20 Mayıs 2017 Cumartesi

BEŞİKTAŞ 4 - 1 KASIMPAŞA (20/MAYIS/2017)


Beşiktaş, 2016 - 2017 sezonu otuz ikinci maçında Kasımpaşa’yı misafir etti. Basında yer bulan istatistik bilgiler doğrultusunda maçın Beşiktaş adına ne kadar da zor geçeceği yönünde yürütülen algı operasyonu sonuç vermedi. Beşiktaş bildiği yoldan şaşmayarak gerçek kimliğini ortaya koydu ve kendi seyircisi karşısında sahadan galip ayrılmasını bildi.

Maç öylesine hızlı başladı ki, daha biz ne olduğunu anlamadan topu kapan Oğuzhan, ceza sahasına dalarak topu Aboubakar ile buluşturdu. Dakikalar ikiyi gösterirken Aboubakar topu ağlarla buluşturmuştu bile. Zor geçeceğini düşündüğümüz maç birden çözülüverdi diye aklımızdan geçirirken o da ne! Dördüncü dakikada ilk atağına kalkan Kasımpaşa, Samuel’in ayağından golü bularak karşılık verdi. Dört dakikaya sığan iki golle neye uğradığımızı şaşırdık. Ben biraz da korktum diyebilirim çünkü Kasımpaşa bu gol ile maça iyi bir yoğunluk sağlarsa, başımıza iş açarız diye düşündüm. Ancak beklediğim gibi gelişmedi olaylar. Beşiktaş yediği golü umursamaksızın kendi oyununu oynamaya başladı. Kara kartal öylesine hızlı paslaşıyordu ki, Kasımpaşalı oyuncular takip etmekte zorluk çekiyorlardı. İlk yarı adeta Beşiktaş’ın ablukası ile geçti diyebilirim. Kasımpaşa sadece üç defa organize atağa kalkabildi ve ilkinde de golü bulmuşlardı zaten. Beşiktaş daha çok Quaresma’nın oynadığı sağ kanattan yüklenmeyi tercih etti. Aboubakar’ın bir topu üst direkten döndü. Bir çok organize atağımız, Kasımpaşa ceza sahasında kaybolup gitti. Bu kadar çok ataktan daha çok gol çıkarmamız gerekirdi belki ama Beşiktaş’ta sezonun yorgunluğu da yavaş, yavaş belirginleşmeye başladı. Yine de takımın iyi idare ettiğini ve teknik kapasitesini en iyi şekilde sahaya yansıttığını söylemeliyim. Bir de sezon başı olsa kimse tutamazdı kara kartalımı ki önümüzdeki sezon nokta atış transferlerle desteklenecek bir Beşiktaş, aynen öyle olacak. İlk yarıda karşılıklı olarak bir çok faul pozisyonu oldu. Bunlardan bir çoğu omuz omuza mücadele şeklindeydi ve futbolcular kendilerini yere bırakmaktan çok ayakta kalmayı tercih ederek oyunun seyir zevkini üst seviyede tuttular. Bunun yanında çok sert bazı pozisyonlarda yerde kalan oyuncularımız da oldu. Aboubakar’a arkadan yapılan bir müdahalede yerde kaldığını hatırlıyorum. İlk yarıdan Beşiktaş adına en az iki gol daha bekliyordum ancak otuz üçüncü dakikada sol kanattan yapılan bir atağımızda Kasımpaşalı defans oyuncusu yapılan ortayı koluyla engelleyince hakem penaltıyı verdi. Vuruşu kullanan Quaresma kalecinin kapattığı köşeye topu gönderdi ve yüreğimizi ağzımıza getirdi ama top kalecinin kolunun altından sıyrılıp ağlarla buluştu. İlk yarının son on dakikasında maç biraz soğudu ve kırk beşinci dakikada Beşiktaş adına kazanılan korner, hakem tarafından kullandırılmayınca devre tamamlanmış oldu.


Beşiktaş ikinci yarıya da çok iyi başladı. İlk atak Kasımpaşa adına gelişse de, Beşiktaş’ın bu atağa cevabı gol ile oldu. Aboubakar ve Talisca ikilisi, kırk dokuzuncu dakikada paslaşarak beş kişinin arasına daldılar ve Talisca kaleci ile karşı karşıya kalınca golünü attı. Basit bir deyişle, Beşiktaş ikinci yarıya gol ile başladı. Bu dakikadan sonra oyun orta tempoda ve kara kartalın kontrolü altında geçmeye başladı. Kasımpaşa, hafta içinde oynadığı Türkiye Kupası mücadelesine rağmen diri göründü ama onların da sezon yorgunu olduğu belli oluyordu. Nadir gelişen ataklarının etkili olduğunu da notlarımıza ekleyelim. Aboubakar, üçüncü golden sonra ceza sahası içerisinde çok daha rahat oynamaya başladı. Altmış ikinci dakikada Talisca oyundan alındı. Yerine Necip oyuna dahil oldu. Hemen peşinden de kara kartalın dördüncü golü geldi. Sağ kanattan atağa kalkan Q7, adeta adrese teslim bir orta yaparak topu Babel ile buluşturdu. Babel şık bir kafa golü ile Beşiktaş’ı dört bir öne geçirdi. Necip her zaman olduğu gibi oyuna girer girmez sarı kart görmeyi başardı. Bir oyuncu nasıl hem bu kadar efendi ve aynı zamanda sürekli sarı kart gören bir oyuncu olabiliyor anlamıyorum. Bu arada yediği dört golden sonra hala atak yapma çabasında olan Kasımpaşa beni şaşırttı. Ben bunları düşünürken Şenol Güneş hocamız yetmişinci dakikada Aboubakar’ı oyundan aldı. Onu daha fazla yormanın da bir anlamı yoktu. Yerine diğer golcümüz Cenk girdi. Her zaman olduğu gibi, Şenol hocamız atılan dört gole rağmen yine gol istiyordu. Hocamızın bu tavrına bayılıyorum. Hiç peşini bırakmıyor işin. Varsın bir gol daha olsun diyor. Fazla gol göz çıkartmaz değil mi? Oyuna defans oyuncusu alıp geriye yaslanmak da Beşiktaş'a yakışmayacağına göre hocamız en iyisini yapıyor. O sırada Cenk rakibine arkadan müdahale ederek sarı kart gördü. Bir de üstüne itiraz ediyor. Göz var nizam var Cenk. Adam yerinden zor kalktı. Maç bitmiş artık ne gerek var? Dakikalar neredeyse sekseni göstermek üzereyken, Şenol Güneş’in oyuncularını saha kenarından azarladığını gördüm. Bu ne disiplin hocam. Helal olsun sana. Maç bitmiş artık ama laubaliliğe tahammülün sıfır. İşte gerçek profesyonel. İşte gerçek futbol adamı. Maçta hızla sona doğru yaklaşılırken, Kasımpaşa’nın gol için ısrarcılığı sürüyordu ve seksen dördüncü dakikada kalecimiz Fabri’nin iki hamlede çıkarabildiği tehlikeli bir gol pozisyonuna imza attılar. Maç artık Beşiktaş için eziyete dönüşmüş gibi görünmeye başladı. Oyuncularımız atağa kalkarken bile ayakları zor gidiyordu ileriye ki bunun için onları suçlamamız mümkün değil. Şenol hoca baktı olmayacak, defansa müdahalede bulundu. Son beş dakikada görev yapmak üzere oyuna Andreas dahil oldu ve Gökhan saha kenarına çekildi. Son üç dakikaya girilirken artık seyircinin de tezahürat yapacak hali kalmamıştı. Herkes farklı galibiyetin tadını çıkartmak için son düdüğü bekliyordu. Bu dakikalarda gelişen ısrarcı Kasımpaşa ataklarının gol getirmemiş olmasına çok sevindiğimi söylemeliyim. Zoraki atak yapan bir Beşiktaş ve ikinci bir şeref sayısı isteyen Kasımpaşa arasında geçen son bir kaç dakikalık mücadelede başka gol olmayınca, kara kartal seyircisinin tekrar canlanan tezahüratları arasında maçı kazandı. Futbolcularımızın üzerinde öyle bir sezon yorgunluğu oluşmuş ki, son düdükten sonra galibiyet sevinci gösteremediler bile.


Şimdi durum değerlendirmesi yapalım. Sezonun tamamlanmasına sadece iki maç kaldı. Önümüzdeki hafta Gaziantep deplasmanına gidiyoruz ancak Gaziantep bugün Rizespor’a yenilerek Süper Lige veda etti. Bu durumda haftaya ligden düşmeme mücadelesi vermeleri söz konusu olmadığına göre prestij maçına çıkacaklar. Beşiktaş’da şampiyon olmak istediğine göre herhalde bu maçta puan bırakmayacaktır. Son maçımız Osmanlıspor ile Vodafone Arena’da oynanacak. Sanırım iş bu maça kalmayacak. Bu hafta ensemizden ayrılmayan Başakşehir’in Trabzon deplasmanında puan kaybedeceğini düşünüyorum. Ne olur bilinmez ama gerçek olan bir şey varsa, şampiyonluk kupası şu anda kara kartalın pençeleri altında. Eğer her şey yolunda gider ve Beşiktaş şampiyon olursa, son maçın kendi sahamızda olması büyük bir keyif olacak. Tazesi tazesine kutlanan şampiyonluk pek keyifli oluyor. Sonradan kaldırılan kupada heyecan biraz kırılıyor. Şu sözlerime bak hele. Çok havasına girdim şampiyonluğun. Şu iki hafta bir geçse.

Son olarak,başka bir yerde gördüğüm ve kendimce tekrar düzenlediğim bir çıkartmayı paylaşacağım sizlerle. Kalan son iki hafta için gönlünüzce paylaşabilirsiniz. ;)


BEŞİKTAŞ 4 - 1 KASIMPAŞA
STAT: Vodafone Arena
HAKEMLER: Serkan Çınar, Kemal Yılmaz, Mehmet Cem Hanoğlu
BEŞİKTAŞ: Fabricio, Gökhan Gönül (Dk. 86 Andreas Beck), Marcelo, Tosic, Adriano, Oğuzhan Özyakup, Tolgay Arslan, Quaresma, Talisca (Dk. 65Necip Uysal), Babel, Aboubakar (Dk. 71 Cenk Tosun)
KASIMPAŞA: Ramazan Köse, Popov, Veysel Sarı, Titi, Veigneau, Abdullah Durak (Dk. 58Ahmed Ildız), Sadiku, Tunay Torun (Dk. 57 Hasan Bilal), Castro, Eduok (Dk. 86 Cristian Guanca), Batuhan Altıntaş
GOLLER: Dk. 2 Aboubakar, Dk. 33 Quaresma (Penaltıdan) Dk. 49 Talisca, Dk. 65 Babel (Beşiktaş), Dk. 4 Eduok (Kasımpaşa)
SARI KARTLAR: Abdullah Durak, Sadiku (Kasımpaşa) Necip Uysal, Cenk Tosun (Beşiktaş)

16 Mayıs 2017 Salı

BURSASPOR 0 - 2 BEŞİKTAŞ (15/MAYIS/2017)


Beşiktaş, 2016 - 2017 sezonu otuz birinci maçında, Bursaspor'a misafir oldu. Ev sahibi takımın son dönemde çizdiği olumsuz grafiğe rağmen zorlu geçeceği şüphe götürmeyen mücadelede, Beşiktaş üç puanı alan taraf oldu ve şampiyonluk yürüyüşünü sürdürdü. 

Konuya bir soru ile giriş yapmak istiyorum. Sizce sözde futbol camiasının Beşiktaş'ın şampiyonluk yürüyüşünden duyduğu rahatsızlık şaşırılacak bir durum mudur? Elbette hayır. Bakınız her fırsatta dile getiriyorum. Bu kulübü yönetenler, ortaya beş yıllık bir kalkınma planı koydular. Bu plan dahilinde önce bin bir türlü siyasi zorluk, doğru hamleler yapılarak aşıldı ve İnönü Stadyumu yıkıldı. Yeni stadyum inşa etmeyi bir kenara koyun, mevcudu yıkmak için izin almak bile bir mücadeleydi. Yerine, tabiri caiz ise kulübe çağ atlatacak modern bir stadyum yapıldı. Sözde futbol camiasından kimsenin, Beşiktaş stadyumu olmaksızın her maçta oradan oraya sürüklenirken ve bir önceki basiretsiz yönetimin kendisini içine düşürdüğü bataklıkta çırpınırken, sesi çıkmıyordu. Bu takım geçen sene maçlarının yüzde doksan sekizini dışarıda oynadıktan sonra şampiyon oldu. Biz inandık. Çocuklar da inandı. Şimdi Beşiktaş, maddi kaostan adım, adım uzaklaşıyor ve bununla birlikte her gün yükselen bir grafik çizerek sportif başarıyı da elde ediyor. Bu işin sonunda kara kartal ulaşılamaz bir noktada olacak. Şimdi tekrar soruyorum. Sizce sözde futbol camiasının Beşiktaş'ın şampiyonluk yürüyüşünden duyduğu rahatsızlık şaşırılacak bir durum mudur? Cevap değişmedi değil mi? Elbette hayır. O zaman kara kartalın yapması gereken tek bir şey var. Gözünü kulağını tüm dış etkenlere kapatıp, hedefine yoğunlaşmak. Bu hafta deplasmanda oynanan Bursaspor maçı, camiamızın bu yoğunluğu sağladığını cümle aleme gösterdi. 


İkili mücadeleler kıran, kırana geçti.

Bursaspor her zaman değerli ve güçlü bir rakip olmuştur. Elbette doksanlı yılların ortalarında, hain medyanın desteğiyle zirve yapan tribün terörü döneminde yaratılmış sanal bir düşmanlık var ise de bu, benim yeşil Bursa'nın değerli ve köklü kulübü hakkındaki olumlu düşüncelerimiz değiştiremez. Tabi kendini haksız bir şekilde spor izleyicisi olarak tanımlamak suretiyle sahaya patlayıcı ve yabancı maddeler atıp oyunun durmasına sebep olanları bu olumlu düşüncelerimin dışında tutuyorum. Onlar ne yazık ki her stadyumda hala varlar. Bir türlü bitemediler. Bence spor camialarının en büyük hastalığı bu kesimlerdir ve artık camialarla olan bağları tamamen koparılmalıdır. Son bir kaç maçta adeta tepe taklak olan Bursaspor, iyi bir takım olmasına rağmen zorlu bir dönem geçiriyor. Son haftalarda yenilen fazla gol sayısı, takımın dengesini bozmuş durumda ve tam da o dönemde Beşiktaş ile karşı karşıya gelmeleri, kara kartalı kaçınılmaz bir şekilde 'Çıkış noktası' pozisyonuna yerleştirdi. Bursaspor, yeni stadyumu Timsah Arena'da vefakar seyircisini de arkasına alarak kara kartalın karşısına çıktı. Maç kıran kırana geçti desek yeridir. Hakem bir çok pozisyonda sert ikili mücadelelere izin veridi ki bu durum, Avrupa arenasına çıkacak takımlar için iyi bir tecrübe zira o sahalarda her temasta faul düdüğü çalınması söz konusu değil. Maç sonrası sözde spor medyasının yine Quaresma'yı hedef tahtasına oturttuğu ve Beşiktaşlı arkadaşlarımın bile bu algı operasyonundan etkilendiğini gözlemledim. Yahu adamlar bizim oyuncumuzun centilmen olmamasından değil, takımı başarıya sürükleyen bir oyuncu olmasında rahatsızlar. Biz neden oyuncumuzun arkasında değil de Beşiktaş'ın başarısını istemeyenlerin yanında duralım? Maçı tamamını değil ama sadece özet görüntülerini izlediğimizde bile sahanın her yerine adım atan, rakibi zorlayan, topu direkten dönen, ikili mücadelelerde hedef olan bir tek oyuncu vardı. O da Quaresma'ydı. Bu adam yine tek başına sürükledi takımı başarıya ama medya, Bursaspor Beşiktaş maçlarının doğasında olan sert ikili mücadelelerden bazılarını cımbızla seçip servis etmekten geriye durmadı. Quaresma'nın rakibine arkadan tekme attığını gösteren fotoğraflar boy, boy paylaşılırken, Quaresma'ya savrulan karate tekmesi pozisyonları medyada yer bulmadı. Kaldı ki Quaresma, servis edilen fotoğraflardaki o pozisyondan hemen sonra rakibine sarılıp onu başından öptü. Kötü niyeti olan adam arkasına bile bakmadan çekip gider. Herkesten önce ben eleştiririm. Quaresma kullandığı müthiş serbest vuruşu kurtaran Bursaspor kalecisi Harun'u bizzat tebrik ederken objektifler o tarafa dönmedi. Quaresma her zamanki gibi maçı aldı ama medya onu yine günah keçisi yaptı. Taraflı olduğu ve bir takımı tuttuğu açıkça belli olan bir eski futbolcu spor yazarı, hakemi Quaresma'yı oyundan atmadığı için suçladı. Hatta bu durumu sayın başkanımıza bile sormaya cesaret edecek kadar ileri gittiler. Elma veren ağacı taşlamak ne tatlıymış böyle. Tabi elmayı yiyen kendisi olmayınca kıskançlık ne yazık ki lanet insan oğlunun doğasında var ve ilk fırsatta açıkça ortaya çıkıyor öyle değil mi? Peki bütün bu olanlar Quaresma'nın değerini bir Beşiktaşlı olarak benim gözümde düşürebildi mi? Hayır. 

Düşünülenin aksine, başarısından sebep eleştirilerin hedefi olan Quaresma,
sahada basılmadık tek bir nokta bırakmadı.

Şartlar, zaten hep iki tarafın da yüksek beklentide olduğu Bursaspor Beşiktaş mücadelesini, bir tık daha ileriye taşıdı. Maçın ilk yarısında Beşiktaş adeta dalga dalga geldi ve Bursaspor'da elinden geleni yaptıysa da, geçmiş haftalarda çizilen profilin gölgesinden kurtulmakta sıkıntı çekti. Aslında durumu kurduğum cümlelerle biraz fazla süsledim. Tek seferde ifade etmek gerekirse, Beşiktaş, rakibinden en az iki gömlek daha üstündü ve bu açıkça görülebiliyordu. Bu arada takımımın maçtaki performansı, bana Beşiktaş'ın şampiyon olmayı ne kadar çok istediğini gösterdi ve mutlu oldum. Demek ki aynı geçen senede olduğu gibi biz inandık ve çocuklar da inandı. Hala üç hafta var ligin bitimine ama olsun. Bu inanç her şeye bedel. Neyse efendim dakikalar hızla ilerledi ve ilk yarı golsüz geçildi. İkinci yarının altmış beşinci dakikasında Beşiktaş, ders kitaplarında okutulması gereken müthiş bir atağa kalktı. Kendi sahasında paslaşmaya başlayan oyuncularımız, topu bir ileri bir geri öyle bir çevirdiler ki, Bursasporlu oyuncuların adeta başını döndürdüler. Bu gözle takip etmesi bile zor olan paslaşmanın sonucunda topla buluşan Cenk, iki oyuncu ve bir kaleciyi soğukkanlılıkla geçtikten sonra şık bir gole imza attı. Bu arada gol pozisyonunu Beşiktaş'ın ceza sahasında başlatanın Cenk olduğunu ve pozisyonun sonunda topla son buluşan oyuncunun yine Cenk olduğunu ekleyelim. Bu adam atağı kendi başlattı ve golü de kendi attı. İnanılmaz güzel bir atak kurgusuydu ve tabi çok güzel bir goldü. Hiç bir yerde okumadım ama kesin sözde spor yazarları, gol pozisyonunu başlatırken Cenk'in rakibine faul yaptığını yazmışlardır. Hayır efendim. Faul filan yapmadı Cenk. Adam ikili mücadelede kendini yere attı. Olacakları biliyordu ve şansını denedi. Yaptığı hata döndü dolaştı ve gol oldu. Bu arada şunu eklemek istiyorum. Geçen hafta sözde spor yazarları Cenk'i en gaddar şekilde eleştiriyorlardı. Utanmadan takıma olan katkısını tartışıyorlardı. Fenerbahçe maçında son dakikada kendi kalemize attığımız gol, onlara mesnetsizce konuşma fırsatı vermişti. Şimdi bakalım ne yazacaklar Cenk için. Ben söyleyeyim. Hiç bir şey olmamış gibi davranacak ve hiç bir şey yazmayacaklar. Tabi bu Cenk'in gerçek bir Beşiktaşlı olduğu ve çok iyi bir golcü olduğu gerçeğini değiştirecek mi? Tabi ki hayır. 


Cenk, attığı şık gol ile kara kartalı uçurdu !

Kara kartalın ilk golünü takiben, oyuna olan yoğunluğu adeta incecik bir ipliğe bağlı olan Bursaspor, kendini bıraktı. Bundan sonra sahada sadece Beşiktaş vardı ve ilerleyen dakikalarda, Beşiktaş'ın gelmiş geçmiş en Beşiktaşlı yabancı oyuncusu Quaresma'nın topu direkten döndü. Bu adamı izlerken gözlerim yaşarıyor. Ah! Şunu da eklemek istiyorum. Quaresma'yı baltalamak isteyenler, yönetimin bu adamla üç sene sözleşme imzaladığını ve maaşında da iyileştirmeye gittiğini biliyorlar mı? Yönetimin arkasında durduğu bir oyuncuyu yıkamazsınız. Boşuna beklemeyin. Maçta bir gol daha olur mu olmaz mı derken, dakikalar doksanı gösterdi ama Aboubakar ben demeden maç bitmez diyerek, Beşiktaş adına bir gol daha attı. Çok açık söylüyorum, Bursaspor maçını kara, kara düşünüyordum. Kara kartal endişelerimi boşa çıkarttı ve net bir skorla Bursaspor'u yenmeyi başardı. Şimdi ne olacak? Elbette bayrakları asmayacağız daha balkona ama en azından geçen hafta yaşanan hayal kırıklığının etkisi silindi gitti takımımın üzerinden. Şampiyonluk yakın mı bilmiyorum ama en azından içim rahat artık. Üç hafta daha bekleyip, izleyip göreceğiz. 



BURSASPOR 0 - 2 BEŞİKTAŞ
STAT: Bursa Büyükşehir Belediyesi
HAKEMLER: Bülent Yıldırım, Serkan Olguncan, Asım Yusuf Öz
BURSASPOR: Harun Tekin, Erdem Özgenç, Sivok, Ertuğrul Ersoy, Aziz Behich (Dk. 55 Onur Atasayar), Şamil Çinaz, Jorquera, Kubilay Kanatsızkuş, Bilal Kısa, Emre Taşdemir (Dk. 46 Bogdan Stancu), Sinan Bakış
BEŞİKTAŞ: Fabricio, Gökhan Gönül(Dk 79 Andreas Beck), Marcelo, Tosic, Adriano, Hutchinson (Dk. 63 Cenk Tosun), Tolgay Arslan, Oğuzhan Özyakup, Quaresma (Dk. 90 Necip Uysal), Babel, Aboubakar
GOLLER: Dk. 65 Cenk Tosun, 90+5 Aboubakar (Beşiktaş)
SARI KARTLAR: Bilal Kısa, Sivok, Ertuğrul Ersoy, Jorquera, Şamil (Bursaspor), Quaresma, Babel (Beşiktaş)

8 Mayıs 2017 Pazartesi

BEŞİKTAŞ 1 - 1 FENERBAHÇE (07/MAYIS/2017)


Beşiktaş, 2016 - 2017 sezonu otuzuncu maçında, Fenerbahçe'yi misafir etti. Maçın genelinde oyuna hakim olan kara kartal, Fenerbahçe'de iki oyuncunun kırmızı kart görerek oyun dışı kalmasına rağmen doksan dördüncü dakikada Marcelo'nun kendi kalesine attığı gol ile üç puan fırsatını kaçırdı. 

Fenerbahçe ile berabere kalmak değil, doksan artı dördüncü dakikada kendi kalene gol atarak berabere kalmak zor geliyor insana. Öyle inanılmaz görünüyor ki, aklım almıyor. Anladık çok heyecanlandınız ama bu nasıl bir amatörlüktür yahu. Gerçek olan bir şey var. Kalan dört haftada Beşiktaş dörtte dört yapmak zorunda. Fikstürde iki puan dibimize dayanan Başakşehir'in iki zor iki kolay maçı var. Gençlerbirliği'ni kolay geçecekler. Hem de çok kolay geçecekler. En azından ben öyle düşünüyorum. Trabzonspor deplasmanından çıkamazlar. Üç puan olmasa bile bir puan kesin kaybedecekler. Adanaspor zaten ligden düştü. Çok kolay bir maç olacak. Kayserispor ligden düşmemek için mücadele veriyor. Onları geçmeleri kolay değil. Hem de son hafta maçı bu. Kayserispor'un hala ligde kalma şansı varsa, inanılmaz bir maç olacak. Beşiktaş'a bakalım. Haftaya Bursapor deplasmanına gidiyor ki şu anda motivasyonu karma karışık olmuş bir Beşiktaş'ın Bursa deplasmanından nasıl üç puan çıkartacağı muamma. Evet takımımız iyi ama üzerine serpilmiş bir ölü tozu var. Bursaspor deplasmanı, olabilecek en ama en zor deplasman şu anda. Kasımpaşa'yı Vodafone Arena'da ağırlayacağız. Bu maçı alamıyorsan şampiyon filan olma zaten. Alacaksın. Sahaya beş kişi de çıksan alacaksın. Aynı Kayserispor gibi ligden düşmeme mücadelesi veren Gaziantepspor ile deplasmanda oynamak büyük sıkıntı olacak. Nasıl olacak bilmiyorum. Takımımız çok iyi ama yorgun ve durgun. Son maçımız Osmanlıspor ile. Vodafone Arena'da kupa kaldırıp kaldıramayacağımız, geçen hafta da dile getirdiğim üzere sanırım bu maça kadar belli olmayacak. Yani Galatasaray ve Fenerbahçe çoktan saf dışı kaldı ama yayıncı kuruluş Bein Sports ne şanslıymış ki, son haftaya kadar pazarlayabilecekleri bir tablo oluştu. Olan bize oluyor tabi. Sahaya çıkıp ben oynamıyorum ama sıkıntısı benim üzerime çöküyor. 


Hakem, Beşiktaş'ın net penaltısını vermedi. 

Maçın ilk yarısında çok kritik bir pozisyon var. Babel, sol kanattan yaptığı atakta ceza sahasına girerken düşürüldü. Nasıl düşürüldü? Fenerbahçe defans oyuncusu, Babel'in önüne yatıp engelledi. Bariz penaltı olan bu pozisyon, hakemin gözleri önünde gerçekleşti. Penaltıyı vermeyen hakem, sonraki dakikalarda Fenerbahçeli oyunculara iki kırmızı kart gösterdi ama ne fayda? İyi oyunun karşılığı olarak kırk beşinci dakikada ani gelişen atakta, sağ kanatta topla buluşan Quaresma, yaptığı ortada topu Aboubakar ile buluşturdu. Aboubakar, alıştığımız o şık gollerinden birini atarak, Beşiktaş'ın ilk yarıyı önde tamamlamasını sağladı. Bu arada maç içerisinde Babel ve Quaresma'nın sağ ve sol kanatlarda yer değiştirerek oynamaları, iki kanatta ne kadar güçlü olduğumuzun bir göstergesi. Bu takım gerçekten müthiş bir takım. Şu Avrupa kupası maçındaki penaltı vuruşları ile gelen yenilgi bizi çok bozdu. Şu sezonu kazasız belasız şampiyonlukla bitirirsek, seneye artık hiç rakip tanımaz Beşiktaş. Nasıl olacak bilmiyorum. Şu son dakika golü öyle büyük talihsizlik ki. Evet bahaneyle dile getirmiş olduk. İkinci yarıda da oyuna hakim olan kara kartal, son dakikada bile değil, uzatma dakikalarının en sonuncusunda, kendi kalesine gol attı. Kaleci Fabri ileri çıktığında, onu görmeyen Marcelo, topa kafasıyla müdahale etti ve ters bir vuruşla topu ağlarla buluşturdu. Fenerbahçeli oyuncular pek sevindiler gole. Boyları ne uzadı, ne kısaldı ama Beşiktaş'a yenilmediler işte. Hem de bedavadan aldılar beraberliği. Kim sevinmez ki? Ben olsam, ben de sevinirdim. Yazık oldu kara kartalıma. 

Yazımızda, kalan haftalardaki durumu değerlendirdik. Karanlık bir tablo olmadığı gibi aydınlık bir tablo da söz konusu değil. Gri bulutlar Beşiktaş'ın üzerinde dolaşıyor. 'Beşiktaş her şeye rağmen bu sene şampiyon olacak' demek istiyorum ama ah o gri bulutlar yok mu, çok rahatsız ediyor beni. Ne yapmak lazım bilmiyorum. Takımı kampa mı kapatmak lazım acaba. Bir aylık bir kamp. Gazete yok, televizyon yok, aile yok. Sadece görev var. Ben olsaydım yapardım bunu. Oysa yapabileceğim tek şey, çaresizce kalan maçların oynanmasını beklemek. 



Stat: Vodafone Arena
Hakemler: Fırat Aydınus, Serkan Ok, Aleks Taşçıoğlu
Beşiktaş: Fabricio, Gökhan Gönül, Marcelo, Atınç Nukan, Adriano, Tolgay Arslan (Dk. 76 Necip), Oğuzhan Özyakup, Quaresma, Talisca (Dk. 89 Gökhan İnler), Babel, Aboubakar (Dk. 72 Cenk Tosun)
Fenerbahçe: Volkan Demirel, Hasan Ali Kaldırım, Kjaer, Skrtel, İsmail Köybaşı (Dk. 46 Ozan Tufan), De Souza, Neustaedter (Dk. 46 Salih Uçan), Alper Potuk, Lens, Sow, Van Persie (Dk. 74 Emenike)
Gol: Dk. 45+1 Aboubakar (Beşiktaş), Dk. 90+4 Marcelo (K.K)
Sarı kart: Dk. 28 Volkan Demirel, Dk. 61 Salih Uçan, Dk. 81 Skrtel, Dk. 90 Emenike (Fenerbahçe), Dk. 65 Tolgay Arslan (Beşiktaş)
Kırmızı kart: Dk. 89 Martin Skrtel, Dk. 90+2 Josef de Souza (Fenerbahçe)

1 Mayıs 2017 Pazartesi

BAŞAKŞEHİR 3 - 1 BEŞİKTAŞ (30/NİSAN/2017)


Beşiktaş, 2016 - 2017 sezonu yirmi dokuzuncu maçında, Başakşehir'e misafir oldu. Şampiyonluk yolunda kara kartala en yakın olan takım olan Başakşehir, kendi sahasında Beşiktaş'a geçit vermedi. Maç ev sahibi takımın üç birlik galibiyeti ile sonuçlandı.

Bu sonuçla ne oldu? Üç puanlı sistem, Beşiktaş'ı erken şampiyon ilan etmeyi düşünenlere güç gösterisi yapmış oldu. Üç puanlı sistemin gerçekten de şakası yok. Adamlar tek hamleyle dört puan dibimize geldiler. Beşiktaş önümüzdeki hafta Fenerbahçe'yi misafir edecek. Şimdi bu maç çok daha önemli oldu. Umuyorum ki kapanan puan farkı, takımımızı çok etkilemez. Diğer yandan da şu var. Bu takım yirmi dokuz maçta üç defa yenilmiş. Bir mağlubiyet çok da önemli değil. Bu kadar da hakkı olsun takımın. Şampiyon olacak takım, her maçına galibiyet için çıkar ama bu hiç yenilmeyeceksin anlamına da gelmiyor. Bu dediklerim işin pembe renkli sayfası. Şimdi kara sayfaya bakalım. Ligin bitimine beş maç kaldı. İlk maç Fenerbahçe ile oynanacak. Ardından Bursaspor deplasmanı var. Bursaspor izleyicisinin, Beşiktaş üzerinde kuracağı baskı, takımın şimdiden zihinsel olarak aşması gereken bir durum yoksa bir bakmışsın Başakşehir puan olarak üzerine çıkmış. Bir sonraki hafta Kasımpaşa'yı Vodafone Arena'da misafir edeceğiz. Şampiyon olacaksan bu maçı da alacaksın ama değil mi? Ancak bu bir İstanbul takımı. Ezilmeyecekler. Güzel oynayacaklar. O zaman kara kartal bu maçı çok ciddiye almalı. Peşi sıra Gaziantepspor maçı gelecek ve bu takım ligden düşmemek için çırpınan bir takım. Şu anda sondan üçüncü sıradalar. O gün geldiğinde hala lige tutunma mücadelesi içerisinde olurlarsa, Gaziantep deplasmanında Beşiktaş nasıl bir oyun sergileyecek? Bu ciddi bir soru işareti. Son maçta Osmanlıspor'u misafir edeceğiz ve benim içimde şampiyonluk mücadelesi son maça kadar sürecek gibi bir his var. Tabi bu hesabı, Başakşehir'in ısrarlı takibini sürdüreceği ihtimali üzerine kuruyorum. Beşiktaş'ı üç golle geçmeyi başardıklarına göre, sonuna kadar bu mücadeleyi sürdürmeleri muhtemel değil mi?

Aboubakar güzel bir gol pası verdi ama bu gol galibiyete yetmedi. 

Kısa da olsa maça da bir göz atalım. Yedinci dakikada gelen gol, çok erken bir goldü ama bu Beşiktaş'ı bozmamalı idi. Aylardır zirvede kalmak ve yenilmemek için oynayan takım, bu maçta saldı kendini. On ikinci dakikada ikinci gol geldi. On sekizde üçüncü gol de gelince iş bitti aslında. Buna rağmen Beşiktaş'ın Oğuzhan'ın ayağından direkten dönen bir topu var. Pozisyonu takip eden Talisca golü atabilseydi Beşiktaş toparlanabilirdi. Belki de maçın kader anı oldu o pozisyon. Üç tane gol yemiş takımı nereye toparlıyorsun diye sorabilirsiniz. Goller yetmişli dakikalarda gelse evet ama bu daha ilk yarının başı olduğu için, atılacak bir golün kaderi değiştirme ihtimali vardı. İlk yarı bu sonuçla bitti ve ikinci yarı da oyunu dengeleyemeyen Beşiktaş, yetmiş sekizinci dakikada oyuna giren Demba ba'nın ayağından bir gol buldu. Bu gol seksen yedinci dakikada geldiği için takıma bir faydası olmadı. Beşiktaş sahadan yenik ayrıldı. Tosic bu maçta kart görerek Fenerbahçe maçını kaçırmayı garantiledi. Çok öfkeli bu adam. Ligin ilk Fenerbahçe maçında da kırmızı kart görmüştü zaten. İyi oldu oynayamayacak olması. Adam mı yok yerine? Gerçekten mi yok? O zaman varsın on kişi çıksın takım sahaya. Takımı saha içinde yakacağına eksik oynayalım daha iyi. Geçen hafta gol atıp takımı ipten aldığı bir gerçek ama bu sarı kartı neden şimdi görüyorsun adam? Bilmiyor musun haftaya bu takımın sana ihtiyacı var?

İçimiz kararmasın istiyorum ama puan durum ve kalan maç fikstürü ortada. Beşiktaş formasında üçüncü yıldızı istiyorsa, medyaya ve her türlü dış etkene gözünü kulağını kapatıp şampiyonluğa yoğunlaşmalı.


BAŞAKŞEHİR 3 - 1 BEŞİKTAŞ
STAT: Başakşehir Stadyumu 
HAKEMLER: Cüneyt Çakır, Bahattin Duran, Alpaslan Dedeş
BAŞAKŞEHİR: Volkan Babacan, Caicara, Bekir İrtegün, Attamah, Eren Albayrak, Emre Belözoğlu (Dk. 79 Hakan Özmert), Holmen, Visca, Mossoro (Dk. 85 İrfan Can Kahveci), Cengiz Ünder, Adebayor (Dk. 81 Mustafa Pektemek)
BEŞİKTAŞ: Fabricio, Gökhan Gönül, Marcelo, Tosic, Adriano, Hutchinson (Dk. 45+2 Tolgay Arslan), Oğuzhan Özyakup, Quaresma, Talisca, Babel (Dk.55 Aboubakar), Cenk Tosun (Dk. 78 Demba Ba)
GOLLER: Dk. 7 ve 18 Cengiz Ünder, Dk. 12 Adebayor (Başakşehir) Dk. 87 Demba Ba (Beşiktaş)
SARI KARTLAR: Emre Belözoğlu, Adebayor, Mossoro (Başakşehir), Tosic (Beşiktaş) 

25 Nisan 2017 Salı

BEŞİKTAŞ 3 - 2 ADANASPOR (24/NİSAN/2017)


Beşiktaş, 2016 - 2017 sezonu yirmi sekizinci maçında, Adanaspor'u misafir etti. İki hafta süren UEFA Avrupa ligin macerasından sonra lige dönüş yapan kara kartal, ev sahibi olarak çıktığı maçta rakibine şans tanımadı ve Adanaspor'u üç ikilik skorla yenip, şampiyonluk yolunda bir engeli daha geçmeyi başardı. 

Son iki hafta gerçekten çok stresli geçti biz Beşiktaş izleyicileri için. Lyon macerası pek çetindi ve kara kartal Lyon ile yenişemeyip iş yazı tura atışından farksız olan penaltılara kalınca, şans bizi terk etti. Doğrusunu söylemek gerekirse biz izleyiciler için bile bu şekilde elenmek yeterince büyük bir üzüntü iken, futbolcuların takip eden lig maçında teklemesi ihtimali beni korkutmuştu. On ikinci adam olarak tabir ettiğimiz izleyicilerin önemi şimdi ortaya çıkacaktı. Tribünlerde yeri olan çoğunluk bir izleyici kesimi, zihin yorgunluğunu bir kenara bırakıp, maça gitmeyi tercih ettiler. Tribünlerin tamamı olmasa da takımı desteklemek için yeterli olan çoğunluk stadyumdaki yerini aldı. Şimdi sıra Beşiktaş'taydı. Adanaspor'un iyi bir takım olduğunu biliyorduk.Kolay bir maç olmayacaktı. Skora baktığımızda da olmadığını açıkça görebiliyoruz. Hiç şüphesiz, UEFA maçında sahada olamayan Marcelo ve Aboubakar'ın varlıkları dengeleri değiştiriyordu. Beşiktaş'ın işleyen çarkları yerine oturunca karşısında kim durabilir ki? Dakikalar on biri gösterirken Aboubakar 'Ben döndüm' mesajı veren golünü attı. Şimdi bu gole sevinsem mi yoksa Aboubakar'a kızsam mı bilemedim. Tamam şampiyonluk yolunda bir altın gol daha attın ama keşke öfkene hakim olup geçen hafta da sahada olsaydın da bu takım Avrupa'da yarı finali görmüş olsaydı değil mi? Adanaspor bu gol ile dağılmadığı gibi golü düşünmeyi sürdürünce, yirmi dördüncü dakikada Roni'nin ayağından beraberliği yakalamayı başardılar. İlk yarı bu iki gol ile kapandı ve ben Beşiktaş'ın iki puan kaybederek pusuda bekleyen hain medyanın eline koz vereceği düşüncesiyle sıkıntılı bir devre arası geçirdim. 



Quaresma haftalardır işini en iyi şekilde yapıyordu ve Şenol Güneş hocamız onu bu maçta yedeğe çekerek dinlendirmek istemişti ancak sanırım o da baktı ki işler sarpa sarabilir, kırk altıncı dakikada Atiba oyundan alındı ve Quaresma yine takımı sırtlamak için yeşil çimenlerde sahne aldı. Daha önce de dile getirmiştim sanırım. Seksenli ve doksanlı yıllarda Mehmet Özdilek vardı orta sahada. Hem Beşiktaş'ın hem Milli takımın ve hatta hem de Ordu Milli Futbol takımının göz bebeğiydi Mehmet. Her maçtan sonra 'O olmasa bu takım ne yapardı?' sorusunu sorardık kendimize. Şimdi aynı şeyi Quaresma için söylüyoruz. Atiba ve Quaresma değişikliğinin meyvesini vermesi pek uzun sürmedi. Elli ikinci dakikada kara kartalın süper yıldızı Talisca, kendisine yakışır süper gollerinden birini daha atarak takımımızı öne geçirdi. Adanaspor'un pes etmeye niyeti yoktu ve bir Süper Lig takımına yakışan da buydu. Ezilmediler. Güzel oyunlarını sürdürdüler. Altmış altıncı dakikada Magaye'nin ayağından yorgun kara kartal karşısında bir kez daha gol bulmayı başardılar. İnanın kara kartal o Lyon maçından sonra bu diri takım karşısında ısrarla üç puanı almaya oynuyorsa, bunun adı şampiyon olacak takımdır. Bununla beraber dakikaların çık hızlı aktığını ve yüreğimizin ağzımıza geldiğini unutmamak gerek zira Tosic'in sürpriz bir şekilde defansını terk edip, organize bir atakta topla buluşarak golü bulması, itiraf etmeliyiz ki hiç birimizin beklemediği bir durumdu. Lyon maçındaki seri penaltı atışlarında topa kaleci çalıştırır gibi vurup takımı yakan Tosic, bu sefer kritik puan maçında takımı ipten alan isim oldu. Demek ki çok kızsak bile kolay kolay kimsenin üzerini kırmızı kalemle çizmemek doğru bir karar olur. Bunu nasihat ederken umarım gelecekte yazacağım yazılarda nasihate kendim de uyabilirim. 



Beşiktaş bundan sonra kesin şampiyon olur diyebilir miyiz? Matematiksel olarak henüz hayır ama istatistiklere göre evet. Üçüncü yıldız ufukta göründü. UEFA Avrupa maçı yorgunu bir takımın maç kazanmak için gösterdiği performans ve hırsı izledikten sonra daha başka ne düşünüle bilir ki? 

Son olarak Galatasaray kulübünün UEFA Avrupa liginden elendiğimiz gecenin sabahında, resmi sosyal medya sayfasında yayınladığı UEFA Kupası fotoğrafı ve altına yazılan şanssız beyan için, başkası adına utanma durumunu en acı şekilde yaşadığımı dile getirmek isterim. Beşiktaş Maç Yorumları blogunun vizyonunu, 'Dünyaya Beşiktaş taraftarı değil, doğru, adil ve centilmen birer Beşiktaşlı olduğumuzu göstermek' olarak beyan ettikten sonra, karşımızda bu vizyonu hiçe sayacak köklü ve güçlü kulüpler olduğunu görmek çok acı zira bu durum mücadelemizi tek hamlede öldürüyor. Milyonlarca insanın okuduğu resmi sosyal medya sayfasının verdiği mesaj karşısında, bir bloğun ne kadar şansı olabilir ki? Bu, Galatasaray kulübünün ilk skandalı değil. Daha önce de Beşiktaş maçına çıkmadan önce sosyal medya hesaplarından üç yıldızlı formalarını paylaşmışlardı. Kara kartal cevabını sahada vermişti. Şimdi de Galatasaray ligde adım adım geriye giderken, Beşiktaş şampiyonluk ipini göğüsleyerek cevabını verecek. Şahısların kararlarına göre değil, kurumsal olarak yönetilen kulübümüz, çok hızlı bir ivme ile zirveye tırmanmaya devam edecek. Beşiktaş kendi işine bakacak. Biz izleyicileri de kendi takımımıza bakacağız. 



BEŞİKTAŞ 3 - 2 ADANASPOR
STAT: Vodafone Arena
HAKEMLER: Halil Umut Meler, Esat Sancaktar, Cevdet Kömürcüoğlu
BEŞİKTAŞ: Fabricio, Gökhan Gönül, Marcelo, Atınç Nukan (Dk. 72 Adriano), Tosic, Hutchinson (Dk. 46 Quaresma), Tolgay Arslan, Talisca, Oğuzhan Özyakup, Babel, Aboubakar (Dk. 82 Necip Usal)
ADANASPOR: Itandje, Digao, Didi, Ramos, Renan Diniz, Foguinho, Tevfik Altındağ, Vinicius(Dk. 76 Ahmet Dereli), Koman (Dk. 60 Bekir Yılmaz), Gleison, Magaye
GOLLER: Dk. 11 Aboubakar, Dk. 52 Talisca, Dk. 80 Tosic (Beşiktaş), Dk. 24 Gleison Roni, Dk. 66 Magaye (Adanaspor)
SARI KARTLAR: Didi, Ramos, Renan Foguinho (Adanaspor)

21 Nisan 2017 Cuma

BEŞİKTAŞ 8 - 8 OLYMPIQUE LYON (20/NİSAN/2017)


Beşiktaş, UEFA Avrupa Ligi çeyrek final ikinci maçında Fransa'nın Olympique Lyon takımını misafir etti. Deplasmandaki ilk maçta rakibine iki birlik skorla yenilen kara kartal, kendi sahası Vodafone Arena'da Lyon'u aynı skorla iki, bir geçmeyi başardı. Uzatma dakikaları başka gol getirmeyince penaltı atışları yapıldı ve Beşiktaş yedi altı biten vuruşlar sonunda kupaya veda etti. 

1989 yılından beri izlediğim Beşiktaş maçlarında şimdiye kadar en heyecanlandığım maç bu maç oldu. Bütün pozisyonları hala gözlerim fal taşı gibi açık vaziyette izleye bildiğime göre, hala genç olduğumu düşünerek kendimi mutlu hissedebilirim zira yaşıtlarımın bir çoğu artık bu türden maçlarda sırtlarını sahaya dönmek zorunda kalıyorlar. Ne yalan söyleyeyim, baktım ama ömrümden ömür de gitti. Böyle bir heyecan olamaz! Adamı götürür, öldüğünü de anlamazsın. Öyle fenaydı yani. Şimdi biraz maçtan bahsedelim. Beşiktaş oyuna çok hızlı başladı. Belli ki ilk dakikalarda yapacakları şok atakla işi bitirmek istiyordu futbolcular. Cenk kaleyi yanlış hatırlamıyorsam iki defa uzaktan yokladı. Çok net gol pozisyonlarıydı bunlar. Sonra maç dengelenmeye başladı. Lyon zamanla seyircinin baskısından kurtardı kendini ve oyuna yoğunlaştı. Bu durum  maçı dengeye getirdi. İlk yarının ortalarından itibaren oyuna hakimdiler ve ben üzülerek defansımızın bu maç için çok zayıf olduğunu gözlemledim. Ne yazık ki Mitrovic ve Tosic oyuna bir gömlek hafif kaldılar. Özellikle Tosic'in Fenerbahçe maçında gördüğü kırmızı karttan sonra hala ders almamış bir şekilde hakemle didiştiğini görmek, beni öfkeden kıpkırmızı yaptı. Sonra Lyon, deplasmanda oynadığını tamamen unuttu ve orijinal kimliğine bürünerek kara kartalı yıpratmaya başladı. Yaptıkları her atak yürekleri ağza getiriyordu. Bununla birlikte Beşiktaş, ayarı kaçmış terazi gibiydi. Oyuna kısmen tutunabilen bir orta saha, her şeyini ortaya koyan ileri dörtlü ve takıma yakışmayan, zorunluluktan oluşturulmuş bir defans bloğu ile karşı karşıyaydık. İşte o terazinin dengeli olan tarafında bulunan Talisca, yirmi yedinci dakikada ağları havalandırarak resmen mutluluktan gözlerimin dolmasına sebep oldu. Demek ki futbol ilahları, olumsuzluklara rağmen bizimle beraberdiler. Ardından otuz dördüncü dakikada Lacazette çıktı sahneye ve Lyon'un golünü attı. Bu gol adeta çökmeme sebep oldu çünkü Beşiktaş'ın böyle bir oyunla bu takımı iki farklı yenebileceğine inanmıyordum. Tam performans çalışan bir araba, benzin kaçıran bir depoya bağlıysa, yolda kalacağımızdan şüphemiz yoktur değil mi? İlk yarı bu şekilde bitti ve ben ikinci yarıyı seyretmeme düşüncesiyle kapattım televizyonu çünkü yüreğim kaldırmayacaktı yenilgiyi. 



Öyle dedik böyle dedik ama televizyonu açtık şüphesiz. İkinci yarı kara kartal beni şaşırttı. Şenol Güneş hocamız her ne dediyse, takım sahaya bambaşka bir kimlikle çıktı. Tabi atak anlamında demek istiyorum zira defans bloğu aynı tas aynı hamam şeklinde oynuyordu. Elli sekizinci dakikada Talisca ikinci golü atınca bu iş bitti dedim. Demek ki Beşiktaş bu sene kupayı gerçekten hak ediyordu. Demek ki kupa gerçekten kara kartalın kaderinde vardı. Lyon, sağdan yüklendi, soldan yüklendi, topları direkten döndü, artık ne yaptılarsa oyunu çeviremediler. Beşiktaş muhteşem oynadı demek ayıp olur. Lyon çok şanssızdı demek daha doğru olur. Elbet bizim de talihsizce kaçan gollerimiz oldu ama şu açıkça görülüyordu. Sadece futbol ilahları istiyor diye Beşiktaş maçı önde götürüyordu. Maç Beşiktaş'ın iki birlik üstünlüğüyle sonuçlandı. İlk maçla skor aynı olunca uzatmalara gidildi. Beşiktaş uzatmalarda da iyi direndi ama iyi futbol oynamadı. Bakın bunu söylerken takımıma haksızlık ediyor gibi görünmek istemiyorum. Sahadaki kurgu, sakatlıklar ve daha önce görülen kartlar sebebiyle zorunluluktan oluşturulmuştu ve o bagajdaki yedek lastik, tamirciye gitmeden patlayacaktı. 

Futbolcuları tek, tek değerlendirecek olursak, Quaresma her zamank gibi takımın ağabeyi olarak üzerine düşen her şeyi yaptı. O yaşta bu performans her yiğidin harcı değil. Atiba sanırım biraz yorgundu ve mu maçta yıldızı çok parlamadı. Babel ayağına gelen her topta karşı takım defansını birbirine kattı. Müthişti. Kaleci Fabri, ilk maçta yediği hatalı golü belki de yüz elli defa telafi etti. Adeta maçın yıldızıydı. Cenk iyiydi ama çok daha iyi oynaması gerekiyordu. Beck oyuna girdiği andan itibaren defansı toparlayan ve rahatlatan bir kimlikte oldu ki zaten işi de o. Mitrovic ve Tosic bu maçta asla oynamamalıydı. Şanslarına tesadüf etti bu maç onlara ve değerlendiremediler. Elbette takım onların defans oynadığı maçta yenilmedi ama Lyon karşısında çok fazla pozisyon verdi. Oğuzhan iyi ama bir Quaresma kadar takımı sırtlayacak durumda değildi. Talisca iki gol atarak kara kartalı uçurdu. 

Penaltı atışlarında da kara kartalın tur inanışı sürdü. Futbolcularımız tek, tek görevlerini yaptılar ve gollerini attılar. Ta ki seri atışlara geçildiğinde, aslında sahada değil yedek kulübesinde olması gereken Tosic ve Mitrovic'e sıra gelene kadar. Elbette penaltı atışları şans işidir ama sen o topa inanmadan, kaleciyi çalıştırıyor gibi vurursan, golü atamazsın. Maç boyunca patlamayan lastik, yolun bitimine kilometreler kala öyle bir patladı ki, adeta gıcır gıcır arabaya on takla attırdı. Oyun içerisinde yaptığı değişikliklerle on üzerinden on beş puan alan Şenol hoca, seri penaltılar için seçtiği iki oyuncu ile yanıldı. Beşiktaş UEFA Avrupa Kupasında veda etti. Bununla birlikte Beşiktaş'ın rakibini yendiğini ve Vodafone Arena'da oynadığı Avrupa maçlarında yenilgisizliğini sürdürdüğünü unutmayalım. Beşiktaş, yapabileceği her şeyi yaptı. Tur bizim olmalıydı demeyeceğim çünkü iki takım da tura yakışıyordu ve nihayetinde birisi geride kalmak zorundaydı. Beşiktaş artık kulüp olarak üst seviye bir noktaya ilerliyor. Bu sene olmadı ama seneye belki de önümüzde durabilecek tek bir takım bile olmayacak. Son saniye hüsranı gözümüze perde indirmesin. Bu kara kartal zirvede. Bu Beşiktaş en iyisi. Bu Beşiktaş bize daha nice zaferler tattıracak. Onurla ve gururla 'Her zaman her yerde en büyük Beşiktaş!' 

BEŞİKTAŞ 8 - 8 OLYMPIQUE LYON
STAT: Vodafone Arena
HAKEMLER: Milorad Mazic, Milovan Ristic, Dalibor Djurdjevic (Sırbistan)
BEŞİKTAŞ: Fabricio, Gökhan Gönül, Mitrovic, Tosic, Adriano (Dk. 77 Beck), Hutchinson, Oğuzhan Özyakup (Dk. 95 Necip Uysal), Quaresma (Dk. 117 Tolgay Arslan), Talisca, Babel, Cenk Tosun
OLYMPIQUE LYON: Lopes, Jallet, Nkoulou, Diakhaby, Morel (Dk. 120 Rybus), Tousart, Gonalons, Tolisso, Cornet (Dk. 77 Fekir), Lacazette (Dk. 91 Rachid Ghezzal), Valbuena
GOLLER: Dk. 27, 58 Talisca (Beşiktaş), Dk. 34 Lacazette (Olympique Lyon)
SARI KARTLAR: Tosic, Adriano, Gökhan Gönül (Beşiktaş), Gonalons (Olympique Lyon)

14 Nisan 2017 Cuma

OLYMPIQUE LYON 2 - 1 BEŞİKTAŞ (13/NİSAN/2017)


Beşiktaş, UEFA Avrupa Ligi çeyrek final ilk maçında Fransa'nın Olympique Lyon takımına misafir oldu. Maçın ilk yarısında bir gol atan ve güzel futbol oynayan Beşiktaş, ikinci yarı sahadan adeta silindi ve son dakikalarda ardı ardına gelen iki gol ile sahadan iki birlik skorla mağlup ayrıldı.

Maç ile ilgili konuşulacak bir çok konu var. Önceliği şu maç öncesi stadyum çevresinde ve maç başlamadan hemen önce stadyum içerisinde olan olaylara verelim. Bu gece benim beklentilerimi hiç bir şekilde karşılamayan bir geceydi. Kara kartalın kaybetmesi yetmiyormuş gibi, işi anlamsız bir kavgaya çeviren izleyiciler, keyfimizi kaçırdılar. Maç öncesi olayları videolardan izleme fırsatı buldum. Ellerinde Fransız ve Türk bayrakları olan bir takım gruplar, birbirlerine girdiler. Zannedersin iki ülke arasında toprak kavgası var. Askeri kamuflaj da giyseniz de tam olsaydı. Sorsan maç izlemeye geldik diyecek iki tarafta ancak karşıdaki izleyici takımlarını desteklemeye gelen izleyiciler değil, düşman ordunun askerleri sanki. Bunu söylerken iki taraf için de ayrım yapmadan söylüyorum. Bu rezilliğin içinde bulunan iki kesim de suçludur. Haydi dışarıda kavga ettiniz, bari stadyuma taşımasaydınız bu rezilliği. Yine iki taraf milli bayrakları kuşanmış birbirlerinin üzerine bindiler. Sonunda kalabalık bir kitle sahaya indi. İzlediğim videolardan birisini çeken şahıs, açıkça 'Vur, vur' diyerek kaydediyordu görüntüleri. Nedir bizi bu noktaya getiren? Haydi geldiğimiz bu nokta belli. Bundan sonra nereye gidiyoruz? Sorsan iki tarafın da bir bahanesi vardır. Bir taraf diyecek Türkler gelip kavga çıkarttı. Diğer taraf diyecek Fransa'da zulüm gördük. Futbolun anlamını yitirdiği keyifsiz bir geceden başka bir şey değildi yaşananlar.

Küçük çocukların ve kadınların arada kaldığı 
Fransa Türkiye meydan muharebesinden bir görüntü. 

Bu olayların gölgesinde yaklaşık yarım saat geç başlayan maçta Beşiktaş hiç de fena değildi. Oysa kadrosunda önemli hücum ve golcü eksikleri vardı. Aboubakar'ın gördüğü kırmızı kart vesilesi ile sahada olmaması büyük talihsizlikti. Quaresma'da bu takımı kaç senedir sırtında taşıyor ve sonunda o da bir insan ve şanssız bir şekilde sakatlandı. Bu döneme denk gelmesi kötü oldu ama yapacak bir şey yok. Sahaya çıkanlar da Beşiktaş değil mi? İşte o Beşiktaş, on beşinci dakikada Babel'in ayağından bulduğu gol ile öne geçmeyi başardı. Lyon deplasmanında erken atılan bu gol, tabiri caiz ise altın değerindeydi. İlk yarı oyuna olan yoğunluğunu kaybetmeyen Beşiktaş, ikinci yarıya anlamsız bir şekilde tutuk başladı. Öyle ki Beşiktaş top oynamadan maçı bitirme çabasına girmiş gibi gözüktü. Bu da seksenli yıllarda gördüğümüz türden bir yaklaşımdı ve 2017 model kara kartala hiç yakışmadı. Beşiktaş'ın tamamen kaybolan yoğunluğuna karşılık ev sahibi takım Lyon ise her şeyini ortaya koymaya başladı. Adamların oyununda şunu sezdim. Bu takıma nasıl gol atar da biz bu maçı kurtarırız. Acaba yapabilir miyiz? Gerçekten de bu şekilde tedirgin ve bir o kadar da yoğunluk sağlamış görünüyorlardı. Tek eksikleri kendilerine olan güvendi ve bu Beşiktaş için inanılmaz bir fırsattı. Teknik direktörleri, ev sahibi takımın yaptığı her atakta çaresizce kendini yerden yere atıyordu zira gol vuruşuna geldiklerinde tedirgin bir tavır sergiliyorlardı. Bununla beraber maçın İspanyol hakemi hiç bir pozisyonu kaçırmayarak kusursuz bir maç yönetimi sergiliyordu. İşte her şey Beşiktaş'ın lehineyken takımımız kendi sahasından çıkamaz ve gelen topları ileriye atmaya çabalayan eski model bir takım havasına girdi.

Kara kartal, maçın ikinci yarısında tutuk bir oyun sergilerdi. 

Bu değişim teknik olarak da açıklanabilir tabi. Oyuncu seçimlerinde yapılan tercihler bahane edilebilir. Ben bu bahaneleri cılız buluyorum. Beşiktaş ikinci yarı hiç futbol oynamadı. Eğer Lyon oyuncuları her fırsatta hakemi aldatmaya yönelik tavır sergilemek suretiyle maçı alma çabasına girmemiş olsalardı, beraberliği hak ettiklerini burada açıkça dile getirirdim. Beşiktaş mucize bir şekilde gol yemeden seksen üç dakika direnmeyi başardı ama sonunda gol geldi. Maç böyle biter dedik ama bir dakika sonra defans tümden maça olan yoğunluğunu kaybetti. Atiba'nın geri pası çok yavaş kalınca ve kaleci Fabri, defans oyuncularının desteğinden mahrum bir şekilde dört Lyon oyuncusu ile karşı karşıya kalınca, telaşa kapılıp topu kaptırdı. Onlar da beklemedikleri bir gol atarak maçı iki bir skora getirdiler. Maç sonrası Atiba, pasının kısa düştüğünü ekranlar karşısında dile getirerek gerçek centilmen bir Beşiktaşlı olduğunu gösterdi ve arkadaşını alçak medyaya yedirmedi. Buna rağmen medya, kaleci Fabri'nin Beşiktaş'ı yaktığı yönünde manşetler atarak samimiyetsizliğini bir kez daha gösterdi. Bir kaleci bırak dört atak oyuncusunu, tek bir tanesi ile karış karşıya kalınca bile topu çıkartmakta büyük zorluk çekiyor. Beşiktaş defansı izlerken tek başına dört oyuncuya karşı bir kaleci ne yapabilir ki? Pozisyonla ilgili sözde futbol yorumcularından birisi çıkıp, 'Kalede Tolga olsaydı Türkiye'ye dönemezdi' gibi bir beyanda bulunmuş. Yani, nasıl bir söz söylesem de ortalığı karıştırsam diye düşünsem, bu kadar hain ve alçakça bir fikri ortaya atmak aklıma gelmez. Yazıklar olsun!

Dört oyuncunun arasında kalıp hata yapmaya zorlanan Fabri, 
yediği golde büyük üzüntü yaşadı. 

Beşiktaş bütün bu olanlara rağmen yine şanslı zira deplasmanda atılmış altın değerinde bir gol var. Bu sözü maç içerisinde oyunu anlatan devlet televizyonu spikeri de dile getirmişti. Kendisine katılıyorum. İzleyicilerin büyük desteği ile sahaya çıkacak ve galibiyete inanmış bir Beşiktaş, Olympique Lyon takımını geçecek güce sahiptir. Vodafone Arena'da Lyon'un teknik kapasitesini veya oyun kurulumunun hiç bir anlamı olmayacak. Beşiktaş, deplasmanda olduğu gibi kendi işini kendi bozmaz ise, turu geçeceğimize inancım en üst seviyededir. Türkiye'nin kaderini belirleyecek kritik yönetim değişikliği önerisi oylaması yapılacağından, önümüzdeki hafta Süper Lig maçı olmaması da, Beşiktaş'a dinlenme ve kendini toplama fırsatı verecektir. Şans kara kartal ve canım vatanım Türkiye ile olsun. Bir hafta sonra hem sporda hem de günlük yaşamımızda sırmalar saçan güneşin doğduğu bir güne uyanmak dileğiyle, sevgiyle kalınız.

Olympique Lyon 2 - 1 Beşiktaş
Stat: Lyon
Hakemler: Antonio Mateu Lahoz, Javier Rodriguez, Pau Cebrian Devis (İspanya)
Olympique Lyon: Lopes, Rafael (Dk. 53 Jallet), Mammana, Diakhaby, Morel, Ghezzal (Dk. 52. Cornet), Tousart, Tolisso, Valbuena, Fekir, Lacazette
Beşiktaş: Fabricio, Gökhan Gönül, Marcelo, Mitrovic (Dk. 64. Necip Uysal), Tosic, Hutchinson, Oğuzhan Özyakup (Dk. 74 Tolgay), Babel, Talisca, Adriano, Cenk Tosun
Goller: Dk. 15 Babel (Beşiktaş), Dk. 83 Tolisso, Dk. 84 Morel (Lyon)
Sarı kartlar: Dk. 19 Rafael, Dk. 58 Lacazette, Dk. 67 Fekir, Dk. 73 Jallet (Olympique Lyon), Dk. 21 Marcelo, Dk. 82 Tolgay (Beşiktaş)