28 Ağustos 2014 Perşembe

ARSENAL 1 - 0 BEŞİKTAŞ (27/AĞUSTOS/2014)


İlk maçta çok heyecanlanmıştım ama bu maçta kalbimin yerinden çıkmak üzere olduğunu hissettim. İkinci yarıyı koltuğa uzanarak seyrettim çünkü biraz daha heyecan içine girseydim maçı tamamlayamayıp televizyonu kapatacaktım. Beşiktaş müthiş bir mücadele örneği koydu ortaya. Arsenal turun favorisiydi ama kara kartal ev sahibi takımdan aşağı kalır yanı olmadığını gösterdi. Maç biter bitmez bir televizyon kanalındaki gereksiz yorumcu, takımlar arasında kalite farkından bahsederek beni güldürdü. Komik olduğunun kendisi de farkında mı acaba diye geçirdim içimden. Beşiktaş, şampiyonlar ligi gruplarını hak ettiğini gösterdi ama ne yazık ki ilk yarının sonunda yediğimiz gol ile tura veda etti. Her zaman olduğu gibi karambolde topu iyi takip etmeyi başaran Arsena oyuncuları golü atmayı başardılar.

Hiç şüphesiz bu senenin en büyük transferi Demba Ba’dır. Sanki yıllardır kara kartalın kanatları altında olan bir sporcu ve bir kaptan gibi takımı toplaması, arkadaşlarını motive etmesi, Beşiktaş’ın ne kadar isabetli bir seçim yaptığının işareti. Bu durum sahadaki oyuna da yüzde yüz yansımış, Beşiktaş gerçek bir bütünlük içerisinde hareket ederek güçlü rakip Arsenal’i neredeyse devrilme noktasına getirmiştir. İşte bu noktada şans mekanizması devreye giriyor ancak Beşiktaş'ın iki maçta da en önemli eksiği şanstı.

Böylesine kritik maçlarda en önemli iki faktör, takımın ilk on beş yirmi dakikalık bölümde yiyeceği baskıyı kazasız atlatmak ve gereksiz yere görülecek kartlardan uzak durmaktır. Kazanımları ve kayıpları büyük olan kritik maçlarda hakemler de acımasız olurlar. Nitekim dün oynanan maçta hakem her iki takıma da kart gösterme konusunda fazlasıyla gaddar ve kesin bir tavır içerisindeydi. Hiç bir pozisyonu es geçmedi. Verilmesi gereken kartları rahatlıkla çıkardı.


Oğuzhan’ın yaptığı koşular ve çıkışların hep doğru noktalara olması, Beşiktaş defansı ve orta sahası için rahatlama fırsatları yarattı. Kısa vadede çok daha başarılı olacağı ve takımın büyük bir yükünü sırtlayacağı şüphe götürmez. Bunun yanında Beşiktaş’ın tecrübesizlikten kaynaklanan bir takım zaafları da mevcut. İlk yarının kırk beşinci dakikasında yenilen gol, akıllara ilk maçta teknik direktör Bilic’in maçın sonunda dışarıya gönderilmesini hatırlattı. Bu anlık hatalar büyük çaba sarf edilerek turun kapısına dayanan kara kartalın şansını kaybetmesine yol açıyor. Acı gerçek şu ki, üst seviye maçların kaderini böyle pozisyonlar belirliyorlar. Ancak zamanla Beşiktaş’ın bu çizgisini koruması durumunda böyle kritik amatör hataları aşacağına ve çok başarılı olacağına inancımız sonsuz.

İkinci yarı takım daha atak bir oyun sergiledi. Gerçi ilk yarı bittiğinde telefonla konuştuğum daha önce Beşiktaş'da görev de almış olan kuzenim Eray ağabey, ikinci yarı Beşiktaş'ın aynı disiplini korursa, maçın sonuna doğru gol yememe paniğine girecek olan Arsenal'e gol atabileceğini ancak açık oynayıp sürekli atağa kalkarsa maçın üç farka kadar gidebileceğini söyledi. İşte o zaman hatırladım tek bir golün bizi tura götüreceğini. Eray ağabey haklıydı. Bu yapılabilirdi. Beşiktaş da aynen bu şekilde oynadı. Arsenal oyuncularından biri oyundan atılınca ibre tümden Beşiktaş'a döndü ama işte bütün o baskılı oyunumuza rağmen gol bir türlü gelmedi. İngiliz seyirciler heyecandan neye uğradıklarını şaşırıp her pozisyonda kendilerini yerden yere atmaya başladılar. Bir ara turun geleceğine gerçekten inandım ama ev sahibi takım maça eklenen dört dakikayı bile iyi direnerek tamamlamayı başardı.

Slaven Bilic, cezası sebebiyle takımının başında olamadı.
Maçı, tribündeki yerinden endişe ve heyecanla izledi.

Bu turu Arsenal ne kadar hak ettiyse Beşiktaş'da o kadar hak etti. Kara kartalı Arsenal'e rakip olarak bile görmediler ama Beşiktaş iki maçın genelinde de Arsenal'den iyiydi. Şahsen bu performansı beklemiyordum takımımdan. Beni fazlasıyla utandırdılar. Şimdi önümüzde UEFA ligi var. Beşiktaş böyle oynarsa izleyeceğimiz her maçtan büyük keyif alacağımız ve takımımızla gurur duyacağımızdan en ufak bir şüphem yok.

Ramon Motta'nın 42. dakikada düşürülmesine penaltı çalınmaması 
ve hemen peşinden Arsenal'in golünün gelmesi, maçın en dramatik anıydı.

Son olarak hakem hataları gibi komik kalabilecek bir söze girmek istemiyorum ama maçtan sonra Sky Sports'a konuşan Arsenal'li Jack Wilshere'in, tartışılan penaltı pozisyonu için "Penaltı pozisyonunda Motta'ya müdahalem vardı." dediği gerçeğini de atlamamakta fayda görüyorum. Dediğim gibi şans bizden yana değildi. Muhtemelen hakemler bu pozisyonu kaçırdılar ve maçın kaderi döndü. Kara kartala UEFA Avrupa liginde başarılar diliyor, heyecanla maçların oynanacağı günleri bekliyoruz.

Bu yazıda maçın teknik kısmıyla ilgili bölümler, Eray Akyürek tarafından kaleme alınmıştır.

ARSENAL 1- 0 BEŞİKTAŞ

Stat: Emirates Stadı
Hakem: Pedro Proença (Portekiz)

Arsenal: Szczesny, Debuchy, Koscielny, Mertesacker, Monreal, Wilshere, Flamini, Chamberlain, Mesut (Dk.77 Chambers), Cazorla, Alexis Sanchez
Teknik Direktör: Arsene Wenger

Beşiktaş: Tolga Zengin, İsmail, Pedro Franco, Ersan, Motta, Veli (Dk. 77 Nrcip), Atiba, Oğuzhan, Olcay (Dk. 63 Gökhan Töre), Mustafa Pektemek (Dk. 87 Cenk), Demba Ba
Teknik Direktör: Slaven Bilic

Gol: Dk. 45 Alexis Sanches (Arsenal)
Sarı Kartlar: Debuchy, Szcesny (Arsenal), Veli Kavlak, Oğuzhan, Franco, Atiba, Gökhan (Beşiktaş)
Kırmızı Kart: Dk. 75 Debuchy (Arsenal)

1 yorum:

  1. Of ya ne maçtı, tüm maçı izleyemedim ama Demba Ba'yı gördüğüm 15 dakika boyunca çok tutmadım. Ellerini kollarını sallayarak gezen forvet fikrini hiç sevmem, resmen 10 kişi oynuyorsun gibi, baskı yok, yanında top geçiyo bakıyor filan. Kondisyonumuz çok iyi, maç sonunda Arsenalliler sevincek bile güç bulamadı yerde oturdular. Lige de böyle başlayıp devam edebilirsek şampiyonluğun en büyük adayı oluruz.

    YanıtlaSil