Beşiktaş
ne yazık ki şampiyonluk yolunda üç puan daha kaybederek, hedefi ikincilik
olarak yenilememize sebep oldu. Oysa kara kartal gerek fikstür avantajı olsun
gerek puan avantajı olsun, sahip olunabilecek her türlü imkâna sahipti.
Stadımızın yenilenme döneminde olduğu bu sezonda, önce Olimpiyat stadında
başlayan macera, sanki on yıllardır futbolu olimpik stadyumlarda değil de
futbola özel tasarlanmış stadyumlarda oynuyormuşuz ve bu sebeple mağdur olmuşuz
gibi bir platforma taşınınca, bayağı sıkıntı çektiğimiz söylenebilir. Alınan
skandal bir kararla Kasımpaşaspor stadyumuna taşınmamızın yönetimin en kötü
kararı olduğunu ayrıca belirtmeliyim. Şampiyonluğun bize altın tepside teslim
edilmeyeceği açıktı. Bu türden hatalı kararlar da tuz biber oldu. Şimdi bu
anlattıklarımın Karabükspor'a yenilmiş olmamızla ne alâkası var diye
sorabilirsiniz.
Demek
istediğim şu ki, tüm olumsuz şartlara rağmen en başta belirttiğim üzere
özellikle son on beş maçta takımın yakaladığı puan avantajı gerçekten ümit
vericiydi. Ben şahsen bu takım şampiyon olur diye düşünmüştüm. Yanlış
düşünmüşüm. Takımımızın gelecek vaat ettiği bir gerçek ama kadro henüz şampiyon
olabilecek kadar oturmuş değil. Teknik kadronun da ilk senesi olduğunu
düşünürsek, ikincilik iyi bir sonuç olacaktır. Lütfen bu sene Fenerbahçe'nin
ligi birinci de tamamlasa, ikinci olanın şampiyonlar ligine doğrudan
katılacağını unutmayalım. Buna o vakit geldiğinde stadyumumuzun inşaatının da
tamamlanmış olacağı gerçeğini eklersek, siz önümüzdeki senenin güzelliğini hayâl
edin.
Şimdi,
yenilginin üzerine örtü sermek için yeterince süslü paragraflar yazdığıma göre,
biraz da futbol konuşalım. Bu gece topun Beşiktaş'ı sevmemesi bir yana,
futbolcular da topu pek sevmedi. Ben ne olursa olsun Beşiktaş'ın bu maçı
alacağına inanıyordum ama beklemediğimiz sürpriz bir olay gelişti. Beşiktaş maç
boyunca daha etkiliydi ancak Karabükspor altmışıncı dakikadan sonra aniden
toparlanarak baskı yapmaya başladı. Bu durum kara kartalın dengesini fena
bozdu. Böyle bir performansı ev sahibi takımdan beklemiyordum. Beşiktaş ne
yaptıysa golü bulamadı ve sekseninci dakikaya gelindiğinde artık ümidimi
kaybetmiştim. Hatta her zaman olduğu gibi golü yiyeceğimizi de hissettim.
Bundan nefret etsem de maalesef yaklaşanı görebiliyorum. Artık bu bir lanet mi
yoksa hediye mi, bir türlü karar veremedim.
Ne
kaderdir ki, Beşiktaş sahada iki golcü oyuncu ile mücadele etmesine rağmen golü
bulamadı. Olan oldu ve golü biz yedik. Hem de bu golü Beşiktaş’tan kiralık
olarak Karabükspor'a giden golcü oyuncu Eneramo attı. Gol kaçıncı dakikada
geldi? Doksanıncı dakikada geldi. Trajediye bak sen. Geçen hafta Galatasaray
ile ne de güzel dalga geçmiştik, öyle değil mi? Ben şahsen pek bir dalga
geçmiştim. Şu da var. Burada Eneramo'ya söyleyecek bir şey yok. Adama neden
bizim şampiyonluğumuzun önüne set çektin diye soramazsın. Oyuncuyu kiraya
vermişsin. Kiralayan kulüp adamı oynasın ve gol atsın diye almış. Eneramo
sahaya çıkıp Beşiktaş'a özellikle gol atmazsa, burada hak geçmiş olur.
Yakışmaz. Böyle bir beklenti Beşiktaş’a taraf olana yakışır ama bir
Beşiktaşlıya asla yakışmaz. Ancak Beşiktaşlı olmak ve Beşiktaş taraftarı olmak
arasındaki farkı bir kez daha vurguladıktan sonra şunu da eklemek zorundayım.
En azından dizlerinin üzerine çöküp çok sevinme hareketleri yapmasaydın be
adam! Seni Beşiktaş'a alanda kabahat. Belli ki golcüsün ama büyük takımın
golcüsü olacak kapasitede değilsin. Öyle olunca da maya tutmuyor. Sonra da
böyle trajik sahneler yaşanıyor. Kimse de yakın gelecekten defterleri açıp, “Bu
adamı kulübe kim aldı?” diye sormuyor. Oyuncu alınıyor, başta oyuncu olmak
üzere birileri paraları kazanıyor ama günün sonunda olan kara kartala oluyor. Kiralık
golcümüz neden bize gol attı diye soracağımıza Beşiktaş’a futbolcu alırken
kulübe ne kadar yakıştığına bakmamız gerekir. Süleyman Seba öyle yapardı.
Ne güzel ondan geriye sayıyorduk. Kaldı yedi maç. Matematiksel olarak bir şey bitmedi diyeceğim ama komik de olmak istemiyorum. Beşiktaş bugün maçı kazanmayı o kadar da istemedi. Oyuncular istemezse derdi bana düşecek değil herhâlde. Siz siz olun, maç bittiğinde takımınız kazanmış ise o galibiyeti doya doya yaşayın. Kaybetmişse, unutun gitsin. Ne kadar Beşiktaşlı olduğunuzun böyle ölçülmesine de izin vermeyin. Taraf olmayın, Beşiktaşlı olun. Hem klasik bir futbol deyimi var. Atamayana atarlar, öyle değil mi? Attılar işte.
Stadyum: Dr. Necmettin Şeyhoğlu Stadyumu.
Hakem: Tolga Özkalfa.
Karabükspor: Waterman, Erdem Özgenç, Mabiala, Murat, İshak, İlhan, Musa (Dk. 82
Yiğit), Furkan (Dk. 86 Erkan), Sow, Ahmet (Dk. 67 Jones), Eneramo.
Teknik Direktör: Tolunay Kafkas.
Beşiktaş: Tolga, Necip (Dk. 60 Kerim Frei), Franco, Dany, Motta, Veli, Atiba,
Oğuzhan (Dk. 36 Almeida), Jones, Olcay, Mustafa Pektemek.
Teknik Direktör: Slaven Bilic.
Gol: Dk. 90 Enaramo (Karabükspor)
Sarı Kartlar: Musa Çağıran, Enaramo, İlhan (Karabükspor), Jermaine Jones, Mustafa
Pektemek (Beşiktaş)