4 Ocak 2015 Pazar

BEŞİKTAŞ 0 - 2 GALATASARAY (04/OCAK/2015)


Kara kartal, 2015 yılında çıktığı ilk maçta, Galatasaray'a kendi sahasında iki sıfırlık skorla mağlup olarak, liderlik koltuğunu Fenerbahçe'ye bıraktı. Maçın özellikle ikinci yarısında çok tutuk bir oyun sergileyen Beşiktaş, yapılan oyuncu değişikliklerine rağmen maçı kendi lehine çevirmeyi başaramadı.

Kuşkusuz bütün Beşiktaşlılar aynı benim gibi bu gece Galatasaray'ı Olimpiyat Stadyumunun çimenlerine gömeceğimize inanıyorlardı. Öyle olmasa tribünler dolmazdı. Soğuk havaya rağmen herkes oradaydı. Boşluklar sizi yanıltmasın. Stadyum normal standartlara göre fazla büyük. Her neyse. Maç yoğun yağış altında başladı. Bunu çok da abartmamak lazım zira Rusya liginde neredeyse her maç bu şartlarda oynanıyor. Benim ilk dikkatimi çeken, Galatasaray'ın sahada daha kalabalık göründüğüydü. Neredeyse şüpheye düşüp kaç kişi olduklarını sayacaktım. En az on dört kişi olduklarına yemin edebilirdim. Elbette bu mümkün değil ama sahaya öylesine iyi yayılmışlardı ki, Beşiktaş'ı adeta bir örümcek ağı gibi sardılar. Kara kartal, oyun oynayacak alanı yaratmakta büyük sıkıntı çekti. Defansta dört kişiydiler ama özellikle Semih en az iki kişi gibi oynadığından, belki de defans beş kişi kabul edilebilirdi. Şu bir gerçek ki Beşiktaş'a yenilmek istemiyorsan, dişe diş oyundan sakınarak sahaya çıkacaksın. Galatasaray dersine çok iyi çalışmış. Hiç oynamadılar ama oynatmadılar da. İlk yarı bu şekilde hızla geçip gitti. İkinci yarıda yine aynı taktikle sahaya çıktılar. Ellinci dakikada Melo ceza sahasında kendini unutturmak ve Beşiktaşlı oyuncuları bezdirmek için her türlü profesyonel oyunu yaptı. Başarılı da oldu. Golünü attı. Açıkçası buraya kadar Galatasaray'ı gönülden tebrik etmek istedim. Bir takım ancak bu kadar iyi 'Beşiktaş'ı nasıl yenersin' taktiği uygulayabilirdi. Yani şimdi Galatasaray bile Beşiktaş'ı yenmek için dişe diş oyun oynayamıyor diye gurur mu duysam bilemedim. Golü yedik sonuçta.


Maç bu şekilde devam edip yenilseydik, 'Tebrikler Galatasaray' diye başlık atmaktan çekinmezdim. Gel gör ki hakem sanki kendisine çok ihtiyaç varmış gibi sahneye çıktı. İster bana inanın, ister inanmayın. Maçın daha on beşinci dakikasında, Galatasaraylı oyuncuların Veli'nin üzerine oynayacaklarını gördüm ve dile getirdim. Sevgili babam da buna şahittir. Adamlar çok profesyonel iş çıkarttılar. Bunu söylemem size tuhaf gelebilir ama hayran kaldım. Nitekim dediğim çıktığı için kendimi de övmeden edemeyeceğim. Hakem, altmış ikinci dakikada Veli'ye inanılmaz bir kırmızı kart göstererek doksan dakika tamamlanmadan bitiş düdüğünü çalmış oldu. Çok merak ediyorum bu kırmızı kart için açıklaması veya kabul edilebilir bir bahanesi var mı? Veli, kendisine doğru uzatılan ele aynı şekilde karşılık verince, sanki bunu bekliyor gibi nasıl da hızla çekti kırmızı kartı. Türk futbolunu bu şekilde dengesizleştirmek üzere kimden yetki alıyorlar bilemiyorum. Gerçekten maça yazık oldu. Teknik direktör Bilic, orta saha Veli'nin yokluğuyla çökünce, oyuncu değişiklikleriyle durumu toparlamaya çalışsa da, Beşiktaş her yerinden sular fışkıran patlak bir su borusu gibi dağıldı. Televizyona hiç bakmadığım halde medya vampirlerinin Bilic'e yüklendiklerini hissedebiliyorum. Siz çok biliyorsunuz, Biliç hiç bilmiyor zaten. Maçın sonuna doğru takım öylesine oyundan düştü ki, yaptıkları ataklarda ne kadar zorlandıklarını izlerken kendimi çok kötü hissettim. Hakem eliyle yoğunluğu böylesine bozulan bir Beşiktaş'ı izlemek bana acı veriyor. Beşiktaş bunu hak etmiyor.

Maçın sonuna doğru hakemin maça iki dakika bile eklemeyeceğine dair kehanetim tutmadı. Tam beş dakika ekleyerek beni şaşırttı. Tabi savunma güvenliğini bırakan Beşiktaş, bu beş dakikada ikinci golü de yeyince, iş daha dramatik bir hal aldı. Ağlamamak için televizyonu kapattım ve fişini çektim. Hani olur da yanlışlıkla açılır da yayıncı kuruluşun rezil spikerini futbolcularıma 'Geçmiş olsun' derken görürsem televizyonu kırarım diye çekindim. Yani nasıl desem, gerçekten çok üzülerek söylüyorum ama maalesef önümüzdeki maçlara bakacağız.

Stat: Atatürk Olimpiyat

Hakemler: Cüneyt Çakır, Bahattin Duran, Tarık Ongun, Özgüç Türkalp(4. Hakem)

Beşiktaş: Tolga, Serdar, Pedro, Ersan, Motta, Veli, Gökhan, Sosa(Dk.85 İsmail), Oğuzhan, Olcay(Dk.66 Kerim), Demba Ba(Dk.75 Cenk T.)

Yedekler: Cenk G., Atınç, Ümit, İsmail, Uğur, Kerim, Cenk T.

Teknik Direktör: Slaven Bilic

Galatasaray: Muslera, Chedjou, Sabri, Semih, Telles, Emre, Selçuk, Sneijder(Dk.80 Olcan), Melo(Dk.71 Bruma), Umut(Dk.60 Hamit), Burak

Yedekler: Sinan, Hakan, Hamit, Yasin, Olcan, Pandev, Bruma

Teknik Direktör: Hamza Hamzaoğlu

Goller: Melo (Dk.50), Burak (Dk.90+5)

Sarı Kartlar: Ersan (Dk.20), Emre (Dk.90+1)

Kırmızı Kart: Veli (Dk.62)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder