23 Eylül 2014 Salı

BURSASPOR 0 - 1 BEŞİKTAŞ (22/EYLÜL/2014)


Beşiktaş, ligin üçüncü maçında zorlu Bursaspor deplasmanından üç puan çıkartmayı başardı. Bu üç puan benim nazarımda altı puana eş değerdi zira Avrupa kupaları ve ligde ardı ardına gelen beraberlikler sonrası hain basın tarafından yaratılan suni karmaşa ortamının bir şekilde aşılması gerekiyordu. Bunun tek yolu da alınacak üç puandı. Bildiğiniz üzere bir hafta önce Beşiktaşımızın teknik direktörü Slaven Biliç'e başarılı olduğu için teklifler olduğu ve bu vesile ile yönetimin kendisine sözleşme imzalatmak istediği ile ilgili haberler vardı. Beşiktaş düşmanı hain basın, bir hafta sonra alınan üst üste iki beraberlik sonrası, otuz sene öncesinden kalmış, kokuşmuş, küflenmiş çamur zihniyetleriyle hocamızın kuyusunu kazmaya kalkıştılar. Kendini konuya hakim otoriteler zanneden sözde spor yazarları, gaddarca bir karalama kampanyasına giriştiler. Oysa iki maçla hoca gönderme günleri geride kaldı. Sonuçta onlar için Beşiktaş'ın istikrarlı yükselişi ve uzun vadede elde edeceği başarıları değil, gündelik flaş haberleri önemli. Bazıları beyanlarında o kadar ileri gittiler ki, okurken ve dinlerken ben utandım. Tabi bu sizin değil, size hala köşe yazısı yazdıran, televizyona çıkartanların suçu.

İşte maalesef ortam böyle iken Beşiktaş'da en zor deplasmanlardan birisine çıktı ancak ev sahibi takımın izleyicileri maça ilgi göstermeyince, oyun sırasında takımın üzerinde kurulabilecek dış baskı hafiflemiş oldu. Gel gör ki maçın ilk yarısında Beşiktaş öylesine kayıp bir futbol oynadı ki, bir an maçın üç sıfır ev sahibi Bursaspor lehine dönebileceği düşüncesiyle içim karardı. Siyah beyazlı oyuncuların hepsi kötüydü. Beşiktaşlı oyunculardan beklenmeyecek inanılmaz kötü hatalı paslar ardı ardına dizildi. Neyse ki Bursaspor'un maçı koparabilecek gücü yoktu. Bazı çevrelerin 'Bursaspor ilk yarı Beşiktaş'ın oyununu bozdu' türünden beyanlarını duydum. Ne yazık ki bu düşünceye katılmıyorum. Beşiktaş birinin bozduğu bir oyun değil gayet kötü bir oyun ortaya koydu. Ardından Slaven Biliç oyunu iyi okudu ve benim o an pek onaylamadığım bir şekilde Oğuzhan'ı oyundan alıp yerine Sosa'yı koydu. Burada sözüm yanlış anlaşılabilir. Ben oyuncu değişikliğinden değil, dakikasından memnun değildim. 'Kardeşim, dakika olmuş kırk üç. Bekle bitsin ilk yarı, sonra ne yapıyorsan yap!' diyesim geliyor ama tabi elbet profesyonel yanı da vardır bu hamlenin diye düşünmeden de edemiyorum. Sonuçta dışarıdan konuşmak kolay. Adam bu işi yapmak için para alıyor.


İkinci yarı başladığında hiç bir şey değişmediğini görünce, gözümün önünde ertesi güne ait olası kara kartal ve teknik heyeti yerden yere vuran hain basın manşetleri uçuşmaya başladı. Sonra bir şey fark ettim. Zaten çok başarılı olmayan Bursaspor yorulmaya başladı. Bunu takiben de, Beşiktaş beklemediğim bir şekilde toparlanmaya başladı. Geç de olsa seksen altıncı dakikada gelen gol ile Beşiktaş adeta kanatlarını açıp havalandı. Aslında golün böylesine geç gelmesi bir yandan iyi oldu. Bursaspor'a golü çıkartacak vakit kalmadı. Tabi hakemin sanki stadın elektrikleri kesilmiş de ara verilmiş gibi oyuna dokuz dakika eklemesini saymıyorum. Öyle yada böyle, takım biraz iyi oynayınca bile karşısındaki takım için durdurulamaz oluyor. Beşiktaş anlamsız bir şekilde tam performansını ortaya koyamıyor. Bu son iki haftadır böyle. Geçici olması temennimiz.

Maçta centilmenlik adına da dramatik dersler vardı. Bursaspor'un iki numaralı oyuncusunun, Sivok'un kafasını tekmelemek suretiyle patlatmasını takiben, bir şey olmamış gibi arkasını dönüp gitmesi ve Slaven Biliç'in kendisini eleştirmesine de el kol hareketleriyle tepki göstermesiyle, bir sporcunun nasıl zeki, çevik, aynı zamanda ahlaklısı olunamayacağı dersi verdi. Eminim birileri bu pozisyonu futbol dersi olarak genç oyunculara anlatmayı akıl eder. Ben böyle bir sakatlığa sebep olsam, her şeyden önce elim ayağım buz keser. Ne yapacağımı şaşırırım üzüntüden. Adam kanlar içinde kalmış. Korkmaz mısın? Tabi bir taraftan da yayıncı kuruluş yüksek çözünürlüğü olan kameralarını seferber edip şiddeti en iyi şekilde çekme ve sergileme çabasında. Al sana müthiş süper lig. Heyecan dorukta !


Yayıncı kuruluşta çalışan sözde spor otoritelerinin, Veli'nin aynı pozisyonla iki defa düşürülmesinin nasıl penaltı olamayacağını anlatmak için yüz elli kamerayla tüm enerjilerini ortaya koymaları da pek manidardı. Bizden başka Beşiktaş'ın şampiyon olmasını isteyen yok herhalde. İsmi lazım değil iki rakibimizin son dakikalarda uydurma penaltılarla maçları nasıl kopardıkları üzerinde hiç durmayan yüce otoriteler, Veli'nin iki pozisyonunu da detaylı bir şekilde çözmeyi başardılar maşallah.

Sonuç olarak Beşiktaş kritik bir virajı dönüp herkesi susturdu. Biz Beşiktaşlılara da derin bir nefes alıp, bir sonraki heyecan verici Avrupa kupası maçını beklemek kaldı.


BURSASPOR 0-1 BEŞİKTAŞ

Stat: Bursa Atatürk
Hakem: Cüneyt Çakır

Bursaspor: Harun, Şener, Civelli, Serdar Aziz, Behich, Ozan Tufan, Belluschi, Volkan(Dk. 79 Ferhat), Josue(Dk. 88 Enes), Bakambu(Dk. 69 Traore), Fernandao
TEKNİK DİREKTÖR: Şenol Güneş

Beşiktaş: Tolga, Necip(Dk. 46 Serdar), Franco, Sivok, İsmail, Veli, Hutchinson, Gökhan, Oğuzhan(Dk. 43 Sosa), Olcay(Dk. 89 Atınç), Demba Ba
TEKNİK DİREKTÖR: Slaven Bilic

Gol: Dk. 86 Olcay (Beşiktaş)
Sarı Kartlar: Veli, İsmail, Serdar, Demba Ba (Beşiktaş), Ozan Tufan, Civelli (Bursaspor)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder