7 Kasım 2017 Salı

GÖZTEPE 1 - 3 BEŞİKTAŞ (05/KASIM/2017)


Beşiktaş, 2017-2018 sezonu on birinci maçında Göztepe'ye misafir oldu. Zoru İzmir deplasmanından net bir skorla üç puanı çıkartmayı başaran kara kartal, medyanın gözünde tekrar şampiyon adayı pozisyonuna yerleşti. Karşılıklı atakların olduğu ve ev sahibi takımın bir Süper Lig takımına yakışır şekilde oynadığı mücadelede, izleyenlere keyif verdi.

Artık siz deyin Göztepe köklü bir kulüp olduğundan ben diyeyim kendine ait izleyicisi olduğundan, maç gerçekten izlemeye değerdi. Bornova Stadyumundaki atmosfer, neden birden ortaya çıkmış proje takımların Süper Ligde olmaması gerektiğini ve bizim o takımların oyunundan neden keyif almadığımızı göstermiş oldu. Bir futbol takımı tek başına bir şey ifade etmiyor. İzleyicileri ile birlikte yıllara dayanan bir tutkuyla kök salmış olan takımların ruhu oluyor. O ruh da stadyuma yansıyor. Atmosferi hemen hissedebiliyorsunuz. Bornova Stadyumundaki atmosferde tuhaf bir şekilde yakın geçmişe dair aydınlık dolu bir hava vardı. Tam kelimelere dökemiyorum ama basitçe özlediğimiz bir ışık diyerek kendimi ifade edeceğim. İşte o ışık maçtan da keyif almamıza vesile oldu. Bir de takımımız galip gelince değmeyin keyfimize. 


Maçta karşılıklı olarak verilmeyen iki tane penaltı var. İkisi de bariz penaltı ve hakem bunları atladı. Atiba'nın rakibini ceza sahası içerisinde kolundan çekip düşürdüğü ve Talisca'nın ceza sahasına girerken düşürüldüğü pozisyonlar net penaltıydı. Bununla beraber Göztepe'nin attığı gol ofsayttı. hem de o kadar net bir ofsayt ki, insan izlerken yan hakem ne iş yapıyor diye sormadan edemiyor. Ofsayt kameraları olsa da olmasa da zaten işe yaramıyor. Beşiktaş maçı aldığı için kimse üzerinde durmuyor ama bu maç berabere bitseydi işte o zaman görün siz tantanayı. Nasıl beceriyorlar anlamıyorum. Şu son zamanda bahsi geçen kameralı hakem kararı sistemine geçilmesini destekliyorum. Bu türden skandal kararların önüne geçeceğine inanıyorum. 

Şimdi biraz basında maç ile ilgili yorumlara değinmek istiyorum. Quaresma'nın bu maçta formsuz olduğu ve artık ona tahammül olmaması gerektiğine dair bir yorum okudum. Bir de bunu yazan koyu Beşiktaşlı bir yazar. Ne diyeceğimi bilemiyorum ve sadece gülüyorum. Bu takımı üçüncü şampiyonluğa yoğunlaştıran tek kahraman Quaresma olduğu halde böyle bir yoruma maruz kalması üzücü. Talisca'nın da durgun olduğu bir dönem oldu. Hemen okları ona çevirmiştiniz. Şimdi ne oldu? Talisca attığı golden sonra tribünleri öyle bir selamladı ki imrenmekten başka yapacağınız bir şey kalmadı. Efendim bu maçta boynuz kulağı geçer miymiş acaba? Bu sözler Şenol Güneş'in eski yardımcısı Tamer Tuna için söylenmiş. Pes doğrusu diyorum. Keşke en azından beş sene bekleseydiniz de Tamer Tuna önce kendini hoca olarak ispatlasaydı, ondan sonra kıyaslamaya gitseydiniz. Gerçi beş sene de kısa oldu ama baksanıza adamlar bir kaç hafta bile bekleyemiyorlar. Şenol hocanın Lens ve Negredo ısrarı anlaşılır gibi değilmiş. Bu güne kadar Şenol hoca hep sizin dediğiniz oyuncuları sürdü sahaya, öyle iki şampiyonluk aldı ve üçüncüsüne emin adımlarla yürüyor değil mi? İşin özü şu ki, yazacak bir şey kalmayınca mecburmuş gibi saçmalamaya başlayan bazı spor yazarları var. Kendinizi komik düşüreceğinize hiç yazmayın daha iyi derim. Bununla birlikte doğru tespitler de okumadım değil ama işte bu tespitler belirli sınırlar içerisinde olmalı.


Kaç haftadır ısrarla Beşiktaş'ın şampiyonluğun en güçlü adayı olduğunu yazıyorum. Bana üç puanlı sistemde on bir puan fark bahanesiyle gelmeyin efendiler. Bunları aşalım artık. Beşiktaş doğru işler yapmaya devam ediyor. Hepsinden önemlisi de ne yaptığını bilerek yapıyor ve bize de keyifle izlemek kalıyor.

Stadyum: Bornova Stadyumu
Hakemler: Hüseyin Göçek, Mustafa Emre Eyisoy, Kemal Yılmaz
Göztepe: Beto, Sabri Sarıoğlu, Kadu, Leo, Traore, Halil Akbunar (Dk. 77 Ngando), Selçuk Şahin (Dk. 83 Doğanay Kılıç), Andre Castro, Tayfur Bingöl (Dk. 56 Ömer Şişmanoğlu), Gouffran, Ghilas
Beşiktaş: Fabricio, Gökhan Gönül (Dk. 61 Medel), Pepe, Tosic, Adriano, Quaresma (Dk. 88 Negredo), Hutchinson, Tolgay Arslan, Babel, Talisca (Dk. 80 Necip Uysal), Cenk Tosun
Goller: Dk. 7 Talisca, Dk. 47 Babel, Dk. 53 Cenk Tosun (Beşiktaş), Dk. 66 Ghilas (Göztepe)
Kırmızı kart: Dk. 86 Leo (Göztepe)
Sarı kartlar: Dk. 75 Pepe (Beşiktaş), Dk. 89 Ömer Şişmanoğlu (Göztepe)

2 Kasım 2017 Perşembe

BEŞİKTAŞ 1 - 1 MONACO (01/KASIM/2017)


Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi G Grubu dördüncü maçında Fransa Birinci Ligi'nin Monaco takımını misafir etti. Kara kartalın genel olarak iyi olduğu ancak net gol pozisyonlarını hunharca harcadığı mücadele bir birlik beraberlikle sonuçlandı. Bu sonuç Beşiktaş'ın gruptan çıkışını garantilemedi ama takım bu güne kadar toplam on puan toplayarak ve gruptaki liderliğini sürdürerek bir tarih yazdı.

Beşiktaşlıları çok iyi anlıyorum. İçimizde büyük bir heyecan var. Ev sahibi olduğumuz bu maçtan çıkaracağımız bir galibiyet gruptan çıkışımızı garantileyecekti fakat dikkat çekmek istediğim bir husus var. Beşiktaş öylesine baş döndürücü bir performans gösteriyor ki, hepimiz büyüsüne kapılıp nerede olduğumuzu unutuyoruz. Monaco geçen sezon oynanan Şampiyonlar Liginin yarı finalisti. Kara kartal bu takımı deplasmanda yendi. Vodafone Arena'da ise geriye düştüğü maçtan beraberlik çıkarttı. Quaresma her zamanki gibi kendi yarattığı pozisyonda takımı adına penaltıyı kapmayı başardı. Buna rağmen eleştirilerin odağında olmaktan kurtulamadı. Çok iyi olmanın da böyle dezavantajları var tabi. Böylesine büyük başarılara bu kadar kolay alışmayalım. Geçmişte ne acılar gördük. Büyük takımları evimizde yenip ardından deplasmanlarda farklar yedik. O deplasman maçları hiç oynanmamış gibi evdeki maçları tekrar, tekrar izleyip büyük zafer diyerek kendimizi avuttuk. Bütün bu kabusların bir kaç yıla sığan büyük bir dönüşümle geride kalması aklımızdan tamamen çıkmasına sebep olmamalı. Bu vesile ile de ne takımımıza, ne teknik direktörümüze, ne de yönetime yüklenmeyelim. Sakinliğimizi koruyup kalan son iki maça yoğunlaşalım. Biz izleyiciler sakin bir duruş sergilersek takım da işine rahat yoğunlaşır. Dış etkenlerin yıpratma çabaları da sönük bir kıvılcım gibi kaybolur gider. Yazımın başında da ifade ettiğim üzere kara kartal kaçırdığı pozisyonları daha iyi değerlendirebilmiş olsaydı maçı alabilirdi. Ancak şu da var. Sonucun beraberlik olması ve o müthiş gol pozisyonlarının harcanmış olması aynı zamanda takımın nasıl atak bir oyun sergilediğini ve karşısındaki takımın Vodafone Arena'da bulunan gibi bir atmosfere karşı ne kadar dirençli olduğunu gösteriyor. Ne kendi takımızı hırpalayalım, ne de misafir takıma saygımızı yitirmeyelim.


Son olarak, biz tribünlerde ve televizyonlarımız karşısında Beşiktaş'ın gruptan çıkması için endişe dolu planlar yaparken, Hakkari ili Şemdinli ilçesinde altı asker ve iki güvenlik görevlisinin vatanları uğuruna canlarını feda ettikleri haberini aldık. Telafisi olan bir çok şey var ama işte bu canların telafisi maalesef yok. Gösterdikleri vatansever fedakarlığı vatandaşlar olarak ödememiz hiç bir şartta mümkün değil. Geriye acı da olsa söylemekten yorgun düştüğümüz ama her seferinde söylemek durumunda kaldığımız tek bir cümle kalıyor. Vatan sağ olsun.


Stadyum: Vodafone Arena
Hakemler: Paolo Tagliavento, Alessandro Giallatini, Filippo Meli (İtalya)
Beşiktaş: Fabricio, Gökhan Gönül, Pepe, Tosic (Dk. 69 Medel), Adriano, Hutchinson (Dk. 83 Talisca), Tolgay Arslan (Dk. 75 Mitrovic), Quaresma, Oğuzhan Özyakup, Babel, Cenk Tosun
Monaco: Subasic, Raggi, Jemerson, Glik, Jorge, Joao Moutinho, Fabinho, Tielemans (Dk. 74 Carrillo), Lemar (Dk. 26 Jovetic), Keita Balde, Marcos Lopes (Dk. 85 Diakhaby)
Goller: Dk. 45+1 Marcos Lopes (Monaco), Dk. 54 Cenk Tosun (Penaltıdan) (Beşiktaş)
Sarı kartlar: Dk. 25 Tolgay Arslan, Dk. 65 Tosic, Dk. 88 Quaresma, Dk. 90+1 Medel (Beşiktaş), Dk. 27 Marcos Lopes, Dk. 53 Jorge, Dk. 90+3 Diakhaby (Monaco)

30 Ekim 2017 Pazartesi

ALANYASPOR 1 - 2 BEŞİKTAŞ (28/EKİM/2017)


Beşiktaş, 2017-2018 sezonu onuncu maçında Alanyaspor'a misafir oldu. Deplasmanda rakibini iki birlik skorla yenmeyi başaran Beşiktaş, lider Galatasaray'ın Trabzonspor deplasmanında yenilmesiyle puan farkını beşe indirdi. Bu durum, sekizinci haftadan şampiyon adayları çıkaran medyaya kapak oldu.

Puan farkının orta uzun vadede kapanmasını bekliyordum ancak Trabzonspor'un kendi sahası ve seyircisi karşısında taviz vermeyeceği ihtimalini tamamen unutmuştum. Öyle ya da böyle üç puanlı sistemin nasıl da yanıltıcı olduğunu ve büyük farkların nasıl da hızla eriyip gidebileceğini bir kez daha görmüş olduk. İki puanlı sistemde belki hayaller gerçek olabilirdi ama herkesin kabul etmek zorunda olduğu gerçek, Beşiktaş'ın tek şampiyon adayı olduğu gerçeğidir. Tabi bizim galibiyeti layıkıyla kutlama şansımız pek yok zira bahaneler her zaman olduğu gibi hazır. Alanyaspor üç as oyuncusunu bir vesile ile sahaya sürmemiş. Bazı çevrelerin her hangi bir takım Beşiktaş karşısına çıktığında bu durumun bir fark yaratacağını düşünüyor olması gerçekten trajikomik bir durum. Şimdi biraz maçtan bahsedelim. Sekizinci dakikada Cenk Beşiktaş'ı  maça gol ile başlattı. Oğuzhan'ın pasında ceza sahasına giren Cenk, pozisyonu affetmedi ve takımını bir sıfır öne geçirdi. Her zaman olduğu gibi spiker patavatsızca "Gözler hakemde" klişesini tekrarladı ve biz Beşiktaşlıları öfke nöbetine soktu. Hakeme göz çevireceğine söyle arkadaşlarına doğru düzgün ofsayt kamerasından görüntü alsınlar. Maçı çeken yüz elli kamera aktifken nedense ofsayt kamerası devreye girmedi. Belli ki birileri Beşiktaş'ın golünü muallakta bırakma çabasına girdi. Bana sökmedi tabi bu durum. Kendi imkanlarımla görüntüden tek kare resim alıp, çizim programında kendi sarı çizgimi kendim çektim. Top Oğuzhan'ın ayağından çıktığı anda Cenk rakibinin gerisindeydi. Pozisyonu normal hızda oynatınca bir an için ofsayt gibi görünüyor olabilir ama gerçekte öyle olmadığı çok açık.

Cenk'in golü nizami bir goldü.

Alanyaspor'un ilk yarıda kullandığı bir korner pozisyonunda, topun Talisca'nın eline çarptığına dair bir iddia oldu. Yani iddialar o kadar cılız ki insanın içi acıyor. Bu türden pozisyonlar üzerinde defalarca yorum yazmışlığım var. Hızlı gelen topun çarpmasıyla el ile müdahale arasındaki farkı bir türlü öğrenemeyen kesime ne diyeceğimi bilemiyorum. Kaldı ki top Talisca'nın eline filan da dokunmadı. Göğsünün alt tarafından sekip gitti. Her pozisyonda da el kaldırıp itiraz edilmez ki yahu. Ev sahibi takım, tribünleri kalabalık bir şekilde dolduran izleyicilerine bir gol izletmeyi kafasına koymuştu. Yirmi altıncı dakikada Welinton, ceza sahası dışından o kadar şık bir vuruş yaptı ki, kaleci Fabri'nin o köşeye uzanması mümkün değildi. Jeneriklere yakışır şık bir gol oldu ve ev sahibi takım izleyicilerini mutlu etmeyi başardı. Bunu takiben Alanyasporlu Emre'nin kaleyi yokladığı bir şutu vardı ki, kaleci Fabri o pozisyonda adeta maçın kaderini çevirdi. Fabri'nin uzun yıllar özlemle beklediğimiz kaleci olduğu bir gerçek değil mi? Sonrasında beni çok şaşırtan bir olay gerçekleşti. Quaresma, rakip ceza sahası içerisinde iki Alanyaspor oyuncusu tarafından düşürüldü ve maçı televizyondan anlatan spiker inanılmaz bir şekilde "Gözler hakemde" dedi. Bu terimin Beşiktaş lehine kullanıldığına ilk defa şahit olduğumu itiraf etmeliyim. Peki sonuçta ne oldu? Elbette hakem penaltıyı vermedi. Yani bir pozisyonun penaltı olması için ne olması gerekir bir türlü anlayamadım. Daha mı artistik düşmesi gerek yoksa düşünce yerlerde mi yuvarlanması gerek? Quaresma neyi eksik yaptı? Adamı düşürdüler işte ve bariz penaltı verilmedi. Yazıklar olsun! 

Quaresma'nın iki kişi tarafından düşürüldüğü pozisyonda 
hakem penaltıyı vermedi.

İkinci yarıda Beşiktaşlı oyuncuların da bir pozisyonda gereksiz itiraz ettiklerine şahit olduk. Talisca'nın röveşata vuruşunda top on beş numaralı forma giyen Alanyaspor futbolcusunun koluna çarptı. Bakınız çarptı diyorum. Adamın o kadar kısa mesafede toptan kaçma veya kolunu geriye çekme şansı yok. Böyle hareketlerde penaltı beklemek kimseye yakışmadığı gibi efendi Beşiktaşlılara hiç yakışmıyor. Siz futbolunuzu oynayın, biz keyifle izleyelim gerisi önemli değil. Tabi orada kendini "Fanatik taraftar" olarak adlandıran bir kesim olduğundan da haberdarız ve şüphesiz bizim Beşiktaşlı olmaktan anladığımızla onların anladığı aynı şey değil. Özetle pozisyonda penaltı yok deyip geçelim. Beşiktaş maçın ikinci yarısında çok fazla yüklendi ama seksen sekizinci dakikaya kadar golü bulamadı. Nihayetinde sahneye Negredo çıktı ve Alanyaspor maçında Beşiktaş adına ilk golünü attı. Negredo'nun şanssızlığı golcü etiketinin alnında kazılı olması ve ondan beklentilerin bir şekilde en üst seviyede olmasıdır. Kaç haftada ne kadar gol atacağına dair beyan verdiği de söyleniyor ve bu sebepten de kendisine çok yüklenildiğini duydum ama o beyanı görmediğim için o konuda yorum yapmayacağım. Sonuçta bu adam sahada iyi işler yapıyor. Doğru paslar atıyor, takımı toparlıyor. Golü eksik olunca da çok göze batıyor. Siftahı yaptığına göre devamı gelecektir diye umuyorum. Ayrıca böyle klas oyuncular durur, durur en kritik maçta öyle bir gol atar ki, tüm transfer parası bir dakikada çıkar. O yüzden dış etkenlerin yıpratmalarına kulak kabartmamak en iyisi olacaktır.

Negredo golünü attı ve kendisini eleştirenlere cevabını sahada vermiş oldu.

Beşiktaş haftayı çok avantajlı kapattı. Bir haftada zirvenin dibine dayandı ve varlığını hissettirdi. Balon haberlerle yeni kahramanlar yaratmak isteyenler de ağızları açık izlemeye ve çeşitli kanallardan Beşiktaş'ı yıpratma çabalarına devam ediyorlar. Buna karşı Beşiktaş futbol takımının zaman içerisinde yakaladığı avantajı en üst seviyeye taşıyacağını şimdiden biliyoruz ve o günleri görmeyi heyecanla bekliyoruz.

Stadyum: Bahçeşehir Okulları Stadyumu
Hakemler: Yaşar Kemal Uğurlu, Serkan Olguncan, Serkan Çimen
Alanyaspor: Haydar Yılmaz, Gassama, Welinton, Fofana, Tzavellas, Sackey (Dk. 80 Cenk Ahmet Alkılıç), Taha Yalçıner, Efecan Karaca (Dk. 72 Emre Nefiz), Junior Fernandes, Emre Akbaba, Vagner Love
Beşiktaş: Fabricio, Gökhan Gönül, Pepe, Tosic, Adriano, Hutchinson, Oğuzhan Özyakup (Dk. 65 Tolgay Arslan), Quaresma, Talisca (Dk. 79 Negredo), Babel, Cenk Tosun (Dk. 90+2 Necip Uysal)
Goller: Dk. 8 Cenk Tosun, Dk. 88 Negredo (Beşiktaş), Dk. 26 Welinton (Alanyaspor)
Sarı kartlar: Dk. 52 Welinton, Dk. 58 Gassama, Dk. 78 Tzavellas (Alanyaspor), Dk. 78 Pepe (Beşiktaş)

24 Ekim 2017 Salı

BEŞİKTAŞ 1 - 1 BAŞAKŞEHİR (23/EKİM/2017)


Beşiktaş, 2017-2018 sezonu dokuzuncu maçında Başakşehir'i misafir etti. Aynı hafta oynanan derbi maçında Fenerbahçe ve Galatasaray golsüz berabere kalınca Beşiktaş'a arayı kapatma fırsatı doğmuştu ancak kara kartal bu fırsatı değerlendiremedi. Kendi sahasında beraberliğe razı olan Beşiktaş, haftayı on beş puanla yedinci sırada tamamladı.

Aslına bakarsanız daha önceki yazılarımda dile getirdiğim Beşiktaş'ın üçüncü şampiyonluğa ulaşacağı inancım hala değişmedi. Değişmesi için de bir sebep yok çünkü lider ile puan farkı sabit kaldı. Takım elinden geleni yaptı ama karşısında ligin dönemsel flaş takımlarından biri olunca takılması muhtemeldi. Öyle de oldu. Cenk'in sol kanattan kalktığı atakta hakemin oyunu faul sebebiyle durdurması, maçın kaderini etkileyen anlardan birisi olarak kayıtlarımıza geçti. O ikili mücadelede faul yoktu ve Cenk'in yaratacağı olası bir gol pozisyonu adeta hakem tarafından yok edildi. İlla bir faul düdüğü çalınacaksa Başakşehir futbolcusuna faul düdüğü çalınmalıydı çünkü topu kurtarıp atağa kalkan Cenk'e iki defa çelme çakmaya yeltendi. İş işten geçtiğinde Cenk'de çalınan düdük sonrası uzun süre itirazlarını sürdürdü. Genelde hakeme yapılan itirazları anlamsız bulurum ama Cenk bu pozisyonda haklı bir tepki ortaya koydu.


İlk resimde Cenk rakibi ile temas içerisinde olmaksızın topu kurtarıyor.
İkinci resimde rakibi topu kaptırdığı Cenk'i düşürmek için çelme çakıyor.
Pozisyon sonunda maalesef hakem Beşiktaş'ın atağını durduruyor.

Hakem skandalı bununla kalmadı. Talisca'nın Emre ile girdiği ikili mücadelede gördüğü bir sarı kart var ki o daha bir evlere şenlik. İkili yan yana koşarak topu kovalarken Emre Talisca'nın önüne doğru hamle yaptı ve sanki Talisca onu itmiş gibi kendini yere attı. Emre'den beklenmeyecek bir hareket değil şüphesiz ama verilen faul ve sarı kart, çok eskilerden kalma "Hakem gözüne gözlük" tezahüratını hatırlamamıza sebep oldu. Ne desem gerçekten bilemiyorum. Bu kadar ucuz olmamalı bazı şeyler. Beşiktaş böyle harcanmamalı. Yenilmesin, berabere kalmasın demiyorum ama olacaksa da adam gibi olsun şu sonuçlar. Bir hakemin bu pozisyonu nasıl kaçırdığını anlamak mümkün değil. Haydi sen kaçırdın, yardımcıların ne iş yapıyor diye sormazlar mı adama? Quaresma geçen hafta bir beyan vermişti. Avrupa kupalarında başarılı oluyoruz çünkü orada oynamamıza izin veriyorlar demişti. Ne kadar doğru söylediğini bir kez daha görmüş olduk.

Talisca, yapmadığı bir faulden dolayı sarı kart gördü.

Bir çok maç yorumu yazdım bu güne kadar ama herhalde bu kadar çok hakem hatası olan başka bir maça daha rastlamadım. Ceza sahası çizgisi önünde Cenk'e iki kişinin aynı anda yaptığı faulü de vermeyen hakem beni benden almayı başardı. Bir rakip kolundan yakalarken, diğeri de Cenk'in ayağına yatarak ve kayarak müdahalede bulundu. Pozisyonu kaybeden Cenk kendini yerde buldu ama hakem oralı bile olmadı. Ben bu kadar umursamaz olmaya cesaret edemezdim açıkçası. 

Başakşehirli oyuncular, hakemin umursamaz tavrı karşısında işi şova dökerek 
çifter, çifter faul yapmaya başladılar.

Başakşehir, Beşiktaş'ı oynatmamak ve bir şekilde berabere kalarak sahadan ayrılmak üzere oyun taktiği kurmuştu. Sözde Süper Lig'in güncel flaş takımına yakışan bir taktik olduğu konusunda bir itirazım olmayacak. Beşiktaş'ı oynatırsan beş yersin zaten o yüzden kendileri için en iyisini yaptılar diyebilirim. Buna karşılık Beşiktaş hep gol arayan taraf oldu ama Başakşehir aklındaki taktiği sahaya en iyi şekilde yansıtmayı kafasına koymuştu. Koskoca doksan dakika golsüz geçildikten sonra daha önce de örneklerini izlediğimiz türden dramatik bir olay gerçekleşti. Beşiktaş'da forma şansı bulamayan ve Başakşehir'e transfer olan Kerim, kendisinden siyah beyazlı forma ile atmasını uzun süre beklediğimiz müthiş gollerden birisini Beşiktaş kalesine attı. Golü attıktan sonra sevinmesi ile ilgili bir çok eleştiri olmuştur şüphesiz ama ben onu bu sevinme hareketleri için eleştirmeyeceğim. Herkes kendi yaşadığını bilir. O sevinme hareketinin altında daha derin bir düşünce var olabilir. Belki de Kerim gerçekten Beşiktaş forması giymekten büyük keyif alıyordu ama istediği başarıyı yakalamasına izin verilmediğini düşündü. O düşünce sevgiyi öfkeye çevirdi ve işte bu gol sonrası tepkisi mutluluk sevinci olarak ortaya çıktı. Elbette bu sadece bir fikir. Daha kısa ifade etmek gerekirse, biz Beşiktaşlıların melankolik olmayı bırakıp kendi takımımıza bakmamız gerektiğini düşünüyorum.

Negredo, şık röveşatası ile kendisinden beklediğimiz ilk gole çok yaklaştı.

Tabi gol seksen dokuzuncu dakikada gelince kara yaslara battık birden ama neyse ki sahada her zaman dik duruşunu sergileyen ve ne istediğini bilen bir kara kartal vardı. Uzatma dakikaları oynanırken Beşiktaş defanstan çıkıp öne ilerleyen Tosic'in golüyle beraberliği yakaladı. İşte bak bu nedir biliyor musunuz? Bunun adı şampiyon olacak takım'dır. İki puan kaybedersin ama bitmiş maçın uzatmalarına bir gol sığdırarak bir puanı koparırsan, belli ki şampiyonluğa oynuyorsun demektir. O yüzden diyorum lider kimmiş, arada kaç puan varmış ona bakmayı bırakıp kara kartalı izlemeye devam etsinler. Beşiktaş hala bu sezonun tek şampiyon adayıdır. 

Stadyum: Vodafone Arena
Hakemler: Mete Kalkavan, Ceyhun Sesigüzel, Erdem Bayık
Beşiktaş: Fabricio, Adriano (Dk. 82 Gökhan Gönül), Pepe, Tosic, Caner Erkin, Tolgay Arslan, Hutchinson, Quaresma, Talisca (Dk. 74 Negredo), Lens (Dk. 59 Oğuzhan Özyakup), Cenk Tosun
Başakşehir: Volkan Babacan, Caicara, Attamah, Epureanu, Clichy, Mahmut Tekdemir, Emre Belözoğlu, Visca (Dk. 90+1 Tunay Torun), Mossoro (Dk. 80 Napoleoni), Elia (Dk. 65 Kerim Frei), Adebayor
Goller: Dk. 89 Kerim Frei (Medipol Başakşehir), Dk. 90+2 Tosic (Beşiktaş)
Sarı kartlar: Dk. 6 Talisca, Dk. 86 Oğuzhan Özyakup, Dk. 86 Cenk Tosun, Dk. 87 Caner Erkin, Dk. 90+1 Quaresma (Beşiktaş), Dk. 32 Elia, Dk. 57 Caicara (Başakşehir)

18 Ekim 2017 Çarşamba

MONACO 1 - 2 BEŞİKTAŞ (17/EKİM/2017)


Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi G Grubu üçüncü maçında Fransa Birinci Ligi'nin Monaco takımına misafir oldu. Grubundaki ilk iki maçını galibiyetle geçen Beşiktaş'ın Monaco deplasmanında nasıl bir profil çizeceği herkesin merak konusuydu. Benim ise bir takım çekincelerim vardı. Karşılıklı atılacak birer gollü beraberliğe razıydım. Manşetleri de daha maç oynanmadan görebiliyordum. "Kartal Avrupa'da da frene bastı" Büyük keyifle atacaklardı bu manşetleri. Son günlerde yurt içinde yapılan bir takım yıpratma operasyonlarının kara kartalı etkileyebileceğinden şüphelenmiştim. Böyle düşünüyor olmam çok normal çünkü bu türden durumların yaşandığı seksenli ve doksanlı yılları görmüş bir Beşiktaş izleyicisiyim ben. Oysa ne tarih artık o tarihler ne de Beşiktaş artık o Beşiktaş değil.

Maçın oynanacağı saat geldi çattı. Stadyumdaki izleyiciler beklediğim üzere gayet modern ve bir takım şeyleri aşmış bireylerden oluşuyordu. Bunun anlamı basitçe maçı izlemekten keyif alıp onunla yetinecekleri ve "Seyirci baskısı" dediğimiz o rahatsız edici atmosferin olmayacağıydı. Zaten tribünleri de doldurmamışlardı. Gerçekten anlamakta zorluk çekiyorum. Geçen senenin yarı finalisti olan takımın izleyicileri neden maçı izlemeye gelmez anlamak mümkün değil. Belki de bizden daha güçlü öngörüye sahiptirler. Ben bir Beşiktaş izleyicisi olarak bu maçta beraberliğe razıyken onlar çoktan kendi takımlarının iyi bir takım olmasına rağmen Beşiktaş karşısında yeterli olamayacağını düşünmüşlerdi. Bu sadece bir varsayım. Maça genel olarak baktığımızda Monaco'nun üstü seviye futbol oynayan çok kaliteli bir takım olduğunu gördük. Bu da seyircilerin takımlarına haksızlık yaptıklarının bir göstergesidir. Beşiktaş ise Süper Lig'de oynadığı ve yenildiği Gençlerbirliği maçındaki kimliğinden tamamen uzak müthiş bir motivasyonla sahaya çıktı. Takım kendinen o kadar emin bir futbol oynuyordu ki izlerken beraberliğe razı olduğumu hatırlayarak utandım. Bu yeni Beşiktaş gerçekten de hayallerimin ötesinde bir takım. Kara kartal, Monaco deplasmanından Cenk'in attığı iki golle galip ayrılınca, tüm rekorları alt üst etti. Türk takımlarının tarihte daha önce böyle bir performans ortaya koyduğu görülmedi. Şampiyonlar Ligi, bir futbol takımının kendini sınayabileceği en üst seviye organizasyon. Beşiktaş grubunda oynadığı ilk üç maçın ikisi deplasmanda olmasına rağmen tam dokuz puan topladı. Henüz matematik olarak kendini garanti altına almış değil ama bu tek bir maça bakıyor. Ben hala eski Beşiktaşlı kafasıyla bu garanti bilmem ne sözlerini söylerken, kara kartal gruptan yenilgisiz lider çıkmanın hesabını yapıyor. Gerçekten bir tarih yazılıyor ve biz bunu izleyen şanslı nesil olarak bu tarihin bir parçası oluyoruz.

Cenk iki gol atarak kara kartalı uçurdu.

Takım gerçekten müthişti ama ileri üçlü olan Babel Quaresma ve Cenk'in yeri bir ayrıydı. Quaresma her zamanki gibi adrese teslim pas vererek golün yolunu açan oyuncumuz oldu. Adam şarap gibi eskidikçe tatlanıyor. Böyle bir performans görülmedi. Daha önce de söylediğim gibi onun bir ağabeye ihtiyacı vardı ve Şenol Güneş bu ağabey rolü için en uygun adaydı. İkisi bir araya gelince izlemeye doyulmaz bir Q7 resitali ortaya çıktı. Cenk için neler demediler ki. Beşiktaş'ın golcüsü olamaz dediler. Nöbetçi golcü olur dediler. Tek başına santrfor pozisyonunu dolduramaz dediler. O da cevabını her zaman olduğu gibi sahada verdi. Babel ise zaten bir marka. Sözde Süper Ligin yetersiz hakemleri onu yanlış kırmızı kart kararlarıyla oyun dışı bıraka dursun o Şampiyonlar Liginde resitalini sürdürüyor.

Sözde spor gazeteleri maçtan sonra yine aldı eline sazı. Geçmişten ders alınmadığını gösteren şımarık manşetlerle galibiyetimizi gölgelemekten geri durmadılar. Neymiş efendim Fransa'da neresiymiş, çıkış yokmuş filan türünden saçma sapan görgüsüz manşetlerlerle kendilerini utandırdılar. Her şeyden önce Monaco Fransa'da değildir. Monaco bir krallıktır. Takımın Fransa Birinci Liginde oynuyor olması onu Fransız takımı yapmıyor.

Maçtan sonra Quaresma'nın bir açıklaması vardı ve o gerçekten beni fazlasıyla keyiflendirdi. Adam Monaco maçı bitti artık Süper Lig'deki durumumuzu toparlamak üzere hafta sonunda oynayacağımız maça konsantre olmalıyız gibisinden bir söz etti. Belli ki oluşturulmaya çalışılan sanal şampiyon adayları Q7'yi hiç bağlamıyor. Kafaya koymuş bir kere, Beşiktaş'ı üst üste üçüncü şampiyonluğa taşıyacak. Kimse oynamasa kendi kendine oynayıp şampiyon olacak. Helal olsun sana. Bu tavrıyla gençlere de çok iyi örnek olduğundan kendisini ayrıca tebrik etmek isterim. Belki futbolu bıraktıktan sonra da kulüp bünyesinde görev alır ve daha nice şampiyonluklarda bizimle beraber olur. 

Şimdi sırada Vodafone Arena'da oynayacağımız Başakşehir maçı var. Rakip güçlü ama Beşiktaş'ın artık puan kaybına tahammülü yok. Birilerine kimin gerçekten şampiyonluk adayı olduğunu gösterme vakti geldi de geçiyor bile.


Stadyum: II. Louis Stadyumu
Hakemler: Milorad Mazic, Milovan Ristic, Dalibor Djurdjevic (Sırbistan)
Monaco: Subasic, Sidibe (Dk. 79 Boschilia), Glik, Jemerson, Toure, Fabinho, Moutinho, Tielemans (Dk. 57 Lopes), Lemar, Balde, Falcao
Beşiktaş: Fabricio, Adriano, Pepe, Tosic, Caner Erkin, Hutchinson, Tolgay Arslan (Dk. 74 Medel), Quaresma, Talisca (Dk. 75 Oğuzhan Özyakup), Babel, Cenk Tosun (Dk. 89 Negredo)
Goller: Dk. 30 Falcao (Monaco), Dk. 34 ve 54 Cenk Tosun (Beşiktaş)
Sarı kartlar: Dk. 16 Pepe, Dk. 36 Tolgay Arslan (Beşiktaş), Dk. 49 Balde (Monaco)

14 Ekim 2017 Cumartesi

GENÇLERBİRLİĞİ 2 - 1 BEŞİKTAŞ (13/EKİM/2017)


Beşiktaş, 2017-2018 sezonu sekizinci maçında Gençlerbirliği'ne misafir oldu. Genel olarak Beşiktaş'ın gerçek kimliğinden uzak kaldığı maçtan kara kartal galibiyet çıkartmayı başaramadı ve iki birlik skorla mağlup oldu.

Şimdi öncelikle Beşiktaş'ın bu maçta iyi oynamadığını itiraf ettik değil mi? Bunu kameralar karşısında futbolcular da dile getirdiler. O yüzden maçla ilgili söyleyeceğimiz ilk şey ev sahibini tebrik etmek olmalı. Sonrasında da ayrıca bakalım. Türkiye'de büyük takım olmak yeterince zorken, bir de Türkiye'nin en büyük takımına dönüşünce işler daha da zorlaşıyor. Bir kez olsun bu ülkede iyi yapılan işlerin alkışlandığını görmedik. Rekabet her zaman çirkin oldu. Hep belden aşağı vuruldu. Bu günlerde Beşiktaş'ın "Efendi Beşiktaş" ismi taşıyor olması bir çok çevreyi fazlasıyla rahatsız ediyor. Hem Süper ligde hem Avrupa Şampiyonlar Liginde hedeflerine adım, adım yürüyen kara kartaldan rahatsız olan pek çok kesim var. Buna şaşırmıyoruz zira bu belirttiğimiz üzere bir Türkiye gerçeğidir. Dış baskılar son dönemde en üst seviyeye ulaştı. Biri çıktı "Vodafone Arena'nın çatısını biz yaptık ama paramızı vermediler." dedi. Haberin doğruluğunu veya yanlışlığın tartışmak bize düşmez. Zaten istesek de bilemeyiz gerçekte ne olduğunu. Bu durum iki şirket arasındaki ticari bir anlaşmazlık olabilir. Bizi birer Beşiktaş izleyicisi olarak ilgilendirmesi gereken şey, sözde spor gazetelerinin neden böyle bir beyanı manşetlere taşıdıklarıdır. Bir anlaşmazlık varsa bunun çözüleceği yer mahkemedir. Haberin maksatlı yapıldığından şüphemiz yok değil mi? Neyse ki bu mesele çok uzamadan kapandı. Yani nasıl desem, Beşiktaş futbol takımının sportif başarısını konuşmamak için nereye kaçacaklarını şaşırdılar. En sonunda da şişire şişire patlattılar balonu. Beşiktaş yenildi ve daha sekizinci haftası oynanan maçta lider Galatasaray'ı şampiyonluğun en güçlü adayı ilan ettiler. Kahkahalarla gülüyorum. Süper Ligin tek bir şampiyon adayı var o da Türkiye’deki en büyük takım olan Beşiktaş. Sekizinci haftadan şampiyon adayları çıkaranların maksadı elbette ki farklı. Peki bu Beşiktaş'ı etkiler mi? Bunun cevabını hafta içi oynanacak olan Şampiyonlar Ligi maçında göreceğiz. Beşiktaş grubundaki üçüncü maçında deplasmanda Monaco önüne çıkacak. Heyecan dorukta.

Çok kısa maçla ilgili bir not düşmek istiyorum. Türkiye'ye gelmiş en değerli spor adamlarından birisi olan Babel'e direk olarak gösterilen kırmızı kart, Beşiktaş'a karşı olan ön yargının bir resmidir. Adam topa ayağını uzatırken bir taraftan da kendi çevresinde dönüyordu. Ayağı rakibine çarptığında bunu bir tekme olarak algılamak ve direk kırmızı kart göstermek sadece kötü niyetle yapılan bir hareket olabilir. Madem bu kırmızı kartlık bir hareketti, Zeki'nin yerde yatan Tolgay'ın kafasına attığı uçan tekme neden kırmızı kart olmuyor anlamak mümkün değil. Beşiktaş bu maçta iyi değildi ama hakem yine de taraflı davranıyordu.

Zeki, Tolgay'ın kafasına tekme attığı pozisyonda sadece sarı kart gördü.

Bunun yanında Quaresma, maçta Beşiktaş adına atılan tek golde yine sahnedeydi. Bizzat yarattığı pozisyonda ceza sahasına dalarak, kendisini durdurmaya çalışan rakipleri arasından penaltıyı kopartmasını bildi. Beşiktaş iyi değildi ama yine de bir şekilde bu maçtan puan çıkartabilirdi. Sonuçta bir takım her maçını kazanamaz. Bu maç unutulup gidecek. Beşiktaş sevenleri tarafından hep başarılarıyla anılacak.

Umuyorum ki Şampiyonlar Ligi maçı, Beşiktaş'ı yıpratmak için yola çıkmış bir çoğuna büyük darbe olacaktır ve hepiniz sevseniz de sevmeseniz de Beşiktaş futbol kulübünün başarısını konuşmak zorunda kalacaksınız.

Cenk, attığı penaltı golünden sonra oyunu hemen başlatarak 
bir puanı kovaladı ama süre yeterli olmadı.

Stadyum: Ankara 19 Mayıs Stadyumu
Hakemler: Halis Özkahya, Ekrem Kan, Hakan Yemişken
Gençlerbirliği: Hopf, Ahmet Oğuz, Palitsevich, N'Diaye, Uğur Çiftçi, Scekic, Zeki Yavru, Ahmet İlhan Özek, Khalili (Dk. 84 Mehmet Taş), Serdar Özkan (Dk. 69 Rantie), Muric (Dk. 81 Skuletic)
Beşiktaş: Fabricio, Gökhan Gönül, Pepe, Tosic, Caner Erkin, Hutchinson, Oğuzhan Özyakup (Dk. 78 Tolgay Arslan), Lens (Dk. 46 Quaresma), Talisca, Cenk Tosun, Negredo (Dk. 46 Babel)
Goller: Dk. 16 Muric, Dk. 74 Scekic (Gençlerbirliği), Dk. 88 Cenk Tosun (Penaltıdan) (Beşiktaş)
Kırmızı kart: Babel (Dk. 48 Beşiktaş)
Sarı kartlar: Dk. 29 Palitsevich, Dk. 44 Muric, Dk. 90+4 Zeki Yavru (Gençlerbirliği)

2 Ekim 2017 Pazartesi

BEŞİKTAŞ 2 - 2 TRABZONSPOR (01/EKİM/2017)


Beşiktaş, 2017-2018 sezonu yedinci maçında Trabzonspor'u misafir etti. Karşılıklı atakların ve zorlu bir mücadelenin olduğu karşılaşmada iki takım da ikişer gol atarak birer puanın sahibi oldular. Uzun yıllardır süre gelen Beşiktaş Trabzonspor dostluğu bu maçta da kendisini gösterdi. Maç sonunda oluşan bir takım itişme ve sürtüşmeler, mücadelenin doğasında olan bazı olaylardı ve açıkçası pek üzerinde durmadık.

Pekala, biz üzerinde durmadık ancak negatif enerjiden beslenen anti Beşiktaşlı basının ortaya çıkan ufacık bir kıvılcımı bile göz ardı etmeyeceğini bilmek, biz gerçek Beşiktaşlılara acı verdi. Kalite ve seviyenin yerlerde süründüğü sözde spor programları, Beşiktaş cephesinde yaşanmış olduğu söylenen bazı sürtüşmeleri abartarak saatlerce üzerinde konuştular. Beşiktaş'ın mali ve sportif başarısından bahsetmemek için nereye kaçacağını şaşıran bu sözde spor programları, çareyi her zaman olduğu gibi sahte gerilimlerde aradılar. Oysa Beşiktaş'ın Trabzonspor'u ağırladığı maç gerçekten çok güzel geçti. Trabzonspor'a Beşiktaş'tan transfer olan ve bizim hala Beşiktaşlı Olcay olarak andığımız milli oyuncu, üzerine giydiği bordo mavi renklerdeki formaya ihanet etmeyerek şık bir gol attı. Gol sonrası sevinç gösterilerinde de bulunmayarak kara kartal izleyicilerin de gönlünü aldı. Karşılıklı atılan dört golün hepsi birbirinden şık gollerdi ve her zaman kalitesini tartıştığım Süper Lig'de olması gereken gollerdi. İki takım da bileğinin hakkıyla birer puan aldılar. Daha ne olması gerekiyordu? Bir şey olması gerekmiyordu. Şimdi diyorlar ki, lider Galatasaray ile aradaki puan farkı beş olmuş. Lig başladığından beri sekiz hafta geçti ve daha bugünden beş puanın hesabını yapmak kadar komik bir şey olamaz. Beşiktaş şampiyonluğun en güçlü adayıdır ve üç sene üst üste şampiyonluk ipini göğüsleyecek güçtedir. Bunlar boş muhabbetler ve ciddiye alınması söz konusu bile olamaz. Ne acıdır ki anti Beşiktaş basının yarattığı olumsuzluk dalgası, benim burada yazdığım yazıya kadar yansıyor. Oysa üzerinde konuşulması gereken ve aslında uzun süre dillerden düşmemesi gereken güzel bir mücadele vardı sahada.

Lens, Beşiktaş adına ilk golünü Trabzonspor maçında attı.

Sonuç olarak iki güzide takımın oynadığı keyifli bir maç oldu ve iki taraf da hak ettiği birer puanı aldı. Hatırlarsanız takımımız üç maçtan oluşan kritik bir viraja girmişti. Önce Fenerbahçe ile oynayıp dış güçler kararıyla rakibine yenilen Beşiktaş, sonra Rb Leipzig takımını kimsenin beklemediği bir şekilde iki sıfır yendi. Ardından da Trabzonspor ile berabere kaldı. Böyle zorlu bir tablo için gayet iyi sonuçlar olduğunu düşünüyorum. Şimdi Beşiktaş kulaklarını dış dünyaya kapatıp hiç hız kesmeden hedeflerine doğru ilerlemeye devam edecek. Beşiktaş'ın başarılı yükselişini sindiremeyen kesimlerin de bizimle beraber oturup izlemekten başka çaresi yok.

Stadyum: Vodafone Arena
Hakemler: Fırat Aydınus, Serkan Ok, Süleyman Özay
Beşiktaş: Fabricio, Necip Uysal (Dk. 89 Mustafa Pektemek), Pepe, Tosic, Caner Erkin, Medel (Dk. 46 Gökhan Gönül), Tolgay Arslan, Lens, Talisca, Babel, Negredo (Dk. 58 Cenk Tosun)
Trabzonspor: Onur Kıvrak, Pereira, Okay Yokuşlu, Durica, Hubocan, Onazi (Dk. 69 Yusuf Yazıcı), Abdülkadir Ömür (Dk. 77 Rodallega), Kucka, Sosa, Olcay Şahan (Dk. 64 Castillo), Burak Yılmaz
Goller: Dk. 13 Talisca, Dk. 58 Lens (Beşiktaş), Dk. 21 Olcay Şahan, Dk. 80 Rodallega (Trabzonspor)
Sarı kartlar: Dk. 26 Medel, Dk. 44 Caner Erkin, Dk. 71 Tolgay Arslan, Dk. 90+1 Babel (Beşiktaş), Dk. 29 Burak Yılmaz, Dk. 36 Hubocan, Dk. 39 Okay Yokuşlu, Dk. 55 Onazi (Trabzonspor)