21 Eylül 2018 Cuma

BEŞİKTAŞ 3 - 1 SARPSBORG (20/EYLÜL/2018)


Beşiktaş, UEFA Avrupa Ligi I Grubundaki ilk maçına Norveç takımı Sarpsborg'u misafir etti. Kara kartal, evi Vodafone Arena'da oynamanın avantajını da arkasına alarak tam üç gol atıp rakibini net bir skorla geçti. Son dakikada ağlarında gördüğü tek gole rağmen de gruptaki ilk maçından galibiyetle ayrılmayı başardı.

Öncelikle şunu söylemek istiyorum. Maç öncesi Teknik Direktör Şenol Güneş'in çıktığı basın toplantısında sorulacak soruların hep maçla ilgili olmasını isterdim ancak ilk soru, başka bir takıma transfer olan golcü Negredo ile ilgili oldu. Demek istediğim kara kartalın nereye gittiği ve hedeflerinin neler olduğu değil, işin magazin kısmı basını daha çok cezbediyor. Bu da ne kadar averaj seviyede bir medyaya sahip olduğumuzun göstergesi. Şenol hoca da olabildiğince doğru şekilde açıklamaya çalıştı ve golcü mevkinde kalabalık söz konusu olduğunu ve birilerinin gitmesi gerektiğini aksi taktirde kulübe mali yük olacağını söyledi. Ardından da elli defa aynı şeyi söylediği halde anlamadıklarını da dile getirdi ama toplantıyı izleyenlerin nato mermer nato kafa olduğu için tekrar aynı şeyleri soracaklarından belli ki hiç şüphesi yoktu. Daha sonrasında Şenol hocanın haklı çıktığını gördük ve aynı santrfor soruları bir kaç şekilde süslenerek tekrar soruldu. İzlerken çok eğlendim. Yani UEFA Avrupa ligi kapıya dayanmış, hala santrfor transferi derdindeler. Koca kulüp, yönetim ve teknik kadro bunların hiç birini düşünmedi bir siz düşündünüz değil mi? Bari oyuncu da tavsiye edin tam olsun.


Evet, ikinci paragrafı aşıp üçüncüye geldik ama hala maçtan bahsedemiyoruz. Neden? Elbette hain basın yüzünden. Maç bittiğinde Şenol Güneş tekrar basın toplantısına çıktı ve beklendiği üzere ilk soru, hafta sonu oynanacak olan Fenerbahçe derbisi ile ilgiliydi. Yani anlayacağınız kara kartalın aldığı galibiyet hiç bir şey ifade etmiyor. Oynandı bitti gitti. Neden böyle yaptıklarını gerçekten anlayamıyorum. Neden başarılar ve hedefler değil de palavralar konuşulmak zorunda? Neyse ki Şenol Güneş bu tarz soruları reddedip maçtan bahsedilmesini rica ederek konuyu kapattı. Basın toplantısını veren televizyon kanalındaki sözde yorumcular, basın toplantısı biter bitmez Beşiktaş'ı unutup devam etmekte olan Dinamo Zagreb Fenerbahçe maçına yöneldiler ve programı izleyenler onların temsilcimizin her yediği golden sonra nasıl da ağladıklarını görme ızdırabına katlanmak zorunda kaldılar. Gerçekten mega komik bir görüntüydü. Telefon numarası olsa arayıp üzülmemek için Beşiktaş'ın galibiyetini konuşmalarını tavsiye edecektim ama dinlemeyecekleri aşikar.

Negredo geçen hafta sahadaydı ama bu maçta kadroda yoktu çünkü transferi hızlı bir şekilde gerçekleşmişti. Beşiktaş şüphesiz bireyler ile ayakta kalmaz. O gitti başkası gol attı, Beşiktaş yoluna devam etti. Bu tarih boyunca böyle oldu. Babel attı, Roco attı, Lens attı üç oldu. Babel'in oyuna girişi hiç şüphesiz takımı ateşledi zira ilk yarı takımız gol bulamamıştı. İlgimi çeken önemli bir detayı sizlerle paylaşmak isterim. Rakip takımın teknik direktörü, Beşiktaş'ın turnuvada sonuna kadar gideceğine dair fikir beyan etti. Bunu profesyonel gözle bakarak samimiyetle söylediğinden hiç bir şüphem yok. Yani anlayacağımız dilden konuşursak, elin yabancısı bile kara kartalın gücünü ve potansiyelini görüyor, birileri nedense bunu ısrarla görmezden geliyor. Geçen hafta da söyledim. Bir takım, başarılı olmamak için Karius gibi bir transfer yapmaz. Başarılı olmak için yapar. Yoksa kaleci mi yoktu transfer edecek? Yönetim alabileceği en iyisini aldı çünkü onlar da UEFA Kupasını istiyorlar. Bunun gelişini gören anti Beşiktaş basında ise Teknik Direktör ve Başkan kavgası gibi yalan haberlerle kulübü karlamaya çalışıyorlar.


Şimdi sıra geldi Fenerbahçe derbisine. Her zamankinden daha zor olacağı bir gerçek. Hem deplasman hem de kendi içinde sıkıntıları olan bir takımla karşı karşıyayız. UEFA Avrupa Liginde dört golle hezimeti tatmış olmaları da bizim için dezavantaj zira o mega komik hezimeti unutturmak için ellerinden gelenden fazlasını ortaya koyacaklardır. Derbiler hiç bir zaman tahmin kabul etmez. Yeneceğiz demek anlamsız olur. Bekleyip göreceğiz ancak şunu da söylemeden edemeyeceğim. Muhteşem Fenerbahçe, Beşiktaş'a da yenilirlerse televizyonda ne konuşacaklar gerçekten de çok merak ediyorum. Olmadı bir Quaresma Çin'e transfer ediliyor haberi atarız araya şenlik olur değil mi? :P
BEŞİKTAŞ 3 - 1 SARPSBORG

Stadyum: Vodafone Arena
Hakemler: Tamas Bognar, Balazs Buzas, Peter Kobor
Beşiktaş: Karius, Gökhan Gönül (Necip dk. 85), Pepe, Roco, Caner Erkin, Medel, Oğuzhan, Ljajic (Tolgay dk. 78), Lens, Gökhan Töre (Babel dk. 46), Larin
Sarpsborg: Vasyutin, Askar, Hom, Tamm, Thomassen, Halvorsen (Singh dk. 70), Lund-Nielsen (Vetti dk. 86), Zachariassen, Heintz, Muhammed (Larsen dk. 81), Mortensen
Goller: Babel (dk. 51), Roca (dk. 69), Lens (dk. 82 (Beşiktaş), Zachariassen (dk. 90+4) (Sarpsborg)
Sarı kartlar: Medel, Roco (Beşiktaş), Askar (Sarpsborg)

3 Eylül 2018 Pazartesi

BURSASPOR 1 - 1 BEŞİKTAŞ (02/EYLÜL/2018)


Beşiktaş, 2018 -2019 sezonu dördüncü maçında Bursaspor'a misafir oldu. Zorlu geçeceği aşikar olan Bursa deplasmanında iyi bir oyun ortaya koyan kara kartal, ne yazık ki son dakikalarda gelen gole engel olamayarak sahadan beraberlikle ayrıldı. Şampiyonluk yolundaki ezeli rakipleri Galatasaray ve Fenerbahçe'nin üçer puan kaybettikleri haftayı en az zararla atlatan Beşiktaş, bir puanı cebine koyarak İstanbul'a döndü.

2014 yılından beridir yazmakta olduğum maç yorumlarında bu sezona kadar Türkiye Kupası maçları da dahil olmak üzere eksik kalan tek bir maçım bile yoktu ancak bu sene biraz frene basmaya karar verdim. Sonuç olarak bu blog benim için bir hobi projesi ve gerçek amacı yazım pratikleri yapmaktır. Yazılması ve bitirilmesi gereken başka projeler aklımdayken her maça yetişmeye çalışmak artık ihtiyacım olan vakitten fazlasıyla çalmaya başladı. Bu yüzden en keyif aldığım maçları, zafer maçlarını ve şüphesiz hain basının kara kartala haksızca yüklendiği maçları yazmaya karar verdim. Bursaspor maçı da onlardan birisi. Peki saydığım üç sebepten hangisi için bu maçı yazmaya karar verdim acaba? Aslında seçenekler arasında olmayan bir sebep var o da izleyici baskısı. Beşiktaş resmi sosyal sayfasında yazılan yorumlardan bazıları gerçekten tadımı kaçırıyor. Anlaşılan o ki bazı kesimler iki binli yıllardaki karanlık günlere geri dönmek istiyorlar. Teknik Direktör Şenol Güneş'e taktik verenler, oyundan aldığı ve oyuna aldığı oyuncuları eleştirenler, başkanı eleştirenler, her şeyi eleştirenler artık ne ararsanız var yorumların içinde. Oysa unutulmaması gereken bir detay var. Kara kartal bu sene özlemini çok çektiğimiz UEFA Kupasını almaya aday sessiz sedasız yürüyüşünü sürdürüyor. Bu kadro, başkanımızın da dediği gibi kupayı kaldırmaya gücü yetecek bir kadro ve hepsinden önemlisi Beşiktaş'ın has çocuğu Quaresma hala formunun zirvesinde. Evet, Q7'nin varlığı çok önemli. Defalarca söyledim, Beşiktaş'a ne geçmişte böyle bir oyuncu geldi, ne de yakın gelecekte böylesini görebileceğiz. O yüzden bu sene ona en çok sahip çıkmamız gereken sene zira hissediyorum ki bu sene son senesi. Yaz döneminde neler yazmadılar ki onun hakkında. Bir adam her gün Çin'e transfer edilir mi yahu? Hain basın etti işte. Q7 yaz dönemi boyunca her gün başka bir Çin takımına transfer oldu. Peki Teknik Direktör Şenol Güneş'e ne demeli? Hain basına göre Şenol Güneş her gün başkanla kavga etti ve görevi bırakmaya karar verdi. Bitti o günler artık. Beşiktaş'ı bu şekilde deviremezsiniz! O zincir kolay kırılmaz! Beşiktaş'ın kanadı yalan haberle kırılamaz! Bırakın peşini!

Ben de saçımı böyle kırmızıya boyayacağım. :P

Maçın beraberlikle sonuçlanması, golün son dakikalarda gelmesinden dolayı kötü hissettirdi yoksa yıllarca pompalanmış yapay bir düşmanlık sebebiyle korkutucu bir hal almış olan Bursaspor deplasmanı gerçekten de kolay bir deplasman değil. İstanbul'da kolay kolay geçemezler Beşiktaş'ı, o ayrı ama deplasman gerçekten zor. Yapay düşmanlık demişken maçın en trajikomik olaylarından birisi, yeni transfer kalecimiz Karius'un sahaya atılan yabancı maddelerle hayatında ilk kez karşılaştığı an olmalı. Medeniyetin beşiği Anadolu topraklarında ilkelliğin kol gezdiği berbat bir zamanı yaşayan nesil içerisinde olmaktan utanç duyuyorum. Hele ki Avrupa toprakları medeniyeti, insanlığı bizden sonra öğrendiği halde bizim onların onlarca kat gerisinde kalmış olmamız büyük bir trajedi. Adamın sahaya atılan maddeleri izleyişi öylesine üzücüydü ki, ben utandım. Böyle devam ettiğimiz sürece ne spor ne de başka bir dalda hiç bir milli başarıya ulaşmamız mümkün görünmüyor.

Maç sonrası gol atsın diye alınan Vanger Love'un kadro dışı olmasına ve takıma hiç bir katkı sağlamamasına rağmen tribünleri gülerek terk ediyor olması bir Beşiktaşlı olarak beni derinden yaraladı ama sistem böyle işliyor işte. Çok iyi transferlere imza atan yönetim maalesef arada böyle bir iki tanesini kaçırdı. Bir önceki yönetimin imza attığı ekonomik skandallarla kıyaslanınca devede kulak hatalar olsa da yine de şu adamın gülüşü çok rahatsız edici bir durumdu. Bunun yanında diğer golcümüz gerçek Beşiktaşlılardan Mustafa'nın takımda kalmak için ücretinde indirime gitmesini olumlu karşıladım. Ben olsam ben de Beşiktaş'da kalmak isterim ama bunu yönetimi zor durumda bırakmak yerine elini taşın altına koyarak yapmak tam bir kara kartala yakışır harekettir. Hiç bir şey olmasa, iki Türkiye Kupası maçında gol atar yine faydalı olur Mustafa. Tabii bu sene Beşiktaş Türkiye kupasında yok o ayrı. İlla orada gol atacaksa bir sene daha beklemesi gerekecek. Öyle yada böyle takım son dakika golüyle berabere kalınca sırıtarak tribünlerde boy göstermeyeceği kesin.

Beşiktaş, kaleci mevkine Şimşek Tanrısı Thor'u transfer ederek 
bu sezon ne kadar iddialı olduğunu gösterdi. 

Sözü toparlayacak olursak, sakin olalım efendiler derim. Beşiktaş'ın kadrosu sağlam. Bu sene iyi işlere imza atacak. Hiç olmadı şu yönden bakalım olaya. Başarılı olmayı hedef koymamış bir yönetim ve teknik kadro, kaleci mevkine Karius gibi flaş bir transfer yapmaz. Bu arada Karius demişken adam şimşek tanrısı Thor'a benziyor yahu. Full karizma. Bursaspor maçında gösterdiği performansla da başarılı olacağını açıkça gösterdi. Biz Beşiktaşlılara kalan ise onu ve takımı en iyi şekilde desteklemek zira hedefte UEFA Kupası var.

Stadyum: Bursaspor Timsah Arena
Hakemler: Cüneyt Çakır, Bahattin Duran, Ceyhun Sesigüzel
Bursaspor: Okan, Barış, Chedjou, Ertuğrul, Latovlevici, Aytaç, Furkan Soyalp (Sakho dk. 62 ), Burak (Yusuf dk. 29 ), Saivet, Lima (Tunay dk. 73), Stancu
Yedekler: Muhammed, Vergini, M.Emin, Razaman, Umut Meraş, Kembo, Umut Nayir
Teknik Direktör: Samet Aybaba

Beşiktaş: Karius, Gökhan Gönül (Caner dk. 46), Pepe, Vida, Adriano, Tolgay (Necip dk. 70), Medel (Larin dk. 87), Quaresma, Oğuzhan, Babel, Negredo
Yedekler: Utku, Fatih, Roco, Dorukhan, Gökhan Töre, Lens, Ljajic
Teknik Direktör: Şenol Güneş

Goller: Babel (dk. 51) (Beşiktaş), Sakho (dk. 85) (Bursaspor)
Sarı kartlar: Medel, Karius (Beşiktaş), Tunay (Bursaspor)

28 Temmuz 2018 Cumartesi

B36 TORSHAVN 0 - 2 BEŞİKTAŞ (26/TEMMUZ/2018)


Beşiktaş, 2017 - 2018 sezonu UEFA Avrupa Ligi ikinci ön eleme turu  ilk maçında, Faroe Adaları takımı B36 Torshavn'a misafir oldu. Sezonun ilk resmi maçı olarak kayıtlara geçen müsabaka, Beşiktaş adına iki sıfır gibi avantajlı bir skorla sonuçlandı.

Yaz tatili döneminde kara kartalımızı çok özlediğimiz aşikar. Gel gör ki gönül şampiyon olmuş bir kara kartalın Şampiyonlar Ligi mücadelesine çıkmasını isterdi malum hedef artık en iyiler arasında olmak. Durum böyle olunca da ikinci ön eleme turuna çıkan Beşiktaş'ı şüphesiz özlediğimiz için izliyoruz yoksa kara kartalın bulunması gereken platform bu olmamalıydı. Diğer yandan kulübün bir Avrupa Kupası hedefi olduğu da bir gerçek ve kulüp bu kupanın Şampiyonlar Ligi kupası olması için yeterli seviyede büyümüş değil. Beceriksiz ve sorumsuz eski dönem yönetimin kulübü içine sürüklediği borç batağı hala kulübün üzerinde kara bir gölge gibi durmaya devam ediyor. Bu öyle bir borç ki, sürekli olarak başarılı olsan bile uzun vadede büyük mücadelelerle temize çıkılması söz konusu olabilir. Hiç anlamadığım bir şey varsa bu felakete sebep olanların Büyük başkan Süleyman Seba'ya yakın olmalarına rağmen hiç bir ders almamış, hiç bir şey öğrenmemiş olmalıdır. Artık siz deyin cahil olduklarından ben diyeyim hiç bir şekilde umurlarında olmadığından. Sonuçta gelinen noktada kara kartal yine de iyi toparlayıp yoluna devam edebildi.

Şampiyonlar Ligi biletini alamamak, kulübü maddi açıdan biraz sıkıntıya soktu. Transfer konusunda ince operasyonlar yapmak durumunda kalan Beşiktaş yönetimi, değerli oyuncularından da vazgeçmek zorunda kaldı. Kaleci Fabri'nin gidişi bence çok olumsuz bir durum çünkü iyi kaleci bulma konusunda kara kartal hep şanssız olmuştur. Vida ise Dünya Kupası'nda takımıyla beraber zirveye çıktı ve Beşiktaş için adeta bir piyango oldu. Gel gör ki takımın ona ihtiyacı vardı ve şimdi Vida artık siyah beyazlı formayı giymeyecek. Yönetimin golcü pozisyonunda Larin'e hala yeterince güvenmiyor olması beni şaşırtıyor. Bu maçta oynadı ama kulübün onun varlığına rağmen golcü arıyor olması durumu açıklıyor. Oysa Cenk'e verilen fırsat ona da verildiğinde müthiş bir golcü olacağından en ufak bir şüphem yok. Bu arada bütün bir yaz dönemi boyunca Quaresma'ın Çin'e transfer olduğu ile ilgili yalan haberler okumaktan gına geldi. Anladık Çin'e gitsin, gündem olsun, flaş haber olsun istiyorsunuz da biz seviyoruz kardeşim Q7'yi. Bir çekilin aradan yahu.


Diğer bir konu da Beşiktaş'ın yeni sezon formaları. Adidas'ın üç farklı model olarak tasarladığı formaların hiç birini beğenmediğimi itiraf etmeliyim. Hazırlık maçlarını saymazsak B36 Torshavn maçında ilk defa görücüye çıkan kırmızı fosforlu forma hiç bir şekilde Beşiktaş'ı yansıtmıyor. Türk bayrağındaki kırmızı renk tercih edilmiş olsa kabul edilebilir zira daha önce Beşiktaş'ın öyle bir forması vardı ve çok şıktı. Bu ise kırmızı gibi göründüğü kadar turuncuya da çalan bir renk ve kara kartalın kurumsal renkleriyle en ufak bir benzerliği yok. Bunun yanında fosforlu olması sebebiyle gece mesaisinde çalışan işçilerin kıyafetleri gibi de görünüyor. Çubuklu formanın durumu ise daha vahim. Siyahı siyah olmadığı gibi gri rengi de çok koyu tonda. Bu durum uzaktan bakıldığında formayı tek renk gibi algılamamıza sebep oluyor. Ayrıca hiç beyaz renk içermeyen bu forma Beşiktaş'a yakışmıyor. Sona kalan üçüncü forma ise sade beyaz renkte tasarlanmış ve bir tek o Beşiktaş'ın köklerine saygı duyularak üretilmiş olan forma olmalı. Kadim ve değerli eski futbolcularımızın giydiği formalara benzeyen sade tasarım durumu biraz kurtarıyor gibi görünse de benim iştahımı tatmin etmiyor. Bu tasarımlara kim onay verdi bilmiyorum ama ben özellikle fosforlu turuncu ve siyahı siyah gibi olmayan sözde çubuklu formayı içime sindiremedim. Gerçi tercih konusunda herhangi bir yetkim olmamasına rağmen şimdi de kabul etmiyorum. Klasik siyah beyaz çubuklu modelin 2018 - 2019 koleksiyonunda hiç bulunmaması da ayrı bir skandal. Ona girersem daha çok kızacağım için konuyu bu cümleyle sonlandırıyorum.


Beşiktaş sezona fırtına gibi başladı diyerek son paragrafı toparlamak isterdim ama bu maçın kamp döneminde oynanan hazırlık maçlarıyla neredeyse aynı seviyede olduğu gerçeğini de söylemeden edemeyeceğim. O yüzden avantajlı skordan sebep mutlu olduğumuzu ancak yeni sezonun Beşiktaş'ını her yönüyle izleme fırsatı bulmadığımız bir maç olduğunu da eklemekte fayda var. Beşiktaş bu turu rahat geçecektir. Esas kara kartalı Süper Lig'in ilk maçlarında ve UEFA Avrupa Ligi ön eleme turları başarıyla tamamlanırsa sonrasındaki turlarda göreceğimizin bilincinde olarak değerlendirmeye gitmeliyiz. O gün geldiğinde bizi nelerin beklediğini daha iyi anlayacağız. Umuyorum kara kartal son üç sezonda olduğu gibi bu sezon da  bize tarihe geçecek muhteşem günler yaşatmaya devam edecektir.


Stat: Gundadalur
Hakemler: Evgeni Aranovskiy xx, Serhiy Bekker, Semen Shlonchak
B36 Torshavn: Hentze, Eriksen, Petersen, Faero, Mellemgaard (Heinesen dk. 41), Magnusson, Brockie, Jacobsen (Samuelsen dk. 79), Olsen, Cieslewicz, Saag (Przybylski dk. 60)
Beşiktaş: Tolga, Gökhan Gönül , Necip Uysal, Fatih Aksoy, Caner Erkin, Gary Medel, Tolgay Arslan (Dorukhan Toköz dk. 78), Adriano, Lens (Vagner Love dk. 85), Babel , Larin (Mustafa Pektemek dk. 74)
Goller: Lens (dk. 8), Gökhan Gönül (dk. 26) (Beşiktaş)
Sarı kartlar: Jacobsen (B36 Torshavn), Mustafa Pektemek (Beşiktaş)

22 Mayıs 2018 Salı

BEŞİKTAŞ 5 - 1 SİVASSPOR (19/MAYIS/2018)


Beşiktaş, 2017-2018 sezonunun otuz dördüncü ve son maçında Sivasspor'u misafir etti. Şampiyonluk şansını geçen hafta kaybeden kara kartal, son haftada Başakşehir ve Fenerbahçe puan kaybetmeyince ligi dördüncü sırada tamamladı.

Sıralamaya baktığımızda ligin en iyi takımı Beşiktaş'ı dördüncü sırada görmek kalbimizi kırıyor şüphesiz ama çok da duygusal olmaya gerek yok. Lider ve artık şampiyon olan Galatasaray ile aradaki puan farkı dört ve diğer iki takımla ise sadece bir puan fark var. Yani on puan geriden gelirsin de başarısız oldun derim ama öyle bir durum söz konusu değil. Bu fasıl kapandı ve önümüze bakma zamanı geldi. Ligin en iyi takımının Beşiktaş olduğunu sadece tribünlere bakarak bile görebilirsiniz. Ligin son maçı olan Sivasspor karşılaşmasında Vodafone Arena olabildiğince doluydu ve kimsenin şampiyonluğun kaçması ile ilgili bir derdi yoktu. Herkes Beşiktaş'ı, o atmosferi, o güzelliği bu sezon son kez yaşamak üzere oradaydı. Bu gözler çok sezonlar gördü ki tribünler kaçan şampiyonluk sonrası bomboş olsun. Oysa bu Beşiktaş bir marka ve her maçı değerli. Bu sene de şampiyon olup üç defa üst üste şampiyon olabilme başarısını göstermiş olsaydı kim durdurabilirdi ki Beşiktaş'ı? Gerçi şimdi de kimse durduramayacak. Ben şampiyonluğun kaçmasına üzüldüm ama bir taraftan sevindiğim bir konu var. Bunu daha önce de dile getirdim. Beşiktaş şimdi Avrupa Ligi'nde oynayacak. Artık bu kulübün Avrupa Kupası kazanma zamanı geldi. Önümüzdeki sezon için transfer çalışmaları şimdiden başladı. Beşiktaş yönetiminin takımda köklü değişikliklere gitmeyeceğini düşünüyorum. Zaten o şekilde başarı gelmez. Nokta atış transferlerle mevcudu desteklemek önemli. Bir de takımı gençleştirmek gerekli sanırım. Buna rağmen ben Quaresma'nın bir sezon daha oynamasını isterim. Duyduğuma göre Tosic ayrılmış. İyi oyuncuydu ama yeri doldurulabilir. Bundan sonra gündem doğru yanlış bir sürü transfer haberiyle dolar taşar. Doğrusu şüphesiz Beşiktaş resmi sitesinden verilen haberlerdir.

Vodafone Arena tribünleri sezonun son maçında dopdoluydu. 

Talisca giderayak Beşiktaş adına son golünü de atmayı ihmal etmedi. Beşiktaş'a bir daha gelmesi zor görünüyor ama biz yine de onu kara kartala kazandırıp keyifli oyununu ve gollerini izlememize imkan sağlayan yönetime teşekkür etmeliyiz. Böyle üst düzey bir oyuncuyu en genç haliyle siyah beyaz forma ile izlemek, seksenli yıllardan beri görmediğimiz bir şeydi. Talisca gelene kadar ilk ve son olarak İngiliz Ferdinand'ı izlemişliğimiz vardı ve ona da doyamamıştık. Özellikle 21-06-1989 tarihinde Fenerbahçe'ye attığı golü hala hatırlıyoruz. Şu da bir gerçek ki, böyle oyuncular gittiler mi bir daha gelmeleri gerçekten çok zordur zira fiyatları fazlasıyla yüksek olur. Diğer bir yandan yönetimin bir şekilde bu paraları denkleştirip oyuncuyu satın alması da riskli bir durum çünkü bir sebeple performans alınamama ihtimali ve daha da önemlisi diğer futbolcularla arasında oluşacak gelir farkı dengelere zarar verebilir. Onu izlediğimiz günleri kar sayıp yola devam etmek en doğrusu olacaktır. Şimdi kimsenin daha üzerinde durmadığı başka bir yıldız adayımız var. Bu genç oyuncu Sivasspor maçında tam üç gol attı. Beşiktaş yirmi iki yaşındaki Amerikalı oyuncu Larin'i dört buçuk yıllığına satın alarak Beşiktaş'a getirdi ve Talisca'daki üzüntüyü onda yaşamayacağız. Kimse daha farkında değil ama bu futbolcu Beşiktaşlı izleyicileri mest edecek. Adam oynadığı iki maça dört gol sığdırdı. Bu büyük başarıdır. Takım Galatasaray derbisini kaybedip bir de üstüne şampiyon olamayınca kimsenin gözü Larin'i görmedi. Benim düşüncem seneye çok iyi işler yapacağı yönündedir. 

Talisca kara kartala gol ile veda etti. 

Hain basın Galatasaray derbisi sonrası Beşiktaş'a son darbeyi de vurup uçurumdan yuvarlanması için her yolu denedi. Önce teknik direktör Şenol Güneş'e saldırdılar. Utanmadan kulüpten ayrıldı dediler çünkü ayrılsın istediler. Daha şimdi hatırlamadığım ne yalan haberler verdiler ama Beşiktaş istikrarlı programını uygulamaktan vazgeçmedi. Şampiyon olamadığı için teknik gönderme zihniyeti çağ dışı bir zihniyettir. Beşiktaş bunları aştı. Beşiktaş geleceğe umutla bakıyor. Beşiktaş en büyük kulüplerle maddi manevi aynı seviyeye gelmek istiyor. Herkes kaçan şampiyonluk ve şampiyonlar ligi için üzüldü ama dediğim gibi bu takımın önce bir UEFA kupasına ihtiyacı var. O kupa alınacak ve umarım o sene önümüzdeki sene olacak. Beşiktaş'ı alaşağı etmek için eski model yalan yazılarını zehir gibi sayfalarına taşıyan basın da havasını alacak. 

Larin, Beşiktaş'ın yakın gelecekteki büyük yıldızı olmaya aday. 

Bu sezon özellikle Şampiyonlar Liginde çok heyecanlı anlara tanıklık ettik. Takımımızın güçlü rakiplerin olduğu gruptan yenilgisiz ve lider çıktığını bir kez daha vurgulamakta fayda görüyorum. Beşiktaş bir adım geriye durup baktığımızda büyük resimde çok iyi işler yapıyor ve adım adım zirveye tırmanmaya devam ediyor. Tribünleri dolduran yeni nesil aile izleyiciler de durumun farkında olduğundan takıma olan desteklerini hiç esirgemiyorlar. Bu yazı şüphesiz 2017-2018 sezonunun son yazısıdır. O zaman önümüzdeki sezonun yeni heyecanlar, yeni kupalar ve hayallerimizi süsleyen başarılarla dolu olmasını dileyerek veda edelim. Hepiniz esenlikle kalın sevgili kara kartallar ve unutmayın. Her zaman her yerde en büyük Beşiktaş !!!!

Stadyum: Vodafone Arena
Hakemler: Bülent Yıldırım, İsmail Şencan, Asım Yusuf Öz
Beşiktaş: Fabricio, Necip Uysal, Medel, Vida, Adriano, Tolgay Arslan (Dk. 77 Fatih Aksoy), Oğuzhan Özyakup, Lens (Dk. 64 Mustafa Pektemek), Talisca, Babel, Larin (Dk. 82 Gökhan Töre)
Sivasspor: Ali Şaşal Vural, Auremir, Medjani, Boye, Ziya Erdal, Hakan Arslan, Ndinga, Rybalka (Dk. 79 Mert Hakan Yandaş), Robinho (Dk. 75 Muhammed Demir), Emre Kılınç, Kone (Dk. 62 Bifouma)
Goller: Dk. 29 Talisca, Dk. 50, 73 ve 76 Larin, Dk. 86 Babel (Beşiktaş), Dk. 54 Hakan Arslan (Sivasspor)
Kırmızı kart: Dk. 66 Ndinga (Sivasspor)
Sarı kartlar: Dk. 45+1 Larin, Dk. 55 Medel, Dk. 90+2 Vida (Beşiktaş), Dk. 47 Robinho, Dk. 71 Emre Kılınç (Sivasspor)

14 Mayıs 2018 Pazartesi

OSMANLISPOR 2 - 3 BEŞİKTAŞ (13/MAYIS/2018)


Beşiktaş, 2017-2018 sezonunun otuz üçüncü maçında Osmanlıspor'a misafir oldu. Kara kartal, ligin bitmesine iki hafta kala oynana maçtan galibiyetle ayrıldı ancak Galatasaray'ın da maçını kazanmasıyla şampiyonluk şansını yitirdi. Bundan sonra oynanacak son mücadelede hedef ikinci olmak ve Şampiyonlar Ligi'ne gidebilme hakkı kazanmak olacak.

Ne var ki sunduğu maddi imkanlara ve prestije rağmen ben Beşiktaş'ın UEFA Avrupa Ligi'nde oynamasını istiyorum. Bunun sebebi Beşiktaş'ın Avrupa Kupalarında bir kupa aldığını görmek istememdir. Bu sene kara kartal Şampiyonlar Ligi grubundan yenilgisiz lider çıktığında her zaman hileli olan kura çekiminde Beşiktaş'a özel ekstra hileli kura uygulaması yapılmış ve Bayern München takımımızın karşısına çıkartılmıştı. Gerçi onlar da bütün o havalarına rağmen elenip gittiler ve kupaya uzanamadılar. Her neyse efendim, Beşiktaş her şeye rağmen Almanya deplasmanına kendine güveni olan ve maçı kopartabilecek bir güçle çıktı. İlk on beş dakika oynandığında işlerin sapa saracağını anlayan karanlık eller, uydurma bir kırmızı kart ile defansımızı ve buna bağlı olarak moralleri çökertmeyi başardılar. Buradan da daha önce de belirttiğim üzere şu mesaj çıktı. Düşük bütçe ve amatör ruhla çok para harcanarak kurulmuş takımlara kafa tutmak sizin haddiniz değil. Çok çirkin ama bu bir gerçek. Bu durum seneye de değişmeyecek zira Beşiktaş Şampiyonlar Liginde bulunan zirve takımlara göre henüz bütçesini yeterli seviyede genişletebilmiş değil. Temizlenmeye çalışılan geçmiş borçları da hesaba katınca bu hala uzun bir süreç istiyor. O zaman ne yapmak lazım? Madem şampiyon olamadın, bırak gitsin o zaman UEFA ligini almaya bakalım değil mi? Bir Avrupa Kupası görsün şu seyirci.


Yukarıda yazdıklarımı göz önünde bulundurduğumuzda, Osmanlıspor Beşiktaş maçı, benim nazarımda Osmanlıspor için çok daha önemliydi zira Ankara kulübü ligden düşme tehlikesi içerisinde. Maçı almak için ellerinden geleni yaptılar. Şanssız oldukları nokta, karşılarında Beşiktaş olmasıydı. Beşiktaş şampiyon olamadığı için ipleri salacak bir takım değil. Hedef koyuldu. Ne olursa olsun o son üç maç alınacak. Şimdi kaldı bir. O maç da Beşiktaş Sivasspor'u misafir edecek. Beşiktaş'ın ligin ortasına demir atmış olan Sivasspor maçında zorlanacağını sanmıyorum. Umarım Beşiktaşlılar bu maçta tribünleri dolduracaklardır. Bu sezon kara kartalı izlemek için son fırsat budur. Sonrasında saçma sapan uydurma transfer haberleriyle dolu bir yaz tatili bizi bekliyor. O günler geldiğinde, dağ başında bir kampta üçüncü lig takımlarıyla oynanan hazırlık maçlarını izlemeye bile razı olacağız.

Maçla ilgili bir şeyler yazmayacağım. Ne sahaya çıkan kadro, ne attıkları goller her hangi bir şeye ölçü değil. Bu sezonun kadrosu görevini tamamladı sayılır. Artık seneye kurulacak kadro ile ilgilenme zamanıdır. Larin seneye banko oynamaya başlayabilir. Mustafa yine gol attı. Ne zaman görev verilse yapıyor ama seneye de ilk on birde olacağını sanmıyorum. Love ise mevcut Beşiktaş yönetiminden beklemediğim günü kurtarmaya yönelik bir transferdi. İyi bir golcü olabilir ama Beşiktaş'a gelme zamanı doğru değildi. Hiç gelmese daha iyiydi. Beşiktaş, 10 Şubat 2018 tarihinde Karabükspor'u beş gol ile yendiğinde, Love için şu sözleri yazmıştım.
"Love'u gol atsın diye aldık ve adam süper profesyonel olduğu için sahaya inmesiyle işini yapmaya başlaması bir oldu. Nokta atış transfer diye buna derim."
Şimdi söylediklerim o gün söylediklerimle ters düşüyor gibi görünebilir ama sahaya çıkar çıkmaz iki gol atan adam için de yanlış transfer demek itici olabilirdi. Evet, gol atsın diye alındı ve görevini yaptı. Uzun vadede fayda sağlanacak bir futbolcu olmadığını o zaman da düşünmüştüm ki görünen köy kılavuz istemez. Geleceğe yatırım yapacaksak Larin'e odaklanmalıyız. Cenk ayrıldıktan sonra Larin banko oynasa başarılı olurdu diye düşünüyorum çünkü bu çocuk Amerikalı ve Amerikalılara özgü bir öz güvene sahip olduğundan tribünleri coştura bilirdi. Şenol Güneş onu seneye saklamayı düşündüğüne göre ve esas futbol adamı o olduğuna göre eminim bir bildiği vardır.

OSMANLISPOR: Karce, Anıl, Numan, Yalçın, Muhammed, Carlos, Ceyhun, Lumanza, Regattin, Serdar, Aminu.

BEŞİKTAŞ: Fabri, Gökhan, Vida, Medel, Necip, Tolgay, Oğuzhan, Babel, Talisca, Lens, Larin.

9 Mayıs 2018 Çarşamba

BEŞİKTAŞ 2 - 0 KAYSERİSPOR (07/MAYIS/2018)


Beşiktaş, 2017-2018 sezonunun otuz ikinci maçında Kayserispor'u misafir etti. Bir önceki hafta şampiyonluk iplerini Galatasaray'ın eline bırakan kara kartal, moral bozmadan tekrar işine yoğunlaşarak kalan maçlarından ilki olan Kayserispor mücadelesinden başarıyla çıkmasını bildi.

Maçı izlerken ilgimi ilk çeken, tribünlerdeki yer yer boşluklardı. Seyirciler bu kadar kolay pes etmeseydi daha çok sevinirdim ama görünen köy de kılavuz istemez. Galatasaray'ın bu noktada puan kaybetmesini beklemek biraz hayalcilik olur. Bununla birlikte maça gelen ve Beşiktaş'ı destekleyen büyük çoğunluğun da hakkını vermek lazım. Özellikle maç sonunda oyuncuları ve özellikle teknik direktör Şenol Güneş'i tribünlere çağıran gerçek Beşiktaşlıları tebrik etmek istiyorum. Seyircilerin Beşiktaş'ın bu sene şampiyonluk ipini göğüsleme ihtimalinin düşmesine rağmen ligin en iyi takımı olduğunu unutmaması ve gerek Avrupa kupalarında gerekse ligde gösterdiği performansı tek kalemde silip atmaması taktire şayan bir görüntüydü. İşte bu yıllarca özlemini çektiğim bir tabloydu. Tribün kültürünün değişmeye başlaması ve bilinçlenmenin hızlı bir şekilde yükselmesi elbette kulübe büyük katkı sağlıyor. Peki her zaman hain olarak nitelendirdiğim basın ve onun sözde spor yazarlarına ne demeli? Onlar tarihin tozlu sayfalarında çoktan kaybolması gereken zihniyetleriyle boy göstermeye devam ediyorlar. Bir hafta boyunca Beşiktaş'ı rahatsız ettikleri yetmediği gibi takım net skorla galibiyet aldıktan sonra daha da agresif saldırmaya başlamaları fazlasıyla manidar. Beşiktaş'ın tepetaklak olması, Şenol Güneş'in kulüpten ayrılması, yönetimin değişmesi gibi beklentiler sadece kaostan beslenmeyi seven hain basının işi olabilir. Tabi arkalarında onları tetikleyen birileri de var mıdır onu bilemem zira Beşiktaş artık çok değerli bir marka ve hakkı olmasa bile onu isteyecek pek çokları olduğundan şüphem yok. Bu yüzden yönetim kurumsal kimliği sağlamlaştırmanın temellerini çok güçlü atmalı. Kötü niyetle şahsi çıkarlar için gelen birileri kulübü talan edememeli. Beşiktaş rant kapısı asla olmamalı.


Hatırlarsanız geçen hafta utanmadan Cenk'in satılması konusunu bile dile getirip Galatasaray yenilgisini ona bağlayacak birileri çıkabileceğini söylemiştim. Dar görüşlü sözde spor yazarlarından birisi hemen atladı ve bu klişe yaklaşımı sergiledi. Onunla da kalmadılar, Şenol Güneş'in gönderileceği konusunda yalan haber yaptılar. Bu haberi yapan sözde spor yazarını tanımıyordum ama internet üzerinde kısa bir araştırmayla karşıma başkanımız Fikret Orman ile çekilmiş fotoğrafı gelince kafamdan kaynar sular döküldü. İnsan bu kadar iki yüzlü ve kişiliksiz olmaz. Yalan haber yazmak bir spor yazarına yakışmaz. Gerçek bir spor yazarının yazılarını okumayalı ne çok zaman geçti? Bu böyle gitmemeli. Basında kalite çok önemli. Böylesine averaj adamlar kendilerine bu mevkilerde nasıl yer buluyorlar aklım hayalim almıyor.

Bu maçın önemli bir özelliği vardı. O da Şenol Güneş'in Türkiye Süper Ligi'ndeki yüzüncü maçına çıkmasıydı. Bu haber Avrupa basınında bile yer aldı. Avrupalı meslektaşları Şenol Güneş'i tebrik ettiler. Fenerbahçe maçında başına cisim isabet ederek yaralanması konusundaki üzüntülerini içtenlikle dile getirdiler. Anadolu'nun yani bu vatanın kalbinden çıkıp gelmiş, büyük başarılara imza atmış, ülkesinin al bayrağını göğsünde gururla taşıyıp en iyi şekilde temsil etmiş bu değerli insana hakkını verdiler. Buna karşılık aile hayatından iş hayatına, özel sektörden devlet kurumlarına kadar adaletsizliğin, saygısızlığın, değer bilmezliğin, yozlaşmanın en üst seviyeye çıktığı ülkemizde, bu yükselen değer nerede takılsa da kafasına çekici indirsek beklentisinde olanlar karanlık alçak yüzlerini bir kez daha gösterdiler. Hepsine yazıklar olsun demeyeceğim. Bu kanserin başladığı ilk noktada kimler varsa ve bu ülkenin bu günlere gelmesine ilk defa kim ışık yaktıysa onlara yazıklar olsun diyeceğim. Artık siz deyin on yıl geriye git, ben diyeyim elli yıl geriye git. Bir yerlerde ülkenin kanser olduğu bir gerçek ve bu hastalık kendini ne yazık ki sporda da en açık şekilde gösteriyor.


Beşiktaş haftayı lider Galatasaray'ın dört puan arkasında kapattı. Galatasaray maçından önce, bu maçı alanın şampiyon olacağını söylemiştim. Bunu görmemek enayilik olur zira derbiyi geçip son üç maçında takılan bir takımın olacağına hala inanmıyorum. Matematiksel şans devam ediyor olsa da, sanırım tribünlerdeki yer yer boşlukları oluşturan izleyiciler de benimle hem fikir olmalılar. Lig neredeyse bitti ama daha iki maçımız daha var. Öyle ya da böyle şanlı şerefli Beşiktaş'ın bu iki maçı alnının akıyla bitirmesi, güncel durumda en öncelikli beklentimizdir.

BEŞİKTAŞ 2 - 0 KAYSERİSPOR

STADYUM: Vodafone Arena
HAKEMLER: Barış Şimşek, İsmail Şencan, Mehmet Metin

BEŞİKTAŞ: Fabricio, Gökhan Gönül, Vida, Tosic, Adriano (Dk. 84 Mustafa Pektemek), Medel, Tolgay Arslan, Quaresma (Dk. 90+2 Larin), Talisca, Babel, Vagner Love (Dk. 63 Necip Uysal)
KAYSERİSPOR: Lung, Lopes, Kucher, Kana Bıyık, Atila Turan, Şamil Cinaz, Badji (Dk. 60 Güray Vural), Deniz Türüç, Boldrin (Dk. 67 Kravets), Mendes (Dk. 72 Amorim), Umut Bulut

GOLLER: Dk. 31 Tosic, Dk. 45 Adriano (Beşiktaş)
KIRMIZI KARTLAR: Dk. 61 Tosic (Beşiktaş), Dk. 90 Umut Bulut (Kayserispor)
SARI KARTLAR: Dk. 26 Şamil Çinaz, Dk. 30 Badji (Kayserispor)

30 Nisan 2018 Pazartesi

GALATASARAY 2 - 0 BEŞİKTAŞ (29/NİSAN/2018)


Beşiktaş, 2017-2018 sezonunun otuz birinci maçında Galatasaray'a misafir oldu. Muhtemel şampiyonu belirleyecek olan maçta kara kartal sahadan mağlubiyetle ayrıldı. Aldığı sonuçla dördüncü sıraya gerileyen Beşiktaş, şampiyonluk şansını diğer takımların eline bıraktı. Diğer bir deyişle Galatasaray son üç maçında puan kaybetmediği sürece Beşiktaş'ın şampiyon olması mümkün değil.


Puan kaybetmelerini beklemek hayalcilik olur. Futbol sürprizlere açık bir oyun ama sürprizin böylesi de kolay görülmez.Şimdilik lig bitmiş gibi görünüyor. Şüphesiz Beşiktaş kalan son üç maçına yine galibiyet parolasıyla çıkmalı. Moraller bozulmamalı. Oynanan maç bir derbi maçı. Ligin ilk yarısında Galatasaray'ı yenen kara kartal deplasmanda aynı başarıyı gösteremedi. Bu beklenmedik bir durum değil. İnşa edilen yeni stadyumlar ve seyircinin oluşturduğu atmosferde üst sıralara oynayan takımları geçmek eskisinden daha zor. Haftalardır gizli şampiyon adayı Beşiktaş parolasıyla yazdığım yazılar, ironik bir şekilde takımı gerçekten gizli şampiyon adayı konumuna getirdi. Galatasaray'ın imkansız gibi görünen bir puan kaybı durumunda tekrar zirveye oturacak ve şampiyon olacak bir Beşiktaş izleyebiliriz. "Halamın bıyığı olsaydı amcam olurdu," özdeyişimizi akıllara getiren bir duruma geldik.


Daha önce de yazdığım üzere kariyerinde sona doğru ilerleyen Fatih Terim'in ayağına kadar gelmiş bu fırsatı tepmesi zor görünüyordu. En azından güzel ve iki takımın da birbirini zorladığı gerçek bir derbi maçı oldu. Zaten beklentimiz de o yönde olmalı. Mağlubiyete üzülmek olanlara çare değil. Bunu işi sondan dördüncü haftada oynanacak Galatasaray derbisine bırakmadan önce düşünmek gerekirdi. Olmadık yerlerde kaybedilen iki puanlar şimdi ne kadar kıymetli oldu değil mi?

Derbi bitti ve şimdi diğer bir önemli konuya değinmek istiyorum. Beşiktaş'ın yarım kalan Türkiye Kupası maçına çıkmama kararı aldığını öğrendim. Bunu kulüp resmi internet sayfasından da duyurdular. Efendim Beşiktaş duruşu dediler, camia kenetlenmesi dediler, dediler de dediler. Sonuçta Beşiktaş yarım kalan Fenerbahçe maçına çıkmayacak. Bunun bedeli önümüzdeki sene kupadan men olmaktır elbette ama beni rahatsız eden konu bu değil. Karar açıklandığında olumlu veya olumsuz bir fikir beyan etmedim. Haklıdır da demedim haksızdır da demedim. Beni düşündüren tek bir konu var. Beşiktaş, olası bir ters esen rüzgarda kimsenin istemediği sonuçlar alarak başarı grafiğini düşürürse, kenetlenmek sözcüğünü kullanan çoğunluk aynı duruşu sergileyebilecek mi? Şimdi Galatasaray'a yenilen takım şampiyonluk potasından uzaklaştı. Daha sonuç alınmadığı için derin bir sessizlik var. Olası Galatasaray şampiyonluğu sonrası birileri çıkıp yönetimin kupa hakkındaki kararını sorgulamaya kalkarsa ve elbette Şenol Güneş'in artık başarısız olmaya başladığını söylerse büyük bir hayal kırıklığı yaşarım. Madem böyle bir karar alındı, sonuna kadar arkasında durulması gerekir. Lig kupası gidince hemen Türkiye Kupasında da olmamayı eleştirecek olanlar gerçek Beşiktaşlı değildir. Ben kulüp iyi yaptı veya kötü yaptı demiyorum ama bugün iyi yaptı diyen çoğunluk yarın da bu kararın arkasında durmalı. Durmaz ise bana hiç anlatmasınlar Beşiktaş duruşu bilmem ne. Tabi ben bunu camia için söylüyorum ama hain medya ve sözde spor yazarları aksini zaten yapacaklardır. Onlara yeter ki kaostan malzeme çıksın. Oturun izleyin televizyonları, çoktan başlamışlardır Şenol hocayı göndermeye, kupa maçına çıkmama kararını eleştirmeye ve hatta utanmadan Cenk'in satılması konusunda olumsuz konuşmaya.


Yıllardır görmeye aşina olduğumuz kaybedilen maç sonrası kulübün tesislerini basıp otobüse saldırma türünden ilkelliklerin bittiğini görmek de sevindirici. Bir taraftan hala sahaya bir şeyler atarak futbolcuları ve teknik kadroları hedef alan cahil sürüleri henüz tükenmemişken, diğer taraftan mağlubiyet sonrası tesislere gidip meş'alelerle ve tezahüratlarla takımını destekleyen izleyiciler olduğunu görmek güzel. Kötü şeyler devam ediyor ama iyi şeyler de oluyor. Eskiden sadece kötü şeyler olurdu. Bilinçlenme ve aydınlanma ışığı görmek beni mutlu ediyor. Demek ki bazı adımlar doğru atılıyor ve sağlam temeller oluşuyor. Aşağıdaki fotoğrafta küçük kızını omuzlarına almış Beşiktaş'ı karşılayan bir baba görüyorum. Bu kare yıllardır dile getirdiğim ve özlemini çektiğim tribünlerin ailelere teslim edilmesi projesini haklı çıkarıyor ve uygulamadan sonuç alındığını gösteriyor. Demek ki neymiş? Tribünlerde sadece bağıranlara değil maçı izleyenlere de ihtiyaç varmış. Öyle olunca da otobüsü taşlayanlar silinip gidiyor, yerine medeni ve bilinçli seyirciler geliyormuş. Helal olsun. 


Söyleyecek başka bir söz olduğunu sanıyorum. Sessiz ve sakin bekleyişimiz son haftaya kadar sürecek. Yeter ki kara kartal gündemden etkilenmeden son üç maçta dokuz puan toplamaya yoğunlaşsın.

Stadyum: Türk Telekom Arena
Hakemler: Fırat Aydınus, Serkan Ok, Aleks Taşçıoğlu
Galatasaray: Muslera, Mariano (Dk. 22 Linnes), Maicon, Denayer, Nagatomo, Fernando, Donk, Feghouli (Dk. 78 Sinan Gümüş), Belhanda (Dk. 84 Selçuk İnan), Rodrigues, Gomis
Beşiktaş: Fabricio, Gökhan Gönül, Pepe (Dk. 61 Vida), Tosic, Adriano, Tolgay Arslan (Dk. 81 Oğuzhan Özyakup), Medel, Quaresma, Talisca, Babel, Negredo (Dk. 35 Lens)
Goller: Dk. 23 Fernando, Dk. 70 Rodrigues (Galatasaray)
Kırmızı kart: Dk. 65 Tosic (Beşiktaş)
Sarı kartlar: Dk. 4 Belhanda, Dk. 90+2 Fernando (Galatasaray), Dk. 44 Adriano, Dk. 76 Talisca (Beşiktaş)