22 Mayıs 2018 Salı

BEŞİKTAŞ 5 - 1 SİVASSPOR (19/MAYIS/2018)


Beşiktaş, 2017-2018 sezonunun otuz dördüncü ve son maçında Sivasspor'u misafir etti. Şampiyonluk şansını geçen hafta kaybeden kara kartal, son haftada Başakşehir ve Fenerbahçe puan kaybetmeyince ligi dördüncü sırada tamamladı.

Sıralamaya baktığımızda ligin en iyi takımı Beşiktaş'ı dördüncü sırada görmek kalbimizi kırıyor şüphesiz ama çok da duygusal olmaya gerek yok. Lider ve artık şampiyon olan Galatasaray ile aradaki puan farkı dört ve diğer iki takımla ise sadece bir puan fark var. Yani on puan geriden gelirsin de başarısız oldun derim ama öyle bir durum söz konusu değil. Bu fasıl kapandı ve önümüze bakma zamanı geldi. Ligin en iyi takımının Beşiktaş olduğunu sadece tribünlere bakarak bile görebilirsiniz. Ligin son maçı olan Sivasspor karşılaşmasında Vodafone Arena olabildiğince doluydu ve kimsenin şampiyonluğun kaçması ile ilgili bir derdi yoktu. Herkes Beşiktaş'ı, o atmosferi, o güzelliği bu sezon son kez yaşamak üzere oradaydı. Bu gözler çok sezonlar gördü ki tribünler kaçan şampiyonluk sonrası bomboş olsun. Oysa bu Beşiktaş bir marka ve her maçı değerli. Bu sene de şampiyon olup üç defa üst üste şampiyon olabilme başarısını göstermiş olsaydı kim durdurabilirdi ki Beşiktaş'ı? Gerçi şimdi de kimse durduramayacak. Ben şampiyonluğun kaçmasına üzüldüm ama bir taraftan sevindiğim bir konu var. Bunu daha önce de dile getirdim. Beşiktaş şimdi Avrupa Ligi'nde oynayacak. Artık bu kulübün Avrupa Kupası kazanma zamanı geldi. Önümüzdeki sezon için transfer çalışmaları şimdiden başladı. Beşiktaş yönetiminin takımda köklü değişikliklere gitmeyeceğini düşünüyorum. Zaten o şekilde başarı gelmez. Nokta atış transferlerle mevcudu desteklemek önemli. Bir de takımı gençleştirmek gerekli sanırım. Buna rağmen ben Quaresma'nın bir sezon daha oynamasını isterim. Duyduğuma göre Tosic ayrılmış. İyi oyuncuydu ama yeri doldurulabilir. Bundan sonra gündem doğru yanlış bir sürü transfer haberiyle dolar taşar. Doğrusu şüphesiz Beşiktaş resmi sitesinden verilen haberlerdir.

Vodafone Arena tribünleri sezonun son maçında dopdoluydu. 

Talisca giderayak Beşiktaş adına son golünü de atmayı ihmal etmedi. Beşiktaş'a bir daha gelmesi zor görünüyor ama biz yine de onu kara kartala kazandırıp keyifli oyununu ve gollerini izlememize imkan sağlayan yönetime teşekkür etmeliyiz. Böyle üst düzey bir oyuncuyu en genç haliyle siyah beyaz forma ile izlemek, seksenli yıllardan beri görmediğimiz bir şeydi. Talisca gelene kadar ilk ve son olarak İngiliz Ferdinand'ı izlemişliğimiz vardı ve ona da doyamamıştık. Özellikle 21-06-1989 tarihinde Fenerbahçe'ye attığı golü hala hatırlıyoruz. Şu da bir gerçek ki, böyle oyuncular gittiler mi bir daha gelmeleri gerçekten çok zordur zira fiyatları fazlasıyla yüksek olur. Diğer bir yandan yönetimin bir şekilde bu paraları denkleştirip oyuncuyu satın alması da riskli bir durum çünkü bir sebeple performans alınamama ihtimali ve daha da önemlisi diğer futbolcularla arasında oluşacak gelir farkı dengelere zarar verebilir. Onu izlediğimiz günleri kar sayıp yola devam etmek en doğrusu olacaktır. Şimdi kimsenin daha üzerinde durmadığı başka bir yıldız adayımız var. Bu genç oyuncu Sivasspor maçında tam üç gol attı. Beşiktaş yirmi iki yaşındaki Amerikalı oyuncu Larin'i dört buçuk yıllığına satın alarak Beşiktaş'a getirdi ve Talisca'daki üzüntüyü onda yaşamayacağız. Kimse daha farkında değil ama bu futbolcu Beşiktaşlı izleyicileri mest edecek. Adam oynadığı iki maça dört gol sığdırdı. Bu büyük başarıdır. Takım Galatasaray derbisini kaybedip bir de üstüne şampiyon olamayınca kimsenin gözü Larin'i görmedi. Benim düşüncem seneye çok iyi işler yapacağı yönündedir. 

Talisca kara kartala gol ile veda etti. 

Hain basın Galatasaray derbisi sonrası Beşiktaş'a son darbeyi de vurup uçurumdan yuvarlanması için her yolu denedi. Önce teknik direktör Şenol Güneş'e saldırdılar. Utanmadan kulüpten ayrıldı dediler çünkü ayrılsın istediler. Daha şimdi hatırlamadığım ne yalan haberler verdiler ama Beşiktaş istikrarlı programını uygulamaktan vazgeçmedi. Şampiyon olamadığı için teknik gönderme zihniyeti çağ dışı bir zihniyettir. Beşiktaş bunları aştı. Beşiktaş geleceğe umutla bakıyor. Beşiktaş en büyük kulüplerle maddi manevi aynı seviyeye gelmek istiyor. Herkes kaçan şampiyonluk ve şampiyonlar ligi için üzüldü ama dediğim gibi bu takımın önce bir UEFA kupasına ihtiyacı var. O kupa alınacak ve umarım o sene önümüzdeki sene olacak. Beşiktaş'ı alaşağı etmek için eski model yalan yazılarını zehir gibi sayfalarına taşıyan basın da havasını alacak. 

Larin, Beşiktaş'ın yakın gelecekteki büyük yıldızı olmaya aday. 

Bu sezon özellikle Şampiyonlar Liginde çok heyecanlı anlara tanıklık ettik. Takımımızın güçlü rakiplerin olduğu gruptan yenilgisiz ve lider çıktığını bir kez daha vurgulamakta fayda görüyorum. Beşiktaş bir adım geriye durup baktığımızda büyük resimde çok iyi işler yapıyor ve adım adım zirveye tırmanmaya devam ediyor. Bunun farkında olan ve tribünleri dolduran yeni nesil aile izleyiciler de durumun farkında olduğundan takıma olan desteklerini hiç esirgemiyorlar. Bu yazı şüphesiz 2017-2018 sezonunun son yazısıdır. O zaman önümüzdeki sezonun yeni heyecanlar, yeni kupalar ve hayallerimizi süsleyen başarılarla dolu olmasını dileyerek veda edelim. Hepiniz esenlikle kalın sevgili kara kartallar ve unutmayın. Her zaman her yerde en büyük Beşiktaş !!!!

Stadyum: Vodafone Arena
Hakemler: Bülent Yıldırım, İsmail Şencan, Asım Yusuf Öz
Beşiktaş: Fabricio, Necip Uysal, Medel, Vida, Adriano, Tolgay Arslan (Dk. 77 Fatih Aksoy), Oğuzhan Özyakup, Lens (Dk. 64 Mustafa Pektemek), Talisca, Babel, Larin (Dk. 82 Gökhan Töre)
Sivasspor: Ali Şaşal Vural, Auremir, Medjani, Boye, Ziya Erdal, Hakan Arslan, Ndinga, Rybalka (Dk. 79 Mert Hakan Yandaş), Robinho (Dk. 75 Muhammed Demir), Emre Kılınç, Kone (Dk. 62 Bifouma)
Goller: Dk. 29 Talisca, Dk. 50, 73 ve 76 Larin, Dk. 86 Babel (Beşiktaş), Dk. 54 Hakan Arslan (Sivasspor)
Kırmızı kart: Dk. 66 Ndinga (Sivasspor)
Sarı kartlar: Dk. 45+1 Larin, Dk. 55 Medel, Dk. 90+2 Vida (Beşiktaş), Dk. 47 Robinho, Dk. 71 Emre Kılınç (Sivasspor)

14 Mayıs 2018 Pazartesi

OSMANLISPOR 2 - 3 BEŞİKTAŞ (13/MAYIS/2018)


Beşiktaş, 2017-2018 sezonunun otuz üçüncü maçında Osmanlıspor'a misafir oldu. Kara kartal, ligin bitmesine iki hafta kala oynana maçtan galibiyetle ayrıldı ancak Galatasaray'ın da maçını kazanmasıyla şampiyonluk şansını yitirdi. Bundan sonra oynanacak son mücadelede hedef ikinci olmak ve Şampiyonlar Ligi'ne gidebilme hakkı kazanmak olacak.

Ne var ki sunduğu maddi imkanlara ve prestije rağmen ben Beşiktaş'ın UEFA Avrupa Ligi'nde oynamasını istiyorum. Bunun sebebi Beşiktaş'ın Avrupa Kupalarında bir kupa aldığını görmek istememdir. Bu sene kara kartal Şampiyonlar Ligi grubundan yenilgisiz lider çıktığında her zaman hileli olan kura çekiminde Beşiktaş'a özel ekstra hileli kura uygulaması yapılmış ve Bayern München takımımızın karşısına çıkartılmıştı. Gerçi onlar da bütün o havalarına rağmen elenip gittiler ve kupaya uzanamadılar. Her neyse efendim, Beşiktaş her şeye rağmen Almanya deplasmanına kendine güveni olan ve maçı kopartabilecek bir güçle çıktı. İlk on beş dakika oynandığında işlerin sapa saracağını anlayan karanlık eller, uydurma bir kırmızı kart ile defansımızı ve buna bağlı olarak moralleri çökertmeyi başardılar. Buradan da daha önce de belirttiğim üzere şu mesaj çıktı. Düşük bütçe ve amatör ruhla çok para harcanarak kurulmuş takımlara kafa tutmak sizin haddiniz değil. Çok çirkin ama bu bir gerçek. Bu durum seneye de değişmeyecek zira Beşiktaş Şampiyonlar Liginde bulunan zirve takımlara göre henüz bütçesini yeterli seviyede genişletebilmiş değil. Temizlenmeye çalışılan geçmiş borçları da hesaba katınca bu hala uzun bir süreç istiyor. O zaman ne yapmak lazım? Madem şampiyon olamadın, bırak gitsin o zaman UEFA ligini almaya bakalım değil mi? Bir Avrupa Kupası görsün şu seyirci.


Yukarıda yazdıklarımı göz önünde bulundurduğumuzda, Osmanlıspor Beşiktaş maçı, benim nazarımda Osmanlıspor için çok daha önemliydi zira Ankara kulübü ligden düşme tehlikesi içerisinde. Maçı almak için ellerinden geleni yaptılar. Şanssız oldukları nokta, karşılarında Beşiktaş olmasıydı. Beşiktaş şampiyon olamadığı için ipleri salacak bir takım değil. Hedef koyuldu. Ne olursa olsun o son üç maç alınacak. Şimdi kaldı bir. O maç da Beşiktaş Sivasspor'u misafir edecek. Beşiktaş'ın ligin ortasına demir atmış olan Sivasspor maçında zorlanacağını sanmıyorum. Umarım Beşiktaşlılar bu maçta tribünleri dolduracaklardır. Bu sezon kara kartalı izlemek için son fırsat budur. Sonrasında saçma sapan uydurma transfer haberleriyle dolu bir yaz tatili bizi bekliyor. O günler geldiğinde, dağ başında bir kampta üçüncü lig takımlarıyla oynanan hazırlık maçlarını izlemeye bile razı olacağız.

Maçla ilgili bir şeyler yazmayacağım. Ne sahaya çıkan kadro, ne attıkları goller her hangi bir şeye ölçü değil. Bu sezonun kadrosu görevini tamamladı sayılır. Artık seneye kurulacak kadro ile ilgilenme zamanıdır. Larin seneye banko oynamaya başlayabilir. Mustafa yine gol attı. Ne zaman görev verilse yapıyor ama seneye de ilk on birde olacağını sanmıyorum. Love ise mevcut Beşiktaş yönetiminden beklemediğim günü kurtarmaya yönelik bir transferdi. İyi bir golcü olabilir ama Beşiktaş'a gelme zamanı doğru değildi. Hiç gelmese daha iyiydi. Beşiktaş, 10 Şubat 2018 tarihinde Karabükspor'u beş gol ile yendiğinde, Love için şu sözleri yazmıştım.
"Love'u gol atsın diye aldık ve adam süper profesyonel olduğu için sahaya inmesiyle işini yapmaya başlaması bir oldu. Nokta atış transfer diye buna derim."
Şimdi söylediklerim o gün söylediklerimle ters düşüyor gibi görünebilir ama sahaya çıkar çıkmaz iki gol atan adam için de yanlış transfer demek itici olabilirdi. Evet, gol atsın diye alındı ve görevini yaptı. Uzun vadede fayda sağlanacak bir futbolcu olmadığını o zaman da düşünmüştüm ki görünen köy kılavuz istemez. Geleceğe yatırım yapacaksak Larin'e odaklanmalıyız. Cenk ayrıldıktan sonra Larin banko oynasa başarılı olurdu diye düşünüyorum çünkü bu çocuk Amerikalı ve Amerikalılara özgü bir öz güvene sahip olduğundan tribünleri coştura bilirdi. Şenol Güneş onu seneye saklamayı düşündüğüne göre ve esas futbol adamı o olduğuna göre eminim bir bildiği vardır.

OSMANLISPOR: Karce, Anıl, Numan, Yalçın, Muhammed, Carlos, Ceyhun, Lumanza, Regattin, Serdar, Aminu.

BEŞİKTAŞ: Fabri, Gökhan, Vida, Medel, Necip, Tolgay, Oğuzhan, Babel, Talisca, Lens, Larin.

9 Mayıs 2018 Çarşamba

BEŞİKTAŞ 2 - 0 KAYSERİSPOR (07/MAYIS/2018)


Beşiktaş, 2017-2018 sezonunun otuz ikinci maçında Kayserispor'u misafir etti. Bir önceki hafta şampiyonluk iplerini Galatasaray'ın eline bırakan kara kartal, moral bozmadan tekrar işine yoğunlaşarak kalan maçlarından ilki olan Kayserispor mücadelesinden başarıyla çıkmasını bildi.

Maçı izlerken ilgimi ilk çeken, tribünlerdeki yer yer boşluklardı. Seyirciler bu kadar kolay pes etmeseydi daha çok sevinirdim ama görünen köy de kılavuz istemez. Galatasaray'ın bu noktada puan kaybetmesini beklemek biraz hayalcilik olur. Bununla birlikte maça gelen ve Beşiktaş'ı destekleyen büyük çoğunluğun da hakkını vermek lazım. Özellikle maç sonunda oyuncuları ve özellikle teknik direktör Şenol Güneş'i tribünlere çağıran gerçek Beşiktaşlıları tebrik etmek istiyorum. Seyircilerin Beşiktaş'ın bu sene şampiyonluk ipini göğüsleme ihtimalinin düşmesine rağmen ligin en iyi takımı olduğunu unutmaması ve gerek Avrupa kupalarında gerekse ligde gösterdiği performansı tek kalemde silip atmaması taktire şayan bir görüntüydü. İşte bu yıllarca özlemini çektiğim bir tabloydu. Tribün kültürünün değişmeye başlaması ve bilinçlenmenin hızlı bir şekilde yükselmesi elbette kulübe büyük katkı sağlıyor. Peki her zaman hain olarak nitelendirdiğim basın ve onun sözde spor yazarlarına ne demeli? Onlar tarihin tozlu sayfalarında çoktan kaybolması gereken zihniyetleriyle boy göstermeye devam ediyorlar. Bir hafta boyunca Beşiktaş'ı rahatsız ettikleri yetmediği gibi takım net skorla galibiyet aldıktan sonra daha da agresif saldırmaya başlamaları fazlasıyla manidar. Beşiktaş'ın tepetaklak olması, Şenol Güneş'in kulüpten ayrılması, yönetimin değişmesi gibi beklentiler sadece kaostan beslenmeyi seven hain basının işi olabilir. Tabi arkalarında onları tetikleyen birileri de var mıdır onu bilemem zira Beşiktaş artık çok değerli bir marka ve hakkı olmasa bile onu isteyecek pek çokları olduğundan şüphem yok. Bu yüzden yönetim kurumsal kimliği sağlamlaştırmanın temellerini çok güçlü atmalı. Kötü niyetle şahsi çıkarlar için gelen birileri kulübü talan edememeli. Beşiktaş rant kapısı asla olmamalı.


Hatırlarsanız geçen hafta utanmadan Cenk'in satılması konusunu bile dile getirip Galatasaray yenilgisini ona bağlayacak birileri çıkabileceğini söylemiştim. Dar görüşlü sözde spor yazarlarından birisi hemen atladı ve bu klişe yaklaşımı sergiledi. Onunla da kalmadılar, Şenol Güneş'in gönderileceği konusunda yalan haber yaptılar. Bu haberi yapan sözde spor yazarını tanımıyordum ama internet üzerinde kısa bir araştırmayla karşıma başkanımız Fikret Orman ile çekilmiş fotoğrafı gelince kafamdan kaynar sular döküldü. İnsan bu kadar iki yüzlü ve kişiliksiz olmaz. Yalan haber yazmak bir spor yazarına yakışmaz. Gerçek bir spor yazarının yazılarını okumayalı ne çok zaman geçti? Bu böyle gitmemeli. Basında kalite çok önemli. Böylesine averaj adamlar kendilerine bu mevkilerde nasıl yer buluyorlar aklım hayalim almıyor.

Bu maçın önemli bir özelliği vardı. O da Şenol Güneş'in Türkiye Süper Ligi'ndeki yüzüncü maçına çıkmasıydı. Bu haber Avrupa basınında bile yer aldı. Avrupalı meslektaşları Şenol Güneş'i tebrik ettiler. Fenerbahçe maçında başına cisim isabet ederek yaralanması konusundaki üzüntülerini içtenlikle dile getirdiler. Anadolu'nun yani bu vatanın kalbinden çıkıp gelmiş, büyük başarılara imza atmış, ülkesinin al bayrağını göğsünde gururla taşıyıp en iyi şekilde temsil etmiş bu değerli insana hakkını verdiler. Buna karşılık aile hayatından iş hayatına, özel sektörden devlet kurumlarına kadar adaletsizliğin, saygısızlığın, değer bilmezliğin, yozlaşmanın en üst seviyeye çıktığı ülkemizde, bu yükselen değer nerede takılsa da kafasına çekici indirsek beklentisinde olanlar karanlık alçak yüzlerini bir kez daha gösterdiler. Hepsine yazıklar olsun demeyeceğim. Bu kanserin başladığı ilk noktada kimler varsa ve bu ülkenin bu günlere gelmesine ilk defa kim ışık yaktıysa onlara yazıklar olsun diyeceğim. Artık siz deyin on yıl geriye git, ben diyeyim elli yıl geriye git. Bir yerlerde ülkenin kanser olduğu bir gerçek ve bu hastalık kendini ne yazık ki sporda da en açık şekilde gösteriyor.


Beşiktaş haftayı lider Galatasaray'ın dört puan arkasında kapattı. Galatasaray maçından önce, bu maçı alanın şampiyon olacağını söylemiştim. Bunu görmemek enayilik olur zira derbiyi geçip son üç maçında takılan bir takımın olacağına hala inanmıyorum. Matematiksel şans devam ediyor olsa da, sanırım tribünlerdeki yer yer boşlukları oluşturan izleyiciler de benimle hem fikir olmalılar. Lig neredeyse bitti ama daha iki maçımız daha var. Öyle ya da böyle şanlı şerefli Beşiktaş'ın bu iki maçı alnının akıyla bitirmesi, güncel durumda en öncelikli beklentimizdir.

BEŞİKTAŞ 2 - 0 KAYSERİSPOR

STADYUM: Vodafone Arena
HAKEMLER: Barış Şimşek, İsmail Şencan, Mehmet Metin

BEŞİKTAŞ: Fabricio, Gökhan Gönül, Vida, Tosic, Adriano (Dk. 84 Mustafa Pektemek), Medel, Tolgay Arslan, Quaresma (Dk. 90+2 Larin), Talisca, Babel, Vagner Love (Dk. 63 Necip Uysal)
KAYSERİSPOR: Lung, Lopes, Kucher, Kana Bıyık, Atila Turan, Şamil Cinaz, Badji (Dk. 60 Güray Vural), Deniz Türüç, Boldrin (Dk. 67 Kravets), Mendes (Dk. 72 Amorim), Umut Bulut

GOLLER: Dk. 31 Tosic, Dk. 45 Adriano (Beşiktaş)
KIRMIZI KARTLAR: Dk. 61 Tosic (Beşiktaş), Dk. 90 Umut Bulut (Kayserispor)
SARI KARTLAR: Dk. 26 Şamil Çinaz, Dk. 30 Badji (Kayserispor)

30 Nisan 2018 Pazartesi

GALATASARAY 2 - 0 BEŞİKTAŞ (29/NİSAN/2018)


Beşiktaş, 2017-2018 sezonunun otuz birinci maçında Galatasaray'a misafir oldu. Muhtemel şampiyonu belirleyecek olan maçta kara kartal sahadan mağlubiyetle ayrıldı. Aldığı sonuçla dördüncü sıraya gerileyen Beşiktaş, şampiyonluk şansını diğer takımların eline bıraktı. Diğer bir deyişle Galatasaray son üç maçında puan kaybetmediği sürece Beşiktaş'ın şampiyon olması mümkün değil.


Puan kaybetmelerini beklemek hayalcilik olur. Futbol sürprizlere açık bir oyun ama sürprizin böylesi de kolay görülmez.Şimdilik lig bitmiş gibi görünüyor. Şüphesiz Beşiktaş kalan son üç maçına yine galibiyet parolasıyla çıkmalı. Moraller bozulmamalı. Oynanan maç bir derbi maçı. Ligin ilk yarısında Galatasaray'ı yenen kara kartal deplasmanda aynı başarıyı gösteremedi. Bu beklenmedik bir durum değil. İnşa edilen yeni stadyumlar ve seyircinin oluşturduğu atmosferde üst sıralara oynayan takımları geçmek eskisinden daha zor. Haftalardır gizli şampiyon adayı Beşiktaş parolasıyla yazdığım yazılar, ironik bir şekilde takımı gerçekten gizli şampiyon adayı konumuna getirdi. Galatasaray'ın imkansız gibi görünen bir puan kaybı durumunda tekrar zirveye oturacak ve şampiyon olacak bir Beşiktaş izleyebiliriz. "Halamın bıyığı olsaydı amcam olurdu," özdeyişimizi akıllara getiren bir duruma geldik.


Daha önce de yazdığım üzere kariyerinde sona doğru ilerleyen Fatih Terim'in ayağına kadar gelmiş bu fırsatı tepmesi zor görünüyordu. En azından güzel ve iki takımın da birbirini zorladığı gerçek bir derbi maçı oldu. Zaten beklentimiz de o yönde olmalı. Mağlubiyete üzülmek olanlara çare değil. Bunu işi sondan dördüncü haftada oynanacak Galatasaray derbisine bırakmadan önce düşünmek gerekirdi. Olmadık yerlerde kaybedilen iki puanlar şimdi ne kadar kıymetli oldu değil mi?

Derbi bitti ve şimdi diğer bir önemli konuya değinmek istiyorum. Beşiktaş'ın yarım kalan Türkiye Kupası maçına çıkmama kararı aldığını öğrendim. Bunu kulüp resmi internet sayfasından da duyurdular. Efendim Beşiktaş duruşu dediler, camia kenetlenmesi dediler, dediler de dediler. Sonuçta Beşiktaş yarım kalan Fenerbahçe maçına çıkmayacak. Bunun bedeli önümüzdeki sene kupadan men olmaktır elbette ama beni rahatsız eden konu bu değil. Karar açıklandığında olumlu veya olumsuz bir fikir beyan etmedim. Haklıdır da demedim haksızdır da demedim. Beni düşündüren tek bir konu var. Beşiktaş, olası bir ters esen rüzgarda kimsenin istemediği sonuçlar alarak başarı grafiğini düşürürse, kenetlenmek sözcüğünü kullanan çoğunluk aynı duruşu sergileyebilecek mi? Şimdi Galatasaray'a yenilen takım şampiyonluk potasından uzaklaştı. Daha sonuç alınmadığı için derin bir sessizlik var. Olası Galatasaray şampiyonluğu sonrası birileri çıkıp yönetimin kupa hakkındaki kararını sorgulamaya kalkarsa ve elbette Şenol Güneş'in artık başarısız olmaya başladığını söylerse büyük bir hayal kırıklığı yaşarım. Madem böyle bir karar alındı, sonuna kadar arkasında durulması gerekir. Lig kupası gidince hemen Türkiye Kupasında da olmamayı eleştirecek olanlar gerçek Beşiktaşlı değildir. Ben kulüp iyi yaptı veya kötü yaptı demiyorum ama bugün iyi yaptı diyen çoğunluk yarın da bu kararın arkasında durmalı. Durmaz ise bana hiç anlatmasınlar Beşiktaş duruşu bilmem ne. Tabi ben bunu camia için söylüyorum ama hain medya ve sözde spor yazarları aksini zaten yapacaklardır. Onlara yeter ki kaostan malzeme çıksın. Oturun izleyin televizyonları, çoktan başlamışlardır Şenol hocayı göndermeye, kupa maçına çıkmama kararını eleştirmeye ve hatta utanmadan Cenk'in satılması konusunda olumsuz konuşmaya.


Yıllardır görmeye aşina olduğumuz kaybedilen maç sonrası kulübün tesislerini basıp otobüse saldırma türünden ilkelliklerin bittiğini görmek de sevindirici. Bir taraftan hala sahaya bir şeyler atarak futbolcuları ve teknik kadroları hedef alan cahil sürüleri henüz tükenmemişken, diğer taraftan mağlubiyet sonrası tesislere gidip meş'alelerle ve tezahüratlarla takımını destekleyen izleyiciler olduğunu görmek güzel. Kötü şeyler devam ediyor ama iyi şeyler de oluyor. Eskiden sadece kötü şeyler olurdu. Bilinçlenme ve aydınlanma ışığı görmek beni mutlu ediyor. Demek ki bazı adımlar doğru atılıyor ve sağlam temeller oluşuyor. Aşağıdaki fotoğrafta küçük kızını omuzlarına almış Beşiktaş'ı karşılayan bir baba görüyorum. Bu kare yıllardır dile getirdiğim ve özlemini çektiğim tribünlerin ailelere teslim edilmesi projesini haklı çıkarıyor ve uygulamadan sonuç alındığını gösteriyor. Demek ki neymiş? Tribünlerde sadece bağıranlara değil maçı izleyenlere de ihtiyaç varmış. Öyle olunca da otobüsü taşlayanlar silinip gidiyor, yerine medeni ve bilinçli seyirciler geliyormuş. Helal olsun. 


Söyleyecek başka bir söz olduğunu sanıyorum. Sessiz ve sakin bekleyişimiz son haftaya kadar sürecek. Yeter ki kara kartal gündemden etkilenmeden son üç maçta dokuz puan toplamaya yoğunlaşsın.

Stadyum: Türk Telekom Arena
Hakemler: Fırat Aydınus, Serkan Ok, Aleks Taşçıoğlu
Galatasaray: Muslera, Mariano (Dk. 22 Linnes), Maicon, Denayer, Nagatomo, Fernando, Donk, Feghouli (Dk. 78 Sinan Gümüş), Belhanda (Dk. 84 Selçuk İnan), Rodrigues, Gomis
Beşiktaş: Fabricio, Gökhan Gönül, Pepe (Dk. 61 Vida), Tosic, Adriano, Tolgay Arslan (Dk. 81 Oğuzhan Özyakup), Medel, Quaresma, Talisca, Babel, Negredo (Dk. 35 Lens)
Goller: Dk. 23 Fernando, Dk. 70 Rodrigues (Galatasaray)
Kırmızı kart: Dk. 65 Tosic (Beşiktaş)
Sarı kartlar: Dk. 4 Belhanda, Dk. 90+2 Fernando (Galatasaray), Dk. 44 Adriano, Dk. 76 Talisca (Beşiktaş)

25 Nisan 2018 Çarşamba

BEŞİKTAŞ 3 - 1 YENİ MALATYASPOR (22/NİSAN/2018)


Beşiktaş, 2017-2018 sezonunun otuzuncu maçında Yeni Malatyaspor'u misafir etti. Şampiyonluk yolunda basamakları emin adımlarla çıkan kara kartal, evinde oynadığı Yeni Malatyaspor maçından da galibiyetle ayrılmasını bildi.

Ligin ilk yarısında Malatya deplasmanında oynanan maçta Yeni Malatyaspor'u pek bir eleştirmiş hatta yerden yere vurmuştum. Beraberliği kopartmak için oyun oynamak yerine izleyenlerin içine fenalıklar gelmesine sebep olan bir taktik uygulayan Yeni Malatyaspor, Beşiktaş deplasmanına gelince daha farklı bir çizgi çizmeyi tercih etti. Hatta bir de gol attılar. Kendi sahalarında oynadıkları oyun bir çok yerde eleştiri konusu olmuş olmalı ki Vodafone Arena'da çok daha karakterli bir mücadele örneği sergilediler. Tabi bu kaderlerini değiştirmedi. Beşiktaş on üçüncü dakikada sağ kanattan kullanılan korner atışında ceza sahasının içerisinde kendini unutturan Negredo'nun ayağından ilk golü atan taraf oldu. Bu gole cevap otuz üçüncü dakikada Pereira'nın ayağından geldi. İlk yarının en önemli pozisyonlarından birisi, Quaresma'ya atılan uçan tekme olmalıydı. Net kırmızı kart olan bu pozisyonda hakem sadece sarı kart ile oyuncuyu uyarmayı tercih etti. İlk yarı berabere bitti.

Resimde gördüğünüz bu pozisyon, hakem tarafından sadece sarı karta layık görüldü. 

İkinci yarıda misafir takım Yeni Malatyaspor, kendi sahasına döndü ve cılız kontra ataklarla gol bulma yoluna gitmeyi tecih etti. Bu durum maçı kilitledi ve oyun sürekli atak yapıp gol bulamayan Beşiktaş ve maç bitse de beraberliği kurtarsak düşüncesinde olan Yeni Malatyaspor tiyatrosuna sahne oldu. Bu durum seksen birinci dakikaya kadar bu şekilde devam etti ve tam Beşiktaşlı izleyiciler telaşa kapılmak üzereyken ikinci gol Talisca'nın kafasından geldi. Tabi golün kendisi kadar hazırlanışı da mükemmeldi. Talisca misafir takımın yarı sahasının gerisindeyken sol kanattaki Adriano'ya süper bir pas çıkarttı. Sonra da o pozisyonu ısrarla takip ederek ceza sahasına girdi ve yapılan ortada golü attı. Aslında Talisca kendi golünün pozisyonunu kendisi hazırlamış oldu ve bu hafta da değerine değer kattı. O dakikadan sonra Yeni Malatyaspor çözüldü. Beşiktaş'a deplasmanda gol atamayacağımıza göre sal gitsin havasına girdiler. Ceza sahası önünde verilen faul pozisyonunda serbest vuruşu elbette Q7 kullandı ve yine jeneriklere yakışan bir gol attı. Golden sonra Fenerbahçe maçında başına cisim isabet ederek sakatlanan Teknik Direktörümüz Şenol Güneş'e giderek sarılması, Beşiktaş ailesinin mutlu tablosunu bir kez daha gözler önüne serdi. Maç da üç birlik skorla tamamlandı. 

Quaresma, attığı şık serbest vuruş golü ile maça son noktayı koyan isim oldu.

Şimdi ne olacak? Şimdi şampiyon olmak için tek bir adım kaldı. O da Galatasaray'ı deplasmanda yenmek. Bu maçı kazanan kesinlikle şampiyon olacaktır. O yüzden derbi maçı final maçı olacak. Kalan maçlarda avantajı elde edenin maç kaybedeceğini düşünmüyorum. Beraberlik gibi bir skor ise beklemiyorum. Daha önce de dile getirdiğim gibi muhtemelen bu maçı izlemeyeceğim. Eğer maç Vodafone Arena'da olsa izlerdim ama maalesef değil. Geriye sayım başladı. Bakalım önümüzdeki hafta kara kartala neler getirecek. 

Maç sonrası Teknik Direktör Şenol Güneş'in açıklamaları.

Stadyum: Vodafone Arena
Hakemler: Halis Özkahya, Mustafa Emre Eyisoy, Hakan Yemişken
Beşiktaş: Fabricio, Adriano, Vida, Tosic, Caner Erkin (Dk. 53 Gökhan Gönül), Medel, Oğuzhan Özyakup (Dk. 66 Tolgay Arslan), Quaresma, Talisca, Babel (Dk. 79 Lens), Negredo
Yeni Malatyaspor: Farnolle, Chebake, Mina, Sadık Çiftpınar, Cissokho, Murat Yıldırım (Dk. 81 Doria), Azubuike, Diallo (Dk. 66 Aytaç Kara), Pereira, Adem Büyük (Dk. 72 Gilberto), Boutaib
Goller: Dk. 13 Negredo, Dk. 81 Talisca, Dk. 89 Quaresma (Beşiktaş), Dk. 33 Pereira (Yeni Malatyaspor)
Sarı kartlar: Dk. 42 Murat Yıldırım, Dk. 87 Sadık Çiftpınar (Yeni Malatyaspor)

20 Nisan 2018 Cuma

FENERBAHÇE 0 - 0 BEŞİKTAŞ (19/NİSAN/2018)


Beşiktaş, 2017 - 2018 Türkiye Kupası yarı final ikinci maçında Fenerbahçe'ye misafir oldu. İlk yarısı sert bir mücadeleye sahne olan maçın ikinci yarısında seyircilerin sahaya attığı cisimler ve ardından çıkan olaylarda Beşiktaş Teknik Direktörü Şenol Güneş başından yaralandı. Şenol hoca sedyeyle hastaneye kaldırıldı. Beşiktaşlı oyuncuların güvenlikleri sağlanamadığı gerekçesiyle soyunma odasına gitmelerini takiben hakemler maçı tatil ettiler. Maçın geri kalan kısmı için karar daha sonra verilecek.

Şenol Hoca başından yaralanarak stadyumu sedye ile terk etti. 

Şüphesiz bu yazıyı yazdığım platform bir yorum blogu olduğu için okuyucularım benden konu ile ilgili bir yorum bekleyeceklerdir. Yapmayacağım efendim. O öyle olmuş bu şöyle olmuş demeyeceğim. Yorum yapılacak bir şey kalmadı. Bunun ne Fenerbahçe ile ne Beşiktaş ile alakası yok. Bunu yıllardır dile getirdiğim giderek kötüleşen toplumsal yozlaşma ile, onun futbol kültürüne yansıması ile ve bu kötüleşmeye çanak tutulması ile ilgisi var. Eğer öyle olmuş şöyle olmuş yorumu istiyorsanız buyurun sayın başkanımız Fikret Orman'ın açıklamalarını okuyun. Benim için olay onunla veya bununla ilgili değil. Olay ülkedeki yozlaşmış kültürün bir yansımasıdır. 


Başkanımız Fikret Orman, basın mensuplarına şu açıklamayı yaptı:

“Çok üzücü bir gün oldu. Derbi maçlar gergin geçiyor. Bizim stadımızda da kırmızı kartlar oldu ama olaylar bu seviyeye gelmedi. Güvenlik zaafı var. Sorumlular bakacak. Biz misafirdik. Milli takımı dünya üçüncüsü yapmış bir teknik adama böyle bir şey yaşatılması çok üzücü. Maçın hakemi futbolcularımıza ‘İçeri girin’ dedi. Bunun üzerine futbolcularımız soyunma odasına gitti. Soyunma odası koridorlarında birtakım olaylar yaşandı. Özel güvenlik görevlileri futbolcularımıza saldırılarda bulundu. Ligde güzel bir yarış var. Bunun tadını çıkarmak varken futbolumuz bu tarz olaylarla gündeme geliyor. İnsanlar futbolda soğuyor. Mesele düzgün insanları statlara çekebilmek. Biz bunu yapıyoruz. Stadımızda hiç olay çıkmıyor. Teknik Direktörümüz Şenol Güneş’in sağlık durumu iyi. MR çekildi ve sonuçlar iyi çıktı. Şenol Güneş’in de morali çok bozuk. Artık Türkiye Futbol Federasyonu kararını verecek. Hocamız bu gece hastanede kalacak. Federasyon talimatların gereğini yapacaktır. Ülkemizin dünyada imajı bu olmamalı. Biz iyi bir şekilde kulübümüzü temsil etmeye çalışıyoruz.”

Kaynak: www.bjk.com.tr

MAÇIN OYNANABİLEN KISMI VE OLAYLARIN VİDEOSU

17 Nisan 2018 Salı

AKHİSARSPOR 0 - 3 BEŞİKTAŞ (13/NİSAN/2018)


Beşiktaş, 2017-2018 sezonunun yirmi dokuzuncu maçında Akhisar Belediyespor'a misafir oldu. Kara kartal için kritik bir viraj olan Akhisar deplasmanı kayıpsız geçilince, şampiyonluk yolunda önemli bir hamle daha başarıyla tamamlanmış oldu.

Gördüğüm kadarıyla bir takım daha belediye kimliğinden rahatsız olup ismini değiştirmiş. Artık siz deyin takım artık beldenin takımı olsun ve orada yaşayanlar takımı daha çok sahiplensin diye, ben diyeyim artık insanlar belediye takımlarını her yönüyle sorgulamaya başladılar diye. Olumsuz olanı yine ben söylemiş olayım. Ne de olsa kalemi tutan benim. Öyle veya böyle, Beşiktaş yine bir belediye takımının karşısına çıktı ve bu maçla ilgili derin endişelerimiz olduğunu gizlemeye gerek yok. Sosyal medyada da bir çok Beşiktaşlının bu maçla ilgili olası puan kayıpları beklediklerini gözlemledim. Ben de öyle düşünüyordum ama kara kartal bizi utandırdı. Üç sıfırlık net bir skorla sahadan ayrılan Beşiktaş, şampiyonluğun en güçlü adayı olduğunu gösterdi. Aslında bir kaç hafta öncesine kadar tek şampiyonluk adayı diyordum ama şu anda oluşan tablo, beni bir adım geri atmaya itti. Bu arada haftalık maç yazımı yazmak için Galatasaray ve Başakşehir arasında oynanacak maçın da tamamlanmasını beklediğimi itiraf etmeliyim. O maçta sonuç ne olursa olsun diyerek söze girersem yalan söylemiş olurum. O yüzden şöyle diyeceğim. O maçta Galatasaray'ın mutlak galibiyet almasını bekledim. Böylelikle bir proje takımı olan Başakşehir, Galatasaray ve Beşiktaş bir yerlerde takılmadığı sürece saf dışı kalacaktı. Öyle de oldu. Şimdi müthiş güzel bir tablo ortaya çıktı. Haftaya Galatasaray Beşiktaş'ı misafir edecek. İşte size gerçek bir şampiyonluk maçı. Asla seyretmeyi düşünmüyorum çünkü çok stresli olacak. Ben futbolu keyif almak için izliyorum. Fatih Terim ve ekibinin Beşiktaş'ı devirmek için ellerinden geleni arkalarına koymayacaklarını biliyorum ve bunun derdini ben çekmek istemiyorum. Ne biçim Beşiktaşlısın sen diye soranlar olacaktır. O biçim Beşiktaşlıyım efendim. Maç bitince öncesini arkasını kendisini her şeyini izler sohbetini yaparız. Kusura bakmayın ama bu stresi gerçekten kaldırmak istemiyorum. Bu muhteşem ve yüzde doksan beş ihtimalle şampiyonu belirleyecek olan maçı yüreği kaldırabilecek olanlar izlesin. İşte şimdi gerçekten bir dünya derbisi oynanacak ve muhtemelen dünyanın bir çok yerinden maçı canlı izleyenler olacak.

Babel, üçüncü dakikada fileleri havalandırarak maçın kaderini belirleyen isim oldu.

Biraz maçtan bahsedelim malum başlığımız Akhisar Beşiktaş maçı diye geçiyordu değil mi? Maç zaten başta koptu diyebiliriz. Babel, ceza sahası dışından öyle sert ve etkili vurdu ki, onu durdurmak için ceza sahası içine doluşmuş olan defans oyuncularına sadece fotojenik sahneyi izlemek kaldı. Doksanlı yılların ortalarında bir dönem ne çok eleştiriyorduk Beşiktaş'ı bu uzaktan şutlar konusunda. Bir kişi de inisiyatif alıp şut çekmiyordu. İlla dibine kadar gelecekler kalenin de ondan sonra şut çekecekler. Ölme eşeğim ölme. Daha sonrasında Fabri'nin ceza sahası dışında topa müdahil olduğuna dair bir itiraz oldu Akhisar cephesinden. Ben de vatanı kurtarmak adına pozisyonu iki yüz defa izledim ve kesinlikle içeride temas olduğu kanısına vardım.

Fabri'nin müdahalesi ceza sahası içerisindeydi. 
Daha sonrasında uçarak ceza sahası dışına çıkmış olması bu gerçeği değiştirmez. 

Yirminci dakikada gelen ikinci golde Akhisar'ın çok şanssız olduğunu söylemeliyiz zira Caner'in sol kanattan yaptığı ortada topu dışarı vurmak isteyen Akhisarsporlu oyuncu, ceza sahasında kendini saklamayı başaran Negredo'ya süper bir pas çıkarttı ve İspanyol boğası da bu fırsatı tepmedi. İkinci yarıda gelişen bir Beşiktaş atağında, futbolcularımızın karakterlerini ortaya koydukları bir pozisyon izledik. Negredo bir yıldız ama mütevazi bir yıldız zira kaleci ile karşı karşıya kalsa bile, daha uygun bir pozisyonda olan arkadaşı varsa ona pas çıkartıyor. Öyle de yaptı. O top döndü dolaştı sağ kanatta Q7'nin ayağına geldi. O da bir yıldız ama mütevazi olmayan bir yıldız. Bu söylediğim bir eleştiri değil. O da öyle bir adam işte. Pas çıkarabilirdi ama artistik vuruşlarından biriyle kaleciyi avlamaya çalıştı. Gol olma ihtimali kadar olmama ihtimali de vardı. Futbol ilahları da olmaması yönünde karar kıldılar. Olan, muhtemel üçüncü gole oldu. Sonra Babel tekrar sahne aldı. İlk yarıda attığına benzer bir pozisyonda ceza sahasından kaleyi yokladı ve işi bitirdi. Q7 için Negredo'ya pas vermiyor diye bir dedi kodu çıkartmışlardı. Böyle bir pozisyon bu maçta da yaşandı. Sağ kanatta rakibinden top kapan Q7, ceza sahasına indi ve solda daha müsait pozisyonda olan Negredo'ya pas çıkartmak yerine kendisi vurdu. Bu sefer de olan muhtemel dördüncü gole oldu. Şimdi burada mesele Q7 ve Negredo arasında bir mesele değil. Orada kim olursa olsun Q7 pas çıkartmayacaktı. Neden çıkartmıyor peki? Çünkü bu onun karakteri. Ataklarda olaylar hızlı gelişiyor ve oyuncular anlık kararlar veriyor. Q7'nin anlık kararları çoğunlukla kendi yoluna gitmek olduğuna göre onu da böyle kabul edeceğiz. Pas çıkarması gerekiyorsa çıkarıyor ama kendi atabileceği bir durum varsa riske girmeyi tercih ediyor. Kaçırıyor ama atıyor da. Hem de en klasını atıyor. Yapacak bir şey yok.

Negredo, yüzündeki sakatlığa rağmen toplara kafa çıkartarak ne kadar özverili bir futbolcu olduğunu ortaya koyuyor. Bu özveriyi gol ile süslemesi de izleyicilerin keyfini ikiye katlıyor. 

İki hafta sonra oynanacak olan Galatasaray Beşiktaş derbisi, şampiyonluk maçı olacak zira kalan haftalarda iki takımın da puan kaybedeceğini sanmıyorum. Beşiktaş için zor bir deplasman olacağına inanıyorum ama şundan da kesin olarak eminim ve bir kez daha vurgulamak istiyorum ki, bu maçı alan kesinlikle şampiyon olur. Yani ayarlasan bu kadar klas bir noktaya getiremezsin ligi. Umuyorum ki geçmişte olduğu gibi kavga gürültünün olacağı ve fairplay koduna yakışmayan görüntülerin sahneleneceği bir maç olmaz. Basitçe iki takımın da sahaya çıkıp güzel futbol oynayarak sonuca gitmeye çabalayacağı bir gösteri izlemek ümidiyle.


Stadyum: Akhisar Stadyumu
Hakemler: Hüseyin Göçek, Ali Saygın Ögel, Erdem Bayık
Akhisarspor: Lukac, Aykut Çeviker, Caner Osmanpaşa, Mustafa Yumlu, Ömer Bayram, Larsson, Serginho, Sissoko (Dk. 73 Bia), Kadir Keleş (Dk. 36 Paulo Henrique), Eray Ataseven, Seleznov (Dk. 60 Bilal Kısa)
Beşiktaş: Fabricio, Adriano, Pepe, Tosic, Caner Erkin, Quaresma (Dk. 81 Vida), Hutchinson, Medel, Babel, Talisca (Dk. 77 Tolgay Arslan), Negredo (Dk. 78 Mustafa Pektemek)
Goller: Dk. 3 ve 47 Babel, Dk. 20 Negredo (Beşiktaş)
Sarı kart: Dk. 49 Negredo (Beşiktaş)