19 Ağustos 2017 Cumartesi

KASIMPAŞA 2 - 2 BEŞİKTAŞ (18/AĞUSTOS/2017)


Beşiktaş, 2017 - 2018 sezonu ikinci maçında Kasımpaşa'ya misafir oldu. Karşılıklı gol düellosu şekline geçen maçta iki taraf da ikişer gol atarak birer puana razı oldular. Kara kartal bu maçı alabilecek bir oyun sergilemesine rağmen futbol ilahlarının tercihi olan beraberliğe razı gelmek zorunda kaldı.

Takımımızın oturmuş bir takım olduğunu ve fazlasıyla profesyonel bir oyun stratejisi sergilediğini söyleyelim önce. Ne var ki bazen öyle goller oluyor ki taktikle filan önüne geçemiyorsun. Maçta ilk golü yedinci dakikada Babel'in ayağından bulan Beşiktaş, seyircilerinin rahatlamasını sağladı ama bu rahatlık, o taktikle filan önüne geçilemeyecek gollerden biriyle bozuldu. Yirmi üçüncü dakikada Marcus uzaktan öyle bir şut çekti ki, kaleci Fabri'nin o noktaya uzanması imkansızdı. Top oyuncuların bakışları arasında köşeye takıldı kaldı ve Kasımpaşa hanesine gol olarak yazıldı. Bu arada ilk golden daha fazla uzaklaşmadan bir konuya değinelim. Babel'in golü için anlamsız bir ofsayt tartışması döndüğüne şahit olduk oysa Babel, Cenk kendisine orta yaptığı anda rakibinin önünde değildi. Top kendisine ulaştığında da ayağını uzattı. Bunu ofsayt olarak gören gözler şüphesiz kötü niyetlidir.

Beşiktaş'ın ilk golünde Cenk orta yaptığı sırada Babel rakibinin önünde değildi.

Daha sonrasında faul olduğu iddia edilen bir başka pozisyon daha var. Kasımpaşa ceza sahasına doğru kullanılan bir serbest vuruşta, Talisca'nın seksen sekiz numaralı formayı giyen Kasımpaşalı oyuncuya faul yaptığı ve sarı kart değil kırmızı kart görmesi gerektiği iddia edildi. Ne var ki bu pozisyonu kameralar iki ayrı açıdan çekmişti ve ben bu pozisyonu farklı açılardan defalarca izledikten sonra, Kasımpaşalı oyuncunun kötü niyetli olarak kendini yere bıraktığını gördüm zira Talisca kolunu savurduğunda o kol kendisine temas etmedi bile. O, bu anı fırsat bilip kendini yere attı. Değil kırmızı kart, sarı kart bile görmemesi gerekirdi Talisca'nın. Hakemi aldatmaya yönelik hareketten Kasımpaşalı oyuncu görmeliydi sarı kartı. 

Bu açıdan izlendiğinde bir dirsek teması söz konusu gibi görünüyor.
Oysa kale arkası kamera, temasın hiç gerçekleşmediğini açıkça görüntülüyor.

Talisca bu posizyonda sessiz kaldı ama sessizliğini otuz dördüncü dakikada attığı golle bozdu. Caner'in adrese teslim ortasında kafa ile vuruş yapan Talisca, topu ağlarla buluşturdu. Bu arada bir önceki pozisyonda topu Caner ile buluşturan Babel'e bariz faul yapıldı ve bu faul hakemin gözleri önünde gerçekleşti. Babel hakem faulü vermeyince ayakta kaldı ve pasını çıkartıp golün ilk adımını atmış oldu. İkinci yarıda Trezeguet, Caner'in ayağına basarak yere düşürdü. Talisca'nın dirseğinin rakibine hiç değmediği pozisyondan kırmızı kart bekleyenler nedense bu ayağa basma pozisyonunda oralı olmadılar. Adam açıkça ayağına bastı Caner'in. Sonrasında yine aynı Trezeguet, yetmiş sekizinci dakikada sahne aldı ve ceza sahası dışından çektiği şutta kalecimiz Fabri'yi alt ederek takımına beraberliği getiren golü attı. Şut çektiğinde top yerden sekince yakalanması imkansız bir hal aldı ve ağlarla buluştu. Bu pozisyonda gerek basının gerekse Beşiktaşlı arkadaşlarımın kaleci Fabri'ye yüklendiklerini gördüm. Benim yorumum pozisyonda kaleci hatası olmadığı yönünde olacak. Eğer oyunu doğru düzgün takip etmiyor olsaydı, Trezeguet atağa kalktığında sırtı kaleye dönük şekilde hızla geriye adım atarak pozisyon almazdı. Kaleci Tolga'nın ismini bile telaffuz eden arkadaşlarım olduğunu gördüm ve çok şaşırdığımı itiraf etmeliyim zira Tolga böyle pozisyonlarda hep önde çakılı kaldığı için gol yemiş ve takımı yakmıştı. Fabri pozisyonu çok dikkatli izledi ama seken topun kurbanı oldu ki en azından şut çekildiğinde doğru tarafı kapattı. 

Caner'in ayağına basan Trezeguet oyundan atılmalıydı.

Beşiktaş'ın hazır olmadığını söylemek çok komik olur. Beşiktaş gayet hazır ama bu maçta şanssızdı. Karşısındaki takım ligin güncel flaş takımlarından birisi. Maçın bitimine yakın yenilen golü çıkartmak kolay değil. Beşiktaş iki puan kaybetti ama bu üst üste üçüncü şampiyonluğun adayı olduğu gerçeğinden bizi uzaklaştırmıyor. Bunu bilen basın da komik bir şekilde kaleci Fabri'den sonra teknik direktörümüz Şenol Güneş'i eleştirerek kendini küçük düşürüyor ve yine bunu bilen Beşiktaş seyircisi de takımını tribüne çağırarak alkışlıyor. Haftaya Bursaspor'u misafir edecek olan kara kartal, nihayet özlediği seyircisinin karşısına çıkıyor. Bakalım evde oynanan ilk maçta Beşiktaş nasıl bir performans sergileyecek.


Stat: Kasımpaşa Stadyumu
Hakemler: Alper Ulusoy, Kerem Ersoy, Volkan Narinç
Kasımpaşa: Ramazan Köse, Popov, Veysel Sarı, Ben Youssef, Veigneau, Pavelka, Sadiku, Murillo, Neumayr, Trezeguet, Adem Büyük
Beşiktaş: Fabricio, Beck, Pepe, Tosic, Caner Erkin, Tolgay Arslan, Oğuzhan Özyakup, Quaresma, Talisca, Babel, Cenk Tosun
Goller: Dk. 7 Babel, Dk. 34 Talisca (Beşiktaş), Dk. 24 Neumayr (Kasımpaşa), Dk. 79 Trezeguet (Kasımpaşa)
Sarı kartlar: Dk. 31 Talisca, Dk. 39 Tosic (Beşiktaş), Dk. 34 Veysel Sarı (Kasımpaşa), Dk.76 Hassan (Kasımpaşa)

14 Ağustos 2017 Pazartesi

BEŞİKTAŞ 2 - 0 ANTALYASPOR (13/AĞUSTOS/2017)


Beşiktaş, 2017 - 2018 sezonu birinci maçında Antalyaspor'u misafir etti. Bir hafta önce Süper Kupa mücadelesinde çıkan olaylardan sebep Beşiktaş'a verilen bir maç seyircisiz oynama cezası, ligin ilk maçında infaz edildi. Böylelikle şampiyon kara kartal, özlemle buluşmayı beklediği seyircisine merhaba diyemedi. Tribünlere "Beşiktaş'ı üzmeyin" yazılı dev bir pankart bırakan Beşiktaş seyircileri, takımlarını izleyememenin üzüntüsünü yaşadıklarını sessiz bir mesajla kitlelere ulaştırdılar. Yine o pankarttaki sessiz mesaj gibi sessiz olan maçtan Beşiktaş iki golle üç puanı almayı başardı.

Süper Kupa maçında sahaya inen seyirciler Konyaspor tribünlerinden inen seyircilerdi ve buna rağmen Beşiktaş'da ceza almaktan kurtulamadı. Hafta içinde Beşiktaş'ın ceza alması durumunda tepkisinin büyük olacağını söyleyen başkanımız Fikret Orman'a rağmen Türkiye Futbol Federasyonu yapacağını yaptı. Daha önce örneklerini gördüğümüz taraflı karar verilerek uygulanmış belirli tribünleri kapatma cezası her nedense Beşiktaş'a gelince söz konusu bile olmadı. Sahaya inen Beşiktaş izleyicisi olmadığı halde nedense bizim bütün tribünlerimiz iptal oldu. Bu durum hem kulübün izleyici gelirlerinden olmasına, hem de tatsız bir sezon açılışı yaşamamıza sebep oldu. Beşiktaş bu cezayı hak etmedi. Şimdi biraz maçtan bahsetmek istiyorum ama gerçekten şu seyircisiz oynama faslı işin bütün keyfini kaçırıyor. Bir ara sadece bayanların ve çocukların ücretsiz olarak tribünlere kabul edildiğini görmüştük. O zaman tribünler tıklım tıklım doluyordu. Nedense bu uygulama unutuldu. Oysa çok renkli görüntüler ortaya çıkıyordu. Umarım bu güzel uygulamayı hatırlarlar ve bir daha bu soğuk görüntüyü izlemek zorunda kalmayız.

Beşiktaş seyircileri tribünlerde yoktu ama sessiz tepkisi kitlelere ulaştı.

Beşiktaş bu sene çok sağlam bir takım oldu. Gerçek profesyonellerden oluşan, eksiği gediği neyi varsa giderilmiş bir takım var sahada. Tabi Antalyaspor maçına çıkan kadro daha çok tanıdığımız isimlerden oluşuyordu ama ben bu yorumu transferleri göz önünde bulundurarak yaptım. Transfer demişken, Pepe'yi defansı sağlam tutmak için almıştık değil mi? Adam gol attı yahu. Hem de ilk çıktığı maçta attı bu golü. Ne bereketli bir transfer sezonu geçirdi takım böyle. Bire beş veren meyve ağacı gibi oyuncular almışız görünüşe göre. Antalyaspor maçında izlediğim Beşiktaş çok sağlam bir Beşiktaş ki daha sahaya inmemiş kimler var bu takımda. Caner'in iyileşmesi çok iyi oldu. Geçen sene geçirdiği sakatlık tatsız bir zaman kaybına sebep oldu ama performansıyla arayı kapatacağına inanıyorum. Cenk'in penaltı pozisyonuna bakalım. İlk izlediğimde adam adama mücadele gibi göründü gözüme ama sonra baktım ki rakibi ayağını Cenk'in önüne uzatıyor ve dengesini bozuyor. Pozisyon penaltı. Antalyasporlu oyuncu bir sürü itiraz etti ama aslında orada hayıflandığı kendi hatasıydı. Orta sahada mücadele vermiyorsun. Orası ceza sahası. Daha dikkatli müdahil olacaksın yoksa işte böyle yakarsın takımını. Gerçi Beşiktaş'ı yenecek bir futbol da oynamadılar ve o penaltı olmasa da nefesleri yetmeyecekti kara kartala. Temiz, net bir skor oldu iki sıfır. Seyircisiz oynanan maçta olabildiğince iyi bir açılış oldu. Maç iki sıfırlık skorla tamamlandı ama o kadar çok gol kaçtı ki, aslında beş sıfır olması içten bile değildi.

Daha önce Quaresma'nın dediği gibi muhtemelen Beşiktaş bu sene de şampiyon olacaktır. Sezon ortalarına doğru bazen tekliyor takım ama yine de toparlayıp devam ediyor yoluna. Bir şekilde mücadeleye dahil olmuş görüntüsü çizen Başakşehir'e de dikkat etmek lazım. Ligin geçici dönemde flaş takımı olmaktan ileri gitmeleri söz konusu olamaz ama yine de şu anda kendi kategorilerinde zirveyi yaşadıkları bir gerçek. Fenerbahçe ve Galatasaray 2017 - 8018 sezonunda kendilerini bu mücadelenin neresine koydular bilmiyorum ve Trabzonspor'un transfer politikasını da hiç takip etmedim ama Beşiktaş'ın açık ara favori olduğunu söylemekten geri durmayacağım. Ben asıl Şampiyonalar Ligi'ni heyecanla bekliyorum. Bakalım bu sene de orada Beşiktaş'ın önünü kesmek zorunda kalacaklar mı, hep beraber izleyip göreceğiz.

Pepe Beşiktaş seyircilerine gol ile merhaba dedi.

BEŞİKTAŞ 2 - 0 ANTALYASPOR
STAT: Vodafone Park 
HAKEMLER: Cüneyt Çakır, Bahattin Duran, Tarık Ongun
BEŞİKTAŞ: Fabricio, Beck, Pepe, Tosic, Caner Erkin, Hutchinson, Oğuzhan Özyakup (Dk. 74 Tolgay Arslan), Quaresma (Dk. 82 Necip Uysal), Talisca, Babel, Cenk Tosun (Dk. 86 Alvaro Negredo)
ANTALYASPOR: Boffin, Celutska, Salih Dursun, Diego, Sakıb Aytaç, Sandro (Dk. 36 Zeki Yıldırım), Charles, Maicon, Danilo (Dk. 62 Aydın Karabulut), El Kabir (Dk. 79 Emre Güral), Eto'o
GOLLER: Dk. 45+4 Pepe, Dk. 64 Cenk Tosun (P) (Beşiktaş)
SARI KARTLAR: Oğuzhan Özyakup, Tosic, Beck (Beşiktaş), Danilo, Dk. Celutska, El Kabir, Diego Angelo (Antalyaspor)

7 Ağustos 2017 Pazartesi

BEŞİKTAŞ 1 - 2 KONYASPOR (06/AĞUSTOS/2017)


2017-2018 sezonunun ilk resmi maçında Konyaspor ile Süper Kupa mücadelesine çıkan Beşiktaş, sahadan iki birlik yenilgiyle ayrıldı ve sezonu bir kupa ile açma fırsatını kaçırdı. İki takımın da iyi bir mücadele ortaya koyduğu maçta, Konyaspor adına seksen dokuzuncu dakikada gelen penaltı golüne engel olamayan kara kartal, sahadan mağlubiyetle ayrıldı.

İki aylık aranın ardından nihayet özlediğimiz maçlarımıza kavuştuk diyerek söze girmek istiyordum ama hevesimin kursağımda kaldığını itiraf etmek zorundayım. Şüphesiz bu sözlerimin kara kartalın yenilgisinden ve kaçan Süper Kupa'dan kaynaklandığını düşüneceksiniz. Ben de olsam öyle düşünürdüm ancak gerçek farklı. Sene olmuş 2017, hala maça bıçak, pala ve benzeri yaralama, aynı zamanda öldürme amaçlı kullanılabilecek objeler getiren hainler var. Bu hainler Türk sporunun temeline dinamit koymaktan ve ülkenin prestijini alt üst etmekten geri durmama konusunda ısrarcılar. Maç başlıyor, karşılıklı küfürler havada uçuşuyor, stadyum hoparlörlerinden anonslar yapılmasına rağmen devam ediliyor. İçeri sokulan ve maç sırasında yakılan meş'aleleri saymıyorum bile. Ne türden bir ilkelliktir anlamak mümkün değil. Haydi meş'aleyi yaktın aklınca gösteri yapıyorsun, ses çıkartmak amaçlı patlayıcı maddelerin kullanılma sebebi nedir? O maddeler gümbür gümbür patladığında eline ne geçiyor? Ne türden bir amacı var o çıkartılan gürültülerin? Yahu Konyaspor gol atmış, adamlar sahaya inip güvenlik görevlileriyle birbirine giriyorlar. Senin o tribünden aşağıya inmenin sahadaki takımına ne faydası var? Ne yapacaksın, futbolcu mu döveceksin? Eşkıya mısınız kardeşim siz?


Bu yazıyı yazmaya başlamadan önce içimden şu sözler geçti. Acaba geçen sezon Beşiktaş üçüncü yıldızı göğsüne taktığında gerek izleyici olmaktan, gerekse böyle vakit ayırıp maç yorumları yazma hobisinden jübile mi yapsaydım. Yazıyoruz, yazıyoruz hiç bir şey değişmiyor. Yıllar akıp gidiyor hala insan olamıyoruz. Ardından Şampiyonlar Ligi mücadelesi aklıma geliyor. O maçları izleyip takımımın yanında olmazsam olmaz diyorum kendi kendime. İki arada bir derede kaldım ama rezillikler bu şekilde değişmeden devam ederse, zihnime ekilen Beşiktaş izleyicisi olmaktan uzaklaşmaya başlama düşüncesinin kara tohumları meyvelerini vermeye başlayacak. O zaman yesinler birbirlerini. Ne sporcunun ne izleyicinin zeki, çevik aynı zamanda ahlaklısını göremeyeceksem daha fazla bu ortamın içinde bulunmanın da bir anlamı yok.

Maçta kritik olduğu iddia edilen pozisyonlar oldu. Bunlardan birisi Beşiktaşlı oyuncuların penaltı beklentisine girdikleri pozisyondu ancak bunu geçen sezon da defalarca dile getirdim. Şut çektiğinde karşı oyuncunun herhangi bir yerine çarpan toptan penaltı beklemek anlamsız. Şut çekiyorsun ve adamın eline koluna çarpabiliyor. Burada engellemek için elini kolunu kaldırmış mı ona bakacaksın. Kısaca bu maçtaki o pozisyon penaltı değildi. Penaltı beklemek de bir Beşiktaşlıya yakışmazdı. Cenk'i çok beğendim. Gol amaçlı şutları fırtına gibi. Nitekim bir tanesi de gol oldu. Çok şık bir goldü. Defansın büyük hatası ile yenilen golden sonra beraberliği getiren bu gol, kara kartalı kupaya bir adım yaklaştırmıştı. Bu arada kara kartalın yediği ilk gol, tam bir ders niteliğindeydi. Traore kendini defansın arkasında nasıl unutturdu veya Beşiktaşlılar nasıl onu orada tek başına unuttular anlamadım. Büyük bir hataydı ve sonucu gol oldu. Sonrasında Cenk'in golü işi toparlayacak gibi göründü ama rakip buna izin vermedi. Belki maç uzatmalara gitseydi Beşiktaş kupayı alabilirdi zira kondisyonu yüksek bir takımımız var. Quaresma'dan bahsetmezsem olmaz. Adam yaşlanmıyor. Geçen sene ne ise yine o. Süper trivera vuruşlar ve sahanın geneline yayılan bir performans. Konyaspor da iyi bir takım ama bence yüz yirmi dakikayı kaldıramazlardı. Beşiktaş'ın yıldız defans oyuncusu yeni transfer Pepe için büyük talihsizlik oldu son dakika penaltısı. Nasıl boş bulunup rakibine çelmeyi taktı aklım almadı. O kadar net bir pozisyon ki, kaçacak hiç bir yer yok. Sonrasında golü çıkartmak mümkün değildi tabi. Gol sonrası daha önce de dile getirdiğim üzere sahaya inenlerden sebep ortalığın karışmasıyla gölgelenen oyun, Konyaspor'un galibiyeti ile sonuçlandı.


Beşiktaş bu maçta yenilmemeliydi ama son dakikada kişisel bir hatanın sonucunu kapatmak da kolay olamazdı. Ben sahaya çıkan kadrodan memnun kaldım. Maç oynadıkça birbirini tanıyacak yeni oyuncularımız var. Yeni dişlileri sisteme uyum sağlandığında tıkır, tıkır çalışan bir saate dönüşecek kara kartal. Ben bu seneden ümitliyim. Yönetim ameliyat yapar gibi ince transfer yapıyor. Teknik Direktörümüz Şenol Güneş ne istediğini biliyor. Hedefleri ve bu hedeflere ulaşmak için programı olan bir takımımız var. Bunu bildiğim için bir türlü vazgeçemiyorum izlemekten maçları. Süper Kupa'yı elinden kaçıran kara kartal, bakalım bu sene bizi ne üzüntüler ve ne güzellikler yaşatacak.

BEŞİKTAŞ 1 - 2 KONYASPOR
STAT: Samsun Yeni 19 Mayıs Stadyumu
HAKEMLER: Fırat Aydınus, Serkan Ok, Aleks Taşçıoğlu
BEŞİKTAŞ: Fabricio, Beck (Dk. 61 Caner Erkin), Pepe, Tosic, Adriano, Hutchinson, Oğuzhan Özyakup, Tolgay Arslan (Dk. 61 Alvaro Negredo), Quaresma, Babel, Cenk Tosun
KONYASPOR: Serkan Kırıntılı, Skubic, Moke, Ali Turan, Ferhat Öztorun, Ömer Ali Şahiner (Dk. 82 Imoh Ezekiel), Fofana, Bourabia, Ali Çamdalı (Dk. 76 Musa Araz) , Traore, Milosevic (Dk. 65 Jens Jonsson)
GOLLER: Dk. 33 Traore, Dk. 90+5 Skubic (P) (Konyaspor) Dk. 77 Cenk Tosun (Beşiktaş)
SARI KARTLAR: Ali Turan, Bourabia (Konyaspor)

4 Haziran 2017 Pazar

BEŞİKTAŞ 4 - 0 OSMANLISPOR (03/HAZİRAN/2017)


Beşiktaş, 2016 - 2017 sezonu otuz dördüncü maçında Osmanlıspor'u misafir etti. Bir hafta önce şampiyonluğunu ilan eden kara kartal, bu hafta kendi sahası Vodafone Stadyumuna kupasını almak için çıktı. Seyircisi karşısında Osmanlıspor'u dört sıfırlık farkla geçen Beşiktaş, şanına yakışır bir şekilde üst üste ikinci şampiyonluk kupasını kaldırarak ve on beşinci şampiyonluk şerefine üçüncü yıldızı formasına takarak tarih yazdı. 

Takımımız sahaya çıkarken onları alkışlayan ve maça tebrik pankartı ile çıkan Osmanlıspor'a ne kadar teşekkür etsek azdır. Böylelikle Atatürk'e layık birer evlat olarak, sporcunun zeki çevik, aynı zamanda ahlaklısı olduklarını tüm spor kamuoyuna gösterdiler. Beşiktaş şampiyonluğunu çoktan ilan etmiş bir takım olmasına rağmen hala gole oynayarak ve artık gösteri maçına dönüşmüş bir oyunda dört gol atarak, amatör heyecanını her şartta sürdürdüğünü gösterdi. Beşiktaş son üç maçında da dörder gol atarak inanılmaz bir performans sergiledi. Maç sonrası Şenol Güneş hocamızın yaptığı açıklama beni çok heyecanlandırdı zira hocamız gelecek sene daha da iyi olmalıyız diyerek, başarılara henüz doymadığını açıkça ilan etti. Zaten hep böyle olması gerekiyordu ve uzun yıllardır sahada, seyirci kadar davaya inanan böyle iyi bir takım olmamıştı. Profesyonelliği para kazanmaktan ibaret gören oyunculardan çok kendini Beşiktaşlı gören oyuncularla sahaya çıkmanın farkını bir kez daha gördük. Bu ahenk bozulmadığı sürece Beşiktaş üçüncü şampiyonluğu da kaçırmaz gibi görünüyor. Quaresma'da açıkça seneye tekrar şampiyon olacağız diyerek takımın ne kadar iddialı olduğunu beyan etti. Bu arada Quaresma, tribünlerden kendisine seslenen genç bir Beşiktaşlıyı kırmayıp onunla fotoğraf çekilerek, ne kadar alçak gönüllü olduğunu bir kez daha gösterdi. Bu sahne, şampiyonluk kutlamalarındaki en güzel anlardan birisiydi. Q7, rahmetli, Süleyman Seba'nın gerçek Beşiktaşlı duruşunu en iyi şekilde temsil eden oyuncularımızdan birisi olduğunu bir kez daha gösterdi. 


Quaresma, genç hayranını kırmayarak gerçek 
Beşiktaşlı duruşunu bir kez daha sergiledi.

Gün itibariyle Türkiye'nin en iyi kulübü Beşiktaştır. Bu, sadece üst üste gelen iki şampiyonlukla ölçülen bir değer değil. Beşiktaş Türkiye'nin en modern stadyumunu inşa etti. Beşiktaş'ın bütün maçları tıklım, tıklım seyirciyle dolup taşıyor. Beşiktaş üçüncü yıldızı formasına taktı ve inanılmaz sayıda bir forma satışı var. Beşiktaş eski yönetimin sebep olduğu borç batağından üstün bir yönetim başarısı ile hızla çıkıyor. Yakında hiç borcu olmayan kusursuz bir kulüp olarak Avrupa sahnesindeki en iyi kulüplerden birisi olacak. Beşiktaş Türkiye standartlarının üstünde bir kulüp. Bugün artık dört büyükler tanımlaması anlamını yitirdi. Sadece tek bir büyük var, o da Beşiktaş. Bunların hiç birisi benim kendi düşüncelerim değil. Ne mutlu ki bu yazdıklarımın hepsi gerçek. Bir rüyaydı gerçekleşenler. Babamın rüyası idi. Ondan öğrendim ve benim de rüyam oldu. Babam dünya gözü ile göremedi ama ben onun adına ve kendi adıma gördüm. Bir gün herkes Beşiktaşlı olmayacak ama olanlar parmakla gösterilecek. Atadan Beşiktaşlı olanlar yıldızları göğüslerinde şerefle taşıyacaklar. Genç nesillerden Beşiktaşlı olanlar ise bu gururla doğdukları için çok şanslı olacaklar. Geçmişe baktıklarında bu noktaya gelmek için verilmiş olan mücadeleyi hayranlıkla izleyecekler. 

Bu şampiyonluğu bir Beşiktaşlı olarak kendi adıma, bir kaç gün önce helikopter düşmesi sonucu bu dünyadan göç eden şerefli askerlerimize, bu vatanın ay yıldızlı bayrağındaki al renge kanını veren gerçek kahramanlara hediye etmek istiyorum. Vatanın şerefli çocuklarına, Şeref beyin siyah beyazlı kardeşlerinden selam olsun. Beşiktaş'ın şampiyonluğu tüm camiamıza hayırlı olsun. 


BEŞİKTAŞ 4 - 0 OSMANLISPOR
STAT: Vodafone Stadyumu 
HAKEMLER: Arda Kardeşler, Mehmet Cem Hanoğlu, Cevdet Kömürcüoğlu
BEŞİKTAŞ: Fabricio, Beck, Mitrovic, Tosic, Caner Erkin(Dk. 59 Adriano), Gökhan İnler, Tolgay Arslan (Dk. 71 Necip Uysal), Aboubakar, Oğuzhan Özyakup, Babel, Cenk Tosun 
OSMANLISPOR: Ahmet Eyüp Türkaslan, Regattin, Szukala, Numan Çürüksu, Muhammed Bayır, Maher, Luiz Carlos, Delarge, Rusescu (Dk. 46 Thievy Bifouma), Engin Bekdemir (Dk. 58 Sinan Kurt), Webo
GOLLER: Dk. 16, 89 Cenk Tosun, Dk. 31 Tosic, Dk. 73 Aboubakar (Beşiktaş)
SARI KARTLAR: Luiz Carlos (Osmanlıspor)


28 Mayıs 2017 Pazar

GAZİANTEPSPOR 0 - 4 BEŞİKTAŞ (28/MAYIS/2017)


Beşiktaş, 2016 - 2017 sezonu otuz üçüncü maçında Gaziantepspor'a misafir oldu. Geçen hafta Rizespor'a yenilerek Süper Lig'e veda eden ev sahibi takım karşısında dört farklı galibiyete ulaşan Beşiktaş, ligin bitmesine bir hafta kala, Türkiye Süper Ligi 2016 - 2017 sezonunun şampiyonu oldu. On beşinci şampiyonluk, formaya bir yıldız daha getirdi. Kara kartal artık formasındaki armanın üzerinde üç yıldız taşıyacak. Üst üste ikinci şampiyonluğu yakalayan Beşiktaş, seneye ülkemizi Avrupa Şampiyonlar Ligindeki gruplara doğrudan katılarak temsil edecek.

Beşiktaş, Gaziantep'e ulaşmadan önce, binlerce izleyicisi çoktan onları karşılaşmak için kente gitmişti. Adeta kendi sahasında gibi oynayan Beşiktaş için, bu sahadan galibiyet çıkartıp şampiyonluğunu ilan etmek kaçınılmazdı. Son dört haftaya temkinli girmesine rağmen kendi göbeğini kendi keserek gerekli puanları tek, tek toplayan takımımız, ligi alnının akıyla şampiyon olarak tamamladı. Bu şampiyonluk, kara karalı maddi ve manevi olarak ezeli rakiplerinden bir adım daha öteye taşıdı. Bundan sonraki dönem, kulüp yönetimindeki istikrarın sürmesi durumunda, üç veya dört büyükler olarak değil tek büyük Beşiktaş'ın dönemi olarak anılacak. Bu, genel için her ne kadar iddialı bir ön görü gibi algılansa da, gerçek bu. Rahmetli babamın bu günleri görmesini çok isterdim. Sevdiklerini ve Beşiktaş'ını bırakıp gideli tam on sene olmuş. Sahaya çıkan takımda tanıdığı bir tek oyuncu kalmamış. İnönü stadı yok olmuş. Peki neler olmuş babam yokken? Hep hayaller kurardı. 'Düşünsene' derdi 'tribünlerinin tamamının üzeri kapalı, çift skor bordlu bir stadyum. Şampiyon olduğunda gökyüzüne lazerle şampiyon Beşiktaş yazılan bir dönem ne müthiş olurdu.' Bence de çok müthiş olurdu babacığım. Gökyüzüne lazerle şampiyon Beşiktaş yazmadık ama yeni nesillerin kalbine yazdık. Tribünlerinin üzeri tamamen kapalı, iki skor bordlu stadyumumuz da oldu. Tam da hayal ettiğin gibi inşa ettiler o mabedi. Sen yokken Avrupa'nın seçkin oyuncularının tercih edeceği bir kulüp haline geldik. Geleceğin süper yıldızları buraya kiralık gelip geri dönmek istemiyorlar. Böyle güzel günler yaşıyor kara kartal. Milli takımda görev yaparken gerek basındaki bazı alçakların, gerekse futbol çevrelerinin yaptığı büyük haksızlıklarla hak ettiği yere gelemeyen büyük futbol adamı Şenol Güneş, şimdi Beşiktaş'ı şampiyonluktan şampiyonluğa koşturuyor. Maçı açık ara önde götüren takımına golcü alacak kadar iştahlı bir teknik direktör daha gelmedi Beşiktaş'a. Büyük yıldız olabilecekken kendini yok eden oyuncuları ağabeylik yapıp takıma ve spora kazandıracak tek bir teknik direktör daha gelmedi. Bu güzellikleri yaşıyoruz babacığım. Sen rahat uyu. Kara kartal emin ellerde.


Şunu özellikle dile getirmek istiyorum ki, Beşiktaş, izlemeye başladığım 1989 yılından beri bence en başarılı sezonunu geçirdi. Önce Şampiyonlar Ligindeki yükselişi ile futbol otoritelerinin gözünü korkuttu ve önceden yapılmış olabilecek bazı hesapları alt üst etmeden önce bertaraf edildi. Yoluna UEFA kupasında devam eden kara kartal orayı da deprem gibi salladı ama ne yazık ki çeyrek finalde penaltı atışları ile elendi. Bu arada Türkiye Süper Ligi şampiyonluk kupasını kazanmak üzere tavizsiz yürüyüşünü sürdürdü. Ezeli rakipleri tek, tek kendilerini yarıştan düşürürken, Beşiktaş son maçlarda gözle görülür yorgunluk belirtileri göstermesine rağmen ipi göğüsleyen taraf oldu. Ben öncelikle bu sezon boyunca bizlere bu keyfi yaşatan kulüp yönetimi, teknik kadro ve futbolculara, sonra yazılarımı okuyup geniş kitlelere ulaşmasını sağlayan ve üyesi olmaktan şeref duyduğum Beşiktaş Gelişim Grubundaki arkadaşlarıma, son olarak da futbol sohbetleriyle beni yalnız bırakmayan, elimde kalan son baba olan Demir babaya teşekkürlerimi sunarım. Şampiyonluk hepimize hayırlı olsun. Gelecek sezon çok daha büyük başarılar ve güzellikler yaşamak dileğiyle ve önümüzdeki hafta şampiyon Beşiktaş'ın Vodafone Stadyumundaki son maçında görüşmek üzere sevgiyle kalın.


GAZİANTEPSPOR 0 - 4 BEŞİKTAŞ
STAT: Kalyon Stadyumu
HAKEMLER: Mete Kalkavan, Kerem Ersoy, Esat Sancaktar
GAZİANTEPSPOR: Erten Ersu, Pedroso, Musa Nizam, Fatau (Dk. 84 Serkan Bakan), Barış Yardımcı (Dk. 62 Alpay Koçaklı), Abdülkadir Kayalı,Thiam, Orkan Çınar, Kangwa, Ben-Hatira (Dk. 75 Doğanay Kılıç), Ghilas
BEŞİKTAŞ: Fabricio, Gökhan Gönül, Marcelo, Tosic, Adriano, Oğuzhan Özyakup (Dk. 83 Caner Erkin), Tolgay Arslan, Cenk Tosun (Dk. 60 Necip Uysal), Talisca, Babel, Aboubakar (Dk. 77 Demba Ba)
GOLLER: Dk. 6 Babel, Dk 39 Oğuzhan Özyakup, Dk. 65 ve 76 Talisca (Beşiktaş)
SARI KARTLAR: Evans Kangwa, Musa Nizam (Gaziantepspor) 

20 Mayıs 2017 Cumartesi

BEŞİKTAŞ 4 - 1 KASIMPAŞA (20/MAYIS/2017)


Beşiktaş, 2016 - 2017 sezonu otuz ikinci maçında Kasımpaşa’yı misafir etti. Basında yer bulan istatistik bilgiler doğrultusunda maçın Beşiktaş adına ne kadar da zor geçeceği yönünde yürütülen algı operasyonu sonuç vermedi. Beşiktaş bildiği yoldan şaşmayarak gerçek kimliğini ortaya koydu ve kendi seyircisi karşısında sahadan galip ayrılmasını bildi.

Maç öylesine hızlı başladı ki, daha biz ne olduğunu anlamadan topu kapan Oğuzhan, ceza sahasına dalarak topu Aboubakar ile buluşturdu. Dakikalar ikiyi gösterirken Aboubakar topu ağlarla buluşturmuştu bile. Zor geçeceğini düşündüğümüz maç birden çözülüverdi diye aklımızdan geçirirken o da ne! Dördüncü dakikada ilk atağına kalkan Kasımpaşa, Samuel’in ayağından golü bularak karşılık verdi. Dört dakikaya sığan iki golle neye uğradığımızı şaşırdık. Ben biraz da korktum diyebilirim çünkü Kasımpaşa bu gol ile maça iyi bir yoğunluk sağlarsa, başımıza iş açarız diye düşündüm. Ancak beklediğim gibi gelişmedi olaylar. Beşiktaş yediği golü umursamaksızın kendi oyununu oynamaya başladı. Kara kartal öylesine hızlı paslaşıyordu ki, Kasımpaşalı oyuncular takip etmekte zorluk çekiyorlardı. İlk yarı adeta Beşiktaş’ın ablukası ile geçti diyebilirim. Kasımpaşa sadece üç defa organize atağa kalkabildi ve ilkinde de golü bulmuşlardı zaten. Beşiktaş daha çok Quaresma’nın oynadığı sağ kanattan yüklenmeyi tercih etti. Aboubakar’ın bir topu üst direkten döndü. Bir çok organize atağımız, Kasımpaşa ceza sahasında kaybolup gitti. Bu kadar çok ataktan daha çok gol çıkarmamız gerekirdi belki ama Beşiktaş’ta sezonun yorgunluğu da yavaş, yavaş belirginleşmeye başladı. Yine de takımın iyi idare ettiğini ve teknik kapasitesini en iyi şekilde sahaya yansıttığını söylemeliyim. Bir de sezon başı olsa kimse tutamazdı kara kartalımı ki önümüzdeki sezon nokta atış transferlerle desteklenecek bir Beşiktaş, aynen öyle olacak. İlk yarıda karşılıklı olarak bir çok faul pozisyonu oldu. Bunlardan bir çoğu omuz omuza mücadele şeklindeydi ve futbolcular kendilerini yere bırakmaktan çok ayakta kalmayı tercih ederek oyunun seyir zevkini üst seviyede tuttular. Bunun yanında çok sert bazı pozisyonlarda yerde kalan oyuncularımız da oldu. Aboubakar’a arkadan yapılan bir müdahalede yerde kaldığını hatırlıyorum. İlk yarıdan Beşiktaş adına en az iki gol daha bekliyordum ancak otuz üçüncü dakikada sol kanattan yapılan bir atağımızda Kasımpaşalı defans oyuncusu yapılan ortayı koluyla engelleyince hakem penaltıyı verdi. Vuruşu kullanan Quaresma kalecinin kapattığı köşeye topu gönderdi ve yüreğimizi ağzımıza getirdi ama top kalecinin kolunun altından sıyrılıp ağlarla buluştu. İlk yarının son on dakikasında maç biraz soğudu ve kırk beşinci dakikada Beşiktaş adına kazanılan korner, hakem tarafından kullandırılmayınca devre tamamlanmış oldu.


Beşiktaş ikinci yarıya da çok iyi başladı. İlk atak Kasımpaşa adına gelişse de, Beşiktaş’ın bu atağa cevabı gol ile oldu. Aboubakar ve Talisca ikilisi, kırk dokuzuncu dakikada paslaşarak beş kişinin arasına daldılar ve Talisca kaleci ile karşı karşıya kalınca golünü attı. Basit bir deyişle, Beşiktaş ikinci yarıya gol ile başladı. Bu dakikadan sonra oyun orta tempoda ve kara kartalın kontrolü altında geçmeye başladı. Kasımpaşa, hafta içinde oynadığı Türkiye Kupası mücadelesine rağmen diri göründü ama onların da sezon yorgunu olduğu belli oluyordu. Nadir gelişen ataklarının etkili olduğunu da notlarımıza ekleyelim. Aboubakar, üçüncü golden sonra ceza sahası içerisinde çok daha rahat oynamaya başladı. Altmış ikinci dakikada Talisca oyundan alındı. Yerine Necip oyuna dahil oldu. Hemen peşinden de kara kartalın dördüncü golü geldi. Sağ kanattan atağa kalkan Q7, adeta adrese teslim bir orta yaparak topu Babel ile buluşturdu. Babel şık bir kafa golü ile Beşiktaş’ı dört bir öne geçirdi. Necip her zaman olduğu gibi oyuna girer girmez sarı kart görmeyi başardı. Bir oyuncu nasıl hem bu kadar efendi ve aynı zamanda sürekli sarı kart gören bir oyuncu olabiliyor anlamıyorum. Bu arada yediği dört golden sonra hala atak yapma çabasında olan Kasımpaşa beni şaşırttı. Ben bunları düşünürken Şenol Güneş hocamız yetmişinci dakikada Aboubakar’ı oyundan aldı. Onu daha fazla yormanın da bir anlamı yoktu. Yerine diğer golcümüz Cenk girdi. Her zaman olduğu gibi, Şenol hocamız atılan dört gole rağmen yine gol istiyordu. Hocamızın bu tavrına bayılıyorum. Hiç peşini bırakmıyor işin. Varsın bir gol daha olsun diyor. Fazla gol göz çıkartmaz değil mi? Oyuna defans oyuncusu alıp geriye yaslanmak da Beşiktaş'a yakışmayacağına göre hocamız en iyisini yapıyor. O sırada Cenk rakibine arkadan müdahale ederek sarı kart gördü. Bir de üstüne itiraz ediyor. Göz var nizam var Cenk. Adam yerinden zor kalktı. Maç bitmiş artık ne gerek var? Dakikalar neredeyse sekseni göstermek üzereyken, Şenol Güneş’in oyuncularını saha kenarından azarladığını gördüm. Bu ne disiplin hocam. Helal olsun sana. Maç bitmiş artık ama laubaliliğe tahammülün sıfır. İşte gerçek profesyonel. İşte gerçek futbol adamı. Maçta hızla sona doğru yaklaşılırken, Kasımpaşa’nın gol için ısrarcılığı sürüyordu ve seksen dördüncü dakikada kalecimiz Fabri’nin iki hamlede çıkarabildiği tehlikeli bir gol pozisyonuna imza attılar. Maç artık Beşiktaş için eziyete dönüşmüş gibi görünmeye başladı. Oyuncularımız atağa kalkarken bile ayakları zor gidiyordu ileriye ki bunun için onları suçlamamız mümkün değil. Şenol hoca baktı olmayacak, defansa müdahalede bulundu. Son beş dakikada görev yapmak üzere oyuna Andreas dahil oldu ve Gökhan saha kenarına çekildi. Son üç dakikaya girilirken artık seyircinin de tezahürat yapacak hali kalmamıştı. Herkes farklı galibiyetin tadını çıkartmak için son düdüğü bekliyordu. Bu dakikalarda gelişen ısrarcı Kasımpaşa ataklarının gol getirmemiş olmasına çok sevindiğimi söylemeliyim. Zoraki atak yapan bir Beşiktaş ve ikinci bir şeref sayısı isteyen Kasımpaşa arasında geçen son bir kaç dakikalık mücadelede başka gol olmayınca, kara kartal seyircisinin tekrar canlanan tezahüratları arasında maçı kazandı. Futbolcularımızın üzerinde öyle bir sezon yorgunluğu oluşmuş ki, son düdükten sonra galibiyet sevinci gösteremediler bile.


Şimdi durum değerlendirmesi yapalım. Sezonun tamamlanmasına sadece iki maç kaldı. Önümüzdeki hafta Gaziantep deplasmanına gidiyoruz ancak Gaziantep bugün Rizespor’a yenilerek Süper Lige veda etti. Bu durumda haftaya ligden düşmeme mücadelesi vermeleri söz konusu olmadığına göre prestij maçına çıkacaklar. Beşiktaş’da şampiyon olmak istediğine göre herhalde bu maçta puan bırakmayacaktır. Son maçımız Osmanlıspor ile Vodafone Arena’da oynanacak. Sanırım iş bu maça kalmayacak. Bu hafta ensemizden ayrılmayan Başakşehir’in Trabzon deplasmanında puan kaybedeceğini düşünüyorum. Ne olur bilinmez ama gerçek olan bir şey varsa, şampiyonluk kupası şu anda kara kartalın pençeleri altında. Eğer her şey yolunda gider ve Beşiktaş şampiyon olursa, son maçın kendi sahamızda olması büyük bir keyif olacak. Tazesi tazesine kutlanan şampiyonluk pek keyifli oluyor. Sonradan kaldırılan kupada heyecan biraz kırılıyor. Şu sözlerime bak hele. Çok havasına girdim şampiyonluğun. Şu iki hafta bir geçse.

Son olarak,başka bir yerde gördüğüm ve kendimce tekrar düzenlediğim bir çıkartmayı paylaşacağım sizlerle. Kalan son iki hafta için gönlünüzce paylaşabilirsiniz. ;)


BEŞİKTAŞ 4 - 1 KASIMPAŞA
STAT: Vodafone Arena
HAKEMLER: Serkan Çınar, Kemal Yılmaz, Mehmet Cem Hanoğlu
BEŞİKTAŞ: Fabricio, Gökhan Gönül (Dk. 86 Andreas Beck), Marcelo, Tosic, Adriano, Oğuzhan Özyakup, Tolgay Arslan, Quaresma, Talisca (Dk. 65Necip Uysal), Babel, Aboubakar (Dk. 71 Cenk Tosun)
KASIMPAŞA: Ramazan Köse, Popov, Veysel Sarı, Titi, Veigneau, Abdullah Durak (Dk. 58Ahmed Ildız), Sadiku, Tunay Torun (Dk. 57 Hasan Bilal), Castro, Eduok (Dk. 86 Cristian Guanca), Batuhan Altıntaş
GOLLER: Dk. 2 Aboubakar, Dk. 33 Quaresma (Penaltıdan) Dk. 49 Talisca, Dk. 65 Babel (Beşiktaş), Dk. 4 Eduok (Kasımpaşa)
SARI KARTLAR: Abdullah Durak, Sadiku (Kasımpaşa) Necip Uysal, Cenk Tosun (Beşiktaş)

16 Mayıs 2017 Salı

BURSASPOR 0 - 2 BEŞİKTAŞ (15/MAYIS/2017)


Beşiktaş, 2016 - 2017 sezonu otuz birinci maçında, Bursaspor'a misafir oldu. Ev sahibi takımın son dönemde çizdiği olumsuz grafiğe rağmen zorlu geçeceği şüphe götürmeyen mücadelede, Beşiktaş üç puanı alan taraf oldu ve şampiyonluk yürüyüşünü sürdürdü. 

Konuya bir soru ile giriş yapmak istiyorum. Sizce sözde futbol camiasının Beşiktaş'ın şampiyonluk yürüyüşünden duyduğu rahatsızlık şaşırılacak bir durum mudur? Elbette hayır. Bakınız her fırsatta dile getiriyorum. Bu kulübü yönetenler, ortaya beş yıllık bir kalkınma planı koydular. Bu plan dahilinde önce bin bir türlü siyasi zorluk, doğru hamleler yapılarak aşıldı ve İnönü Stadyumu yıkıldı. Yeni stadyum inşa etmeyi bir kenara koyun, mevcudu yıkmak için izin almak bile bir mücadeleydi. Yerine, tabiri caiz ise kulübe çağ atlatacak modern bir stadyum yapıldı. Sözde futbol camiasından kimsenin, Beşiktaş stadyumu olmaksızın her maçta oradan oraya sürüklenirken ve bir önceki basiretsiz yönetimin kendisini içine düşürdüğü bataklıkta çırpınırken, sesi çıkmıyordu. Bu takım geçen sene maçlarının yüzde doksan sekizini dışarıda oynadıktan sonra şampiyon oldu. Biz inandık. Çocuklar da inandı. Şimdi Beşiktaş, maddi kaostan adım, adım uzaklaşıyor ve bununla birlikte her gün yükselen bir grafik çizerek sportif başarıyı da elde ediyor. Bu işin sonunda kara kartal ulaşılamaz bir noktada olacak. Şimdi tekrar soruyorum. Sizce sözde futbol camiasının Beşiktaş'ın şampiyonluk yürüyüşünden duyduğu rahatsızlık şaşırılacak bir durum mudur? Cevap değişmedi değil mi? Elbette hayır. O zaman kara kartalın yapması gereken tek bir şey var. Gözünü kulağını tüm dış etkenlere kapatıp, hedefine yoğunlaşmak. Bu hafta deplasmanda oynanan Bursaspor maçı, camiamızın bu yoğunluğu sağladığını cümle aleme gösterdi. 


İkili mücadeleler kıran, kırana geçti.

Bursaspor her zaman değerli ve güçlü bir rakip olmuştur. Elbette doksanlı yılların ortalarında, hain medyanın desteğiyle zirve yapan tribün terörü döneminde yaratılmış sanal bir düşmanlık var ise de bu, benim yeşil Bursa'nın değerli ve köklü kulübü hakkındaki olumlu düşüncelerimiz değiştiremez. Tabi kendini haksız bir şekilde spor izleyicisi olarak tanımlamak suretiyle sahaya patlayıcı ve yabancı maddeler atıp oyunun durmasına sebep olanları bu olumlu düşüncelerimin dışında tutuyorum. Onlar ne yazık ki her stadyumda hala varlar. Bir türlü bitemediler. Bence spor camialarının en büyük hastalığı bu kesimlerdir ve artık camialarla olan bağları tamamen koparılmalıdır. Son bir kaç maçta adeta tepe taklak olan Bursaspor, iyi bir takım olmasına rağmen zorlu bir dönem geçiriyor. Son haftalarda yenilen fazla gol sayısı, takımın dengesini bozmuş durumda ve tam da o dönemde Beşiktaş ile karşı karşıya gelmeleri, kara kartalı kaçınılmaz bir şekilde 'Çıkış noktası' pozisyonuna yerleştirdi. Bursaspor, yeni stadyumu Timsah Arena'da vefakar seyircisini de arkasına alarak kara kartalın karşısına çıktı. Maç kıran kırana geçti desek yeridir. Hakem bir çok pozisyonda sert ikili mücadelelere izin veridi ki bu durum, Avrupa arenasına çıkacak takımlar için iyi bir tecrübe zira o sahalarda her temasta faul düdüğü çalınması söz konusu değil. Maç sonrası sözde spor medyasının yine Quaresma'yı hedef tahtasına oturttuğu ve Beşiktaşlı arkadaşlarımın bile bu algı operasyonundan etkilendiğini gözlemledim. Yahu adamlar bizim oyuncumuzun centilmen olmamasından değil, takımı başarıya sürükleyen bir oyuncu olmasında rahatsızlar. Biz neden oyuncumuzun arkasında değil de Beşiktaş'ın başarısını istemeyenlerin yanında duralım? Maçı tamamını değil ama sadece özet görüntülerini izlediğimizde bile sahanın her yerine adım atan, rakibi zorlayan, topu direkten dönen, ikili mücadelelerde hedef olan bir tek oyuncu vardı. O da Quaresma'ydı. Bu adam yine tek başına sürükledi takımı başarıya ama medya, Bursaspor Beşiktaş maçlarının doğasında olan sert ikili mücadelelerden bazılarını cımbızla seçip servis etmekten geriye durmadı. Quaresma'nın rakibine arkadan tekme attığını gösteren fotoğraflar boy, boy paylaşılırken, Quaresma'ya savrulan karate tekmesi pozisyonları medyada yer bulmadı. Kaldı ki Quaresma, servis edilen fotoğraflardaki o pozisyondan hemen sonra rakibine sarılıp onu başından öptü. Kötü niyeti olan adam arkasına bile bakmadan çekip gider. Herkesten önce ben eleştiririm. Quaresma kullandığı müthiş serbest vuruşu kurtaran Bursaspor kalecisi Harun'u bizzat tebrik ederken objektifler o tarafa dönmedi. Quaresma her zamanki gibi maçı aldı ama medya onu yine günah keçisi yaptı. Taraflı olduğu ve bir takımı tuttuğu açıkça belli olan bir eski futbolcu spor yazarı, hakemi Quaresma'yı oyundan atmadığı için suçladı. Hatta bu durumu sayın başkanımıza bile sormaya cesaret edecek kadar ileri gittiler. Elma veren ağacı taşlamak ne tatlıymış böyle. Tabi elmayı yiyen kendisi olmayınca kıskançlık ne yazık ki lanet insan oğlunun doğasında var ve ilk fırsatta açıkça ortaya çıkıyor öyle değil mi? Peki bütün bu olanlar Quaresma'nın değerini bir Beşiktaşlı olarak benim gözümde düşürebildi mi? Hayır. 

Düşünülenin aksine, başarısından sebep eleştirilerin hedefi olan Quaresma,
sahada basılmadık tek bir nokta bırakmadı.

Şartlar, zaten hep iki tarafın da yüksek beklentide olduğu Bursaspor Beşiktaş mücadelesini, bir tık daha ileriye taşıdı. Maçın ilk yarısında Beşiktaş adeta dalga dalga geldi ve Bursaspor'da elinden geleni yaptıysa da, geçmiş haftalarda çizilen profilin gölgesinden kurtulmakta sıkıntı çekti. Aslında durumu kurduğum cümlelerle biraz fazla süsledim. Tek seferde ifade etmek gerekirse, Beşiktaş, rakibinden en az iki gömlek daha üstündü ve bu açıkça görülebiliyordu. Bu arada takımımın maçtaki performansı, bana Beşiktaş'ın şampiyon olmayı ne kadar çok istediğini gösterdi ve mutlu oldum. Demek ki aynı geçen senede olduğu gibi biz inandık ve çocuklar da inandı. Hala üç hafta var ligin bitimine ama olsun. Bu inanç her şeye bedel. Neyse efendim dakikalar hızla ilerledi ve ilk yarı golsüz geçildi. İkinci yarının altmış beşinci dakikasında Beşiktaş, ders kitaplarında okutulması gereken müthiş bir atağa kalktı. Kendi sahasında paslaşmaya başlayan oyuncularımız, topu bir ileri bir geri öyle bir çevirdiler ki, Bursasporlu oyuncuların adeta başını döndürdüler. Bu gözle takip etmesi bile zor olan paslaşmanın sonucunda topla buluşan Cenk, iki oyuncu ve bir kaleciyi soğukkanlılıkla geçtikten sonra şık bir gole imza attı. Bu arada gol pozisyonunu Beşiktaş'ın ceza sahasında başlatanın Cenk olduğunu ve pozisyonun sonunda topla son buluşan oyuncunun yine Cenk olduğunu ekleyelim. Bu adam atağı kendi başlattı ve golü de kendi attı. İnanılmaz güzel bir atak kurgusuydu ve tabi çok güzel bir goldü. Hiç bir yerde okumadım ama kesin sözde spor yazarları, gol pozisyonunu başlatırken Cenk'in rakibine faul yaptığını yazmışlardır. Hayır efendim. Faul filan yapmadı Cenk. Adam ikili mücadelede kendini yere attı. Olacakları biliyordu ve şansını denedi. Yaptığı hata döndü dolaştı ve gol oldu. Bu arada şunu eklemek istiyorum. Geçen hafta sözde spor yazarları Cenk'i en gaddar şekilde eleştiriyorlardı. Utanmadan takıma olan katkısını tartışıyorlardı. Fenerbahçe maçında son dakikada kendi kalemize attığımız gol, onlara mesnetsizce konuşma fırsatı vermişti. Şimdi bakalım ne yazacaklar Cenk için. Ben söyleyeyim. Hiç bir şey olmamış gibi davranacak ve hiç bir şey yazmayacaklar. Tabi bu Cenk'in gerçek bir Beşiktaşlı olduğu ve çok iyi bir golcü olduğu gerçeğini değiştirecek mi? Tabi ki hayır. 


Cenk, attığı şık gol ile kara kartalı uçurdu !

Kara kartalın ilk golünü takiben, oyuna olan yoğunluğu adeta incecik bir ipliğe bağlı olan Bursaspor, kendini bıraktı. Bundan sonra sahada sadece Beşiktaş vardı ve ilerleyen dakikalarda, Beşiktaş'ın gelmiş geçmiş en Beşiktaşlı yabancı oyuncusu Quaresma'nın topu direkten döndü. Bu adamı izlerken gözlerim yaşarıyor. Ah! Şunu da eklemek istiyorum. Quaresma'yı baltalamak isteyenler, yönetimin bu adamla üç sene sözleşme imzaladığını ve maaşında da iyileştirmeye gittiğini biliyorlar mı? Yönetimin arkasında durduğu bir oyuncuyu yıkamazsınız. Boşuna beklemeyin. Maçta bir gol daha olur mu olmaz mı derken, dakikalar doksanı gösterdi ama Aboubakar ben demeden maç bitmez diyerek, Beşiktaş adına bir gol daha attı. Çok açık söylüyorum, Bursaspor maçını kara, kara düşünüyordum. Kara kartal endişelerimi boşa çıkarttı ve net bir skorla Bursaspor'u yenmeyi başardı. Şimdi ne olacak? Elbette bayrakları asmayacağız daha balkona ama en azından geçen hafta yaşanan hayal kırıklığının etkisi silindi gitti takımımın üzerinden. Şampiyonluk yakın mı bilmiyorum ama en azından içim rahat artık. Üç hafta daha bekleyip, izleyip göreceğiz. 



BURSASPOR 0 - 2 BEŞİKTAŞ
STAT: Bursa Büyükşehir Belediyesi
HAKEMLER: Bülent Yıldırım, Serkan Olguncan, Asım Yusuf Öz
BURSASPOR: Harun Tekin, Erdem Özgenç, Sivok, Ertuğrul Ersoy, Aziz Behich (Dk. 55 Onur Atasayar), Şamil Çinaz, Jorquera, Kubilay Kanatsızkuş, Bilal Kısa, Emre Taşdemir (Dk. 46 Bogdan Stancu), Sinan Bakış
BEŞİKTAŞ: Fabricio, Gökhan Gönül(Dk 79 Andreas Beck), Marcelo, Tosic, Adriano, Hutchinson (Dk. 63 Cenk Tosun), Tolgay Arslan, Oğuzhan Özyakup, Quaresma (Dk. 90 Necip Uysal), Babel, Aboubakar
GOLLER: Dk. 65 Cenk Tosun, 90+5 Aboubakar (Beşiktaş)
SARI KARTLAR: Bilal Kısa, Sivok, Ertuğrul Ersoy, Jorquera, Şamil (Bursaspor), Quaresma, Babel (Beşiktaş)