12 Mayıs 2014 Pazartesi

ELAZIĞSPOR 0 - 1 BEŞİKTAŞ (11/MAYIS/2014)


Dün gece maç başladığı ana kadar durumun gerek Beşiktaş, gerekse Elazığspor için ne derece dramatik olduğunu fark etmemiştim. Bir tarafta doğrudan şampiyonlar ligine katılma sevdası, diğer taraftan süper lige tutunma ümidi vardı. Elazığspor'un kaderi doğrudan kendi elinde iken, Beşiktaş maalesef Trabzonspor'un Galatasaray'ı yenmesini beklemek durumundaydı. Geçen haftalarda kaybedilen kritik puanların gelinen bu pozisyonda payı olduğu şüphesiz tabi.

Ne gariptir ki aslında gelinen bu noktada sadece oynanan futbolun değil, masa başında yapılan hataların da payı büyük. Beşiktaş bir kolej takımı derdik eskiden. Sadece Beşiktaşlılar oynardı bu takımda. Çocukluğunda duvarlarını Beşiktaş posterleri süsleyen oyunculardan seçilirdi oyuncular. Eneramo gibi siyah beyaz kültürle yakından uzaktan ilişkisi olmayan sporcular takımda yer bulamazdı. Sen Beşiktaşlı duruşunun ne olduğunu bilmeyen adamı transfer edersen, kiralık verdiğin takımla sahaya çıkıp sana son dakikada gol de atar, taklalar atıp sevinç gösterisi de yapar. Suçlayamazsın. Baştan düşüneceksin. Almayacaksın. Adamın Beşiktaşlı olmak gibi bir kaygısı yok ki. Sonra da ligden düşmeme mücadelesi veren Elazığspor karşısına çıkar, Trabzon'dan gelecek müjdeli haberi beklersin. '*Kelebek etkisiyle' çok uzun zaman önce verilen kararlar, geleceğini belirler.

Maça dönelim. On beşinci dakikaya kadar dikkatle izledim. Baktım ki ne Beşiktaş o kadar şampiyonlar ligine hevesli, ne de Elazığspor ligde kalmaya hevesli. Tribündeki seyirci kendini yırtıyor, ekran başında biz sanki cebimize para koyacaklarmış gibi strese giriyoruz ama oyuncular gayet de rahatlar. Neler oluyor anlamıyorum ki. Karar mı veriyorlar önceden kaderlerine bu takımlar. Doksan dakika doldurmaya mı çıkıyorlar ne yapıyorlar çözemedim. Bu maçın kıran kırana geçmesi gerekirdi. Karşılıklı ataklardan nefes alacak vaktimiz kalmamalıydı. Bu ne biçim bir oyun, nasıl bir futbol anlamadım.

Dikkat ettiniz mi bilmiyorum, Elazığspor'da tam beş eski Beşiktaşlı oyuncu vardı. Batuhan ilginç bir şekilde kendisinden beklediğimin ötesinde sakindi. Ben kesin bu maçta bir skandala imza atar diye düşünmüştüm ama nasılsa maçı olaysız tamamlamayı başardı. İbrahim herhalde Beşiktaş'dan gönderilmeyi içine sindirememiş, Anneler gününde içinde anne kelimesi de geçen bir küfrü kameralar karşısında edince kırmızı kartı gördü. Gerçi burada bir detay hatası yapıyor da olabilirim. Küfrü karttan sonra da etmiş olabilir ama sonuçta bu içeriği değiştiren bir detay değil. Teknik direktörleri Okan Buruk çok iyi çocuk. Beşiktaş'da oynadığı sezonda başarıyla hizmet vermiş, centilmenliğiyle alkış toplamıştı. Böyle bir maçta kara kartalın karşısına çıkmasını istemezdim.


Biraz da Beşiktaş'dan bahsedelim. Gökhan şu barda kurşun yeme mevzusundan sonra olumsuz elektriği üzerine çekti ama dün golünü atıp takıma üç puan aldırmasını da bildi. Yalnız şunu da söylemeliyim. Eğer bu oyuncu kiralanma süresi bittiğinde satın alınırsa, rahatlayıp performansını düşürebilir. Bu yakın tarihte hep böyle oldu. Transfer olup Beşiktaş'a yerleşen sanki emekli olmuş gibi rehavete kapılıyor. Asıl şimdi oynayacaksın kardeşim desen de anlamsız bir şekilde yönetim tarafından kabul edilen ve kulübü korumayan sözleşmelerin kurbanı oluyoruz. Oynamayana para vermeyeceksin. Garanti para da neymiş. İmzayı at, yan gel yat. Bence bu çocuğu yine kiralasınlar. Öylesi daha bereketli.

Almeida golcü olduğu , için gol atmadığında oynamıyormuş gibi görünüyor ama adam aslında çok koşuyor, pres yapıyor, gerekirse defansa bile geliyor. Zaten olmuş yaşı 30. Bırak oynasın bir sene daha şampiyonlar liginde süper goller atar. Oraların adamı çünkü bu. Bence mahcup etmez.


Sonuçta ne oldu? Ümit bağladığımız Trabzonspor, Galatasaray'dan dört yedi. Biz de Elazığspor'u ligden düşüren golümüzü atıp üç puanı aldık ama son haftaya yine üçüncülükle girdik. Şimdi efendim Galatasaray son hafta berabere kalacak da biz Gençlerbirliği'ni yeneceğiz de şöyle olacak da böyle olacak da. Kelebek etkisi diyorum. Bu kader sezon başında yazıldı. Üzülecek bir şey yok artık.

*Kelebek etkisi: Bir sistemin başlangıç verilerindeki küçük değişikliklerin büyük ve öngörülemez sonuçlar doğura bilmesine verilen addır. Edward N. Lorenz'in çalışmalarından biri olan Kaos Teorisi ile ilgilidir. Daha sonralarda hava durumuyla ile ilgili verdiği şu örnek ile ünlenmiştir. "Amazon Ormanlarında bir kelebeğin kanat çırpması, ABD'de fırtına kopmasına neden olabilir. Farklı bir örnekle bu, bir kelebeğin kanat çırpması, Dünyanın yarısını dolaşabilecek bir kasırganın oluşmasına neden olabilir."

Fakat daha çok yaratılan bir kaosun büyüyerek artmasını ifade eder.

ELAZIĞSPOR 0-1 BEŞİKTAŞ

Stat: Atatürk Stadyumu
Hakemler: Tolga Özkalfa (x), Mustafa Emre Eyisoy (xx), Ekrem Kan (xx)

Elazığspor: Ivesa (x)- Deniz Aslan (x)(Dk.46 Tello x), Vranjes (x)(Dk. 67 İbrahim Kaş x), Çağlar (x), Marvin (x), Sane (x), Mehmet Nas (x)(Dk.59 Serdar Özkan x), Tanju (x), Deniz Yılmaz (x), Serdar Gürler (x), Batuhan (x)
Teknik Direktör: Okan Buruk

Beşiktaş: Tolga (xx)- Serdar Kurtuluş (xx), Jones (xx), Franco (xx), Motta (xx), Gökhan (xx), Atiba (xx), Oğuzhan (xx)(Dk.88 İsmail), Veli (xxx), Olcay (xx),(Dk.84 Mustafa Pektemek), Almeıda (xx)
Teknik Direktör: Slaven Bilic

Goller: Dk.39 Gökhan Töre (Beşiktaş)

Kırmızı Kart: Dk.80 İbrahim Kaş (Elazığspor)

Sarı Kartlar: Dk.45 Batuhan, Dk.74 Deniz Yılmaz, Dk.80 Tello, Dk.81 İvesa (Elazığspor), Dk.34 Motta, Gökhan Töre, Dk.87 Mustafa Pektemek (Beşiktaş)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder