23 Eylül 2017 Cumartesi

FENERBAHÇE 2 – 1 BEŞİKTAŞ (23/EYLÜL/2017)


Beşiktaş, 2017-2018 sezonu altıncı maçında Fenerbahçe’ye misafir oldu. 17/04/2005’de Fenerbahçe Stadında oynanan ve kara kartalın on kişi kalmasını takiben Pancu’nun kaleci görevi yapmak zorunda bulunduğu maçta Fenerbahçe’yi dört üçlük skorla yenen kara kartal, o günden sonra rakibini bir daha sahasında yenememişti. Bugün son iki sezonun şampiyonu olan ve artık gücünün zirvesinde diyebileceğimiz Beşiktaş’tan galibiyet bekliyorduk.

Beşiktaş’ın sahaya çıkacak ilk on birini gördüğümde içimden “Eğer bu kadro Fenerbahçe’yi Kadıköy’de yenemezse daha da zor yener” diye geçirdim. Her zaman olduğu gibi favorisi olmayan derbi maçında beklediğimiz üzere Fenerbahçe oyuna baskıyla başladı. İlk on dakika sürekli olarak top çeviren ev sahibi takım, genel olarak topa sahip olan taraftı. Buna karşılık böyle bir baskıyı bekleyen Beşiktaş, oldukça dikkatli bir oyun sergileyerek kaptığı toplarla hızlı şekilde atağa kalkma çabasında oldu. Bu dakikalarda seyircinin de baskısı üst düzeydeydi ve özellikle daha önce Fenerbaçe forması giyen Caner, topla her buluşmasında çirkin bir yuhalamaya maruz kalıyordu. Buna rağmen Caner sanki tribünlerde hiç izleyici yokmuş gibi başarılı oyunundan taviz vermiyordu. Onuncu dakika geçildiğinde Beşiktaş artık ilk fırtınayı atlatmıştı ve yavaş, yavaş kendi ceza sahasından çıkıp ataklara başlamıştı. Maç artık dengeye gelmişti ve bir derbi maçında olması gerektiği gibi karşılıklı ataklar izliyorduk. On yedinci dakikaya gelindiğinde nihayet Quaresma kaleyi uzaktan yokladı ve Beşiktaş’ın bu stada gol için geldiği mesajını verdi. On yedinci dakikada büyü bozuldu ve gelişen Fenerbahçe atağında Janssen’i düşüren Medel, penaltıya sebebiyet verdi. Anladığım kadarıyla kimse Medel’e Türkiye Süper Liginde ceza sahasının diğer liglere göre daha hassas bir alan olduğundan bahsetmemiş. Sert oynamaya alışık olan oyuncunun yaptığı faulde penaltıdan kaçmanın imkanı yoktu. Kaleci Fabri’nin kapattığı köşeden topu ağlarla buluşturan Giuliano, ev sahibi Fenerbahçe’yi bir sıfır öne geçirdi. Golden sonra oyun biraz gerildi. Gelişen Beşiktaş atağında Oğuzhan sarı kart gördü. Yirmi altıncı dakikada Medel yine sert bir faul pozisyonunun içinde kaldı. Hakem pozisyona karışan iki oyuncuyu da sözlü uyarmakla yetindi ama benim korktuğum şey, bu dakikadan sonra Fenerbahçeli oyuncuların duruma uyanıp Medel’i oyundan attırmak için taktik geliştirme ihtimaliydi. 

Fabri ilk penaltıda doğru köşeyi kapattı 
ancak golün olmasını engelleyemedi.

Otuz birinci dakikada Quaresma’nın sol kanattan kullandığı serbest vuruşta Atiba Beşiktaş adına maçtaki en kritik gol pozisyonunu kaçırdı. Top adeta direği yalayarak dışarı çıktı. Penaltı öncesi ataklarını sıklaştırmaya başlamış olan Beşiktaş geri dönmüştü ama sonuç alınamayan ataklarda topu kapan Fenerbahçe, hızlı kontra ataklarla çok tehlikeli oluyordu. Otuz dördüncü dakikada Quaresma korner çizgisine çok indiği bir pozisyonda topla buluşmasına rağmen iyi vuruş yapamayarak golü kaçırdı. Beşiktaş gerçekten iyiydi ama şu penaltı takımın keyfini kaçırmıştı. Otuz beşinci dakikada on bir numaralı forma giyen Fenerbahçeli futbolcunun ayağına basan Atiba, sarı kart ile cezalandırıldığı için çok şanslıydı ama hakeme itiraz ederek şansını zorladı. O dakikada atılacak diye gerçekten çok korktum. Beşiktaş bu maçı almak istiyorsa daha sakin ve kendinden emin oynamalıydı. Maçta sarı kartlar adeta havada uçuşuyordu. Kırkıncı dakikada bir sarı kart da rakibine arkadan müdahale eden Quaresma’ya çıktı. Daha iki dakika geçmemişti ki hakem Quaresma’ya kırmızı kart göstererek Beşiktaş’ın fişini çekti. Pozisyon faul değil demek istemiyorum ama kırmızı kart olmadığı da şüphe götürmezdi. Kırk beşinci dakika oynanırken gelişen Beşiktaş atağında Cenk’i düşüren Neto’da kırmızı kart görünce iki takım da on kişi kaldı. Talisca’nın kullandığı serbest vuruş kornere çıktı ve korneri kullanmak için köşeye giden Caner, eline ne geçerse kafasına fırlatan ve hep bir ağızdan küfür eden çirkin insan topluluğu yüzünden vuruşu yapamadı. Bu sırada stadyumda kurallar gereği yapılması gereken uyarı anonslarının yapılmadığı gözlerimizden kaçmadı. Takımı önde olan bir sözde seyirci topluluğundan bu davranışı gördüğümüze elbette şaşırmadık. Bu türden olayları görmezden gelerek maç izlemek için kendimi zorluyorum bazen ama onların o kirli zihniyetleriyle orada olduklarını bilmek de bana üzüntü veriyor. Sonuçta korner vuruşu kullanıldı ve Beşiktaş bir sonuç alamadı. Hakem son düdüğü çalarak ilk yarıyı bitirdi.

Caner, tribünlerden kendisine yöneltilen iğrenç küfürlere rağmen 
disiplinli oyunundan taviz vermedi.

İkinci yarıda sular biraz duruldu. İki takım da daha dengeli bir oyunla birbirlerini yokluyorlardı. Doğrusunu söylemek gerekirse bu maçta da galibiyete pek inanmamaya başlamıştım ve atılacak bir gol ile beraberliğe razıydım. Derbi maçlarının favori takım dinlemediği bir gerçekti ve Beşiktaş’ın buradan yenilgiyle ayrılmasını istemiyordum. Beşiktaş ataklarında verilen pasların başarı yüzdesi de düşmeye başlayınca tedirgin olduğumu söylemeliyim. Elli yedinci dakikada Talisca oyundan alındı ve yerine Negredo oyuna dahil oldu. Şimdi Beşiktaş sahada çift golcü ile oynamaya başlamıştı. Altmışıncı dakikada gelişen Beşiktaş atağında, Negredo oyuna giriş amacını gerçekleştirerek golünü attı ancak hakem olmayan bir ofsayt düdüğüyle golü katletti. Bu türden pozisyonlarda üstün teknolojisiyle her daim övünen yayıncı kuruluş, nedense ofsayt kamerasında sarı çizgi uygulamasıyla pozisyonda gerçekte ne olduğunu göstermedi.

Negredo'nun nizami golü ofsayt gerekçesiyle sayılmadı.

Gönlümüze su serpebilecek tek detay ise kara kartalın tekrar atak oynamaya başlamış olmasıydı. Dakikalar altmış dördü gösterirken Fenerbahçe’nin Beşiktaş ataklarından bunaldığını gözlemledik. Beşiktaş adına gelecekse bu dakikalarda gol gelmeliydi. Altmış yedinci dakikada hakemin verdiği kararlar sebebiyle sinirlerine hakim olamayan teknik direktörümüz Sayın Şenol Güneş sahadan uzaklaştırıldı ve tribündeki yerini aldı. Beşiktaş’ın bu maçtan en az beraberlik çıkartması içten bile değilken bir şekilde işler kötü gidiyordu. Fenerbahçeli oyuncular artık tümden hakem üzerine oynamaya başlamışlardı çünkü Beşiktaş'ı kontrol altında tutmanın başka yolu yoktu. Yetmişinci dakikada Cenk ceza sahası içerisinde ayağına basılmak suretiyle düşürüldüğünde penaltıyı vermeyen hakem, bu kararıyla üç puanı ev sahibi takım lehine yazmaya kararlı bir görüntü çizdi. 

Medel çok iyi bir stoper ama kötü niyetli maç yönetimlerinde
sert oyunuyla fazlasıyla dikkat çekiyor. Türkiye Süper Ligi'nin 
bu anlamsız dengelerini bir an önce öğrenmesi gerekli.

Beşiktaşlı oyuncular artık çok öfkeli bir oyun sergilemeye başlamışlardı. Seyircilerin yuhalamaları altında ısrarla ataklarını sürdüren kara kartal hala golü bulamamıştı. Ev sahibi oyuncular sahada, seyirciler de tribünde oyunu sabote etmeye başladılar. Şu şartlar altında gerçekten de üç puandan vazgeçmiştim. Şu beraberlik golü bir gelseydi daha fazlasını istemiyordum. Yetmiş beşinci dakikada kontra ataktan gelişen pozisyonda Fenerbahçe inanılmaz bir gol kaçırdı. Top adeta içeriye girmiş gibi göründü ama mucize eseri pozisyon topun direkten dönmesiyle savuşturuldu. Neden böyle oldu? Çünkü o golü hak etmiyorlardı. Adalet yerini buldu. Yetmiş yedinci dakikada Tosic rakip ceza sahası içerisinde faul yaptığında geldi ikinci kırmızı kart dedim ama nasıl olduysa gelmedi. Keskin sirke küpüne zarar derler ama nasıl anlatacaksın bunu maç sırasında oyunculara? Seksen üçüncü dakikaya gelindiğinde Beşiktaş atakları tekrar sıklaştırdı. Seksen dördüncü dakikada gelişen Fenerbahçe atağında ceza sahası çizgisinin hemen önünde gelişen pozisyonda Atiba hem kırmızı kartla atıldı, hem de Beşiktaş verilen penaltıyla iki sıfır geriye düştü. Seksen altıncı dakikada daha Fenerbahçe penaltı golüne sevinirken gelişen Beşiktaş atağında Negredo’nun kafa pasıyla buluşan Babel, Beşiktaş’ın golünü attı. Hemen ardından Fenerbahçeli İsmail yaptığı barbarca faulün ardından kırmızı kart gördü. Maç neredeyse bitmişti ama Beşiktaş işin peşini bırakmıyordu. Ataklar ardı ardına dizildi. Hakem şüphesiz maça çok az süre ekleyecek diye düşünürken tam beş dakika ekleyerek beni şaşırttı. Oysa Fenerbahçeli oyuncular bu dakikaları oyalayarak geçireceklerdi. Beşiktaşlı oyuncular iyice gerildiler ve birbirleriyle de dalaşmaya başladılar. Topun çok yavaş kullanılmasına itiraz eden Negredo’da hakemin sarı kartlarından nasibini aldı. Maç bittiğinde hakemle tartışan Oğuzhan'da kırmızı kart görünce maçta toplam beş kırmızı kart çıkmış oldu.

Olağanüstü şartlarda oynanan mücadelede kontrolü kaybeden Beşiktaşlı 
Tolgay ve Ryan birbirleriyle tartıştılar.

Fenerbahçe’nin sert bir oyun oynayacağını ve hakemi de bu oyuna alet edeceğini öngörmüştük ama bunu fantastik bir boyuta taşıyacakları aklımıza gelmemişti.  Maçtan sonra Fenerbahçe Teknik Direktörü Aykut Kocaman aynen aşağıdaki gibi bir açıklama yaptı.

"Beşiktaş, son iki yılın şampiyonu. Çok fazla düşünmeden öne gitmeyi düşünüyorlar. Özgüvenleri yüksek, burada başka bir sözcük var ama onu kullanmayayım. Bir hava yakalamamız gerekiyordu, bunu başardık."

Böylesine çirkin bir açıklamayı yapan teknik direktörün oyuncularının sahada çizdiği grafiğe pek şaşırmamak gerekli sanırım. Beşiktaş'ın gerek mali gerekse sportif başarı anlamında çizdiği grafik şüphesiz bir çok kesimi rahatsız ediyor. Meyve veren ağacı taşlamak ülkemizin bir klasiğidir biliyorsunuz. O yüzden çok da şaşırmadım hatta Türk futbolunun kimlerin eline teslim olduğunu bir kez daha görme fırsatı bulduğum için mutlu oldum.

Beşiktaş bir kez daha Fenerbahçe’yi ve tabi hakemi yenemediği için Kadıköy’den yenik ayrıldı ama hakeme rağmen bir gol atmayı başararak tam bir patron gibi ayrıldı. Beşiktaşlı oyuncularla konuşma fırsatım olsaydı tek tavsiyem, olağanüstü şartlarda kaybettikleri bu maçı unutup hedeflerine yoğunlaşmaları olurdu.

Stat: Fenerbahçe Stadyumu
Hakemler: Ali Palabıyık, Mehmet Cem Satman, Serkan Olguncan

Fenerbahçe: Kameni, Isla, Neto, Neustaedter, Hasan Ali Kaldırım (Dk. 75 İsmail Köybaşı), De Souza, Ozan Tufan, Giuliano, Mehmet Ekici (Dk. 46 Mehmet Topal), Valbuena (Dk. 69 Alper Potuk), Janssen

Beşiktaş: Fabricio, Medel (Dk. 81 Tolgay Arslan), Pepe, Tosic, Caner Erkin, Hutchinson, Oğuzhan Özyakup, Quaresma, Talisca (Dk. 58 Negredo), Babel, Cenk Tosun (Dk. 77 Lens)

Goller: Dk. 20 Giuliano (Penaltıdan), Dk. 86 Janssen (Penaltıdan) (Fenerbahçe), Dk. 87 Babel (Beşiktaş)
Kırmızı kartlar: Dk. 43 Quaresma, Dk. 85 Hutchinson, Oğuzhan Özyakup (Maç bittikten sonra) (Beşiktaş), Dk. 45 Neto, Dk. 88 İsmail Köybaşı (Fenerbahçe)
Sarı kartlar: Dk. 23 Janssen, Dk. 30 Mehmet Ekici, Dk. 77 Alper Potuk, Dk. 90+5 De Souza (Fenerbahçe), Dk. 44 Caner Erkin, Dk. 77 Medel, Dk. 78 Tosic, Dk. 90+3 Babel, Dk. 90+5 Negredo (Beşiktaş)

19 Eylül 2017 Salı

BEŞİKTAŞ 2 - 0 KONYASPOR (18/EYLÜL/2017)


Beşiktaş, 2017-2018 sezonu beşinci maçında Konyaspor'u misafir etti. Maçın genelinde oyuna hakim olan kara kartal, ev sahibi olduğu maçtan iki golle üç puan çıkartmayı başardı.

Maç adeta gol ile başladı diyebiliriz zira henüz onuncu dakikaya girilmişken Quaresma'nın pasında sol kanattan bindirme yapan Caner, topu Cenk ile buluşturdu ve takımımız öne geçti. Şampiyonlar Liginde de şık bir gol atarak tüm dikkatleri üzerine çeken Cenk, Süper Ligi maçını da pas geçmedi. Golün hazırlayıcısı olan Quaresma benim her daim bir numaralı yıldızım ama bu maçta şüphesiz herkesin yıldızıydı. Bütün performansını ortaya koyan Q7, gol ve goller attırmak için her şekilde ceza sahasına indi ve sonunda ikinci yarının altmış altıncı dakikasında iki kişinin arasında sıyrılarak golü kendisi attı. Öyle güzel bir pozisyondu ki yıllarca unutulmayacak bir gol oldu. Rıdvan Dilmen hocanın da dediği gibi Quaresma doğru takımda oynamanın da avantajını kullanıyor şüphesiz. Hem doğru takımda oynuyor, hem de doğru Teknik Direktörle çalışıyor. Onun Beşiktaş'a ilk geldiği dönemde de Şenol hoca gibi bir ağabeye ihtiyacı vardı ama olmadı. Böyle olağanüstü yetenekli adamlar duygusal oluyorlar. Kısaca böyle adamları oynatabilmek ve verim alabilmek her yiğidin harcı değil. Hani nasıl bir gezegende yaşam olması için kusursuz bir dengenin olması gerekir, işte aynı onun gibi Q7'nin oynayabilmesi için öyle bir denge gerekli. Seyirci faktörüne girmiyorum bile. Beşiktaş seyircisi sevdiği zaman o enerjiyi sahadaki oyuncuya çok iyi yansıtıyor. Quaresma bu enerjiyi iyi hisseden ve kullanan bir oyuncu. Kırk yaşına kadar oynarsa hiç şaşırmam.

Beşiktaş tarihi, tribünlerin çok sevdiği yıldızlar gördü ama böylesi hiç gelmedi.

Bu maçta Konyaspor sanki sahada hiç yoktu. Tam bir Beşiktaş şov izledik. Oysa Samsun 19 Mayıs Stadyumunda oynanan kupa maçında Beşiktaş'ı geçip Süper Kupa'yı almayı başarmışlardı. Sezon açılmadan hemen önce oynanan ilk maç olan bu mücadelede Beşiktaş'ın henüz hazır olmadığını görmüştük. Çok daha önceki yıllarda lige bomba gibi giriş yapıp yavaş, yavaş performansı düşen kara kartalları hatırladıkça, bu grafiğin daha sağlıklı olduğunu söylemek mümkün. Bugün Beşiktaş'ın kadrosu gereksiz kalabalıktan uzak verimli bir çoğunluktan oluşuyor. Öyle ki ceza sahası dibinden kullanılan serbest vuruşlarda topun başına gelen Quaresma ve Talisca'ya bakarak bunu rahatlıkla görebiliriz. Onlar topun başına geldiğinde bir serbest vuruşun gol olma ihtimali öylesine yüksek ki bu durum Beşiktaş'ı fazlasıyla avantajlı duruma getiriyor. Şampiyonlar Liginde başarı istiyorsan işte o böyle bir kadro ile olabiliyor. 

Quaresma ve Talisca serbest vuruşla rakip kaleyi yoklamadan hemen önce.

Son olarak işin magazinsel yönüne biraz değinmek istiyorum. Quaresma'nın golünden sonra kulübün resmi sosyal paylaşım platformundan "Q7 Konyasporlu oyuncuların içinden geçti" türünden bir açıklama yazıldığı ve kısa sürede kaldırıldığını okudum. Bu duruma Konyaspor kulübünün de tepkisi olmuş. Quaresma gerçekten de iki oyuncunun içerisinden geçti ve bunu maçı yayınlayan televizyon kanalının spikeri de söyledi. Spikerin ağzından dökülen sözler aynen şöyleydi. "Konyasporlu oyuncuların içinden geçti ve golünü attı Quaresma" Aynısı Beşiktaş'ın sosyal medya platformunda yazılınca ne değişiyor anlamadım. Ayrıca bu sözden kötü anlamda ne anlaşıldı onu da pek çözemedim. Centilmenliği sizden öğrenecek değiliz. Burası Beşiktaş ve biz kara kartalız. Böyle boş ve anlamsız tepkilerle ile çamur atmak çok çirkin. Bırakın başarıyı konuşalım. Golleri konuşalım. Üç puanı konuşalım. Beşiktaş başarılı ve bundan sonra da bu uzun vadede hep böyle olacak. Ayrıca konuşulması gereken kritik bir pozisyon var. Quaresma bir Beşiktaş atağında ceza sahasına girerken düşürüldü ve son adam olmasına rağmen hakem müdahalede bulunan Konyasporlu oyuncuya kırmızı kart yerine sarı kart gösterdi. Seyircilerden de büyük tepki alan hakem, büyük bir skandala imza atmış oldu. Bir puan maçında oyunun kaderine etkisi olacak böylesine önemli bir kararı bir kenara bırakıp magazinsel boyutta Beşiktaş'ı yıpratmaya çalışmak kabul edilir bir hareket değil. 

Q7'nin tek adam kaldığı pozisyonda hakem yanlış karar verdi.

Haftaya Fenerbahçe derbisine çıkacak olan takımımızın çok dikkatli olması gerekiyor çünkü kendi sahasında ve seyircisi önünde oynayacak olan Fenerbahçe çok tehlikeli olacak. Kara kartalın başarı grafiği her ne kadar yukarı doğru dönmüşse de bu bir derbi maçıdır ve takımların genel performanslarıyla değerlendirilemez, sonucu da kestirilemez. Umuyorum ki Süper Lig'in adına yakışır süper bir maç olur ve biz de keyifle izleriz.

BEŞİKTAŞ 2 - 0 KONYASPOR (18/EYLÜL/2017)
Stat: Vodafone Arena
Hakemler: Serkan Çınar xxx, Kemal Yılmaz xxx, Hakan Yemişken xxx
Beşiktaş: Fabri xx, Adriano xx (Necip dk. 40 xxx), Pepe xxx, Medel xx, Caner xxx, Tolgay xx, Atiba xxx, Quaresma xx (Lens dk. 81 xx), Talisca xx, Babel xx, Cenk xxx (Negredo dk. 69 xx)
Yedekler: Tolga, Utku, Mitrovic, Mustafa, Fatih, Orkan
Teknik Direktör: Şenol Güneş
Konyaspor: Serkan xx, Skubic xx, Ali Turan x, Moke xx, Ferhat x (Eren dk. 61 x), Bourabia xx, Volkan xx (Musa dk. 63 x), Ömer Ali xx, Manyama x, Fofana x (Milosevic dk. 71 x), Evouna x
Yedekler: Carlgren, Selim, Jonsson, Vedat, Savaş, Filipovic, Eze
Teknik Direktör: Mustafa Reşit Akçay
Goller: Cenk Tosun (dk. 10), Quaresma (dk. 66) (Beşiktaş)
Sarı kartlar: Bourabia, Ferhat (Konyaspor), Medel, Negredo (Beşiktaş)

14 Eylül 2017 Perşembe

PORTO 1 - 3 BEŞİKTAŞ (13/EYLÜL/2017)


Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi G Grubu ilk maçında Porto'ya misafir oldu. Porto'nun favori olarak görüldüğü maçta Beşiktaş, Avrupa Kupaları ile ilgili geçen seneden kalma bir hesabı olduğunu hatırlattı. Rakibini üç birlik net bir skorla geçerek üç puanı hanesine yazdırdı. Gruptaki diğer iki takım Monaco ve RB Leipzig'in berabere kalmasıyla liderlik koltuğuna oturan Beşiktaş, geceye adeta damgasını vurdu.

Yakın arkadaşlarıma da dile getirdiğim üzere bu maçtan beklendim sıfır sıfırlık beraberlikti. Beşiktaş, böylesine zor bir deplasmandan bir puan çıkartarak gruptaki şansını üst seviyede tutacaktı. Oysa Beşiktaş'ın daha farklı hesapları varmış. Teknik Direktörümüz Sayın Şenol Güneş, maçtan önce çıktığı basın toplantısında Beşiktaş'ın kazanmaya geldiğini dile getirdiğinde, bunun psikoloji üzerine oynanan bir taktik olduğunu düşünmüştüm. Oyuncu değişikliklerinde hep ileriye oyuncu koyan Şenol hocamızın gerçekten de kazanmak için Porto deplasmanına geldiğini söylediğini anlayamamış olmam benim ayıbımdır. Öğrencileri de hocalarının sözünü yanlış çıkartmadı ve oyuna çok iyi başlayan Beşiktaş, Porto seyircisinden yüksek kabul gören Quaresma'nın pasında topla buluşan Talisca'nın ayağından ilk golü atan taraf oldu. Bu gol on üç gibi çok erken bir dakikada gelmişti. Yedikleri gol ile kendine gelen Portolu oyuncular, yirmi birinci dakikada kullanılan korner ile golü buldular. Golün Tosic'in kafasından kendi kalesine olduğu yazıldı ama ben defalarca izlediğim görüntülerde sanki on bir numaralı Portolu oyuncu golü attı gibi gördüm. Biraz daha detaylı incelediğimde, topun tuhaf bir şekilde fizik kurallarına aykırı gibi görünen bir yön çizdiğine şahit oldum. Tosic'in kafası korner çizgisine dönükken o top nasıl gelip kaleye doğru yönlendi anlayamadım.

Top korner atışından geliyor ve Tosic'in kafası da o yöne doğru dönük. 
Belli ki topu tekrar kornere atmak için başını uzatıyor.
Top Tosic'in başıyla buluşup yön değiştirdiğinde 
Tosic hala korner çizgisine doğru dönük vaziyette duruyor.
Kornerden gelen top, Tosic'le buluştuğu noktadan doksan derece açı yaparak 
kaleye yöneliyor ve iğne deliğinden geçip gol oluyor.

Beşiktaş öyle tuhaf bir gol gördü ki kalesinde, oyuncular yüzlerce defa korner kullansalar bir daha aynısı olamaz. Şanssızlığın böylesi görülmemiş. Neyse maç öyle heyecanlı ve iki takım da öyle çok golü istiyordu ki, yirmi sekizinci dakikada Babel'in pasında topla buluşan Cenk, kendisinden görmeye alışık olduğumuz o inanılmaz gollerinden birine daha imza attı. Ceza sahasının dışından ayağına çok iyi oturan topla öyle bir şut çekti ki, kalecinin yapabileceği hiç bir şey yoktu. Bu kadar kısa zamana üç gol sığınca heyecanlanmamak elde mi? İlk yarı bittiğinde skor tabelasında iki birlik sonuçla Beşiktaş'ın önce olduğu yazılıydı. Peki kara kartal bu skoru koruyabilecek miydi? Korumak ne kelime. Artık kaldı mı skor korumak için arkaya yaslanıp oyunu çirkinleştiren takımlar? Beşiktaş oyuna olan yoğunluğundan bir gram bile kaybetmedi ikinci yarıda. Gel gör ki Porto'nun seyircisi önünde boyun eğmeye niyeti yoktu. Yüklendikçe yüklendiler. Hatta maç içinde bir topları da direkten döndü. Ellerinden gelen her yolu denediler ama sonuç alamadılar. Kalecimiz Fabri'nin dikkatli oyunu karşısında attıkları şutların hükmü olmadı. Son sözü yine kara kartal söyledi. Hani demiştik ya Negredo zamanla bir açılır pir açılır diye, yine gol atmadı ama büyük profesyonel olduğunu bir kez daha gösterdi. Soğuk kanlılıkla verdiği pas sonucu topla buluşan Babel, Beşiktaş adına son golü attı. Beşiktaş, deplasmanda Porto'yu üç birlik net skorla geçerek kupada ben de varım dedi.

Negredo gol atamadı ama oynadığı oyunla ve 
verdiği gol pasıyla büyük bir futbolcu olduğunu gösterdi.

Maçtan sonra Şenol Güneş, Beşiktaş'ın grubun en iyisi olduğunu söylemeyeceğini ama diğer rakiplerin bu maçtan sonra Beşiktaş'a karşı daha dikkatli olacaklarını dile getirerek zekice kurgulanmış bir açıklamaya imza attı. Stadyumdaki seyirciler Beşiktaş ve Porto'yu evi olarak gören Quaresma'yı bağırlarına bastılar. O da verdiği gol pası sonrası sevinme gösterilerine girmeyerek tribünlere olan saygısını gösterdi. Aslında tam da şu dönemde yani Quaresma Beşiktaş'da oynarken iki takımın karşı karşıya gelmesi çok dramatik bir eşleşme oldu. Yaşananlar bir anı olarak zihinlerimize yerleşti. 

Beşiktaş adım adım hedeflerine doğru ilerlemeye devam ediyor. Bunlardan ilki şüphesiz üçüncü kez üst üste şampiyon olmak, ardından da Şampiyonlar Liginde tüm dünyanın dikkatini çekecek kadar potada kalmak var. Türkiye Kupası'da bir şekilde müzeye taşınabilirse, o da pastanın üzerindeki çilek olacak. Yönetim değişikliği ile küllerinden doğan ve sağlam temeller üzerine geleceğini inşa eden kara kartalı keyifle izlemeye devam ediyoruz efendim.

Talisca, Avrupa Kupalarındaki gollerine kaldığı yerden devam etmesini bildi.



PORTO 1 - 3 BEŞİKTAŞ (13/EYLÜL/2017)

Stat: Estadio do Dragao
Hakemler: Anthony Taylor xx, Gary Beswick xx, Adam Nunn xx

Porto: Casillas xx, Ricardo Pereira xxx, Alex Telles xx, Felipe Augusto xx, Ivan Marcano xx, Yacine Brahimi xx, Danilo Pereira x (Hernani Fortes dk. 82 x), Jesus Corona x (Andre dk. 46 xx), Oliver Torres x (Otavio dk. 46 x), Moussa Marega xx, Tiquinho Soares xx
Yedekler: Jose Sa, Diego Reyes, Miguel Layun, Hector Herrera
Teknik Direktör: Sergio Conceiçao

Beşiktaş: Fabri xx, Pepe xx, Adriano Correia xx (Necip dk. 87 ?), Caner Erkin x, Tosic x, Ryan Babel xx, Talisca xx, Atiba Hutchinson xx, Quaresma xxx (Negredo dk. 73 xx), Oğuzhan xxx (Medel dk. 65 xx), Cenk Tosun xxx
Yedekler: Tolga Zengin, Matej Mitrovic, Jeremain Lens, Mustafa Pektemek
Teknik Direktör: Şenol Güneş

Goller: Talisca (dk. 13), Cenk Tosun (dk. 28), Babel (dk. 86) (Beşiktaş), Tosic (dk. 21 k.k.) (Porto)
Sarı kartlar: Ricardo Pereira, Andre (Porto), Caner (Beşiktaş)

10 Eylül 2017 Pazar

KARABÜKSPOR 0 - 1 BEŞİKTAŞ (09/EYLÜL/2017)


Beşiktaş, 2017-2018 sezonu dördüncü maçında Karabükspor'a misafir oldu. Yaz mevsiminde ve gün içerisinde oynanan maçta futbolcular, birbirleriyle olduğu kadar sıcak hava ile de mücadele etmek durumunda kaldılar. Bu sebepten hakem maçta su içme molası bile verdi. Havaların böylesine sıcak olduğu bir zamanda neden gündüz maçı oynandığını sorusu akıllara düştü. Yine de zorlu hava ve zemin şartlarına rağmen Beşiktaş misafir olduğu Dr. Necmettin Şeyhoğlu stadyumundan üç puanı çıkartmasını bildi.

İlk yarı Beşiktaş'ın üstünlüğüyle geçildi. Ev sahibi takım, seyircilerinin yoğun tezahüratlarına rağmen Beşiktaş'ın sahaya beton bloklar gibi yayılmış dengeli oyuncuları karşısında etkili olamadılar. Daha çok kontra ataklarla Beşiktaş ceza sahasına inmeye çabaladılar. Buna karşılık Beşiktaş'ın her atağı organize ve her gol pozisyonu tehlikeliydi. Ne var ki gol vuruşları etkili değildi. Sanki gol atmak için o kadar da aceleleri yokmuş gibi davranıyorlar gibi hissettim ama sonra bunun aşırı sıcak havadan kaynaklandığını görecektim. İlk yarı çok verimsiz geçti ve ne olduğunu anlayamadan hakem bitiş düdüğünü çaldı.

İkinci yarıda daha kararlı bir Beşiktaş izleyecektik.

İkinci yarı daha kararlı bir Beşiktaş vardı sahada. Ataklar daha güçlüydü ama bu sefer de daha önce Beşiktaş forması da giymiş olan Dany gole izin vermiyordu. Neredeyse Karabükspor adına savuşturulan her Beşiktaş atağında Dany imzası vardı. Sonra bir penaltı pozisyonu oldu ve kara kartal için öne geçme fırsatı doğdu. Ne yazık ki topun başına gelen Oğuzhan, topu dışarıya attı. Daha sonra tekrar izlediğimiz görüntülerde sahanın oyuna elverişsiz koşullarından sebep Oğuzhan'ın gol vuruşunu yapamadığını gördük ancak bu da bir bahaneydi tabi. Yani demek istediğim, çamur sahalarda top oynayıp ne goller atıyor millet. Anladım günümüz futbolunda süper oyuncular süper sahaları tercih ediyorlar ama şu klişeyi de aşamıyorum bir türlü. Yedi metre kaleye işi topa vurmak olan bir adam nasıl tutturamıyor kardeşim? Neyse geldi geçti penaltı ve oyuna geri döndük ama kabusun da sonu gelmedi bir türlü. Bu arada Quaresma oyuna girdi ve oyunun rengi hemen değişti. Ataklar daha doyurucu bir hal almaya başladı. Gol gelir mi derken bir de baktık ki Tosic altmış sekizinci dakikada ikinci sarı karttan kırmızı kart ile oyun dışı kaldı. Bu olayın ardından içime fenalık geldi çünkü Karabüksporlu oyuncuların, kaçan penaltı ve kırmızı kart sonrası kendilerine güvenleri geldi. Buna rağmen Beşiktaş o fırtınayı atlatıp yetmiş dokuzuncu dakikada Babel'in ayağından golü buldu. Oğuzhan penaltıyı kaçırarak bizleri hayal kırıklığına uğratmıştı ama golün pasını veren de yine kendisi oldu.

Oğuzhan penaltı kaçıran isim oldu ama aynı zamanda 
Beşiktaş'a galibiyeti getiren tek golün pasını da o verdi.

Golün dakikası gayet iyiydi. Maç artık neredeyse bitecekti ve biraz rahatlamıştım fakat o da ne! Karabükspor öyle bir yüklenmeye başladı ki, kesin golü atacaklar dedim. Yani gerçekten de golün kokusu burnuma kadar geldi ama bir şekilde başarılı olamadılar. Peki neden? Çünkü Karabükspor defansında duvar gibi dikilen Dany varsa, Beşiktaş'ın kalesinde de Fabri vardı. Fabri bir çok tehlikeli gol pozisyonunu savuşturmayı başlardı. Bir tanesinde uçarak topu dışarıya çeldi ki tam jeneriklere ve posterlere yakışır bir pozisyondu.


Fabri, jeneriklere ve posterlere layık kurtarışıyla 
maçın kaderini etkileyen isim oldu.

Bu arada yetmiş birinci dakikada Negredo'nun yetmiş birinci dakikada yerini Mitrovic'e bıraktığını notlarımız arasına ekleyelim. Her zaman ileriye oynamayı tercih eden teknik direktörümüz sayın Şenol Güneş, Karabükspor'un beraberlik için yüklenmesinden pek bir rahatsız olmuş olmalı ki, uzun süredir ilk defa defansa takviye yaptığına şahit olduk. Bu da kesinlikle doğru bir karardı ama eminim Mitrovic'in daha ayağına gelen ilk topu kaptıracağını ve bu hatanın tehlikeli bir gol pozisyonuna dönüşeceğini hesaba katmamıştı hocamız. Artık siz deyin daha ısınmadığından, ben diyeyim Beşiktaş'a uygun bir defans oyuncusu olmadığından. Negredo'nun hala tam performans sergileyememiş olması nedense beni hiç rahatsız etmiyor. Bu adam sanki bir açılacak pir açılacak gibi geliyor bana. Bekleyip göreceğiz. Bir şekilde doksanıncı dakikaya gelindiğinde içimden "Hakem maça dört dakika ilave edecek" dedim ve aynen öyle oldu. Maç neredeyse hiç durmamasına rağmen böyle bir karar aldı hakem. Neyse ki o dakikalar hızla eriyip gitti ve Beşiktaş çok değerli üç puanı hanesine yazdırmayı başardı.

Dany, ev sahibi takımın defansını iyi toparladı.
Negredo henüz beklenen performansa ulaşamadı.

Şimdi sırada Şampiyonlar ligi var. Çarşamba günü deplasmanda Porto karşısına çıkıyoruz ve bu maç çok ciddiye alınması gereken bir maç. Beşiktaş'ın kadrosu sağlam yıldızlarla dolu ama o Porto simi gözümde feci büyüyor benim. Umuyorum ki en az golsüz beraberlikle çıkmayı başaracaktır kara kartalım o sahadan.

KARABÜKSPOR 0 - 1 BEŞİKTAŞ (09/EYLÜL/2017)

Stat: Dr. Necmettin Şeyhoğlu
Hakemler: Ali Palabıyık xx, Cem Satman xx, Serkan Olguncan xx

Karabükspor: Rybka xx, Papp xx, Kerim xx, Dany xx, Barış xx, Ceyhun xx, Torje xx, Tanase x (Seleznyov dk. 63 x), Poko x (İlhan dk. 82 ?), Grozav xx (Skulason dk. 55 x), Yatabare xx
Yedekler: Çağlar, Tayyib, Gaman, Hasan, İshak, Osman, Bliznichenko
Teknik Direktör: Erkan Sözeri

Beşiktaş: Fabri xx, Necip xx, Pepe xx, Tosic x, Caner xx, Tolgay x, Oğuzhan xx, Lens x (Querasma dk. 60 xx), Talisca x (Atiba dk. 83 ?), Babel xx, Negredo x (Mitrovic dk. 71 x)
Yedekler: Tolga, Utku, Medel, Okran, Mustafa, Cenk
Teknik Direktör: Şenol Güneş

Gol: Babel (dk. 79) (Beşiktaş)
Kırmızı Kart: Tosic (dk. 68) (Beşiktaş)
Sarı kartlar: Necip, Caner (Beşiktaş), Torje, Yatabare, Dany (Karabükspor)

7 Eylül 2017 Perşembe

TÜRKİYE 1 - 0 HIRVATİSTAN (05/EYLÜL/2017)


Türkiye A Milli Futbol Takımı, 2018 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemelerinde Hırvatistan'ı misafir etti. Maçtan mutlak galibiyetle çıkması beklenen Milli Takımız izleyenlerini hayal kırıklığına uğratmadı ve yetmiş beşinci dakikada Beşiktaşlı Cenk’in ayağından gelen gol ile galip gelmeyi başardı.

Eskişehir Stadyumunda oynanan karşılaşmayı çok sayıda vatandaş keyifle izledi. Otuz beş bin kişiye yakın kapasitesi olan yeni ve modern stadıyla Eskişehir halkı, böyle milli bir mücadeleyi izlemeyi gönülden hak ediyordu. Takımın maçı galibiyetle tamamlaması da pastanın üzerindeki çilek oldu. Şimdi, buraya kadar her şey çok güzel de, benim Milli Takım ile fazlasıyla problemim olduğu da bir gerçek. Milli Takımımızın son yıllarda maçlarını izlemediğimi ve hatta skorları bile takip etmediğimi itiraf etmeliyim. Peki benim gibi futbol ile iç içe olan birinin kendi Milli Takımını izlememesine sebep ne olabilir? Öncelikle şunu söylemeliyim ki 2017 yılı itibariyle Türk futbolunu yöneten zihniyetten hiç memnun değilim. Bu yüzden de Milli Takıma inanmıyorum. Nitekim takımın yakın zamanda çizdiği başarısız profil de nasıl bir zihniyetle yönetildiğini gözler önüne seriyor. Futbolcuların kime ve neye göre takıma seçildiği belli değil. Kimin karar verdiği hiç belli değil. Önce bir Arda tartışması, sonra o fasıl bitince bir Oğuzhan tartışması kasıp kavurdu ortalığı. Sanki gazeteler ve o gazeteleri okuyan biz vatandaşların lafı geçiyormuş gibi her derdimizi unuttuk oyuncu seçmeye soyunduk Milli Takıma. Bu iş plan program ve disiplin işidir. Milli Takım en son Sepp Piontek döneminde doğru bir şekilde yönetilmiştir ve sağlam bir iskelet üzerine kurulmuştur. Sonraki dönemde onu izleyen teknik direktörler yine o sağlam iskeletin üzerine oturmuştur. Tabi bu iskelet şüphesiz bir son kullanma tarihine sahipti. Nesiller değişiyor, futbol mantalitesi değişiyor, idman disiplini bile değişiyor. Bir takım doğru işleri güne uyarlamayı düşünmezsen o iskelet çöküp gidiyor.


Bunları şu sebepten anlatıyorum. Günümüzde Türk Milli Takımı üzerinde söz sahibi olanların geleceğe yönelik doğru temellere oturmuş bir planı yok. Sadece dört maç için Mircea Lucescu ile teknik direktör koltuğu için anlaşmış olmaları bu sözlerimi destekliyor. Dört maçı alıp turnuvaya gidelim, sonrasına bakarız zihniyeti ile hiç bir yere varılmaz. İş yapacaksanız doğru düzgün iş yapın. Bırakın Milli Takım aynı Beşiktaş gibi küllerinden doğsun. Beşiktaşın arkasında kendi marka değeri dışında herhangi bir maddi kaynağı yok. Buna rağmen küllerinden doğdu ve uzak vadede bile olsa güneşin tamamen doğduğunu görecek ümidi var. Milli Takımın arkasında koskoca Türk devleti var. Kaynaklar böylesine genişken neden başarıyı getirecek doğru planlar yapılamıyor? Elbette ülke şu anda işi ehline değil ahbaba vermek zihniyetiyle yönetildiği için bu işler olmuyor. Ne federasyon ne de Milli Takım doğru şekilde yönetilmiyor. Sonra da kalkmış benden ay yıldızlı formayı giyip heyecanla televizyonun karşısına oturmamı bekliyorlar. Sizin paranız, zamanınız her şeyiniz çok değerli ama bir ben enayi oturup hedefi olmayan Milli Takımı izleyeceğim.

Ben Beşiktaş yönetiminin yerinde olsaydım Milli Takıma hiç oyuncu vermezdim. Önce gelecekte hedefleri neymiş onu söylesinler ondan sonra verelim oyuncuyu. Sakatlandığında parasını verecekler mi? Hayır! O zaman neden bu işin ceremesini benim kara kartalım çeksin? Maçtan sonra başkanımız Sayın Fikret Orman’ın Beşiktaşlı oyuncuları alıp kendi uçağı ile İstanbul'a getirdiğini duydum. İşte bu çok doğru bir hamle. Çocuklar yanlış yerde oyun oynuyor ama en azından babalarının denetimi altında. Aklımız kalmaz.


Sonuç olarak alınan galibiyet Eskişehirli vatandaşlar için güzel bir anı oldu ama gerek yakın gerekse uzak vadede herhangi bir kupanın habercisi olamadı. Haydi kupayı geçtim, bari şu noktaya kadar gitmek istiyoruz diye bir hedefleri olsa keşke. Ay yıldızlı al bayrağım kapkara oldu gönlümde. Bir yıldızı bir de ayı kaldı geceyi aydınlatan. Daha ne kadar sürer bu karanlık?

Stat: Yeni Eskişehir Stadyumu
Hakemler: Viktor Kassai x, Vengel Toht x, Gyorgy Ring x
Türkiye: Volkan Babacan xx, Cenk Tosun xx, Arda Turan xxx (Emre Mor dk. 70 xx), Hakan Çalhanoğlu xx, Çağlar Söyüncü x, Oğuzhan Özyakup xx, Mehmet Topal xxx, Burak Yılmaz xx (Ozan Tufan dk. 82 x), Caner Erkin x, Nuri Şahin xx (Okay Yokuşlu dk. 87 ?), Kaan Ayhan xx
Yedekler: Cenk Gönen, Serkan Kırıntılı, Şener Özbayraklı, İsmail Köybaşı, Ömer Toprak, Emre Belözoğlu, Selçuk İnan, Cengiz Ünder, Yunus Mallı
Teknik Direktör: Mircea Lucescu
Hırvatistan: Danijel Subasic xx, Sime Vrsaljko xx (Duje Cop dk. 85 ?), Ivan Perisic xx, Dejan Lovren x, Mateo Kovacic x (Andrej Kramaric dk. 70 x), Luka Modric xxx, Marcelo Brozovic xx, Nikola Kalinic x (Mario Mandzukic dk. 63 xx), Milan Badelj xx, Domagoj Vida xx, Josip Pivaric xx
Yedekler: Dominik Likakovic, Lovre Kalinic, Borna Barisic, Matej Mitrovic, Ivan Santini, Zoran Nizic, Marko Rog, Filip Bradaric, Mario Pasalic
Teknik Direktör: Ante Cacic
Gol: Cenk Tosun (dk. 75) (Türkiye)

Sarı Kartlar: Cenk Tosun, Hakan Çalhanoğlu (Türkiye), Nikola Kalinic, Ivan Perisic, Milan Badelj, Marcelo Brozovic (Hırvatistan)

27 Ağustos 2017 Pazar

BEŞİKTAŞ 2 - 1 BURSASPOR (26/AĞUSTOS/2017)


Beşiktaş, 2017 - 2018 sezonu üçüncü maçında kendi sahası Vodafone Arena'da Bursaspor'u misafir etti. Kaliteli bir mücadeleye sahne olan maçta, kendi seyircisi karşısında oynayan Beşiktaş, misafirine puan kaptırmadı ve iki birik skorla üç puanı alan taraf oldu.

Geçen yıl ligden düşmenin eşiğine gelen Bursaspor, İstanbul'da gösterdiği performansla geçen yılki kabusu geride bırakmış göründü. Maçın genelinde iki takım da iyiydi. Maçla ilgili en çok dikkatimi çeken detay, Teknik Direktörümüz Sayın Şenol Güneş'in önderliğinde son üç yıldır hücum futbol oynamayı tek taktik olarak kendine belirlemiş olan Beşiktaş'ın defans oyuncuları ile sonuca gitmiş olmasıydı. Genelde en az iki ve hatta bazen üç forvetle rakiplerini zorlayan Beşiktaş, Atiba ve Tosic'in goleriyle aldı maçı. Düşünsenize ileride Talisca, Babel, Cenk ve Quaresma'nın oynadığı bir Beşiktaş, defans oyuncuları ile sonuca gidiyor. Tabi asıl olanın bir puan maçında kayıpsız çıkmak olduğunu unutmamamız lazım. Beşiktaş kendi sahasında işi bitirdi ancak nedense yine sözde futbol çevrelerinin gözüne giremedi. Şüphesiz Beşiktaş'ın üst üste üçüncü şampiyonluğunu istemeyenlerin yorumları bunlar ama açıyorsun televizyonu oradalar ve susturamıyorsun kardeşim. İster istemez keyfi kaçıyor insanın. Neyse maça bakalım biz. Beşiktaş on sekizinci dakikada Quaresma'nın kullandığı korner atışında, defanstan seken topun Tosic'le buluşmasıyla ilk golü atan taraf oldu. Tosic ne zaman geldi oraya kadar anlamadım. Maçın daha başı olmasına rağmen bir defans oyuncusunun rakip ceza sahasının içine kadar sarkması, o takımın ne iştahlı bir hücum futbol oynadığının göstergesi adeta. Mustafa Denizli'nin defansa yaslanmış ve hücuma kalkmak yerine rakibin hatalarından faydalanarak gol arayan taktiği ile oynayan Beşiktaş'ını hatırladıkça o zamanlar ne kadar sıkıcı maçlar izlediğimizin farkına varıyorum. Şüphesiz hücum oynayan Beşiktaş'ı çok seviyoruz ama her şeyin de bir dozajı olmalı değil mi? Yirmi üçüncü dakikada yediğimiz gol neydi öyle? Bursaspor atağa kalktığında defansta onları karşılayacak kimse yoktu. Olması gereken iki kişi de ataktaydı. Atak oynayın elbette oynamayın demiyoruz ama karşındaki takımın da arada atağa kalkabileceği gerçeğini gözardı etmemek lazım öyle değil mi? Defansta oyuncumuz ayağının önünden geçen topu kaçırınca adamlar üç oyuncuyla ceza sahamıza dalarak kalecimizle karşı karşıya kaldılar. Haliyle gol de geldi. Şimdi Şenol Güneş hocamız demiş ki yahu böyle hata yapılır mı? Yapılır efendim. O kadar ileride oynarsan yapılır. Ben şikayetçi değilim. Olacak böyle pozisyonlar. Zamanla daha dikkatli takip edecek defans oyuncuları. Agresif pres taktiğinin handikapları bunlar.

Sadece hücumu düşünerek oynayan Beşiktaş, taktiğin dozajını kaçırınca
defansta büyük bir boşluk verdi.

Benden başka kimse fark etti mi bilmiyorum ama maçı televizyondan anlatan spiker bariz taraflıydı ve bunu gizlemek için herhangi bir çaba içerisinde değildi. Yediğimiz golün ardından "Beşiktaş'ın sevinci beş dakika sürüyor" diyen spiker, daha sonra ikinci yarıda Oğuzhan'ın Bursaspor ceza sahasına girdiği pozisyonda Ekong tarafından düşürülmesine "İkili mücadelede Ekong ayakta kalıyor" diyecek kadar ileriye gitti. Pozisyon yüzde yüz penaltıydı ve hakem bunu es geçti. Kale arkası kameranın açıkça görüntülediği pozisyon, tarihin defterine kara bir sayfa olarak eklendi. Altmış dördüncü dakikaya gelindiğinde yine Quaresma o kendine özgü vuruşlarından biriyle korner atışını kullandı ve Atiba Beşiktaş'ın ikinci golünü attı. Beşiktaş'ın resmi sosyal platform sayfasında, Q7'nin artık gönderilmesi gerektiğine dair yorum yazıldığını gördüm. Bu türden yorumları yazanlar maçı nereleriyle izliyorlar çok merak ediyorum. Takıma galibiyeti getiren iki golün de pasını Quaresma verdi. Yine onun adrese teslim yaptığı bir ortada Cenk'in direkte patlayan topundan bahsetmiyorum bile. Adam daha ne yapsın?

Oğuzhan'ın düşürüldüğü pozisyon, hakem ve maçı anlatan sözde spiker tarafından 
ikili mücadele olarak yorumlandı.

Maçtaki tek hakem skandalı Oğuzhan'ın pozisyonunda verilmeyen penaltı değildi. Daha öncesinde orta sahada Agu'nun Talisca'ya uçan tekme attığı pozisyon da hakem ve maçı televizyondan anlatan sözde spiker tarafından basit bir faul olarak değerlendirildi. Oysa bu pozisyon kırmızı kart olmalıydı. Yani şöyle söyleyeyim. Ya bende bir acayiplik var ya da gerçekten bir şeyler dönüyor. Pozisyonları elli defa izlediğim halde kendimden şüphe etmeme sebep oluyorlar. Neyse ki tüm bu üzerinde durulmayan pozisyonlara rağmen Beşiktaş üç puanı alan taraf oldu ve seyirci de benim yaptığım gibi bu detaylarla uğraşmak yerine tribünlerde galibiyetin tadını çıkartmayı tercih etti. Öyle olmalı tabi ama üç puan almış olmamız, bize yapılan haksızlıkları göz ardı etmemize sebep olmamalı.

Talisca, bacağına isabet eden uçan tekme sonrası sakatlanmadığı için 
hakem faulü yapan oyuncuya kırmızı kart gösterme gereği hissetmedi.

Son olarak maç dışı ama Beşiktaş'ı ilgilendiren bir konuya değinmek istiyorum. Biliyorsunuz kadim hoca Mircea Lucescu sadece dört maç görev yapmak üzere Milli Takımımızın başına geçti. Hayatımda böyle saçma sapan bir uygulama görmedim. Bir ülkenin Milli Takımı nasıl oluyor da böylesine hedefsiz ve amaçsız olabiliyor anlamak mümkün değil. Üstelik bu adama vatandaşların ödediği vergilerden akıllara zarar miktarda para verilecek. Buraya kadar yazdıklarım asıl bahsetmek istediğim konunun giriş paragrafıdır. Kısa süre önce Barcelona forması giyen güzide oyuncumuz Arda'nın Milli Takım forması giyemiyor olması basında pek bir yer buluyordu. Basın bu konuyu gerçekten umursuyor görüntüsü vererek servis ediyordu ancak asıl amaçları kirli bir gündem yaratmaktı. Şimdi Lucescu'nun gelişiyle Arda'ya Milli Takım kapıları açıldı. Konuşacak konu kalmadı tabi. Sıra geldi Oğuzhan'a. Efendim neden Oğuzhan Milli Takım'da oynamıyormuş. Maksat gündem olsun, laf olsun torba dolsun. Oynamasın kardeşim Oğuzhan Milli Takım'da filan. Hatta Beşiktaş'ın hiç bir oyuncusu oynamasın Milli Takımda. Beşiktaş çok önemli hedeflere uzanmak için yola çıkmış bir takım. Oyuncuları değerli. Hiç bir hedefi veya amacı olmayan, kısa veya uzun vadede vatandaşın göğsünü kabartacak başarılara imza atmak gibi bir hedefi aklından bile geçirmeyen bir Milli Takımda benim oyuncularımın ne işi var? Oynatsınlar torpilli oyuncularını sırf etiket olsun diye, kendilerince takılıp gitsinler yenilsinler elensinler gelsinler. Şunları yazıyor olmam ne kadar acı. Bir vatandaşın kendi Milli Takımına inanmıyor olması ne büyük skandal ama gerçek bu işte. Nitekim Oğuzhan'da bugün Beşiktaş forması ile Bursaspor karşısında geçek performansını sergileyemedi ve isabet oldu efendim. Çok iyi oldu. Oğuzhan zaten iyi değil deyip peşini bıraksınlar oyuncumuzun. Basın da kendine başka oyuncak bulsun.

Quarsema kullandığı iki korner ile atılan gollerin hazırlayıcısı oldu.

Beşiktaş üçüncü haftayı eksiksiz geçerek yoluna devam etti. Haftaya Karabükspor deplasmanına gidiyoruz. Gidiyoruz derken takımımız gidiyor. Yönetimin aldığı kararla artık deplasmanda izleyicimiz olmayacak. Böylelikle sahaya şunu attınız bunu yaptınız bilmem ne diye sahamızı kapatamayacaklar. Kusursuz doğrulukta bir karar. Zaten takım profesyonel. Nerede olursa olsun gidip işi bitirip dönecek gücü var. Umuyoruz ki Karabükspor deplasmanında da öyle olacak.

Beşiktaş: 2 Bursaspor: 1
Stat: Vodafone Arena
Hakemler: Mete Kalkavan, Ceyhun Sesigüzel, Esat Sancaktar
Beşiktaş: Fabricio, Adriano (Dk. 79 Beck), Pepe, Tosic, Caner Erkin, Hutchinson, Oğuzhan Özyakup, Quaresma (Dk. 85 Tolgay Arslan), Talisca, Babel, Cenk Tosun (Dk. 72 Negredo)
Bursaspor: Harun Tekin, Barış Yardımcı, Ekong, Titi, Aziz Eraltay, Agu, Badu, Batalla, Deniz Yılmaz (Dk. 66 Ekoko), Delarge (Dk. 77 Sinan Bakış), Stancu (Dk. 82 Jorquera)
Goller: Dk. 18 Tosic, Dk. 64 Hutchinson (Beşiktaş), Dk. 23 Delarge (Bursaspor)
Sarı kartlar: Dk. 8 Adriano, Dk. 86 Beck (Beşiktaş), Dk. 36 Barış Yardımcı, Dk. 68 Agu, Dk. 90+4 Ekoko (Bursaspor)