31 Tosic, Dk. 45 Adriano (Beşiktaş)
KIRMIZI KARTLAR: Dk. 61 Tosic (Beşiktaş), Dk. 90 Umut Bulut (Kayserispor)
SARI KARTLAR: Dk. 26 Şamil Çinaz, Dk. 30 Badji (Kayserispor)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder