4 Haziran 2017 Pazar

BEŞİKTAŞ 4 - 0 OSMANLISPOR (03/HAZİRAN/2017)


Beşiktaş, 2016 - 2017 sezonu otuz dördüncü maçında Osmanlıspor'u misafir etti. Bir hafta önce şampiyonluğunu ilan eden kara kartal, bu hafta kendi sahası Vodafone Stadyumuna kupasını almak için çıktı. Seyircisi karşısında Osmanlıspor'u dört sıfırlık farkla geçen Beşiktaş, şanına yakışır bir şekilde üst üste ikinci şampiyonluk kupasını kaldırarak ve on beşinci şampiyonluk şerefine üçüncü yıldızı formasına takarak tarih yazdı. 

Takımımız sahaya çıkarken onları alkışlayan ve maça tebrik pankartı ile çıkan Osmanlıspor'a ne kadar teşekkür etsek azdır. Böylelikle Atatürk'e layık birer evlat olarak, sporcunun zeki çevik, aynı zamanda ahlaklısı olduklarını tüm spor kamuoyuna gösterdiler. Beşiktaş şampiyonluğunu çoktan ilan etmiş bir takım olmasına rağmen hala gole oynayarak ve artık gösteri maçına dönüşmüş bir oyunda dört gol atarak, amatör heyecanını her şartta sürdürdüğünü gösterdi. Beşiktaş son üç maçında da dörder gol atarak inanılmaz bir performans sergiledi. Maç sonrası Şenol Güneş hocamızın yaptığı açıklama beni çok heyecanlandırdı zira hocamız gelecek sene daha da iyi olmalıyız diyerek, başarılara henüz doymadığını açıkça ilan etti. Zaten hep böyle olması gerekiyordu ve uzun yıllardır sahada, seyirci kadar davaya inanan böyle iyi bir takım olmamıştı. Profesyonelliği para kazanmaktan ibaret gören oyunculardan çok kendini Beşiktaşlı gören oyuncularla sahaya çıkmanın farkını bir kez daha gördük. Bu ahenk bozulmadığı sürece Beşiktaş üçüncü şampiyonluğu da kaçırmaz gibi görünüyor. Quaresma'da açıkça seneye tekrar şampiyon olacağız diyerek takımın ne kadar iddialı olduğunu beyan etti. Bu arada Quaresma, tribünlerden kendisine seslenen genç bir Beşiktaşlıyı kırmayıp onunla fotoğraf çekilerek, ne kadar alçak gönüllü olduğunu bir kez daha gösterdi. Bu sahne, şampiyonluk kutlamalarındaki en güzel anlardan birisiydi. Q7, rahmetli, Süleyman Seba'nın gerçek Beşiktaşlı duruşunu en iyi şekilde temsil eden oyuncularımızdan birisi olduğunu bir kez daha gösterdi. 


Quaresma, genç hayranını kırmayarak gerçek 
Beşiktaşlı duruşunu bir kez daha sergiledi.

Gün itibariyle Türkiye'nin en iyi kulübü Beşiktaştır. Bu, sadece üst üste gelen iki şampiyonlukla ölçülen bir değer değil. Beşiktaş Türkiye'nin en modern stadyumunu inşa etti. Beşiktaş'ın bütün maçları tıklım, tıklım seyirciyle dolup taşıyor. Beşiktaş üçüncü yıldızı formasına taktı ve inanılmaz sayıda bir forma satışı var. Beşiktaş eski yönetimin sebep olduğu borç batağından üstün bir yönetim başarısı ile hızla çıkıyor. Yakında hiç borcu olmayan kusursuz bir kulüp olarak Avrupa sahnesindeki en iyi kulüplerden birisi olacak. Beşiktaş Türkiye standartlarının üstünde bir kulüp. Bugün artık dört büyükler tanımlaması anlamını yitirdi. Sadece tek bir büyük var, o da Beşiktaş. Bunların hiç birisi benim kendi düşüncelerim değil. Ne mutlu ki bu yazdıklarımın hepsi gerçek. Bir rüyaydı gerçekleşenler. Babamın rüyası idi. Ondan öğrendim ve benim de rüyam oldu. Babam dünya gözü ile göremedi ama ben onun adına ve kendi adıma gördüm. Bir gün herkes Beşiktaşlı olmayacak ama olanlar parmakla gösterilecek. Atadan Beşiktaşlı olanlar yıldızları göğüslerinde şerefle taşıyacaklar. Genç nesillerden Beşiktaşlı olanlar ise bu gururla doğdukları için çok şanslı olacaklar. Geçmişe baktıklarında bu noktaya gelmek için verilmiş olan mücadeleyi hayranlıkla izleyecekler. 

Bu şampiyonluğu bir Beşiktaşlı olarak kendi adıma, bir kaç gün önce helikopter düşmesi sonucu bu dünyadan göç eden şerefli askerlerimize, bu vatanın ay yıldızlı bayrağındaki al renge kanını veren gerçek kahramanlara hediye etmek istiyorum. Vatanın şerefli çocuklarına, Şeref beyin siyah beyazlı kardeşlerinden selam olsun. Beşiktaş'ın şampiyonluğu tüm camiamıza hayırlı olsun. 


BEŞİKTAŞ 4 - 0 OSMANLISPOR
STAT: Vodafone Stadyumu 
HAKEMLER: Arda Kardeşler, Mehmet Cem Hanoğlu, Cevdet Kömürcüoğlu
BEŞİKTAŞ: Fabricio, Beck, Mitrovic, Tosic, Caner Erkin(Dk. 59 Adriano), Gökhan İnler, Tolgay Arslan (Dk. 71 Necip Uysal), Aboubakar, Oğuzhan Özyakup, Babel, Cenk Tosun 
OSMANLISPOR: Ahmet Eyüp Türkaslan, Regattin, Szukala, Numan Çürüksu, Muhammed Bayır, Maher, Luiz Carlos, Delarge, Rusescu (Dk. 46 Thievy Bifouma), Engin Bekdemir (Dk. 58 Sinan Kurt), Webo
GOLLER: Dk. 16, 89 Cenk Tosun, Dk. 31 Tosic, Dk. 73 Aboubakar (Beşiktaş)
SARI KARTLAR: Luiz Carlos (Osmanlıspor)


28 Mayıs 2017 Pazar

GAZİANTEPSPOR 0 - 4 BEŞİKTAŞ (28/MAYIS/2017)


Beşiktaş, 2016 - 2017 sezonu otuz üçüncü maçında Gaziantepspor'a misafir oldu. Geçen hafta Rizespor'a yenilerek Süper Lig'e veda eden ev sahibi takım karşısında dört farklı galibiyete ulaşan Beşiktaş, ligin bitmesine bir hafta kala, Türkiye Süper Ligi 2016 - 2017 sezonunun şampiyonu oldu. On beşinci şampiyonluk, formaya bir yıldız daha getirdi. Kara kartal artık formasındaki armanın üzerinde üç yıldız taşıyacak. Üst üste ikinci şampiyonluğu yakalayan Beşiktaş, seneye ülkemizi Avrupa Şampiyonlar Ligindeki gruplara doğrudan katılarak temsil edecek.

Beşiktaş, Gaziantep'e ulaşmadan önce, binlerce izleyicisi çoktan onları karşılaşmak için kente gitmişti. Adeta kendi sahasında gibi oynayan Beşiktaş için, bu sahadan galibiyet çıkartıp şampiyonluğunu ilan etmek kaçınılmazdı. Son dört haftaya temkinli girmesine rağmen kendi göbeğini kendi keserek gerekli puanları tek, tek toplayan takımımız, ligi alnının akıyla şampiyon olarak tamamladı. Bu şampiyonluk, kara karalı maddi ve manevi olarak ezeli rakiplerinden bir adım daha öteye taşıdı. Bundan sonraki dönem, kulüp yönetimindeki istikrarın sürmesi durumunda, üç veya dört büyükler olarak değil tek büyük Beşiktaş'ın dönemi olarak anılacak. Bu, genel için her ne kadar iddialı bir ön görü gibi algılansa da, gerçek bu. Rahmetli babamın bu günleri görmesini çok isterdim. Sevdiklerini ve Beşiktaş'ını bırakıp gideli tam on sene olmuş. Sahaya çıkan takımda tanıdığı bir tek oyuncu kalmamış. İnönü stadı yok olmuş. Peki neler olmuş babam yokken? Hep hayaller kurardı. 'Düşünsene' derdi 'tribünlerinin tamamının üzeri kapalı, çift skor bordlu bir stadyum. Şampiyon olduğunda gökyüzüne lazerle şampiyon Beşiktaş yazılan bir dönem ne müthiş olurdu.' Bence de çok müthiş olurdu babacığım. Gökyüzüne lazerle şampiyon Beşiktaş yazmadık ama yeni nesillerin kalbine yazdık. Tribünlerinin üzeri tamamen kapalı, iki skor bordlu stadyumumuz da oldu. Tam da hayal ettiğin gibi inşa ettiler o mabedi. Sen yokken Avrupa'nın seçkin oyuncularının tercih edeceği bir kulüp haline geldik. Geleceğin süper yıldızları buraya kiralık gelip geri dönmek istemiyorlar. Böyle güzel günler yaşıyor kara kartal. Milli takımda görev yaparken gerek basındaki bazı alçakların, gerekse futbol çevrelerinin yaptığı büyük haksızlıklarla hak ettiği yere gelemeyen büyük futbol adamı Şenol Güneş, şimdi Beşiktaş'ı şampiyonluktan şampiyonluğa koşturuyor. Maçı açık ara önde götüren takımına golcü alacak kadar iştahlı bir teknik direktör daha gelmedi Beşiktaş'a. Büyük yıldız olabilecekken kendini yok eden oyuncuları ağabeylik yapıp takıma ve spora kazandıracak tek bir teknik direktör daha gelmedi. Bu güzellikleri yaşıyoruz babacığım. Sen rahat uyu. Kara kartal emin ellerde.


Şunu özellikle dile getirmek istiyorum ki, Beşiktaş, izlemeye başladığım 1989 yılından beri bence en başarılı sezonunu geçirdi. Önce Şampiyonlar Ligindeki yükselişi ile futbol otoritelerinin gözünü korkuttu ve önceden yapılmış olabilecek bazı hesapları alt üst etmeden önce bertaraf edildi. Yoluna UEFA kupasında devam eden kara kartal orayı da deprem gibi salladı ama ne yazık ki çeyrek finalde penaltı atışları ile elendi. Bu arada Türkiye Süper Ligi şampiyonluk kupasını kazanmak üzere tavizsiz yürüyüşünü sürdürdü. Ezeli rakipleri tek, tek kendilerini yarıştan düşürürken, Beşiktaş son maçlarda gözle görülür yorgunluk belirtileri göstermesine rağmen ipi göğüsleyen taraf oldu. Ben öncelikle bu sezon boyunca bizlere bu keyfi yaşatan kulüp yönetimi, teknik kadro ve futbolculara, sonra yazılarımı okuyup geniş kitlelere ulaşmasını sağlayan ve üyesi olmaktan şeref duyduğum Beşiktaş Gelişim Grubundaki arkadaşlarıma, son olarak da futbol sohbetleriyle beni yalnız bırakmayan, elimde kalan son baba olan Demir babaya teşekkürlerimi sunarım. Şampiyonluk hepimize hayırlı olsun. Gelecek sezon çok daha büyük başarılar ve güzellikler yaşamak dileğiyle ve önümüzdeki hafta şampiyon Beşiktaş'ın Vodafone Stadyumundaki son maçında görüşmek üzere sevgiyle kalın.


GAZİANTEPSPOR 0 - 4 BEŞİKTAŞ
STAT: Kalyon Stadyumu
HAKEMLER: Mete Kalkavan, Kerem Ersoy, Esat Sancaktar
GAZİANTEPSPOR: Erten Ersu, Pedroso, Musa Nizam, Fatau (Dk. 84 Serkan Bakan), Barış Yardımcı (Dk. 62 Alpay Koçaklı), Abdülkadir Kayalı,Thiam, Orkan Çınar, Kangwa, Ben-Hatira (Dk. 75 Doğanay Kılıç), Ghilas
BEŞİKTAŞ: Fabricio, Gökhan Gönül, Marcelo, Tosic, Adriano, Oğuzhan Özyakup (Dk. 83 Caner Erkin), Tolgay Arslan, Cenk Tosun (Dk. 60 Necip Uysal), Talisca, Babel, Aboubakar (Dk. 77 Demba Ba)
GOLLER: Dk. 6 Babel, Dk 39 Oğuzhan Özyakup, Dk. 65 ve 76 Talisca (Beşiktaş)
SARI KARTLAR: Evans Kangwa, Musa Nizam (Gaziantepspor) 

20 Mayıs 2017 Cumartesi

BEŞİKTAŞ 4 - 1 KASIMPAŞA (20/MAYIS/2017)


Beşiktaş, 2016 - 2017 sezonu otuz ikinci maçında Kasımpaşa’yı misafir etti. Basında yer bulan istatistik bilgiler doğrultusunda maçın Beşiktaş adına ne kadar da zor geçeceği yönünde yürütülen algı operasyonu sonuç vermedi. Beşiktaş bildiği yoldan şaşmayarak gerçek kimliğini ortaya koydu ve kendi seyircisi karşısında sahadan galip ayrılmasını bildi.

Maç öylesine hızlı başladı ki, daha biz ne olduğunu anlamadan topu kapan Oğuzhan, ceza sahasına dalarak topu Aboubakar ile buluşturdu. Dakikalar ikiyi gösterirken Aboubakar topu ağlarla buluşturmuştu bile. Zor geçeceğini düşündüğümüz maç birden çözülüverdi diye aklımızdan geçirirken o da ne! Dördüncü dakikada ilk atağına kalkan Kasımpaşa, Samuel’in ayağından golü bularak karşılık verdi. Dört dakikaya sığan iki golle neye uğradığımızı şaşırdık. Ben biraz da korktum diyebilirim çünkü Kasımpaşa bu gol ile maça iyi bir yoğunluk sağlarsa, başımıza iş açarız diye düşündüm. Ancak beklediğim gibi gelişmedi olaylar. Beşiktaş yediği golü umursamaksızın kendi oyununu oynamaya başladı. Kara kartal öylesine hızlı paslaşıyordu ki, Kasımpaşalı oyuncular takip etmekte zorluk çekiyorlardı. İlk yarı adeta Beşiktaş’ın ablukası ile geçti diyebilirim. Kasımpaşa sadece üç defa organize atağa kalkabildi ve ilkinde de golü bulmuşlardı zaten. Beşiktaş daha çok Quaresma’nın oynadığı sağ kanattan yüklenmeyi tercih etti. Aboubakar’ın bir topu üst direkten döndü. Bir çok organize atağımız, Kasımpaşa ceza sahasında kaybolup gitti. Bu kadar çok ataktan daha çok gol çıkarmamız gerekirdi belki ama Beşiktaş’ta sezonun yorgunluğu da yavaş, yavaş belirginleşmeye başladı. Yine de takımın iyi idare ettiğini ve teknik kapasitesini en iyi şekilde sahaya yansıttığını söylemeliyim. Bir de sezon başı olsa kimse tutamazdı kara kartalımı ki önümüzdeki sezon nokta atış transferlerle desteklenecek bir Beşiktaş, aynen öyle olacak. İlk yarıda karşılıklı olarak bir çok faul pozisyonu oldu. Bunlardan bir çoğu omuz omuza mücadele şeklindeydi ve futbolcular kendilerini yere bırakmaktan çok ayakta kalmayı tercih ederek oyunun seyir zevkini üst seviyede tuttular. Bunun yanında çok sert bazı pozisyonlarda yerde kalan oyuncularımız da oldu. Aboubakar’a arkadan yapılan bir müdahalede yerde kaldığını hatırlıyorum. İlk yarıdan Beşiktaş adına en az iki gol daha bekliyordum ancak otuz üçüncü dakikada sol kanattan yapılan bir atağımızda Kasımpaşalı defans oyuncusu yapılan ortayı koluyla engelleyince hakem penaltıyı verdi. Vuruşu kullanan Quaresma kalecinin kapattığı köşeye topu gönderdi ve yüreğimizi ağzımıza getirdi ama top kalecinin kolunun altından sıyrılıp ağlarla buluştu. İlk yarının son on dakikasında maç biraz soğudu ve kırk beşinci dakikada Beşiktaş adına kazanılan korner, hakem tarafından kullandırılmayınca devre tamamlanmış oldu.


Beşiktaş ikinci yarıya da çok iyi başladı. İlk atak Kasımpaşa adına gelişse de, Beşiktaş’ın bu atağa cevabı gol ile oldu. Aboubakar ve Talisca ikilisi, kırk dokuzuncu dakikada paslaşarak beş kişinin arasına daldılar ve Talisca kaleci ile karşı karşıya kalınca golünü attı. Basit bir deyişle, Beşiktaş ikinci yarıya gol ile başladı. Bu dakikadan sonra oyun orta tempoda ve kara kartalın kontrolü altında geçmeye başladı. Kasımpaşa, hafta içinde oynadığı Türkiye Kupası mücadelesine rağmen diri göründü ama onların da sezon yorgunu olduğu belli oluyordu. Nadir gelişen ataklarının etkili olduğunu da notlarımıza ekleyelim. Aboubakar, üçüncü golden sonra ceza sahası içerisinde çok daha rahat oynamaya başladı. Altmış ikinci dakikada Talisca oyundan alındı. Yerine Necip oyuna dahil oldu. Hemen peşinden de kara kartalın dördüncü golü geldi. Sağ kanattan atağa kalkan Q7, adeta adrese teslim bir orta yaparak topu Babel ile buluşturdu. Babel şık bir kafa golü ile Beşiktaş’ı dört bir öne geçirdi. Necip her zaman olduğu gibi oyuna girer girmez sarı kart görmeyi başardı. Bir oyuncu nasıl hem bu kadar efendi ve aynı zamanda sürekli sarı kart gören bir oyuncu olabiliyor anlamıyorum. Bu arada yediği dört golden sonra hala atak yapma çabasında olan Kasımpaşa beni şaşırttı. Ben bunları düşünürken Şenol Güneş hocamız yetmişinci dakikada Aboubakar’ı oyundan aldı. Onu daha fazla yormanın da bir anlamı yoktu. Yerine diğer golcümüz Cenk girdi. Her zaman olduğu gibi, Şenol hocamız atılan dört gole rağmen yine gol istiyordu. Hocamızın bu tavrına bayılıyorum. Hiç peşini bırakmıyor işin. Varsın bir gol daha olsun diyor. Fazla gol göz çıkartmaz değil mi? Oyuna defans oyuncusu alıp geriye yaslanmak da Beşiktaş'a yakışmayacağına göre hocamız en iyisini yapıyor. O sırada Cenk rakibine arkadan müdahale ederek sarı kart gördü. Bir de üstüne itiraz ediyor. Göz var nizam var Cenk. Adam yerinden zor kalktı. Maç bitmiş artık ne gerek var? Dakikalar neredeyse sekseni göstermek üzereyken, Şenol Güneş’in oyuncularını saha kenarından azarladığını gördüm. Bu ne disiplin hocam. Helal olsun sana. Maç bitmiş artık ama laubaliliğe tahammülün sıfır. İşte gerçek profesyonel. İşte gerçek futbol adamı. Maçta hızla sona doğru yaklaşılırken, Kasımpaşa’nın gol için ısrarcılığı sürüyordu ve seksen dördüncü dakikada kalecimiz Fabri’nin iki hamlede çıkarabildiği tehlikeli bir gol pozisyonuna imza attılar. Maç artık Beşiktaş için eziyete dönüşmüş gibi görünmeye başladı. Oyuncularımız atağa kalkarken bile ayakları zor gidiyordu ileriye ki bunun için onları suçlamamız mümkün değil. Şenol hoca baktı olmayacak, defansa müdahalede bulundu. Son beş dakikada görev yapmak üzere oyuna Andreas dahil oldu ve Gökhan saha kenarına çekildi. Son üç dakikaya girilirken artık seyircinin de tezahürat yapacak hali kalmamıştı. Herkes farklı galibiyetin tadını çıkartmak için son düdüğü bekliyordu. Bu dakikalarda gelişen ısrarcı Kasımpaşa ataklarının gol getirmemiş olmasına çok sevindiğimi söylemeliyim. Zoraki atak yapan bir Beşiktaş ve ikinci bir şeref sayısı isteyen Kasımpaşa arasında geçen son bir kaç dakikalık mücadelede başka gol olmayınca, kara kartal seyircisinin tekrar canlanan tezahüratları arasında maçı kazandı. Futbolcularımızın üzerinde öyle bir sezon yorgunluğu oluşmuş ki, son düdükten sonra galibiyet sevinci gösteremediler bile.


Şimdi durum değerlendirmesi yapalım. Sezonun tamamlanmasına sadece iki maç kaldı. Önümüzdeki hafta Gaziantep deplasmanına gidiyoruz ancak Gaziantep bugün Rizespor’a yenilerek Süper Lige veda etti. Bu durumda haftaya ligden düşmeme mücadelesi vermeleri söz konusu olmadığına göre prestij maçına çıkacaklar. Beşiktaş’da şampiyon olmak istediğine göre herhalde bu maçta puan bırakmayacaktır. Son maçımız Osmanlıspor ile Vodafone Arena’da oynanacak. Sanırım iş bu maça kalmayacak. Bu hafta ensemizden ayrılmayan Başakşehir’in Trabzon deplasmanında puan kaybedeceğini düşünüyorum. Ne olur bilinmez ama gerçek olan bir şey varsa, şampiyonluk kupası şu anda kara kartalın pençeleri altında. Eğer her şey yolunda gider ve Beşiktaş şampiyon olursa, son maçın kendi sahamızda olması büyük bir keyif olacak. Tazesi tazesine kutlanan şampiyonluk pek keyifli oluyor. Sonradan kaldırılan kupada heyecan biraz kırılıyor. Şu sözlerime bak hele. Çok havasına girdim şampiyonluğun. Şu iki hafta bir geçse.

Son olarak,başka bir yerde gördüğüm ve kendimce tekrar düzenlediğim bir çıkartmayı paylaşacağım sizlerle. Kalan son iki hafta için gönlünüzce paylaşabilirsiniz. ;)


BEŞİKTAŞ 4 - 1 KASIMPAŞA
STAT: Vodafone Arena
HAKEMLER: Serkan Çınar, Kemal Yılmaz, Mehmet Cem Hanoğlu
BEŞİKTAŞ: Fabricio, Gökhan Gönül (Dk. 86 Andreas Beck), Marcelo, Tosic, Adriano, Oğuzhan Özyakup, Tolgay Arslan, Quaresma, Talisca (Dk. 65Necip Uysal), Babel, Aboubakar (Dk. 71 Cenk Tosun)
KASIMPAŞA: Ramazan Köse, Popov, Veysel Sarı, Titi, Veigneau, Abdullah Durak (Dk. 58Ahmed Ildız), Sadiku, Tunay Torun (Dk. 57 Hasan Bilal), Castro, Eduok (Dk. 86 Cristian Guanca), Batuhan Altıntaş
GOLLER: Dk. 2 Aboubakar, Dk. 33 Quaresma (Penaltıdan) Dk. 49 Talisca, Dk. 65 Babel (Beşiktaş), Dk. 4 Eduok (Kasımpaşa)
SARI KARTLAR: Abdullah Durak, Sadiku (Kasımpaşa) Necip Uysal, Cenk Tosun (Beşiktaş)

16 Mayıs 2017 Salı

BURSASPOR 0 - 2 BEŞİKTAŞ (15/MAYIS/2017)


Beşiktaş, 2016 - 2017 sezonu otuz birinci maçında, Bursaspor'a misafir oldu. Ev sahibi takımın son dönemde çizdiği olumsuz grafiğe rağmen zorlu geçeceği şüphe götürmeyen mücadelede, Beşiktaş üç puanı alan taraf oldu ve şampiyonluk yürüyüşünü sürdürdü. 

Konuya bir soru ile giriş yapmak istiyorum. Sizce sözde futbol camiasının Beşiktaş'ın şampiyonluk yürüyüşünden duyduğu rahatsızlık şaşırılacak bir durum mudur? Elbette hayır. Bakınız her fırsatta dile getiriyorum. Bu kulübü yönetenler, ortaya beş yıllık bir kalkınma planı koydular. Bu plan dahilinde önce bin bir türlü siyasi zorluk, doğru hamleler yapılarak aşıldı ve İnönü Stadyumu yıkıldı. Yeni stadyum inşa etmeyi bir kenara koyun, mevcudu yıkmak için izin almak bile bir mücadeleydi. Yerine, tabiri caiz ise kulübe çağ atlatacak modern bir stadyum yapıldı. Sözde futbol camiasından kimsenin, Beşiktaş stadyumu olmaksızın her maçta oradan oraya sürüklenirken ve bir önceki basiretsiz yönetimin kendisini içine düşürdüğü bataklıkta çırpınırken, sesi çıkmıyordu. Bu takım geçen sene maçlarının yüzde doksan sekizini dışarıda oynadıktan sonra şampiyon oldu. Biz inandık. Çocuklar da inandı. Şimdi Beşiktaş, maddi kaostan adım, adım uzaklaşıyor ve bununla birlikte her gün yükselen bir grafik çizerek sportif başarıyı da elde ediyor. Bu işin sonunda kara kartal ulaşılamaz bir noktada olacak. Şimdi tekrar soruyorum. Sizce sözde futbol camiasının Beşiktaş'ın şampiyonluk yürüyüşünden duyduğu rahatsızlık şaşırılacak bir durum mudur? Cevap değişmedi değil mi? Elbette hayır. O zaman kara kartalın yapması gereken tek bir şey var. Gözünü kulağını tüm dış etkenlere kapatıp, hedefine yoğunlaşmak. Bu hafta deplasmanda oynanan Bursaspor maçı, camiamızın bu yoğunluğu sağladığını cümle aleme gösterdi. 


İkili mücadeleler kıran, kırana geçti.

Bursaspor her zaman değerli ve güçlü bir rakip olmuştur. Elbette doksanlı yılların ortalarında, hain medyanın desteğiyle zirve yapan tribün terörü döneminde yaratılmış sanal bir düşmanlık var ise de bu, benim yeşil Bursa'nın değerli ve köklü kulübü hakkındaki olumlu düşüncelerimiz değiştiremez. Tabi kendini haksız bir şekilde spor izleyicisi olarak tanımlamak suretiyle sahaya patlayıcı ve yabancı maddeler atıp oyunun durmasına sebep olanları bu olumlu düşüncelerimin dışında tutuyorum. Onlar ne yazık ki her stadyumda hala varlar. Bir türlü bitemediler. Bence spor camialarının en büyük hastalığı bu kesimlerdir ve artık camialarla olan bağları tamamen koparılmalıdır. Son bir kaç maçta adeta tepe taklak olan Bursaspor, iyi bir takım olmasına rağmen zorlu bir dönem geçiriyor. Son haftalarda yenilen fazla gol sayısı, takımın dengesini bozmuş durumda ve tam da o dönemde Beşiktaş ile karşı karşıya gelmeleri, kara kartalı kaçınılmaz bir şekilde 'Çıkış noktası' pozisyonuna yerleştirdi. Bursaspor, yeni stadyumu Timsah Arena'da vefakar seyircisini de arkasına alarak kara kartalın karşısına çıktı. Maç kıran kırana geçti desek yeridir. Hakem bir çok pozisyonda sert ikili mücadelelere izin veridi ki bu durum, Avrupa arenasına çıkacak takımlar için iyi bir tecrübe zira o sahalarda her temasta faul düdüğü çalınması söz konusu değil. Maç sonrası sözde spor medyasının yine Quaresma'yı hedef tahtasına oturttuğu ve Beşiktaşlı arkadaşlarımın bile bu algı operasyonundan etkilendiğini gözlemledim. Yahu adamlar bizim oyuncumuzun centilmen olmamasından değil, takımı başarıya sürükleyen bir oyuncu olmasında rahatsızlar. Biz neden oyuncumuzun arkasında değil de Beşiktaş'ın başarısını istemeyenlerin yanında duralım? Maçı tamamını değil ama sadece özet görüntülerini izlediğimizde bile sahanın her yerine adım atan, rakibi zorlayan, topu direkten dönen, ikili mücadelelerde hedef olan bir tek oyuncu vardı. O da Quaresma'ydı. Bu adam yine tek başına sürükledi takımı başarıya ama medya, Bursaspor Beşiktaş maçlarının doğasında olan sert ikili mücadelelerden bazılarını cımbızla seçip servis etmekten geriye durmadı. Quaresma'nın rakibine arkadan tekme attığını gösteren fotoğraflar boy, boy paylaşılırken, Quaresma'ya savrulan karate tekmesi pozisyonları medyada yer bulmadı. Kaldı ki Quaresma, servis edilen fotoğraflardaki o pozisyondan hemen sonra rakibine sarılıp onu başından öptü. Kötü niyeti olan adam arkasına bile bakmadan çekip gider. Herkesten önce ben eleştiririm. Quaresma kullandığı müthiş serbest vuruşu kurtaran Bursaspor kalecisi Harun'u bizzat tebrik ederken objektifler o tarafa dönmedi. Quaresma her zamanki gibi maçı aldı ama medya onu yine günah keçisi yaptı. Taraflı olduğu ve bir takımı tuttuğu açıkça belli olan bir eski futbolcu spor yazarı, hakemi Quaresma'yı oyundan atmadığı için suçladı. Hatta bu durumu sayın başkanımıza bile sormaya cesaret edecek kadar ileri gittiler. Elma veren ağacı taşlamak ne tatlıymış böyle. Tabi elmayı yiyen kendisi olmayınca kıskançlık ne yazık ki lanet insan oğlunun doğasında var ve ilk fırsatta açıkça ortaya çıkıyor öyle değil mi? Peki bütün bu olanlar Quaresma'nın değerini bir Beşiktaşlı olarak benim gözümde düşürebildi mi? Hayır. 

Düşünülenin aksine, başarısından sebep eleştirilerin hedefi olan Quaresma,
sahada basılmadık tek bir nokta bırakmadı.

Şartlar, zaten hep iki tarafın da yüksek beklentide olduğu Bursaspor Beşiktaş mücadelesini, bir tık daha ileriye taşıdı. Maçın ilk yarısında Beşiktaş adeta dalga dalga geldi ve Bursaspor'da elinden geleni yaptıysa da, geçmiş haftalarda çizilen profilin gölgesinden kurtulmakta sıkıntı çekti. Aslında durumu kurduğum cümlelerle biraz fazla süsledim. Tek seferde ifade etmek gerekirse, Beşiktaş, rakibinden en az iki gömlek daha üstündü ve bu açıkça görülebiliyordu. Bu arada takımımın maçtaki performansı, bana Beşiktaş'ın şampiyon olmayı ne kadar çok istediğini gösterdi ve mutlu oldum. Demek ki aynı geçen senede olduğu gibi biz inandık ve çocuklar da inandı. Hala üç hafta var ligin bitimine ama olsun. Bu inanç her şeye bedel. Neyse efendim dakikalar hızla ilerledi ve ilk yarı golsüz geçildi. İkinci yarının altmış beşinci dakikasında Beşiktaş, ders kitaplarında okutulması gereken müthiş bir atağa kalktı. Kendi sahasında paslaşmaya başlayan oyuncularımız, topu bir ileri bir geri öyle bir çevirdiler ki, Bursasporlu oyuncuların adeta başını döndürdüler. Bu gözle takip etmesi bile zor olan paslaşmanın sonucunda topla buluşan Cenk, iki oyuncu ve bir kaleciyi soğukkanlılıkla geçtikten sonra şık bir gole imza attı. Bu arada gol pozisyonunu Beşiktaş'ın ceza sahasında başlatanın Cenk olduğunu ve pozisyonun sonunda topla son buluşan oyuncunun yine Cenk olduğunu ekleyelim. Bu adam atağı kendi başlattı ve golü de kendi attı. İnanılmaz güzel bir atak kurgusuydu ve tabi çok güzel bir goldü. Hiç bir yerde okumadım ama kesin sözde spor yazarları, gol pozisyonunu başlatırken Cenk'in rakibine faul yaptığını yazmışlardır. Hayır efendim. Faul filan yapmadı Cenk. Adam ikili mücadelede kendini yere attı. Olacakları biliyordu ve şansını denedi. Yaptığı hata döndü dolaştı ve gol oldu. Bu arada şunu eklemek istiyorum. Geçen hafta sözde spor yazarları Cenk'i en gaddar şekilde eleştiriyorlardı. Utanmadan takıma olan katkısını tartışıyorlardı. Fenerbahçe maçında son dakikada kendi kalemize attığımız gol, onlara mesnetsizce konuşma fırsatı vermişti. Şimdi bakalım ne yazacaklar Cenk için. Ben söyleyeyim. Hiç bir şey olmamış gibi davranacak ve hiç bir şey yazmayacaklar. Tabi bu Cenk'in gerçek bir Beşiktaşlı olduğu ve çok iyi bir golcü olduğu gerçeğini değiştirecek mi? Tabi ki hayır. 


Cenk, attığı şık gol ile kara kartalı uçurdu !

Kara kartalın ilk golünü takiben, oyuna olan yoğunluğu adeta incecik bir ipliğe bağlı olan Bursaspor, kendini bıraktı. Bundan sonra sahada sadece Beşiktaş vardı ve ilerleyen dakikalarda, Beşiktaş'ın gelmiş geçmiş en Beşiktaşlı yabancı oyuncusu Quaresma'nın topu direkten döndü. Bu adamı izlerken gözlerim yaşarıyor. Ah! Şunu da eklemek istiyorum. Quaresma'yı baltalamak isteyenler, yönetimin bu adamla üç sene sözleşme imzaladığını ve maaşında da iyileştirmeye gittiğini biliyorlar mı? Yönetimin arkasında durduğu bir oyuncuyu yıkamazsınız. Boşuna beklemeyin. Maçta bir gol daha olur mu olmaz mı derken, dakikalar doksanı gösterdi ama Aboubakar ben demeden maç bitmez diyerek, Beşiktaş adına bir gol daha attı. Çok açık söylüyorum, Bursaspor maçını kara, kara düşünüyordum. Kara kartal endişelerimi boşa çıkarttı ve net bir skorla Bursaspor'u yenmeyi başardı. Şimdi ne olacak? Elbette bayrakları asmayacağız daha balkona ama en azından geçen hafta yaşanan hayal kırıklığının etkisi silindi gitti takımımın üzerinden. Şampiyonluk yakın mı bilmiyorum ama en azından içim rahat artık. Üç hafta daha bekleyip, izleyip göreceğiz. 



BURSASPOR 0 - 2 BEŞİKTAŞ
STAT: Bursa Büyükşehir Belediyesi
HAKEMLER: Bülent Yıldırım, Serkan Olguncan, Asım Yusuf Öz
BURSASPOR: Harun Tekin, Erdem Özgenç, Sivok, Ertuğrul Ersoy, Aziz Behich (Dk. 55 Onur Atasayar), Şamil Çinaz, Jorquera, Kubilay Kanatsızkuş, Bilal Kısa, Emre Taşdemir (Dk. 46 Bogdan Stancu), Sinan Bakış
BEŞİKTAŞ: Fabricio, Gökhan Gönül(Dk 79 Andreas Beck), Marcelo, Tosic, Adriano, Hutchinson (Dk. 63 Cenk Tosun), Tolgay Arslan, Oğuzhan Özyakup, Quaresma (Dk. 90 Necip Uysal), Babel, Aboubakar
GOLLER: Dk. 65 Cenk Tosun, 90+5 Aboubakar (Beşiktaş)
SARI KARTLAR: Bilal Kısa, Sivok, Ertuğrul Ersoy, Jorquera, Şamil (Bursaspor), Quaresma, Babel (Beşiktaş)

8 Mayıs 2017 Pazartesi

BEŞİKTAŞ 1 - 1 FENERBAHÇE (07/MAYIS/2017)


Beşiktaş, 2016 - 2017 sezonu otuzuncu maçında, Fenerbahçe'yi misafir etti. Maçın genelinde oyuna hakim olan kara kartal, Fenerbahçe'de iki oyuncunun kırmızı kart görerek oyun dışı kalmasına rağmen doksan dördüncü dakikada Marcelo'nun kendi kalesine attığı gol ile üç puan fırsatını kaçırdı. 

Fenerbahçe ile berabere kalmak değil, doksan artı dördüncü dakikada kendi kalene gol atarak berabere kalmak zor geliyor insana. Öyle inanılmaz görünüyor ki, aklım almıyor. Anladık çok heyecanlandınız ama bu nasıl bir amatörlüktür yahu. Gerçek olan bir şey var. Kalan dört haftada Beşiktaş dörtte dört yapmak zorunda. Fikstürde iki puan dibimize dayanan Başakşehir'in iki zor iki kolay maçı var. Gençlerbirliği'ni kolay geçecekler. Hem de çok kolay geçecekler. En azından ben öyle düşünüyorum. Trabzonspor deplasmanından çıkamazlar. Üç puan olmasa bile bir puan kesin kaybedecekler. Adanaspor zaten ligden düştü. Çok kolay bir maç olacak. Kayserispor ligden düşmemek için mücadele veriyor. Onları geçmeleri kolay değil. Hem de son hafta maçı bu. Kayserispor'un hala ligde kalma şansı varsa, inanılmaz bir maç olacak. Beşiktaş'a bakalım. Haftaya Bursapor deplasmanına gidiyor ki şu anda motivasyonu karma karışık olmuş bir Beşiktaş'ın Bursa deplasmanından nasıl üç puan çıkartacağı muamma. Evet takımımız iyi ama üzerine serpilmiş bir ölü tozu var. Bursaspor deplasmanı, olabilecek en ama en zor deplasman şu anda. Kasımpaşa'yı Vodafone Arena'da ağırlayacağız. Bu maçı alamıyorsan şampiyon filan olma zaten. Alacaksın. Sahaya beş kişi de çıksan alacaksın. Aynı Kayserispor gibi ligden düşmeme mücadelesi veren Gaziantepspor ile deplasmanda oynamak büyük sıkıntı olacak. Nasıl olacak bilmiyorum. Takımımız çok iyi ama yorgun ve durgun. Son maçımız Osmanlıspor ile. Vodafone Arena'da kupa kaldırıp kaldıramayacağımız, geçen hafta da dile getirdiğim üzere sanırım bu maça kadar belli olmayacak. Yani Galatasaray ve Fenerbahçe çoktan saf dışı kaldı ama yayıncı kuruluş Bein Sports ne şanslıymış ki, son haftaya kadar pazarlayabilecekleri bir tablo oluştu. Olan bize oluyor tabi. Sahaya çıkıp ben oynamıyorum ama sıkıntısı benim üzerime çöküyor. 


Hakem, Beşiktaş'ın net penaltısını vermedi. 

Maçın ilk yarısında çok kritik bir pozisyon var. Babel, sol kanattan yaptığı atakta ceza sahasına girerken düşürüldü. Nasıl düşürüldü? Fenerbahçe defans oyuncusu, Babel'in önüne yatıp engelledi. Bariz penaltı olan bu pozisyon, hakemin gözleri önünde gerçekleşti. Penaltıyı vermeyen hakem, sonraki dakikalarda Fenerbahçeli oyunculara iki kırmızı kart gösterdi ama ne fayda? İyi oyunun karşılığı olarak kırk beşinci dakikada ani gelişen atakta, sağ kanatta topla buluşan Quaresma, yaptığı ortada topu Aboubakar ile buluşturdu. Aboubakar, alıştığımız o şık gollerinden birini atarak, Beşiktaş'ın ilk yarıyı önde tamamlamasını sağladı. Bu arada maç içerisinde Babel ve Quaresma'nın sağ ve sol kanatlarda yer değiştirerek oynamaları, iki kanatta ne kadar güçlü olduğumuzun bir göstergesi. Bu takım gerçekten müthiş bir takım. Şu Avrupa kupası maçındaki penaltı vuruşları ile gelen yenilgi bizi çok bozdu. Şu sezonu kazasız belasız şampiyonlukla bitirirsek, seneye artık hiç rakip tanımaz Beşiktaş. Nasıl olacak bilmiyorum. Şu son dakika golü öyle büyük talihsizlik ki. Evet bahaneyle dile getirmiş olduk. İkinci yarıda da oyuna hakim olan kara kartal, son dakikada bile değil, uzatma dakikalarının en sonuncusunda, kendi kalesine gol attı. Kaleci Fabri ileri çıktığında, onu görmeyen Marcelo, topa kafasıyla müdahale etti ve ters bir vuruşla topu ağlarla buluşturdu. Fenerbahçeli oyuncular pek sevindiler gole. Boyları ne uzadı, ne kısaldı ama Beşiktaş'a yenilmediler işte. Hem de bedavadan aldılar beraberliği. Kim sevinmez ki? Ben olsam, ben de sevinirdim. Yazık oldu kara kartalıma. 

Yazımızda, kalan haftalardaki durumu değerlendirdik. Karanlık bir tablo olmadığı gibi aydınlık bir tablo da söz konusu değil. Gri bulutlar Beşiktaş'ın üzerinde dolaşıyor. 'Beşiktaş her şeye rağmen bu sene şampiyon olacak' demek istiyorum ama ah o gri bulutlar yok mu, çok rahatsız ediyor beni. Ne yapmak lazım bilmiyorum. Takımı kampa mı kapatmak lazım acaba. Bir aylık bir kamp. Gazete yok, televizyon yok, aile yok. Sadece görev var. Ben olsaydım yapardım bunu. Oysa yapabileceğim tek şey, çaresizce kalan maçların oynanmasını beklemek. 



Stat: Vodafone Arena
Hakemler: Fırat Aydınus, Serkan Ok, Aleks Taşçıoğlu
Beşiktaş: Fabricio, Gökhan Gönül, Marcelo, Atınç Nukan, Adriano, Tolgay Arslan (Dk. 76 Necip), Oğuzhan Özyakup, Quaresma, Talisca (Dk. 89 Gökhan İnler), Babel, Aboubakar (Dk. 72 Cenk Tosun)
Fenerbahçe: Volkan Demirel, Hasan Ali Kaldırım, Kjaer, Skrtel, İsmail Köybaşı (Dk. 46 Ozan Tufan), De Souza, Neustaedter (Dk. 46 Salih Uçan), Alper Potuk, Lens, Sow, Van Persie (Dk. 74 Emenike)
Gol: Dk. 45+1 Aboubakar (Beşiktaş), Dk. 90+4 Marcelo (K.K)
Sarı kart: Dk. 28 Volkan Demirel, Dk. 61 Salih Uçan, Dk. 81 Skrtel, Dk. 90 Emenike (Fenerbahçe), Dk. 65 Tolgay Arslan (Beşiktaş)
Kırmızı kart: Dk. 89 Martin Skrtel, Dk. 90+2 Josef de Souza (Fenerbahçe)

1 Mayıs 2017 Pazartesi

BAŞAKŞEHİR 3 - 1 BEŞİKTAŞ (30/NİSAN/2017)


Beşiktaş, 2016 - 2017 sezonu yirmi dokuzuncu maçında, Başakşehir'e misafir oldu. Şampiyonluk yolunda kara kartala en yakın olan takım olan Başakşehir, kendi sahasında Beşiktaş'a geçit vermedi. Maç ev sahibi takımın üç birlik galibiyeti ile sonuçlandı.

Bu sonuçla ne oldu? Üç puanlı sistem, Beşiktaş'ı erken şampiyon ilan etmeyi düşünenlere güç gösterisi yapmış oldu. Üç puanlı sistemin gerçekten de şakası yok. Adamlar tek hamleyle dört puan dibimize geldiler. Beşiktaş önümüzdeki hafta Fenerbahçe'yi misafir edecek. Şimdi bu maç çok daha önemli oldu. Umuyorum ki kapanan puan farkı, takımımızı çok etkilemez. Diğer yandan da şu var. Bu takım yirmi dokuz maçta üç defa yenilmiş. Bir mağlubiyet çok da önemli değil. Bu kadar da hakkı olsun takımın. Şampiyon olacak takım, her maçına galibiyet için çıkar ama bu hiç yenilmeyeceksin anlamına da gelmiyor. Bu dediklerim işin pembe renkli sayfası. Şimdi kara sayfaya bakalım. Ligin bitimine beş maç kaldı. İlk maç Fenerbahçe ile oynanacak. Ardından Bursaspor deplasmanı var. Bursaspor izleyicisinin, Beşiktaş üzerinde kuracağı baskı, takımın şimdiden zihinsel olarak aşması gereken bir durum yoksa bir bakmışsın Başakşehir puan olarak üzerine çıkmış. Bir sonraki hafta Kasımpaşa'yı Vodafone Arena'da misafir edeceğiz. Şampiyon olacaksan bu maçı da alacaksın ama değil mi? Ancak bu bir İstanbul takımı. Ezilmeyecekler. Güzel oynayacaklar. O zaman kara kartal bu maçı çok ciddiye almalı. Peşi sıra Gaziantepspor maçı gelecek ve bu takım ligden düşmemek için çırpınan bir takım. Şu anda sondan üçüncü sıradalar. O gün geldiğinde hala lige tutunma mücadelesi içerisinde olurlarsa, Gaziantep deplasmanında Beşiktaş nasıl bir oyun sergileyecek? Bu ciddi bir soru işareti. Son maçta Osmanlıspor'u misafir edeceğiz ve benim içimde şampiyonluk mücadelesi son maça kadar sürecek gibi bir his var. Tabi bu hesabı, Başakşehir'in ısrarlı takibini sürdüreceği ihtimali üzerine kuruyorum. Beşiktaş'ı üç golle geçmeyi başardıklarına göre, sonuna kadar bu mücadeleyi sürdürmeleri muhtemel değil mi?

Aboubakar güzel bir gol pası verdi ama bu gol galibiyete yetmedi. 

Kısa da olsa maça da bir göz atalım. Yedinci dakikada gelen gol, çok erken bir goldü ama bu Beşiktaş'ı bozmamalı idi. Aylardır zirvede kalmak ve yenilmemek için oynayan takım, bu maçta saldı kendini. On ikinci dakikada ikinci gol geldi. On sekizde üçüncü gol de gelince iş bitti aslında. Buna rağmen Beşiktaş'ın Oğuzhan'ın ayağından direkten dönen bir topu var. Pozisyonu takip eden Talisca golü atabilseydi Beşiktaş toparlanabilirdi. Belki de maçın kader anı oldu o pozisyon. Üç tane gol yemiş takımı nereye toparlıyorsun diye sorabilirsiniz. Goller yetmişli dakikalarda gelse evet ama bu daha ilk yarının başı olduğu için, atılacak bir golün kaderi değiştirme ihtimali vardı. İlk yarı bu sonuçla bitti ve ikinci yarı da oyunu dengeleyemeyen Beşiktaş, yetmiş sekizinci dakikada oyuna giren Demba ba'nın ayağından bir gol buldu. Bu gol seksen yedinci dakikada geldiği için takıma bir faydası olmadı. Beşiktaş sahadan yenik ayrıldı. Tosic bu maçta kart görerek Fenerbahçe maçını kaçırmayı garantiledi. Çok öfkeli bu adam. Ligin ilk Fenerbahçe maçında da kırmızı kart görmüştü zaten. İyi oldu oynayamayacak olması. Adam mı yok yerine? Gerçekten mi yok? O zaman varsın on kişi çıksın takım sahaya. Takımı saha içinde yakacağına eksik oynayalım daha iyi. Geçen hafta gol atıp takımı ipten aldığı bir gerçek ama bu sarı kartı neden şimdi görüyorsun adam? Bilmiyor musun haftaya bu takımın sana ihtiyacı var?

İçimiz kararmasın istiyorum ama puan durum ve kalan maç fikstürü ortada. Beşiktaş formasında üçüncü yıldızı istiyorsa, medyaya ve her türlü dış etkene gözünü kulağını kapatıp şampiyonluğa yoğunlaşmalı.


BAŞAKŞEHİR 3 - 1 BEŞİKTAŞ
STAT: Başakşehir Stadyumu 
HAKEMLER: Cüneyt Çakır, Bahattin Duran, Alpaslan Dedeş
BAŞAKŞEHİR: Volkan Babacan, Caicara, Bekir İrtegün, Attamah, Eren Albayrak, Emre Belözoğlu (Dk. 79 Hakan Özmert), Holmen, Visca, Mossoro (Dk. 85 İrfan Can Kahveci), Cengiz Ünder, Adebayor (Dk. 81 Mustafa Pektemek)
BEŞİKTAŞ: Fabricio, Gökhan Gönül, Marcelo, Tosic, Adriano, Hutchinson (Dk. 45+2 Tolgay Arslan), Oğuzhan Özyakup, Quaresma, Talisca, Babel (Dk.55 Aboubakar), Cenk Tosun (Dk. 78 Demba Ba)
GOLLER: Dk. 7 ve 18 Cengiz Ünder, Dk. 12 Adebayor (Başakşehir) Dk. 87 Demba Ba (Beşiktaş)
SARI KARTLAR: Emre Belözoğlu, Adebayor, Mossoro (Başakşehir), Tosic (Beşiktaş) 

25 Nisan 2017 Salı

BEŞİKTAŞ 3 - 2 ADANASPOR (24/NİSAN/2017)


Beşiktaş, 2016 - 2017 sezonu yirmi sekizinci maçında, Adanaspor'u misafir etti. İki hafta süren UEFA Avrupa ligin macerasından sonra lige dönüş yapan kara kartal, ev sahibi olarak çıktığı maçta rakibine şans tanımadı ve Adanaspor'u üç ikilik skorla yenip, şampiyonluk yolunda bir engeli daha geçmeyi başardı. 

Son iki hafta gerçekten çok stresli geçti biz Beşiktaş izleyicileri için. Lyon macerası pek çetindi ve kara kartal Lyon ile yenişemeyip iş yazı tura atışından farksız olan penaltılara kalınca, şans bizi terk etti. Doğrusunu söylemek gerekirse biz izleyiciler için bile bu şekilde elenmek yeterince büyük bir üzüntü iken, futbolcuların takip eden lig maçında teklemesi ihtimali beni korkutmuştu. On ikinci adam olarak tabir ettiğimiz izleyicilerin önemi şimdi ortaya çıkacaktı. Tribünlerde yeri olan çoğunluk bir izleyici kesimi, zihin yorgunluğunu bir kenara bırakıp, maça gitmeyi tercih ettiler. Tribünlerin tamamı olmasa da takımı desteklemek için yeterli olan çoğunluk stadyumdaki yerini aldı. Şimdi sıra Beşiktaş'taydı. Adanaspor'un iyi bir takım olduğunu biliyorduk.Kolay bir maç olmayacaktı. Skora baktığımızda da olmadığını açıkça görebiliyoruz. Hiç şüphesiz, UEFA maçında sahada olamayan Marcelo ve Aboubakar'ın varlıkları dengeleri değiştiriyordu. Beşiktaş'ın işleyen çarkları yerine oturunca karşısında kim durabilir ki? Dakikalar on biri gösterirken Aboubakar 'Ben döndüm' mesajı veren golünü attı. Şimdi bu gole sevinsem mi yoksa Aboubakar'a kızsam mı bilemedim. Tamam şampiyonluk yolunda bir altın gol daha attın ama keşke öfkene hakim olup geçen hafta da sahada olsaydın da bu takım Avrupa'da yarı finali görmüş olsaydı değil mi? Adanaspor bu gol ile dağılmadığı gibi golü düşünmeyi sürdürünce, yirmi dördüncü dakikada Roni'nin ayağından beraberliği yakalamayı başardılar. İlk yarı bu iki gol ile kapandı ve ben Beşiktaş'ın iki puan kaybederek pusuda bekleyen hain medyanın eline koz vereceği düşüncesiyle sıkıntılı bir devre arası geçirdim. 



Quaresma haftalardır işini en iyi şekilde yapıyordu ve Şenol Güneş hocamız onu bu maçta yedeğe çekerek dinlendirmek istemişti ancak sanırım o da baktı ki işler sarpa sarabilir, kırk altıncı dakikada Atiba oyundan alındı ve Quaresma yine takımı sırtlamak için yeşil çimenlerde sahne aldı. Daha önce de dile getirmiştim sanırım. Seksenli ve doksanlı yıllarda Mehmet Özdilek vardı orta sahada. Hem Beşiktaş'ın hem Milli takımın ve hatta hem de Ordu Milli Futbol takımının göz bebeğiydi Mehmet. Her maçtan sonra 'O olmasa bu takım ne yapardı?' sorusunu sorardık kendimize. Şimdi aynı şeyi Quaresma için söylüyoruz. Atiba ve Quaresma değişikliğinin meyvesini vermesi pek uzun sürmedi. Elli ikinci dakikada kara kartalın süper yıldızı Talisca, kendisine yakışır süper gollerinden birini daha atarak takımımızı öne geçirdi. Adanaspor'un pes etmeye niyeti yoktu ve bir Süper Lig takımına yakışan da buydu. Ezilmediler. Güzel oyunlarını sürdürdüler. Altmış altıncı dakikada Magaye'nin ayağından yorgun kara kartal karşısında bir kez daha gol bulmayı başardılar. İnanın kara kartal o Lyon maçından sonra bu diri takım karşısında ısrarla üç puanı almaya oynuyorsa, bunun adı şampiyon olacak takımdır. Bununla beraber dakikaların çık hızlı aktığını ve yüreğimizin ağzımıza geldiğini unutmamak gerek zira Tosic'in sürpriz bir şekilde defansını terk edip, organize bir atakta topla buluşarak golü bulması, itiraf etmeliyiz ki hiç birimizin beklemediği bir durumdu. Lyon maçındaki seri penaltı atışlarında topa kaleci çalıştırır gibi vurup takımı yakan Tosic, bu sefer kritik puan maçında takımı ipten alan isim oldu. Demek ki çok kızsak bile kolay kolay kimsenin üzerini kırmızı kalemle çizmemek doğru bir karar olur. Bunu nasihat ederken umarım gelecekte yazacağım yazılarda nasihate kendim de uyabilirim. 



Beşiktaş bundan sonra kesin şampiyon olur diyebilir miyiz? Matematiksel olarak henüz hayır ama istatistiklere göre evet. Üçüncü yıldız ufukta göründü. UEFA Avrupa maçı yorgunu bir takımın maç kazanmak için gösterdiği performans ve hırsı izledikten sonra daha başka ne düşünüle bilir ki? 

Son olarak Galatasaray kulübünün UEFA Avrupa liginden elendiğimiz gecenin sabahında, resmi sosyal medya sayfasında yayınladığı UEFA Kupası fotoğrafı ve altına yazılan şanssız beyan için, başkası adına utanma durumunu en acı şekilde yaşadığımı dile getirmek isterim. Beşiktaş Maç Yorumları blogunun vizyonunu, 'Dünyaya Beşiktaş taraftarı değil, doğru, adil ve centilmen birer Beşiktaşlı olduğumuzu göstermek' olarak beyan ettikten sonra, karşımızda bu vizyonu hiçe sayacak köklü ve güçlü kulüpler olduğunu görmek çok acı zira bu durum mücadelemizi tek hamlede öldürüyor. Milyonlarca insanın okuduğu resmi sosyal medya sayfasının verdiği mesaj karşısında, bir bloğun ne kadar şansı olabilir ki? Bu, Galatasaray kulübünün ilk skandalı değil. Daha önce de Beşiktaş maçına çıkmadan önce sosyal medya hesaplarından üç yıldızlı formalarını paylaşmışlardı. Kara kartal cevabını sahada vermişti. Şimdi de Galatasaray ligde adım adım geriye giderken, Beşiktaş şampiyonluk ipini göğüsleyerek cevabını verecek. Şahısların kararlarına göre değil, kurumsal olarak yönetilen kulübümüz, çok hızlı bir ivme ile zirveye tırmanmaya devam edecek. Beşiktaş kendi işine bakacak. Biz izleyicileri de kendi takımımıza bakacağız. 



BEŞİKTAŞ 3 - 2 ADANASPOR
STAT: Vodafone Arena
HAKEMLER: Halil Umut Meler, Esat Sancaktar, Cevdet Kömürcüoğlu
BEŞİKTAŞ: Fabricio, Gökhan Gönül, Marcelo, Atınç Nukan (Dk. 72 Adriano), Tosic, Hutchinson (Dk. 46 Quaresma), Tolgay Arslan, Talisca, Oğuzhan Özyakup, Babel, Aboubakar (Dk. 82 Necip Usal)
ADANASPOR: Itandje, Digao, Didi, Ramos, Renan Diniz, Foguinho, Tevfik Altındağ, Vinicius(Dk. 76 Ahmet Dereli), Koman (Dk. 60 Bekir Yılmaz), Gleison, Magaye
GOLLER: Dk. 11 Aboubakar, Dk. 52 Talisca, Dk. 80 Tosic (Beşiktaş), Dk. 24 Gleison Roni, Dk. 66 Magaye (Adanaspor)
SARI KARTLAR: Didi, Ramos, Renan Foguinho (Adanaspor)